ben bu kadar senelik ibneyim, gabileye hiç üye olmadım, dolayısıyla orada chat de yapmadım, benim chat sayfalarım siberalem, hadigayri, hairyturks'tü . sanırım bu kategoriye giriyorum.
her yaz teyzemlere geldiğim ve özellikle silifke yolu üzerindeki yapraklıda muhakkak haftasonunu geçirdiğim güzel kent. susanoğlu gibi yerler her yaz muhakkak vakit geçirdiğim yerlerdir.
benim bir arkadaşımın başında bizzat gelen olay. şimdi olay kısaca şöyle gelişiyor -ki kendisi anlatsa gülmekten yere düşersiniz- bir adamla buluşuyor, böyle kadir inanır gibi, sert maço görünümlü, hatta beraber yürürlerken yoldan geçen birisi bu arkadaşıma bakıyor diye gidip çocuğu dövüyor filan. sonra bunlar eve geliyorlar, öpüşme sevişme, adam bekle bi dakka sana bir sürprizim var diyor, arkadaşım heyecanla bekliyor, sonra adam bornozla geri geliyor, ve bornozu açmasıyla arkadaşımın ağzı açık kalıyor, çünkü bornozun altından o vücuda giyilmiş kırmızı mini etekli bir beden çıkmıyor mu?? arkadaşım arkasına bakmadan kaçıyor. gerçektir, inaşlah zirveye getirirsem onu da anlatır size.
biscolata erkekleri görünüş itibariyle kesinlikle radarıma girmediği için beni pek ilgilendirmeyen olaydır. ilgilisine keyifli seyirler. kılsız tüysüz adamlara bakıp ne yapacağım.
büyüsüz cinsiz filan türk korku filmi çekileceğini gösteren, pek çok hollywood filminden daha gerçekçi bir korku sunan film! oyunculuk bi yana, bir gelişmenin -şiddet geninin keşfedilmesi- kötü ellerin geçmesi ile nasıl tehlikeli bir silaha dönüşebileceğini de gösteriyor bu film bence. bir de artık ağlayan bebekler ben de pek iyi bir etki bırakmayacak! (ayrıca bu filmden çıkardığım başka 2 ders var ki:
1) allahın unuttuğu, kuş uçmaz kervan geçmez yerlerde ev sahibi olmayınız
2) genetiği değiştirilmiş her şey gibi genetiği değiştirilmiş insan da zararlıdır, insanları olduğu gibi bırakınız!)
tabi bu işin şakası, çok etkilendim. biletin üzerinde filmin adı yazmadığı için göndermiyorum, on numara iş olmuş. tebrikler. bugün telden romiyi arayıp bizzat tebrik edeyim dedim ama ulaşamadım. böyle bir şeyin gerçek olma olasılığı bile insanın tüylerini ürpertiyor.
yalnız bi şey sorucam. o aile özellikle mi seçilmiş? yani onlar yanlış zamanda yanlış yerde olan insanlar mı, yoksa belirli bir özellikten dolayı mı seçilmişler? yaws minicik bebeğe içim gitti, o ağlamalar filan rüyama girecek kesin.
mankenden şarkıcı olmaz lafını al aşağı etmiş, kişilik yoksunu olmasını güzel şarkı seçimi ile telafi eden, asla sikime takıp da ciddiye almayacak olsam da, bir demet akalın gerçeği yaratan eski manken yeni şarkıcı. 1996 yılında sebebim şarkısı ile kimsenin sallamadığı bir insanken, özellikle ibrahim kutluayla olan münasebetini bitirdikten sonra yaptığı amazon kadın şarkılarıyla yeni devrin ajda pekkanı kategorisine yükseltilmiş şarkıcıdır. mankenlikten gelen kendini iyi pazarlama, iyi resim verme ve sahne duruşu gibi artılarıyla diğer mankencikler arasında sıyrılmıştır. makyajsız görüntüsü kaçınılasıdır yalnız.
burcumun da özelliği olarak, bazı konularda kendi kendime vardığım sonuç. mesela, müzik, konserler, yaşar, cd'ler gibi konularda en iyisi bende olsun isterim, bir bileti en önce ben almalıyım mesela. ama benim bencilliğim tamamen küçücük şeyler içindir, bu yüzden göze batmaz.
