diyarbakırlı mert bir kardeşim vardı. bu türküyü kendisinden duymuştum ilk kez. saz çalar söylerdi de biraz. arada işyerinde çalardı ama mutlaka bunu da benim çalıp söylerdi. duyunca hatırladım.
samuel barber'ın en bilinen eseri. daha çok yas zamanlarında, cenaze sırasında çalınır. platoon filminde çavuş elias'ın öldüğü sahne* bu eserle bambaşka bir hal almıştır.
çok da başarılı olmayan bir ilişki sonrası hemen date'e çıkınca açıkçası ben de şaşırmıştım. evinden gidip aldıktan sonra bir türlü bir yere oturamama edememe sorunu ile karşı karşıya kaldık. bunlar doğaldır diye araba nereye götürdüyse oraya kadar gidip en sonunda bir sahil kasabasında soluğu aldık.*. eğitici öğretici datelere çok denk gelmişimdir de nefret edip bunu devamlı kusana ilk kez rastladım. yola, arabaya, havaya, insana, ağaca evet ağaca bile mana bulup nefretini belirtmekten geri durmadı. yürüyüşümüz boyunca 'bunu sevmem, bunu da sevmem, bu bok, bu da bok, bu iğrenç' diye diye her şeye içindekileri kustu. tek sevdiği kedilerdi. kedileri ben de severim de gördüğü her kediye orantısız sevgi göstermeye kalkınca kediler de kaçıp gittiler. kediler kim bu manyak diye sağa sola kaçıştırıyor anlattığım arkadaş da ardından koşuyordu. tamam bu kadar yürümek yeter diye soluğu bir köftecide aldık. muhabbetten zerre zevk almadığım gibi konuşmaktan da çekinmeye başladım. çünkü her şey onun için öyle değil böyleydi ve kimse doğrusunu bilmiyordu. bu yüzden ben de garsondan köfte ve köftecinin tarihini dinledim, memleket meselelerindeki derin analizlerine bile he he dedim. karnımız sanırım tok sırtımız da pek haldeyken evine dönmek için yola koyulduk. yolda 'oo aman da aman' atağıyla kulaklarımda gezinen parmakları iffetimle savuşturdum. gelecek misin gelmeyecek misin gidince ara arama ara aramazsan arama türünde konuşmalardan sonra eve kaçtım. tabi dönerken 1 kg tatlı aldım ve tüm gece şeker komasına girerek gün içinde olanları unutmaya çalıştım. sonuç; herhangi bir ilişki sonrası ani gelişen ve şaşırtan date atakları hep boktan oluyor. tecrübeyle sabit. görüşmeden önce muhabbeti nadasa bırakmakta ve iyi ölçüp biçmekte fayda var derim.
imkanı olan yapsın. her şeyin günah olduğu memleketimizde bu bile günah kategorisinde. insanımız kendini keşfedemeden ölüp gidiyor. en azından masturbasyon ile biraz rahatlayıp fantezi dünyasını canlı tutsun. kısacası, yapınız!
her ikisini de denedim. başlarda acaba gözlük façamızı mı bozuyor deyip lense kaydım. şimdi yaş ilerleyince gözlükle devam ediyorum. ikisiyle de çok anım var. fakat şunu söylemeliyim; dağınık, pek temiz olmayan, savruk biriyseniz (ki bunları insan kendine yakıştırmaz) hiç lens işine bulaşmayın. enfeksiyon kaparsınız, korneanızı çizersiniz vs. o yüzden yine de en sağlıklısı gözlük.
bizim mahallede bir arkadaş vardı. hulusi. çocuk daha 20'den itibaren saç, baş, duruş itibariyle daddy olmuştu. asker celbi gibi bir şey de olmadığı için daddy miyiz yoksa pişmaniye mi bilemiyoruz... birileri sınırları çizsin ona göre hareket edelim.
