sarosbalik

Durum: 1067 - 0 - 0 - 0 - 06.04.2016 02:23

Puan: 23394 - Sözlük Kaşarı

16 yıl önce kayıt oldu. 1.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 54

eski sevgiliyi unutmaya çalışırken gay olmak

" gay olunmaz doğulur" durumuyla çelişen ifade... eşcinselliği olunabilinen dolayısıyla da olunmaktan çıkılabilen bir şeye dönüştürdüğü düşünülünce de homofobik sayılabilinecek ifadedir.

biseksüellikten hareketle böyle bir ifade kullanıyorsa eğer bu sefer de bifobiklik söz konusudur. zira biseksüellik bir taraftan sıkılınca diğer tarafa sığınmak değil; her iki tarafa da "aşık olabilme potansiyeli"ne sahip olmaktır.***

gölgeler

seden gürel'in bir kadın şarklılar söylüyor albümünün incilerinden biridir.

(bkz: 6-7 eylül olayları)

kapımda yığıldı sesler
uyandı akşam sefası
gölgeler girdi selamsız
yıldız şahit ay utandı*
alacaklar beni senden
gölgeler zalim kararlı

üç yanı deniz şehirden
gece vaktiydi sürüldüm
yarimi bıraktım orda
sokağında kaldı gönlüm
çocukluğum, gençlik çağım
her adımda bin kez öldüm

sevdiceğim sorma halim
aklım hala gözlerinde
buralarda garip kaldım
çağıran yok kal diyen de
sevdiceğim haber versen
tanıdıklar ne alemde
sensiz öksüz, evsiz kaldım
çağıran yok kal diyen de

yanımda sevda getirdim
ocağı tüter bıraktım
bir ömürle yola düştüm
en çok sana ağladım
benle yaşıt komşu oğlu
en çok sana ağladım

http://ayisozluk.com/lnk/a07204

ayrıca (bkz: sibel alaş)

bir kadın şarkı söylüyor

kendisi harika bir albüm olmasının yanı sıra sibel alaş mucizesiyle tanışmama vesile olmuştur garip şekilde. albümde bulunan sebebim aşk ve gölgeler isimli parçaların sözleri sibel alaş'a aittir. çukurova ermenilerinin adana'dan kovulmalarını anlatan siya wan türküsü ve voghperk* ağıtının cover ıdır aslında. gölgelerin ise farkındalığı olan biri tarafından 6-7 eylül olayları için yazıldığı rahatlıkla anlaşılabilir.

katmer

soğan, kavurma, ıspanak ve isotla yapılanı* orgazmik tada sahiptir** ve urfa, antep, adıyaman ve diyarbakırda da yaygındır.

alaimisema

gökkuşağı demektir efenim. mabel matiz oğlumuzun ikinci albümü olan yaşım çocuk'ta bu isimle bir şarkı bulunmaktadır. mabel, 22 aralık 2012 tarihinde yeni albümü için verdiği lansman konserinde bu şarkıyı "her türlü cinsel ayrımcılığa karşı olduğunu" anons ederek söylemiş ve bu şarkıyı da bunun için yazdığını ilan etmiştir. afferindir ona!

istisna

ceylan ertem'in ütopyalar güzeldir albümünden bi şarkı; belki de en güzeli... istisnayı ısrarla eşcinsel camiadaki yoğun aşk ortamındaki gerçek aşklara benzetiyorum... bu yüzünden incitiyor " üzülür istisnalar kaideler var oldukça" kısmı.

ceylan ertem

mahallenin bakkalinin kocasi

süpürge, yer bezi, ara bezi derken gecenin şu saatinde ne yaptığı anlaşılan yazardır... bir sonraki başlığının zorunlu ev temizliği insanlık suçudur; yasaklansın! olacağını düşünmekteyim.*

sol framedeki başlıkların sıralama hatası

dark'ın açıklamasıyla durumun netleşmesinin yanı sıra son girilen iki tanımın yamuk similya ve en yaratıcı küfürler başlığına olması da bayağı manidar. mobilden bağlanan arkadaşlar hayal kırıklıklarını paylaşmak için eve varmayı bekleyememişler gibi görünüyor.**

sol framedeki başlıkların sıralama hatası

son bir kaç gündür var olan durumdur. niye olduğu sözlüğün duyurular kısmında belirtilmemiş üstüne de yazarlardan da bu duruma başlıklarla - tanımlarla** dikkat çekilmemiştir. bu durum ben de "ulan sadece bende mi oluyo ki bu olay" düşüncesini yaratmıştır.

