gazetedeki haberi görünce hangi hayvan diye aklımdan geçirdiğim, hem paçoz hem çirkef diva, hak hak diye yırtındığı günlerin ardından, amaaan canım onlar hayvan, insanlar için yaratılmış gibi zavallıca bir açıklamayla, insanların gözünde bir karınca boyu kadar itibarı kalmamış olan/kalmaması gereken hilkat garibesi, düşmüş şarkıcı!
zaman zaman dalgınlıktan, yazdığımın gitmediğini sanıp (özellikle cepten giriyorsam) abandığımdan veya bir başlığa uzun süre bir şey yazmadığımda yazdığımı unuttuğumdan birkaç kere -özürlerimle- gerçekleştirdiğim eylem. bazen bir entiriokuyorum aa diyorum ne kadar benim yazacağıma benzer şeyler yazmışlar, ben de aynı bu cümleler ifade ederim diyorum, bir bakıyorum ben yazmışım zaten onu.
iki hafta önce çiçek barda yarım saat muhabbet ettiğim müthiş şarkıcı, dev ses, bu ülkeye imaj, sahne şovu, şarkı, dans, enerji, sahne hakimiyeti gibi konseptleri getiren ve yayan halan çılgınlığında bişey kaybetmemiş ve 2012 yılında ethnic rock isimli bir albümle yeniden müziğe dönmüş sanatçı....
müziğin en büyük üstatlarından bu işin mutfağında yetişmiş, bu ülkede kayahanın dinlenebilir olduğu zamanlardaki albümlerine imzasını atmış, bir mirkelam gerçeğini ortaya çıkarmış, şebnem ferah'a el etmiş, her türlü müzik ortamında en üst sıralarda yer almış, parmağını değdirdiği müzik albümünü uçurmuş, geçen sene "zamansız şarkılar" albümünü çıkarmış ve akabinde konseptini sahneye taşımış büyük müzisyen. saygıyla eğiliyorum, bu arada sanıyorum 150 kilo filan olmuş. arkadaşım şebnem keskin onun grubunda program yapıyor her cuma gecesi taksim, mask'ta.
aşağıda izleyeceğiniz üzere, bizzat klip çektiğim sanatçı.
kamera arkası: amera
15 temmuz 2012 tarihinde bir senelik çalışmalarımızı tamamlayıp heybeliada'da yaşar için çektiğimiz video klibimiz. bu klip dört kişinin yaşar'a bir hediyesi, bir vefa borcudur. bu videoklip bir sanatçı için sevenlerinin tüm maddi manevi olanaklarını ortaya koyup çektiği ilk videokliptir.
bu klibin çekimi tam bir sene sürdü. bu süreçte, daha önce kamera ve çekim işleriyle hiçbir bilgi ve bağlantısı olmayan, hepsi farklı mesleklerden dört kişi ve bir de melek olmuş bir kardeşimiz -haftasonları fikir alışverişleri, toplantılar, mekan araştırması, senaryo, konu bulmak için- bir araya geldi. bu arada yaşar'ın da haberdar olmasını sağladık. şu an bu klibi izliyorsanız, yaşar'ın bize verdiği motivasyonun da payı çok büyüktür. sonrasında yaşar'ın da onayını alarak 15 eylül 2012'de konser öncesinde jolly joker'de gösterdik.
bu video klip süreci, benim 15 ağustos 2012'de her dem yaşar grubumuzda açtığım "madem eski yazlar albümüne klip gelmiyor, o halde biz niye çekmiyoruz" düşüncesini ortaya atarak başladı. bu klibi izlerken -yorum yaparken- tüm acemiliğimizi ve iyi niyetli çabalarımızı göz önüne almanızı rica ederiz.
bu bizim için çok büyük ve anlamlı bir süreçti, dilerim siz de izlerken aynı heyecanı duyarsınız. bu klip osman büger'e ithaf edilmiştir.
ilkokuldaki kokulu silgilerin en önemli karakterlerindendir bu sevimli arıcık. siyah sarı şeritleri kıvırcık saçlarıyla bir dönemin arılara sempati duymasını sağlamıştır.
bir westlife, bir boyzone olmasa da hatrısayılır başarılı şarkı sahibi grup. elton john düetleri "sorry seems to be the hardest word" enfestir, kelime anlamı olarak "mavi" demek olup sonuna "s" eki gelirse yani "blues" olduğunda hüzün anlamı da taşır.