bizim ülke için uzak ihtimal olan, ancak sapık bireyler yetişmemesi için çok gerekli olduğunu düşündüğüm uygulama. bizim ülkenin insanlarına lazım asıl.
bu akşamki bölümde baya iyi geldi. şennur teyzenin sözlerine ve gizemin saçmalamasına çok gülüyorum. sanki gülse birsel de nasıl yazabileceğini biraz daha göstermiş oldu bu bölümle. severek izliyoruz.
hiç de içim almıyor ama..
ben öyle demiyom oğlum
araya gideceğine canıma gitsin
çiğ silikon mu bu?
fikri olmamak ama zikri olmak, elde tespih, ağızdan çer çöp kürdan sigara vb bir nesne düşürmemek, dilden erkeklik adamlık delikanlılık ve racon derslerini eksik etmemek, ahlak bekçiliği yapmak ama ahlaksızlığın müptelası olmak, cin olmadan adam çarpmak, medeniyet seviyesinin altında kalmak, kültür ve bilgi birikimi edinmemek, hayat üniversitesinden mezun olmak, yobazlık, kaba davranışlar sergilemek, hoşgörü ve nezaketten uzak olmak, kafasını kullanamadığı için yumruklarını kullanmaktır.
ayyhhhh dün gece son dakkalarda gerim gerim gerdiler. yani bir gerilim filmlerinde böyle gerildiğimi hatırlarım bir de bunun dünkü bölümünün son sahnesinde. allah sizi bildiği gibi yapsın e mi son anda dedim bunu göstermeyecekler, haftaya bırakacaklar ki öyle de oldu zaten. şu senarist arkadaşlar da oya karakterine daha anlamlı ve okkalı laf sokan replikler yazsalar da azıcık içimizin yağları erise ayol. o kadar sinirleniyor, atarlanıyor ama iş merve'nin karşısında konuşmaya gelince pıssssss balon gibi sönüyor. vallahi içim şişti yemin ederim yeter diye bağırasım geldi.
en sevdiğim hikayelerimden... bir gün kadıköy'den eminönü'ye geçmek üzere vapur beklerken, yanına oturup çaktırmadan seyrettiğim beyefendiyle bir hafta sonra halvet olmuştum. vizelerim vardı o hafta, yoksa daha erken olurdum. sene 2001 yaş 18. genelde toplu taşımalardan (otobüs, tramvay, metrobüs...) kaldırdım adamlarımı... hatta bi keresinde yanımdan yürüyüp giden bir adamla on beş dakka sonra apartman bodrumunda halvet...
hülya koçyiğit, ayten gökçer, yavuz bingöl ve türevlerinin tüm aymazlıkları ve şuursuzluklarına karşıt aydınlık, omurgalı, bilinçli oyuncu nasıl olunurun örneği, şahane kadın... üstelik oyunculuğu hülya koçyiğit'inkinden daha çok yönlüdür.
geçen bir müzik programına gittim, tuvalette ellerimi yıkarken bir adam geldi, tuvalete girdi kapıyı kapatmadan da işemeye başladı. sonra bana baktı, kafasını çevirdi sonra bi daha baktı, ben de tam çıkmaya yönelirken geri dönüp bir daha ellerimi yıkamaya başladım tuvalet tarafındaki lavaboda, bi yandan adam bakıyor, ben de bekledim ben de bakmaya başladım, sonra adam "manyak mısın kardeşim" demesin mi? dedi yanlış anladım pardon dedim. ama tam rezalet... off hatırladıkça hem utanıyorum hem sinir oluyorum. yani adam bakmasa ben de çıkıp gidicem ama üç kere baktı yani. (bkz: sözlük yazarlarının utandığı anlar)
1) sürekli bir yalan dünyasında yaşamak zorundasınızdır, gizliyseniz hele aileye, iş arkadaşlarına, normal arkadaşlara (tabi gey dostu olmadığını bildiklerinize) yalan söylersiniz
2) homofobik bir toplumda yaşamanın getirisi, aşağılanır, hakarete uğrar, dövülür, tecavüze uğrar hatta öldürülürsünüz, ve o homofobik toplumun homofobik polislerince insan yerine konmazsınız, hatta onlar da size aynı muameleyi yapar
3) çoğu zaman iç dünyanızla ilgili karmaşaları kendi başınıza çözmeniz gerekir, dışarı anlatamazsınız, diğer geylerin de kendi dertleri olur onlar da bi yere kadar dinler
4) aileniz ve toplum tarafından ağır ithamlarla cezalandırılırsınız
5) size herkese g.tveren potansiyel muamelesi yapılabilir, gece s.ken adam gündüz size bir paçavraymışsınız gibi davranabilir, veya sarhoş muhabbetlerine meze yapar.
