2018 yılında çıkan cehennemde geçen first person korku oyunu. ilgi çekici ve etkileyici grafikleri ve atmosferine rağmen hemen hemen tüm büyük oyun sitelerinin beğenmemiştir.
otuz yaşına geliyor olsam bile vazgeçemediğim, genellikle optimistik, eşlik etmesi zevkli şarkılar yapan girlband. lgbti aktivistleri olması ve bunu her fırsatta dile getirmeleri de cabası.
@bafrada. arkadaşlarla güzel bir yemek yiyip muhabbet ettik altı saat boyunca. yaşlandığımı hissettim ama olabilecek en pozitif anlamda. güzel bir akşamdı benim için.
tüketim toplumunun ürünüdür bu kalıp. konuşmaları, flörtü ve o tatlı kararsızlığı hiçe sayar zira herkesin bir alternatifi var. sen bilmezsen bir sonraki profil bilir ne istediğini.
valla bak.. böyle iş yerinde mal gibi durdum birşeyler yazmaya çalışıyorum. o kadar enteresan bir hayatım yok ki yaptığım şeyleri öğle arasında banci campin yapmak diye başlıklar açayım. ya da aforizma da kasamıyorum, komik desen hiç değilim. bilemedim şimdi.
homoseksüel olduğumu bilen stragiht erkek arkadaşım, kız arkadaşı bulamama sorunundan bahsediyordu. en son ellerimi boğazına doğru götürdüğümü hatırlıyorum, teselli sayılmıyor galiba.
kar zarar olayına bakmadan yapmak istediğim şey (ya da içgüdü olarak hangisi daha yakın/mantıklı geliyorsa) hangisiyse , pişmanlık yaşamamaya çalışarak, onu yapardım sanırım.
bayram tatilinde planın nedir? eğer yalnızsan bir yere gidecek misin? amasraya gidersen buluşalım mı?
cigarettes after sex olmaz mı? önce seks sonra kahve o halde, reflüm var benim.
büyük şehirleri çıkartırsak (istanbul-ankara-izmir, hatta ileri gidip antalya, bursa ve eskişehir'i de ekliyorum) türkiye'de ömrün boyunca sadece tek bir şehirde yaşayacak olsan nereyi niye tercih ederdin?
dördüncü oyundan sonra cıvıyan oyun serisi. dört dahil olmak üzere psikolojik gerilim üzerine yaratılmış en iyi oyunlardır, burada bir de oyunun muhteşem soundtrack'inden bahsetmek gerekiyor. akira yamaoka ismi haklı olarak bu şaheserlerin yaratıcısı olarak gündeme gelse de kanımca üçüncü oyunun soundtrack'i ve sonrasında bazı şarkılara ses veren mary elizabeth mcglynn isimli vokalisti de unutmamak gerekir. tender sugar, one more soul to call ve room of an angel muhteşemdir.
destek için yanında olmak, arada sırada olsa bile o kişinin hatrına gelmesi, herhangi bir olumsuzluk olduğunda orta yol aramak ona da kendini ifade platformu sağlamak, önemli kararlarda danışmak/danışılmak, beraber birşeyler paylaşmak ve geriye dönüp baktığında bunlartı hatırlarken yüzünde bir gülümseme peydah olması sanırım.
ya bu uygulamada takipçi kasanlar sadece bana mı itici geliyor? bu ihtiyaç nereden doğuyor yani anlamıyorum cidden? çok beğensem bile yazasım veya cevap veresim gelmiyor ama bir yandan da sayıları giderek artıyor bu arkadaşların. yakında herkes bir takipçi bağımlısına dönüşecek diye korkmuyor da değilim.
en son profilime takipçi kasanlar yazmasın yazdım ama zaten onlar anladığım kadarıyla kendilerine yazılmasını bekliyor çoğunlukla jdfskl
bide uzun zamandır girmediğim için web horneti özlediğimi farkettim. telefondan yazmak zor oluyor.