pınar selek

takvim gazetesinden rasim ozan'ın 23 aralık 2012 tarihli köşe yazısına "pınar selek'in tarihe geçen savunması..." başlığıyla verilmiş. son duruşmanın 10 gün önce olduğunu ve bir sonrakinin de ocak ayınca görüleceğini düşününce "hayırdır lan"dedim ama google bu rasim ozan insanının bu takvim tutmazlığı hakkında pek bişi bilmiyor gibi görünüyor... üstelik bu metin de çok eski... ama asla kaale alınmayacak gibi değil.

-----------------------------------------spoiler-------------------------------------------------

bu savunma 2006 yılıda yapıldı... "hukuki dilde adı "savunma" olan bu metni çeşitli suçlamalara karşı kendimi savunmak için değil, uzun süredir yaşadığım kuşatılmaya karşı onurumu, kişiliğimi, hayatla kurduğum ilişkiyi ve özgürlük arayışımı nasıl savunduğumu anlatmak için size sunuyorum.
özgür, ahlaklı, mutlu bir yaşam nasıl mümkün olabilir sorusu, çocukluğumdan beri beni meşgul ediyordu. bu sorulara yanıt bulmak, toplumu, kendimi anlamak ve özgürlük alanımı genişletmek için sosyoloji okudum...
travestilerin dışlanmasına ilişkin araştırmamı tamamlayıp bunu yüksek lisans tezi haline getirdim. her biri, farklı dışlama mekanizmasından etkilenen insanlarla, ortak bir atölye çalışmasında yer aldım: sokak sanatçıları atölyesi.
kim olursa olsun, dara düşen bize uğruyordu. dışlandığı için saldırganlaşan insanlar, kendilerine ve başkalarına güvenmeyi, burada öğrendi. burada tineri ve fuhuşu bırakanlar oldu.
tam kök salmaya başladığımız sıralarda şu meşhur komplonun içine düştüm ve baş artisti oldum. mısır çarşısı komplosu, öncelikle bizim çamurdaki gönül bahçemize, bir saldırıydı. kapısı hep açık olan, beyoğlu'nun ortasındaki mekânımız bombalarla damgalanınca ve oradaki en etkin kadın, bombacı olarak sergilenince, insanların umutları da tuz buz oldu...
peki ya benim açımdan, neler oldu?
oyunun kuralıymış, öğrendim. eğer şifreyi yüksek sesle söylemeye çalışırsan, suçlu ilan edilirsin. üstelik suçun şifreyi yüksek sesle söylemeye çalışmak olmaz. tam da senin karşı durduğun, mücadele ettiğin bir tutum sana mal edilir. örneğin bir rahibeysen, fahişelik yapmakla suçlanırsın.
hayatını islami değerlerin canlı tutulmasına adamış bir insansan, boynuna, içki ya da uyuşturucu tüccarı yaftası asılır. ya da bir anti militarist olarak bombacılıkla suçlanırsın. ve bu öyle kriminal bir tarzda yapılır ki sen savunmaya itilirsin.
suçlamalar sürekli tekrarlanır, tekrarlanır...
bunlar iddia biçiminde de verilse, çamur izini bırakır ve herkes sana baktığında bu suçlamaları hatırlar. artık sen asla eski kimliğini sürdüremezsin. savaş örgütü, seni terörize eder ve yeni bir kimlikle milyonların karşısına çıkarır.
araştırmamın yok edilmesi, bana acı verdi. ama yaraya el sürmeye çalışan bir tutumun bu şekilde cezalandırılması daha sonraki teşhis ve tedavi çabalarına yönelik de bir gözdağı oldu. bağımsız bir duruş arayışında olan kadınlara ve erkeklere bir işaret çakıldı. sosyologlara, sosyal bilimcilere, aktivistlere parmak sallandı.
ben, bir sembol olarak seçildim.
ben kendimi korudum, kuşatmaya, lanetlenmeye karşı varlığımı savundum. bu komplo beni zayıf düşürmedi ama ülkemiz açısından, tarihin tekerrürüne hizmet etti.
elimden alınan araştırma, tüm eksikleriyle birlikte, yaşadığımız sorunları, milli güvenlik siyasetinin dışında bir bakışla analiz etmenin yollarını arıyordu. yanlışlık ya da doğruluk ayrı meseledir. ama bir olgu eğer gerçekse, önemli olan bu gerçekliği derinlikli tanımlamaktır... son yirmi yıldır yaşadığımız şiddet ortamını da böyle ele almak zorundayız. sorunları aşmak, onların anlaşılmasına bağlıdır, anlaşılması için ise araştırmak gerekir. ben, iyi niyetli küçük bir çabayla bile iyileşeceğimize inanıyorum. ama bitiremiyoruz.
ve suyun kirlenmesini, havasız kalışımızı sadece izliyoruz..."