6) başınıza bir şey geldiğinizde, tecavüze uğradığınızda polise gidemezsiniz, zira polisin aklında sizin bu halinizle zaten davetiye çıkarmış olduğuna dair bir önyargısı vardır
offf bu kadar yazdım içim şişti, gerisini siz tamamlayın.
eve gidip duş almak, sonra gerizekalıya bağlamak, "aneeeymm hasta oldum ben aids oldum" diye kendini kahretmek, adama mesajlar atmak, "bir daha sikilmek için yalvarsam da gebersem de bana yazma, mesaj atsam da cevaplama" gibi saçma sapan mesajlar atmak, sonra adam gerçekten mesaj atmadığında neden mesaj atmıyorsun diye evine gitmek ve bir daha kendini siktirmek. sonra alışıyorsun tabi.
seni özlüyorum deli kadın, bütün bu dünyanın kiri pası içinde ekranlardan yansıyan ve bize her şeye rağmen umut var dedirten temiz sevincini, neşeni ve kaleminden akan yüreğini özlüyorum, senin en ince espri yaparken bile gözlerindeki derin bakışı, en ciddi konuda bile muzip yorumlarını, kısaca seni özlüyorum deli kadın. bir resmine bakarken bile binlerce kare geçiyor gözümden, seni hiç tanımadım, tanıma imkanı bulamadım, ancak ben seni hep sevdim, senin bu dünyaya kattığın güzelliği sevdim, tüm dünyanın akılları bir araya gelse senin tek bir yorumla herkesi susturabilme becerini sevdim.
ama neyi sevmedim biliyo musun? daha seninle tanışmadan çekip gitmeni, daha şarkılar şiirler tamamlanmamışken çekip gitmeni, tabiri caizse daha karpuz kesecekken zengin kalkışı yapar gibi 80 +/- 60 yaşın baharında çekip gitmeni... yarım kaldı şarkılar, şiirler, daha çok şarkı var yazacak... daha fazla söz söyleyemem, söz söylemede senin eline su dökemem, senin sözünün üstüne söz söyleyemem, sadece diyebilirim ki, ulaşıyosa bu yazılar bir yerden sana, bir el salla oralardan bana. deli kızım uyan, bir tek sensin duyan!!! bu dünyada bize bir bakış borcun kaldı, acelen ne, bekle aysel!
müslümanlık ve islam özünde -aslında her dinde olduğu gibi- kardeşlik, hoşgörü, barış gibi güzel mesajlar içeren bir din. insanoğlunun elinde oyuncağa çevrildiği için sürekli kötü ve berbat bir din izlenimi yaratılan ancak insanların amellerinden dolayı bütün bir dinin alaşağı edilmesini doğru bulmuyorum, sonuçta ortada ortak ve güzel bir mesaj var ve sorun bu mesajı insanların kendilerine yonta yonta saçma sapan ve müslümanlıkla bağdaşmayan uygulamalara giderek yanlış bir müslümanlık izlenimi oluşturmasıdır. kulaktan dolma bilgilere pabuç bırakmamak için herkesin bir kere okuması gerektiğini düşünüyorum.
gerizekalıdır, komplekslidir, derdi varsa yüzleşmek yerine bu şekilde derdini anlatabileceğini sanandır, siktir olup gitsindir, sözlükten uzaklaşma nedenidir. böyle şeyler yapmamalıdır!!! hadi bunu da eksile gerzek dingil!
sanırım bazı yabancı nickli yazarların adlarını okumakta güçlük çeken yabancı dili iyi olmayan yazarcanlar için açılmış başlık. yoksa adı atıyorum karpuzsever olan bir yazarın nicki başka nasıl okunabilir ki?