kilonun tamamen kisinin oz iradesinde oldugunu anladigindan beri bu konuda merhametli olamayan insanlara not düşmek istiyorum :)
şubat'tan beri kilo vermeye çalışıyorum fakat metabolizmamdaki dengesizlikler ve kan değerlerimdeki sorunlar yüzünden veremiyorum. merak etmeyi midemi de kandırmayı denedim.deneyimlemediğiniz bir durum için en azından bunu yaşayanlar karşısında ahkam kesmeyin :)
dün benim için bittin dediğimde umursamayıp asıl sen benim için bittin çok da fifi diyen adam bugün her mecradan özür dilerim çocukluk ettim diye mesaj atıyor. önce whatsapp dan sonra telegramdan ve sırasıyla instagramdan ve facebookdan aynı mesajları alıp engellendikten sonra dün yeni açtığım hornet profilinden aynı zırvaları yazmaya devam etti. normalde hiç cool olmayı beceremeyip mutlaka cevap verirdim şimdi hiçbir yazdığına cevap vermedim.
zaten aldatıldığımdan çok adamın pişkin tavırlarına bozulmuştum. en azından şimdi egom biraz tatmin oldu. tişikkirler :p
şimdi biraz demet akalın dinleme zamanı jdfskl
kilonun tamamen kisinin oz iradesinde oldugunu anladigindan beri bu konuda merhametli olamayan dangalaklara bir soru sormak lazım
senin merhametine ihtiyacı olan kim?
minnacık beyninle oluşturduğun önermeden bilim adamlarının haberi var mı?
bakın bunun eşcinsellik tercihtir diyenlerden hiçbir farkı yok. tercih se de sana ne gerizekalı dediğimiz adamlara söz konusu kilo olunca da sessiz kalmamalıyız yoksa bu dangalaklar haddini aşmaya çok meyilli ve ben haddini aşmanın kişinin tamamen öz iradesinde olduğunu anladığımdan beri merhamet gösteremiyorum bu iq mahrumlarına. uzun bir cümle oldu ya iq nuzun yettiği parçalara bölüp parça parça sindirebilirsiniz.
sen o kadar uğraş et kursa kaydet paşam haftada bir gün yedi saatlik kursa çok uzun, sıkılırım, girmek istemiyorum diyor. bir vasıf kazanması için ne yaparız ne ederiz diye düşünüyorum ama bu çabamdan ötürü de beni kötü bilsin istemiyorum.
en sevmediğim "onun iyiliği için ona karşı" ebeveyn hatasının içine girmek rahatsız etti beni.
sonra tabi pişman oldum. aldım karşıma
'ben seni düşünüyorum' adı altında sana istemediğin bir şey yaptırmaya hakkım yok ama madem istemiyorsun neden uğraştırıyorsun beni?
hem hiçbir şey kolay olmuyor armut piş ağzıma düş yok öyle bir dünya. daha hiç gidip görmeden sıkılırım diye bırakır mı insan?
gitmeyeceğim diyorsan gitme tabi. kendine bir şeyler katmayı ancak sen istersen mümkün olur, bunu istediğin zaman ben sana destek olurum sadece, bundan ötesi zorbalık yapamam
herkes dilediğini yazmakta özgür ortada bir hakaret olmadıkça. parti bazında da bir entry yok en azından kendi adıma bunu belirtebilirim. üzerine alınıp neresinden tutmak istersen tut. yeri gelmişken bende senin seks hikayelerini görmekten haz etmiyorum. okumadan geçiyorum sende öyle yap.
lgbt'nin b'si. gay kültürünün içindeler yani. biz nasıl seksbağımlısıdelikçierkekler isek heteroseksüel düzenin gözünde; onlar da delikfarketmezdiyenabazalar. bir de kendi içimizde saçma salak ön yargılarla daha fazla marjinalleştirmek yerine farklılığı kucaklasak. o tiksindiğimiz nefret söylemlerini, genellemeleri biz kullanmasak. savaş falan da olmasa ve pizza yiyince kilo versem. dünya daha güzel bir yer olur.
ablamla asansörün kalacağından çok korkardık onun için daha az ağırlık binsin diye tek ayak üstünde dururduk hep ta ki bir komşu görüp salaklığımızı düzeltene kadar.
