şeker abla
şeker abla var; bir de ayı sözlük lgbti-psiko sosyal destek inisiyatifi var.
şeker abla diğer oluşumda yok.
oluşum şeker abla'da var mı?
şeker abla psiko kısmıyla ilgileniyordu diye hatırlıyorum; şimdi bu oluşum nereden çıktı?
şeker abla ve oluşum rakip olurlar mı?
şeker abla hayali mi yoksa reel bir kişilik mi?
şeker abla daha gizli saklıyken neden oluşum aleni bir şekilde yol alıyor?
gece gece aklıma neler geldi. bence şeker abla bir basın açıklaması yapsın.
ayı sözlük lgbti psiko-sosyal destek inisiyatifi
bravo. on numara oluşum. gerçi insanın aklına da şöyle şeyler gelmiyor değil: terzi kendi söküğünü dikemezmiş.
bu altı ismi özellikle itirafta feryat figan halde görmek istemiyorum. takipteyim.
ahmet hakan
seçim akşamıyla beraber çark etmeye başladı. güya muhalefetin oylarını kaybetmesini ya da yerinde saymasını sorguluyormuş vs. bunca pisliğe, baskıya, yalana, talana rağmen neden bir parti tek başına iktidar olur diyemiyor da arkadaş diğerlerini sorguluyor.
allah
son seçimlerden sonra anladım ki bir akp'lilerin allahı var bir de diğerlerinin. diğerlerinin allahı pek yok gibi; büyük ihtimalle akplilere göre de diğerleri allahsız.
ama sayın başbakan dedi ki 'allah bizimle'. demekki diğer %50'nin allahı başka bir allah ve akp'nin allahı hiç onlarla bir araya gelmiyor. tabi insan allah'ın sizinle olduğunu nereden biliyorsunuz gibi sorular sorası geliyor ama yorulmaya değmez.
özyönetim
7 haziran sonrası mantar gibi patlak veren yönetim biçimi.
hdp belediyeleri 7 haziran seçimleri sonrası aldıkları oyun gazıyla özyönetimlerini ilan etmeye başladılar. hdp'nin oy kaybetmesinin bir yanı da bu özyönetim ilanlarıdır. özellikle bölge halkı ve batıdaki mhp seçmeni özyönetim sistemine hayır demiştir. elbette bu benim çıkarımım.
cubbie
yaz güzel kardeşim yaz... ne olursan ol yine yaz! genel başkanın mevlana'nın kabri önünden mesajı verdi zaten.
ne olursa olsun yaz, ne olursan ol yaz; ama şunu unutma gemi tek ve su alıp batmaya başlayınca sen de ben de batacağız.
gizli akpli
her 2 oydan 1'i akp'ninse diğeri de işte bu arkadaştır. sana ayrı diğerine farklı konuşur. her devrin insanı çakma vatandaş. bir bitmediniz ulan!
kemal kılıçdaroğlu
baykal'dan devraldığı günden bu yana bir milim dahi partiyi yukarıya taşıyamadı. dnaimarka(sinirdendoğru yazamamışım, çok pardon), norveç, belçika ya da ingiltere değiliz. başarı seçmen sayısının artışıyla doğru orantılı. ne kadar iyi muhalefet yaptığına ya da sakinliğine, efendiliğine oy vermiyorlar. sen oyunun kurallarına göre oynayamıyorsun. aldığın gibi partiyi bırak ve onurlu bir şekilde köşene çekil. lütfen.
rıza baba
arka sokaklar'ın amiri, memuru, müdürü, her şeyi... bir nevi kral artur. masa başına gençleri toplayıp sağa sola suça filan savaş açıyordu. gençler! deyince bi'bok olduğunu anlıyordunuz. sorunsuz gibi görünen aile hayatının en büyük sorunu kızıydı. neyse kızı ekipten birine verdi de göz önünde oldu hep. gerçi rıza baba deyince de balıkçı gibi duruyor. rıza baba bir çift lüfer versene!
hoşlanılan şarkının selena gomez'e ait çıkması
mario gomez diye geldiğim başlık selena gomez çıktı. kasımpaşa'ya yenilmiş gibi oldum sanki. neyse son dakika penaltısıyla pipili götlü bir başlığa geçer takılırım.