balıkesir

aynalı körük

yozgat yöresininmiş... bir yerden bir çalındı kulağıma, on saat oldu hala arada mırıldanırken buluyorum kendimi...*

oğlanın adı ömer belimi sıktı kemer
oğlanın adı ömer belimi sıktı kemer
belim ince beline belim ince beline
yakışır gümüş kemer

aynalı körük olmazsa ben gelin gitmem
tut kemani çalmazsa aynalı körüğede binmem
aynalı körük olmazsa ben gelin gitmem
tut kemani çalmazsa aynalı körüğede binmem

gel dağları aşalım hilalde buluşalım
gel dağları aşalım hilalde buluşalım
girelim biz kolkala girelim biz kolkala
çamlıkta dolaşalım

aynalı körük olmazsa ben gelin gitmem
tut kemani çalmazsa aynalı körüğede binmem
aynalı körük olmazsa ben gelin gitmem
tut kemani çalmazsa aynalı körüğede binmem

kaynak götüm medyası

odtü'nün bir üniversite olduğunu ve başka üniversitelerden öğrencilerin kütüphane kullanımı; öğrenci toplulukları etkinlikleri; konferanslar için gelebildiklerini yok sayıp "odtü öğrencisi olmayanlar okula nasil alindi?"

olaylarla ilgili hiçbir görüntüde sarı-kırmızı-yeşil bayrak ya da apo posteri olmamasına rağmen; hatta öğrencilerin etnik kökenlerinden bile referans vermeden "“eylemlerin arkasinda kck var”

vicdan sahibi her insanın paylaşabileceği "savaş bitsin, ölümler dursun" tepkisine sessiz kalmadıkları için "kck ve pkk'lilar için açlik grevi yapmişlardi"

milletvekili ve ardından bakan olduktan sonra konya yolunda kendisine ve ailesine ait olmayan bir metrekare alan bırakmayan ali babacan'ı protestoları için "bu ilk eylemleri değil"

1500 yıllık islam tarihinde olmayan ancak 10 yıldır kendi kıçlarından uydurdukları " kutlu doğum haftası"nı canlı biliminin en önemli tartışması olan evrimle bir tutarak ona izin vermediler ama bunu yaptılar diyip aslı "teoloji sempozyumu" olan sempozyumu karşı bir propaganda aracı olarak göstermek için "ateizm ve evrim programlari düzenlemişlerdi" *

diyebilen gereksizlik abideleridir...

http://www.radikal.com.tr/radikal.aspx?a...6c8

başbakanlar için odtü'ye girme kılavuzu

pek keyifli, su gibi akan bi yazı... sırrımızı açığa çıkaran hain'in böylesine can kurban* taktik 5'e bayıldım!!

paylaşmak isterseniz de linki ahanda şu: http://blog.radikal.com.tr/Sayfa/basbaka...

şimdi doğruya doğru, odtü’lü değilsen odtü’ye girmek her zaman zordur. yıllardır böyledir bu. odtü’lü olmayana kapıda zorluk çıkarılır, arkadaşlarını içeriye sokmak isteyen odtü’lüler de yoğun ders temposundan arta kalan zamanlarını bu alanda yaratıcı taktikler geliştirmeye adarlar. o yüzden eski bir odtü öğrencisi olarak sayın başbakan’a o gün olan olayları üzerine alınmamasını rica eder, hani olur da yanındaki 8 toma, 200 zırhlı araç ve 3600 polisin çok önemli işlerinin olduğu bir gün aniden odtü’ye girmesi filan gerekirse aşağıdaki naçizane taktikleri uygulamasını tavsiye ederim.