lgbt'nin b'si. gay kültürünün içindeler yani. biz nasıl seksbağımlısıdelikçierkekler isek heteroseksüel düzenin gözünde; onlar da delikfarketmezdiyenabazalar. bir de kendi içimizde saçma salak ön yargılarla daha fazla marjinalleştirmek yerine farklılığı kucaklasak. o tiksindiğimiz nefret söylemlerini, genellemeleri biz kullanmasak. savaş falan da olmasa ve pizza yiyince kilo versem. dünya daha güzel bir yer olur.
biseksüelleri her fırsatta aşağılayıp genellemeler yapmaktan çekinmeyen ama kendisi hakkında yapılan aynı davranışlara nevrotik bir şekilde cevap veren kullanıcı. hayat güzel gemiler falan.
yani hakkını vereyim şimdi yurt dışına çıkmışlar onu anlattı da bir saat telefonda bundan bahsedilmez. o arada dergi okudum, çay içtim, çamaşır topladım ama hala biz teksas'ta şuna gittik, vizemi böyle aldım, teyzesiyle yemeğe gittik diyordu ki başım dönmüş, yığılmışım kanepeye.
bu kadar öküz olmayın lan. asıldığım belli, hani kovalasın diye yapıyorsan ben üşengeç adamım anasını satayım. uyurum daha iyi.
1. my dad wrote a porno: dinlediğim en komik podcast. babasının yazdığı pornoyu okuyan bir adam ve iki arkadaşının tepkileri kısaca ama inanılmaz eğlenceli ve samimi. benim depresyon ilacım oldu diyebilirim.
2. serial (özellikle 1 ve 3. sezon): true crime çok sevdiğim bir janr değil ama serial gerçekten bir gazetecilik şaheseri. ilk sezonunda 80lerde öldürülen bir genç kızın davası ve bu davada suçlu olarak yargılanan erkek arkadaşının yıllar sonra süren suçsuz olduğu iddialarını inceleyen sunucu sarah birşey gerçekten mükemmel bir şekilde ilerletiyor tüm davayı.
3. caliphate: bu da yine bir gazeteci podcast'i. bu sefer true crime yerine bir işid köstebeğiyle yapılan röportajlar çerçevesinde işid'de yaşam, organizasyona kabul süreçleri vs işleniyor. gerçekten sürükleyici
4. lore: bir ara netflix ya da amazon prime özel dizisi de çıkacaktı bu podcastin. lore korku temalı hikayelerin ya da söylentilerin işlendiği, cadılar bayramında güzel gidecek, cheesy olmayan bir podcast.
5. my brother, my brother and me: gene oldukça eğlenceli, bayağı nsfw espriler içeren, aile arası dinamiklerin asıl komedi öğesi olduğu tatlış bir podcast. 3 erkek kardeş her bölümde hayata dair öğütler veriyor ama evet, onlar da bir bok becerememiş tipler
6. you must remember this: oo bu podcast yine bir gazetecilik podcasti ama bu sefer tema: eski hollywood. hal böyle olunca inanılmaz bir yelpazede konular: kayıp giden aktörler, intihar eden aktrisler, ilginç ve ürpertici tarikatlar. sunucu karina longworth mükemmel ve kendisinin instagramda beni "acknowledge" etmişliği var
7. you are dead to me: tarih sevmeyenler için tarih podcasti. bir tarihçinin her bölüm iki alakasız insanı davet edip onlarla tarihi bir ismi tartıştıkları güzel bir podcast
eyyorlamam bu kadar. birkaç tane daha var, ama önerebileceğim ilk etapta bunlar. ben de diğerlerine bakayım.
bir kere flört aşamasındayken evli olduğunu bildiğim ama o sırada bunu çok umursamadığım bir adamla konuşurken kolunda kızının isminin yazdığı dövmeyi göstermişti de yerin dibine girmiştim kendi kendime. kimseyi yargılamak bana düşmez ama asla yapmayacağım bir şey olduğuna karar verdim o andan sonra.
zedd'le yaptığı yeni single'i 365 bugün itibariyle çıkmıştır. klibi bayağıı bayağı black mirror tadında, bol a.ı.'lı, alttan alta melankolili güzel bir video olmuş, bu yalnız şubat gecesinde beni hüzünlendirip sonra da buruk gülümsetmiştir.