şaka maka ülkemizin uyuşturucu konusunda transit ülke olmaktan çıkıp hedef ülke olmaya evrildigi, binbir türlü uyuşturucu ve uyarıcı maddenin heryerde kol gezdiği bu zamanda farmakoloji bilen biri lazım.
tr de var mıdır bilmem ama bu maddeleri test eden turnusol kagidi gibi bir seyler ureten girisimciler mevcut kimyasal maddeler o kadar etkili ki sadece dokunmak yahut solumak bile öldürmeye yetiyor. evlerden ırak
sözlükte yıllardır tek entry girmeyenler buraya bir sürü kusmuşlar. siz bi yok olsanız daha mı iyi, zaten varlığınızdan bir fayda yok. siz yazın benim vaktim bol, sike sike silerim.
bunun üzerine çok düşündüm. geleneksel ikili cinsiyet sistemine ait değilim. ve bu benim için sorun değil.
keşke ailem ve bu ülke için de aynı şey söz konusu olsa.
burada pek çok kez saçmaladım. bana katlandınız. teşekkürler.
ancak bu konuda samimiyim. cinselliğim her geçen gün değişiyor.
ve bazen buna yetişmekte zorlanıyorum.
şunu farkettim. ben artık erkek olarak tanımlanmak arzusu taşımıyorum. şimdilik dolaptayım. ama bir gün umarım bu dolaptan çıkarım.
sözün özü, beni anlayacağınızı umuyorum. anlayışınız için hepinize teşekkürler.
ben bugun deneyimledim. yukaridaki yazarin dediği gibi, tost bastik. bence cok güzeldi... keçapli ve rus salatali.
tostumu yedim bekliyorum.
tabiiki de seni.
tostumu yedim bekliyorum.
tabikii de seni...
ay faşist actual yine faşistliğine devam ediyor. esad bum bum gitti ama bu insanların evleri yıkıldı nereye gidecek hiç düşünmedin tabi demi bahçeşehir’deki dublexinden klavye faşistliği yapmak kolay geliyor.
korhan futacı ve kara orkestra'ya yasemin mori eşlik ediyor. seviyorum bu parçayı lakin babayı diyorum. aslında parça da size babayı diyor. kısmet diyoruz. yine buluşuruz.
yine buluşuruz günler geçer
aldıklarımız yeter
yine karmaşık geceler bekler beni
bekler bekler yine varoluş
dimdik yokuş yıldızlar ağlıyor kıyılar boyunca
dalgalarla avunuruz sığmıyor aklıma
çekip alsam seni ıssız rüyalarıma
günlerim sensiz düne düşüyor
yine buluşuruz yine amansız
kor ateşler cepheler bekler
zırhını parlatıyor zaman
delip geçmemi bekler
simsiyah atlar çekiyor arabamı
sapsarı ayçiçek tarlaları mızraklar deliyor
okyanus burada bitiyor
bir zaman sonra not: buluşamazsınız. geçin o işi!
çok zaman sonra: ulan acaba o buluşmayı beklediğiniz bir başkası mı? hadi bakalım.
malumunuz cb seçimi 2'inci tura kaldı. başlığımızı açıp siz değerli yazarlarımızın isabetli yorumlarını alalım derim.
ayrıca bugünün bir özelliği var sayın okuyucular. 28 mayıs 2013, gezi parkı direnişinin başlangıcıdır. şimdi tam 10 yıl sonra bizi bir sınav daha bekliyor. hadi bakalım!
bir entry'de anne olurken diğerinde baba olabiliyor. mutlaka 2 çocuğu var. şimdilik gay gibi göründüğü ve 18 cm alete sahip olduğu da söylenebilir. allah şifa versin. az pide bol su.