taktik 1: içeriden öğrenci kimliği bulma
bu basit ama başarı oranı yüksek taktiklerden biridir sayın başbakanım. önce içeriden bir öğrencinin kimliğini alın (zorla değil ama. durduk yere ankara emniyet müdürlüğüne çekmeyin çocukları. rica ederseniz her odtü’lü seve seve kimliğini paylaşacaktır sizinle) ve kızılay’dan odtü dolmuşlarına binin. kampüse yaklaşırken de kimliği cüzdanın içine yerleştirin ve sakın kapı görevlisi kimlik sorunca panikle kimliği ağzına dayayıp da acemiliğinizi belli etmeyin. bir de kimliği gösterirken fotoğraf kısmını parmağınızla kapatın. zira fotoğraftaki sarı lepiska saçlı çocukla sizi karşılaştırmaları inanın o kapıda isteyeceğiniz son şey olur. giyeceğiniz kapüşonlu bir eşofman üstü (sizi de kapüşonlu bir eşofman üstüyle düşündüm de bana bi’ gülme geldi, pardon) bu karşılaştırma problemini büyük ölçüde çözecek, sizi kapıdaki görevlilerin meraklı gözlerinden koruyacaktır.

taktik 2: istenirse her şey bir kimlik olabilir
odtü’ye çok girmek ister de kimlik bulamazsanız (zira yarattığınız son kaostan sonra kimlik ayarlamanız zor olabilir) şu sihirli sözü aklınızdan çıkarmayın sayın başbakanım: “yeterli özgüvenle her şey bir odtü kimliğine dönüşebilir.” evet, eğer siz bir şeyin kimlik olduğuna inanırsanız güvenlik görevlileri de onu bir kimlik gibi görecektir. bu teori kulağa çok saçma gelebilir ama benim ehliyetle, banka kartıyla hatta kupa papazıyla bile o kapıdan geçen arkadaşlarım oldu. ha bu başarıda dikkatsiz görevlilerin de payı olabilir, bir şey diyemem. sonra kapıda meclis kimliğiyle yakalanıp, görevliye “valla göktürk-2 uydusuna bi’ bakıp çıkacaktım” derken, “la yörü git!” diye kapı dışarı edilirseniz bana kızmayın.

taktik 3: akademik tanıdık ayarlama
eğer içeriden (rektör olur, asistan olur) akademik bir tanıdık ayarlarsanız (ki odtü rektörlüğünden yapılan basın açıklamasından sonra bu da çok mümkün değil sanırsam) eliniz çok rahatlayacaktır. yalnız kampüse girerken tanıdığınızın makamında olmasına özen gösterin çünkü kapıya artist artist gelip “ben refik galip’le görüşecektim.” dediğinizde onlar da refik’i telefonla arayıp sizi teyit edeceklerdir. çalan telefonu kimse açmazsa sizi zinhar içeri almazlar. (yazar burada muhteşem yüzyıl’a gönderme yapmıştır)

taktik 4: alternatif kapıları deneme
genellikle odtü’ye ilk girmek isteyenler önce a1 kapısını zorlar ama bu işi birçok defa yapmış olanlar diğer kapıları denemenin daha akıllıca olduğunu bilir. zira a4 ve a7 kapılarında kontrol daha seyrektir, hatta bazen kimlik bile sormazlar. danışmanlarınıza “a4 diye bi’ kapı varmış, oradan girseydik ya lan?” diye çıkışırsanız muhtemelen size “a4 dosya kâğıdı değil miydi ya?” diye cevap vereceklerdir. onları çok da ciddiye almayın.

taktik 5: çarşıdan dükkân kiralama
yukarıdaki taktikler kısa vadede işe yaramazsa size vereceğim en garanti taktik çarşıdan dükkân kiralamak. söz konusu olan bir norveç bir yunan başbakanı olsaydı bu taktiği hayatta anlatmazdım ama siz dünyanın en zengin başbakanlarından olduğunuzdan gönlüm rahat. odtü çarşısından küçük bir dükkâna vereceğiniz kira bütçenizi sarsmaz muhtemelen. bir büfe açarsınız ya da kırtasiye. fotokopi, çıktı, ozalit filan derken dünyanın parasını kazanırsınız valla demedi demeyin.