sakalsızsa asla radarıma girmeyecek erkek tipi. tek bıyık kadar erkeği çirkin ve yaşlı gösteren bir şey yok. tabi ki istisnaları da yok değil. mesela bir bülent inal olsun, bir burak tamdoğan olsun bunlarda enfes duruyor ama genel itibariyle çekici bulmadığım erkek tipi.*
şu anda iskender paydaşın solistlerinden biri olan ve ikinci albümünde yer alacak olan kendi küçük sesi kocaman arkadaşım. her cuma mask'ta sahne alıyorlar.
bu akşamki bölümde baya iyi geldi. şennur teyzenin sözlerine ve gizemin saçmalamasına çok gülüyorum. sanki gülse birsel de nasıl yazabileceğini biraz daha göstermiş oldu bu bölümle. severek izliyoruz.
hiç de içim almıyor ama..
ben öyle demiyom oğlum
araya gideceğine canıma gitsin
çiğ silikon mu bu?
fikri olmamak ama zikri olmak, elde tespih, ağızdan çer çöp kürdan sigara vb bir nesne düşürmemek, dilden erkeklik adamlık delikanlılık ve racon derslerini eksik etmemek, ahlak bekçiliği yapmak ama ahlaksızlığın müptelası olmak, cin olmadan adam çarpmak, medeniyet seviyesinin altında kalmak, kültür ve bilgi birikimi edinmemek, hayat üniversitesinden mezun olmak, yobazlık, kaba davranışlar sergilemek, hoşgörü ve nezaketten uzak olmak, kafasını kullanamadığı için yumruklarını kullanmaktır.
ayyhhhh dün gece son dakkalarda gerim gerim gerdiler. yani bir gerilim filmlerinde böyle gerildiğimi hatırlarım bir de bunun dünkü bölümünün son sahnesinde. allah sizi bildiği gibi yapsın e mi son anda dedim bunu göstermeyecekler, haftaya bırakacaklar ki öyle de oldu zaten. şu senarist arkadaşlar da oya karakterine daha anlamlı ve okkalı laf sokan replikler yazsalar da azıcık içimizin yağları erise ayol. o kadar sinirleniyor, atarlanıyor ama iş merve'nin karşısında konuşmaya gelince pıssssss balon gibi sönüyor. vallahi içim şişti yemin ederim yeter diye bağırasım geldi.
en sevdiğim hikayelerimden... bir gün kadıköy'den eminönü'ye geçmek üzere vapur beklerken, yanına oturup çaktırmadan seyrettiğim beyefendiyle bir hafta sonra halvet olmuştum. vizelerim vardı o hafta, yoksa daha erken olurdum. sene 2001 yaş 18. genelde toplu taşımalardan (otobüs, tramvay, metrobüs...) kaldırdım adamlarımı... hatta bi keresinde yanımdan yürüyüp giden bir adamla on beş dakka sonra apartman bodrumunda halvet...
hülya koçyiğit, ayten gökçer, yavuz bingöl ve türevlerinin tüm aymazlıkları ve şuursuzluklarına karşıt aydınlık, omurgalı, bilinçli oyuncu nasıl olunurun örneği, şahane kadın... üstelik oyunculuğu hülya koçyiğit'inkinden daha çok yönlüdür.
geçen bir müzik programına gittim, tuvalette ellerimi yıkarken bir adam geldi, tuvalete girdi kapıyı kapatmadan da işemeye başladı. sonra bana baktı, kafasını çevirdi sonra bi daha baktı, ben de tam çıkmaya yönelirken geri dönüp bir daha ellerimi yıkamaya başladım tuvalet tarafındaki lavaboda, bi yandan adam bakıyor, ben de bekledim ben de bakmaya başladım, sonra adam "manyak mısın kardeşim" demesin mi? dedi yanlış anladım pardon dedim. ama tam rezalet... off hatırladıkça hem utanıyorum hem sinir oluyorum. yani adam bakmasa ben de çıkıp gidicem ama üç kere baktı yani. (bkz: sözlük yazarlarının utandığı anlar)
1) sürekli bir yalan dünyasında yaşamak zorundasınızdır, gizliyseniz hele aileye, iş arkadaşlarına, normal arkadaşlara (tabi gey dostu olmadığını bildiklerinize) yalan söylersiniz
2) homofobik bir toplumda yaşamanın getirisi, aşağılanır, hakarete uğrar, dövülür, tecavüze uğrar hatta öldürülürsünüz, ve o homofobik toplumun homofobik polislerince insan yerine konmazsınız, hatta onlar da size aynı muameleyi yapar
3) çoğu zaman iç dünyanızla ilgili karmaşaları kendi başınıza çözmeniz gerekir, dışarı anlatamazsınız, diğer geylerin de kendi dertleri olur onlar da bi yere kadar dinler
4) aileniz ve toplum tarafından ağır ithamlarla cezalandırılırsınız
5) size herkese g.tveren potansiyel muamelesi yapılabilir, gece s.ken adam gündüz size bir paçavraymışsınız gibi davranabilir, veya sarhoş muhabbetlerine meze yapar.