2 mart 2016 itibariyle (kıvılcım 1 mart 2016'da atılmıştır aslında) atışmaya başlayan ikili, eğitim sistemi üzerinden ilerliyor şimdilik.
araya troll ve trollük kavramları sokuşturularak kavga çeşitlendiriliyor. miacaba green apple'ı sığ ve gerici olmak ile suçluyor ve özelde atıştıklarını alenen ortaya dökmekle itham ediyor. (modlar göreve de dedi)
green apple'ın karşı atakları beklenmekte.
editler editi: green apple dün kendisine salvo yapmış zaten nickaltından. atanamayan öğretmenlerden kadrolu öğretmenlere kadar geniş bir yelpazee çakmalar olmuş. samimiyetsizlikle miacaba suçlanmış ve aman derdinizi filan anlatmayın oradan size çakar denmiş.
miacaba editi: miacaba tdk şubesi gibi çalışıyor. sağlı sollu noktalı virgüllü yapıştırıyor. güzel türkçemiz mahvolmasın diyor (yazar burada acaba mahfolmasın mı diye de düşünüyor)
sözlük yeniden açıldıktan sonra yazan çok az kişi var. belki de yazma motivasyonunu bulamıyorlar bilemiyorum.
ask olsn'u tanımam etmem. fakat gözüme çarptı seri eksilenmiş. ne bok yedi diye baktım. bir halt yediği de yok. fikir belirtmiş ki bu arkadaş 8 senedir hemen hemen aynı şeyleri yazıyor.
mütedeyyin biri; inanan biriyim demiş bir yazısında. akp'yi övmüş ve bunu geri durmaksızın çeşitli mecraları örnek göstererek yapmış; bu da olabilir beni ilgilendirmez.
benim durduğum yer ile ask olsn'un durduğu yer çok farklı. e mübarekler sizin de öyle muhakkak. ask olsn arkadaşımız seneler önce bu kadar göze batmamışken, sözlük içinde bir renk olup gitmişken bu tahammülsüzlük neden? iktidarın hıncını ask olsn'u eksileyerek mi çıkarıyorsunuz? relax!
sizi anlıyorum ve derhal hollywood filmlerinden uzak durmalısınız diyorum. ayrıca artık ilkokul arkadaşlarınızla bu muhabbetleri yapmayın, coin filan konuşun.
oo belalım gelmiş. yoktun kanka kokumu mu aldın? hoş geldin.
jön türk hareketinin bir neticesi olarak 19. yy'ın sonunda ortaya çıkmış bir hareket ve daha sonrası darbeler, hükümetler, savaşlar vs.
burada ittihat ve terakki tarihi yazacak değilim. görüyorum ki ülkede milliyetçilik hiç olmadığı kadar şuursuzca yükselmekte. bugün sağda solda ben ittihatçıyım diyen insanlar görülmekte. dünün ittihatçıları ile bugünün kurtlar vadisi, kuruluş osman izleyen ittihatçıları arasında büyük fark var. bu işin sonu iyi görünmüyor.
youtube'daki önerilen videolarda ido çıktı karşıma. 20-25 cm'den kendisine bakıyorum. 4 küsur milyon kişi izlemiş. bu 4 milyonun en az 500 - 1 milyon arası tekrara girmiştir. diyorum kendi kendime 'ulan toplu ölüm olması lazım şimdiye kadar. olsa duyardık yani'. 4 küsur milyon artı 1 ben mi olayım derken kendimi serdar ortaç'ta buluyorum. bunun izleyen sayısı beni daha ürkütüyor. dna'mdaki yapı taşları lise 2 fen bilgisiyle çatışıyor. ölüyorum ulan kurtarın beni.
not: lan mal bunun neyini beğenmedin? ido ya da serdar ortaç fanı mısın?
hatrı sayılır online yazar görünüyor orada. acaba off olmayı mı unuttular. kim bilir? eskiden gak deseniz eskiyi basan bir ekip vardı. onlar da yok, özledim cidden. arkadaşlar arada hayat belirtisi gösterin. sex yine yaparsanız, ben yapmayın demiyorum. fakat sözlüğü de canlı tutalım yahu.