garanti bankası
her yerde sen her şeyde sen bilmem ki nasıl söylesem... çiğköfteci bilmemne usta gibi her yerde mübarek banka. her banka gibi kusurları fazla, diğerlerinden aslında ne önde ne geride. fakat gerçek olan şu ki müşteri çokluğu banka çalışanlarına gereksiz bir özgüven veriyor. yapmayın bunu.
sahibinden.com
sahte ilanların cirit attığı site. özellikle emlak kısmında büyük problem var. gerçi emlak sitelerinin çoğunda problem var. emlakçılar müşteri çekmek için fiyatlar üzerinde ya da emlaklar üzerinde oynama yapıyor. bazen çoktan satılmış, kiralanmış yerleri aylarca ilanda tutabiliyorlar. şikayet mekanizması var ama hangi birini şikayet edeceksin ki... ebay gibi bir puanlama sistemi var mı şimdi çok net hatırlamıyorum. öyle bir şey varsa ona göre yönelim olursa harika ama yoksa da getirilse yine şukular şukusu...
erman toroğlu
şu anda aspor'da bir spor programında bir şeyler anlatıyor. elinde çim hokeyi sopası var. neden var? niçin orada? saçları da ektirmiş sanırım.
hava atışı
başta istop olmak üzere özellikle basketbolda başlama hareket, aksiyonu vs. futbolda da buna benzer bir şey oluyor ama onda hakem kişilerin arasına topu bırakıp kaçıyor. hakemler çok hırsız arkadaş.
bülent ersoy'un sözlük yazarı olma ihtimali
o şimdi saray'da. sizinlemi uğraşacak kardeşim?
hipster
uzaktan hipster'ı nasıl tanıyabiliriz?
- sakallar hacı amca kıvamında mı?
- gözlükler hacimli ve kemik mi? 100 metreden görebiliyor musun?
- kareli fit gömlek var mı?
- kareli fit gömleğin üzerinde yelek de gördün mü?
- bıyık varsa kaiser wilhelm tadında mı?
- bıyık yoksa sinek kaydı havası var mı?
- toplam 35 cm2'den imal edilmiş pantolon iyice göte yapışmış mı?
- papyon takıyor mu, gömlek boğaza kadar iliklenmiş mi?
- boyunda türlü renklerde şal görüyor musun?
- saçlar ss subayı gibi mi?
- pantolon paçaları en az iki kere kıvrılmış mı?
- dedesinin postallarını giymiş mi?
- ben sakallarımı ilkokuldan beri uzatıyorum abi diyor mu?
yukarıda sıraladığımız soruların en az 4'üne evet diyorsanız bu kişiyi gördüğünüz an oradan kaçarak uzaklaşın.
altın mikrofon
hürriyet'in düzenlediği ve döneminde pek sükse yapan müzik yarışması. birçok dev sanatçıya(sonradan dev olacak) ön ayak olmuş ve parlatmıştır. detaylı bilgi için buraya bir şey yazmıyorum, kıçınızı kaldırın gidip araştırın, okuyun. hep armut piş ağzıma düş olmaz.
çiçek dağı
bir neşet ertaş türküsü. yöresi kırşehir. anonim mi yoksa ertaş'ın mı bilmiyorum. altın mikrofon 68'de erkin koray ve ekibinin parçası da olduğunu söyleyelim efendim. erkin koray versiyonu belgesel arka planlarına çoklukla eşlik eder. hani şu maziyi anlatanlar filan... ah mazi. yaşlanıyoruz ulan.
haşmet ibriktaroğlu
ah güzel istanbul'un sadri alışık tarafından canlandırılan karakteri. kendimi bu karakterdeki gibi yiyip, müştemilata filan düşmek istiyorum. sefllik diz boyu ama dostluklar büyük.
insan hakları
sizi bilmem ama bana çok havalı geliyor tamlama olarak. belki her dilde aynı etkiyi yaratabiliyordur. hele muhabbet arasında insan hakkı, insan hakları filan deyince kim bilir nasıl şaşalı duruyordur.
o zaman şöyle bir cümle de ben kurayım: insan haklarını görenlerin insanlık namıma polise başvurmaları rica olunur. eyvah orada da bunu anasını ağlatırlar. biz en iyisi kendi haline bırakalım.