taktik 5: öss yoluyla odtü’ye girme
ben katakulli yapmadan elimi kolumu sallayarak girmek istiyorum o kampüse diyorsanız, çözüm öss’de sayın başbakanım. 1 sene hazırlanıp sınava girerseniz olur o iş. hayır, yani odtü’yü kazananlar sizden daha mı akıllı? siz de zekisiniz ama çalışmıyorsunuz. çalışsanız yaparsınız bence. ben bu yaştan sonra nasıl yaparım diyorsanız bir dershaneye kaydettirelim olmadı sizi. yalnız bunun için de fethullah gülen’le aranızı düzeltseniz iyi olur çünkü o kadar dershanesi var adamın. ha ben meşgul adamım dershaneye de gidemem, fransa başbakanı ile temasta bulunmaya giderken uçakta geometri mi çalışayım diyorsanız adres ösym. zaten ösym kararları ağzınızdan çıkan bir çift lafa bakıyor, kendinize de ayarlarsınız bir şeyler. neyse ben artık bir şey demeyeyim, siz ali demir’le aranızda halledersiniz mevzuyu. şifre mifre derken baya ilerletti o işleri.

özetle odtü’lü olmayan birinin odtü’ye normal yollarla girmesi için yukarıdaki taktiklerden birinin kullanılması yeterli. zira olması gereken de bu. bir ülkenin başbakanı aynı ülkenin uydusunun uzaya fırlatışını izlemek için aynı ülkenin bir üniversitesine normal yollarla girebilmeli. törene kendisini protesto eden öğrencileri de davet edebilmeli. hatta törenden sonra onlara kumpir ısmarlayabilmeli.

ha aksi oluyorsa başbakan şapkasını önüne koyup nerede hata yapıyorum diye de düşünebilmeli.

tezer özlü

iz bırakan kitap cümleleri

''sordukları zaman, bana ne iş yaptığımı, evli olup olmadığımı, kocamın ne iş yaptığını, ana babamın ne olduklarını sordukları zaman, ne gibi koşullarda yaşadığımı, yanıtlarımı nasıl memnunlukla onayladıklarını yüzlerinde okuyorum. ve hepsine haykırmak istiyorum. onayladığınız yanıtlar yalnızca bir yüzey. ne düzenli bir iş, ne iyi bir konut, ne sizin medeni durum dediğiniz durumsuzluk, ne de başarılı bir birey olmak ya da sayılmak benim gerçeğim değil. bu kolay olgulara, siz bu düzeni böylesine saptadığınız için ben de eriştim. hem de hiç bir çaba harcamadan. belki de hiç istediğim gibi çalışmadan.istediğiniz düzeye erişmek o denli kolay ki… ama insanın gerçek yeteneğini, tüm yaşamını, kanını, aklını, varoluşunu verdiği iç dünyasının olgularının sizler için hiç bir değeri yok ki. bırakıyorsun insan onları kendisiyle birlikte gömsün. ama hayır, hiç değilse susarak hepsini yüzünüze haykırmak istiyorum.sizin düzeninizle, akıl anlayışınızla, namus anlayışınızla, başarı anlayışınızla bağdaşan hiç yönüm yok.aranızda dolaşmak için giyiniyorum, hem de iyi giyiniyorum. iyi giyinene iyi değer verdiğiniz için. içgüdülerimi hiç bir işte uygulamama izin vermediğiniz için.hiç bir çaba harcamadan bunları yapabiliyorum, bir şey yapıldı sanıyorsunuz.''

tezer özlü, '' yaşamın ucuna yolculuk''

homofobik homoseksüel

şafak pavey

malatya akp gençlik kolları myk üyesi melik birgin partiden ihraç edilmiş: http://www.dipnot.tv/o-tweete-jet-hiziyl...

laço

sözlük moderatörümüz naringergedan'ın geçirdiği bir dizi ameliyat sonrası aldığı haldir efenim. göz kamaştıran bu narin oğlana " sikmeye kıyamamak" başlığını hedaye ediyorum.*****
  • /
  • 54
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 1067

yok saymak

bir insana yapılabilinecek en büyük şiddettir!

mashrou' leila

herşey youtube'ta free surfing yaparken
şarkısına rastlamamla başladı...* ardından başka ne söylemişlerki derken altında aşağıdaki açıklamanın olduğu ımm el jacket isimli şarkılarını dinledim... onun da linki şu:


"it's about an female that defies the gender norm and wears her hair short and wears a jacket and pants all the time, hamed (the writer/singer) here is supposed to be a traditional arab person/the arab society in general which is very hetero-normative, he sees her standing on her balcony and he/they assume she is in fact male, because she also goes out all the time even at night when arab girls aren't expected to be outside their house. the whole song is an apology to her."

merakım daha da arttı kendileri için ve siz ayılar için* araştırmalarıma devam ettim. kendileri hakkında başına hasır antropolog şapkası geçirmiş avrupalı röportaj teyzesinin iyi bi müzik kanalında çıkan röportajlarını ve geri kalan müziklerini seyrettim. ermeni ve araplardan oluşan grup hem müzik hem de kliplerinde oynayan oyunculardan ötürü son derece geniş ve heterojen yapısı kesinlikle "ebru" imajında. grup elemanlarının seksilliklerinden ölüyor olmalarının dışında her biri en az iki yabancı dil bilen, yurt dışında da okullara gitmiş ve kendi toplumsal gerçekliklerinin farkında olan insanlar olması hasebiyle kendilerine hayran oldum. ve artık ölmeden yapılması gereken şeyler listemde kendilerini beyrut konserlerinden birinde dinlemek var.***

(bkz: you held my hand and you promised me a revolution)

gece okunan şiirler

"em rojên nexweş ên dawî dijin belkî
belkî em rojên pêşî yên xweş jî bijin
tiştekî tehlok heye di vî hewayî de
di navbera dahatû û rabirdûyê de
di navbera êş û dilşahiyê de
di navbera hêrs û bexşînê de
dm şikestin hê jî em ê bên şikestin
ji rojhilat ber bi rojava di hemû cîhanê de"

kürtçe bilmeyenler için:

"son kötü günleri yaşıyoruz belki
ilk güzel günleri de yaşarız belki
kekre bir şey var bu havada
geçmişle gelecek arasında
acıyla sevinç arasında
öfkeyle bağış arasında
biz kırıldık daha da kırılırız
doğudan batıya bütün dünyada"

(bkz: cemal süreya)

edit: pisinge zaten paylaşmış... ne güzel bir başkasının da gecenin köründe cemal süreya'nın bu şiiriyle umut biledeğini öğrenmek.

sevgili olmazsak sevişmem

heteroseksistliğinden geberen ataerkilliğin ibne dünyasına yansımasıdır... hani şu " gelin ata binmiş ya nasip demiş" kafasıdır resmen... ama madem retrosun** al sana eskiden kalma başka bi adet daha: gelin hamamı; gönder kocanı biz ayı sözlük ailesi olarak soyup edip bi halta yarar mı diye test edelim sonra sen istediğini ol adamla...*

(bkz: sevişmeden sevgili olunmaz)*

kekin içinden çıkan allah yazısı

akıl akıl gel kıçıma takıl vol.302043204320 şeklindeki haberdir. elin öldükten sonra karını 8 saat daha sikebilirsin yasalarıyla hristiyan domatesleriyle taşak geçerken yerli saçmalıkları övme durumudur... her neyse efenim, haberde ailenin verdiği aşırı keyifli pozun sinir bozuculuğuna rağmen yine de paylaşayım dedim.

ha, haberin sonundaki "kekin allah yazan kısmını ayıran çalık ailesi geriye kalan diğer kısımları çayla birlikte yedi" kısmında sandalyeden düşüyodum şerefsizim...*

http://www.ilgazetesi.com.tr/kekin-icind...