6) başınıza bir şey geldiğinizde, tecavüze uğradığınızda polise gidemezsiniz, zira polisin aklında sizin bu halinizle zaten davetiye çıkarmış olduğuna dair bir önyargısı vardır
offf bu kadar yazdım içim şişti, gerisini siz tamamlayın.
eve gidip duş almak, sonra gerizekalıya bağlamak, "aneeeymm hasta oldum ben aids oldum" diye kendini kahretmek, adama mesajlar atmak, "bir daha sikilmek için yalvarsam da gebersem de bana yazma, mesaj atsam da cevaplama" gibi saçma sapan mesajlar atmak, sonra adam gerçekten mesaj atmadığında neden mesaj atmıyorsun diye evine gitmek ve bir daha kendini siktirmek. sonra alışıyorsun tabi.
seni özlüyorum deli kadın, bütün bu dünyanın kiri pası içinde ekranlardan yansıyan ve bize her şeye rağmen umut var dedirten temiz sevincini, neşeni ve kaleminden akan yüreğini özlüyorum, senin en ince espri yaparken bile gözlerindeki derin bakışı, en ciddi konuda bile muzip yorumlarını, kısaca seni özlüyorum deli kadın. bir resmine bakarken bile binlerce kare geçiyor gözümden, seni hiç tanımadım, tanıma imkanı bulamadım, ancak ben seni hep sevdim, senin bu dünyaya kattığın güzelliği sevdim, tüm dünyanın akılları bir araya gelse senin tek bir yorumla herkesi susturabilme becerini sevdim.
ama neyi sevmedim biliyo musun? daha seninle tanışmadan çekip gitmeni, daha şarkılar şiirler tamamlanmamışken çekip gitmeni, tabiri caizse daha karpuz kesecekken zengin kalkışı yapar gibi 80 +/- 60 yaşın baharında çekip gitmeni... yarım kaldı şarkılar, şiirler, daha çok şarkı var yazacak... daha fazla söz söyleyemem, söz söylemede senin eline su dökemem, senin sözünün üstüne söz söyleyemem, sadece diyebilirim ki, ulaşıyosa bu yazılar bir yerden sana, bir el salla oralardan bana. deli kızım uyan, bir tek sensin duyan!!! bu dünyada bize bir bakış borcun kaldı, acelen ne, bekle aysel!
müslümanlık ve islam özünde -aslında her dinde olduğu gibi- kardeşlik, hoşgörü, barış gibi güzel mesajlar içeren bir din. insanoğlunun elinde oyuncağa çevrildiği için sürekli kötü ve berbat bir din izlenimi yaratılan ancak insanların amellerinden dolayı bütün bir dinin alaşağı edilmesini doğru bulmuyorum, sonuçta ortada ortak ve güzel bir mesaj var ve sorun bu mesajı insanların kendilerine yonta yonta saçma sapan ve müslümanlıkla bağdaşmayan uygulamalara giderek yanlış bir müslümanlık izlenimi oluşturmasıdır. kulaktan dolma bilgilere pabuç bırakmamak için herkesin bir kere okuması gerektiğini düşünüyorum.
gerizekalıdır, komplekslidir, derdi varsa yüzleşmek yerine bu şekilde derdini anlatabileceğini sanandır, siktir olup gitsindir, sözlükten uzaklaşma nedenidir. böyle şeyler yapmamalıdır!!! hadi bunu da eksile gerzek dingil!
sanırım bazı yabancı nickli yazarların adlarını okumakta güçlük çeken yabancı dili iyi olmayan yazarcanlar için açılmış başlık. yoksa adı atıyorum karpuzsever olan bir yazarın nicki başka nasıl okunabilir ki?