benzer durum için (bkz: koli göbeğine attırırken oluşan arapça allah yazısı)*

sevgilisinden yeni ayrılanlara tavsiyeler

dul kadınsın, bir ihtiyacın olursa çekinme.*

pınar selek

1971'de doğup iyi bir lisans öncesi eğitim aldıktan sonra akademik başarılarını mimar sinan üniversitesi* sosyoloji bölümünde devam ettiren ve şu sıralar yurt dışında olan sosyolog, feminist ve yazardır. 1998’de yedi kişinin hayatını kaybettiği mısır çarşısı patlaması davasından o günden beri yargılanan ve hakkında bir türlü nihayi karara varılamayan insandır. iki kez bu davadan beraat etmesine rağmen yargıtayda sürekli kararların bozulması süreci bugün itibariyle türkiye cumhuriyeti hukuk tarihine geçicek saçmasapan bir kararla tekrar bozulmuştur. kendi kararını bozan yargıtaya karşı kararında direnme kararı veren yerel mahkeme "ay biz vazgeçtik" demek suretiyle yargılama sürecini sil baştan ele almaya karar vermiştir. işin ilginç tarafı bu duruma eski kararda direnme fikrindeki savcı bile şaşırmış ve mütaalasını "iyi madem, suçlu, hadi yargılayak bari" şeklinde vermiştir...

kanıtsız, tanıksız şekilde yargılanıp hakkında müebbet hapis istenen selek'in davasından bir gün önce bir ülkeyi 30 yıl geriye götüren darbeyi yapan bir çok insanın ölümünden, kaybolmasından, sakatlanmasından sorumlu olan insanların ellerinde kahveyle talk show'a çıkarılmışçasına ifadesini alan mahkemeyle selek'in durumunu bu şekilde yargılamayı uygun bulan mahkemenin aynı anayasa ve yasalarla işlediğine inanmak güçleşmiştir.

son karar haricindeki yargılama süreci için bakınız: http://www.pinarselek.com/

pınar selek'in hepimizce okunması gereken kitabı için (bkz: sürüne sürüne erkek olmak)

(bkz: adaletin batsın türkiye)

şafak pavey

konuşmalarıyla, yaptıklarıyla, duruşuyla ve güzelliğiyle mecliste bulunmasından ötürü çok memnun olduğum insandır. şu sıralar kişisel web sitesinin kapağında cihan kırmızıgül'e destek için onunla, boynunda puşi ile çekilmiş bir fotografı bulunmaktadır. http://www.safakpavey.com/

(bkz: hayranı olunacak kadınlar)

chp teyzesi

yakın gelecekte biyoloji ve fiziksel antroploji bölümlerinde; uzak gelecekte ise paleantropoloji bölümlerinde homo kemalismus vajinismus ismiyle anılacak olan primat türüdür.

eşcinsel evlilikleri protesto gösterisi

coqueteria nickli has hanım ablanın "emekli cami hocaları yardımlaşma derneği" olarak nitelendirdiği bir grup insanın türkiye'de olan bitene kafa yormaya başlaması; dahası kafalarını yoran meseleler için sokaklara dökülmesidir.** öncelikle söz konusu gürühun eşcinsel evliliği ile ilgili yasanın geçmesi için bdp ve chp'nin kıçlarını yırtmalarının bile işe yaramayacağını düşününce dertlendikleri şeyin müslüman kürt camia'nın bdp ile ilgili bağlatılarını zayıflatmak olduğu düşünülebilir. dahası bu video bir kez daha göstermiştir ki eşcinselliğin ismi türkiye'de hala "ibnelik"tir.** vidyonun devamında başka konulara da değilinilmiş olunmasına karşılık değinilmeyen konular kendilerine "insan hakları savunucusu" diyen bu taşakları topuklarına değen elemanların aslında ne kadar samimiyetsiz olduğunu göstermektedir. samimiyetsizliğin ölçüsü için elemanların "insan" kategorisine neyi alıp neyi almadıklarını bir kez daha düşünmek gerekir.

son olarak da bu vidyonun ve bu tür amcaların ellerinde bu pankartlarla sokaklarda bulunmalarının, türkiye'deki eşcinsel hareketin artık ne kadar kuvvetli olduğunu gösteren bir geribesleme olduğunu düşünüyorum. normal şartlarda "yok saydıkları bir kesimin" varlığını kabul etmiş olmaları üzerinde de bu kesim için canlarının bu denli sıkılması eşcinsel görünürlük için - eşcinselliğin bir mücadele alanı yarattığını göstermesi açısından gayet kıymetlidir.

(bkz: ibnenin fendi hacıyı yendi )

http://www.sansursuzhaber.com/izmitte-es...

vatandaş ingilizce konuş daha çok konuş

evrensel iletişim ve bilim dili olan ingilizce'nin hakkının teslim edilmesidir. toplasan 70 milyon tarafından konuşulan bir dilin yerine 4 milyar insanın bildiği ve konuştuğu dille iletişim kurulması gerekliliği kuşku götürmez bir gerçektir. orta okuldayken tarih kitabında gördüm. bir dağın içine sıkışmış bir grup insanın köpekgillerden bir hayvanın lütfuyla o dağdan kurtulmaları*** sonra da üreyerek koskocaman orta asya'ya sığmayıp dünyanın dört bir yanına barbar olarak gitmesi, gittikleri yerlerde taş üstünde taş bırakmayan ve varolan kültürleri yok eden torunlarının biraz medenileşmesi için şarttır. devletin kurucu milletler arasında ingilizce konuşanların olmaması önemli değildir. ne de olsa devlet ne derse o olur. ingilizce konuşmayanlar hastanede tedavi edilmezlerse; askerde, okulda, karakolda...vs. aşağılanırsa seve seve ingilizce öğrenip medenileşirler zamanla ne de olsa...

(bkz: milliyetçilik karşıtı olayım derken millet karşıtlığı yapmak)

dark bear

ana dil başlığına yazmış olduğum "the language that a person can have; but not a state" girdisini 5 kere silen ve 4. kez bu işlemi yaparken bana nedenini "aynı entryi tekrar tekrar yollamana gerek yok aslında. türkçe meailini ilave etmen gerekecek, herkesin anlayabilmesi için" şeklinde bir açıklamayı nihayetinde lütfeden ayı sözlük yöneticisidir. kendisine "böyle bir kural olmadığını" belirtmiş olmama rağmen "böyle bir kurala gerek yok, herkesin ruhen ve beyinen bilmesi gereken birşey." diyerek beni dumura sürüklemiştir.

kurallarda herhangi bir ifadenin olmadığı sözlükte alıp başını giden seri eksileme olayına ruhunun ve beyninin ne dediğini çok merak etmekteyim.

(bkz: zeki müren ruhuna ve beynine göre versin)

chp teyzesi

yakın gelecekte biyoloji ve fiziksel antroploji bölümlerinde; uzak gelecekte ise paleantropoloji bölümlerinde homo kemalismus vajinismus ismiyle anılacak olan primat türüdür.

chp izmir kadın kolları

1 mayıs 2011 tarihinde gündoğdu meydanında toplu halde rastladığım teyzeler gürühudur. sayıca hayli kalabalık olmalarına rağmen birbirlerine tıpatıp benzemeriyle akılda kalmışlardır.* neyse chp deki değişim dalgalarının sonucu olarak 1 mayıs meydanlarına doluşturulan bu hanım teyzelerin ortamı pek garipsemiş olmaları gözden kaçmamıştır. bu teyzelerden birinin polis arama noktasında "evladım bizi neden arıyorsunuz, biz chp'li kadınlarız" cümlesi ve polisin bu cümleyi sikine takmadan işine devam etmesi üzerine ahretliğine destekte bulunmak isteyen sarı-kısa-fönlü saçları ve kırmızı şapkası olan bir başka teyzenin "akp'nin polisleri bunlar zaten" cümlesi bu gürühu anlamak için yetmiştir.

türkiye gençlik birliği

türkiye usulu neo-nazilerdir. nasyonel sosyalizmi savunan ne isa'ya ne musa'ya yaranamayan doğu perinçek taifesinin marifetir. chp ye kabul edilmeyen doğu perinçek'in partisinin isminden de vazgeçmeyerek kurdurduğu bu oluşum özellikle türk bayrağı ve atatürk posterlerini kullanması samimi chp'lileri etkilemiştir. kemalizm'in altı okundan "devrimcilik" okunun ve atatürk'ün söyleyip söylemediği tarihçilerce tartışmalı olan " bursa nutku"nun gazıyla toplumsal olaylar çıkarmaya pek meyillidirler. ha sözü açılmışken chp devrimcilik okunu ülkenin eğitim, bilim, teknoloji, ekonomik refahgibi etmenlerin ışığında muasır medeniyetler seviyesine çıkarılıp arkaik anadolu toplumunu dönüştürmek olarak tasavvur ediyorken işçi partisi ve tgb için bu ülkedeki azınlıkları ve kürtleri yok etmek anlamına gelmektedir.

(bkz: tgb'nin 24 nisanda odtü öğrencilerine saldırısı)
Henüz takip ettiği biri yok.