konuştuğum bir adamın, yüz fotoğrafı istemem sonucu penis fotoğrafı göndermesi üzerine, istediği bu değildi aslında diye cevap vermitşim. attığı mesaj şuydu.
"pardon canım, çocuk yanlışlıkla dokunda bunu gönderdim."
hayatla, insanlarla uğraşmak, iş vs bunlarla başa çıkabiliyorum ama hiçbir şey zevk vermiyor. yarın otobüs çarpıp olay anında ölsem umursamam herhalde.
ablamla asansörün kalacağından çok korkardık onun için daha az ağırlık binsin diye tek ayak üstünde dururduk hep ta ki bir komşu görüp salaklığımızı düzeltene kadar.
sabahları midenin yanardağ gibi asit püskürtmesiyle karakterize sürekli bir rahatsızlık hissine sebebiyet veren bir gastrointestinal sistem rahatsızlığı. genelde insanımızda "böğğk" diye tepkilere ve sürekli yüz buruşturma tepkilerine yol açar. gaviscone isimli muhteşem ilacın semptomları şak diye kesmesi tecrübeye sabittir.
"the spinning top made a sound
like a train across the valley
fading, oh so quiet
but constant till it passed
over the ridge into the distances
written on your ticket
to remind you where to stop
and when to get off"
bayağı hoş ve farklı bir moba aslında heroes of the storm. klasik mobaların aksine farm olayının olmayışı, objektif bazlı oyun stili ve ikonik blizzard karakterleriyle farklı bir platformda oynamak zevkli. ama grafik olarak ciddi duruşundan kaybediyor hafiften sanırım. özellikle league of legends vari çizgi romanımsı bir oyuna nazaran çok daha kompleks ve karmaşık duruyor oynanışı çok daha rahat ve user friendly olmasına rağmen.
erken ölecektiir onun için vurmayın çok garibana. her şeyde espri kasan, yerli yersiz sarkazm adı altında ukalalık taslayan piçlerden yeğdir nazarımda. gelsin göbeğimde yer var ona da.
böyle durup dururken sanki beyinde bir şalter atmış gibi, hiç sebep yokken varoluşsal krizlere girmek, sonra çevreye bakıp muhtemelen yalnız öleceğini düşünmek daha sonra da fetüs pozisyonunda uyumak triadından oluşan depresif hareketler bütünü.
ya bu uygulamada takipçi kasanlar sadece bana mı itici geliyor? bu ihtiyaç nereden doğuyor yani anlamıyorum cidden? çok beğensem bile yazasım veya cevap veresim gelmiyor ama bir yandan da sayıları giderek artıyor bu arkadaşların. yakında herkes bir takipçi bağımlısına dönüşecek diye korkmuyor da değilim.
en son profilime takipçi kasanlar yazmasın yazdım ama zaten onlar anladığım kadarıyla kendilerine yazılmasını bekliyor çoğunlukla jdfskl
bide uzun zamandır girmediğim için web horneti özlediğimi farkettim. telefondan yazmak zor oluyor.
kilonun tamamen kisinin oz iradesinde oldugunu anladigindan beri bu konuda merhametli olamayan insanlara not düşmek istiyorum :)
şubat'tan beri kilo vermeye çalışıyorum fakat metabolizmamdaki dengesizlikler ve kan değerlerimdeki sorunlar yüzünden veremiyorum. merak etmeyi midemi de kandırmayı denedim.deneyimlemediğiniz bir durum için en azından bunu yaşayanlar karşısında ahkam kesmeyin :)
dün benim için bittin dediğimde umursamayıp asıl sen benim için bittin çok da fifi diyen adam bugün her mecradan özür dilerim çocukluk ettim diye mesaj atıyor. önce whatsapp dan sonra telegramdan ve sırasıyla instagramdan ve facebookdan aynı mesajları alıp engellendikten sonra dün yeni açtığım hornet profilinden aynı zırvaları yazmaya devam etti. normalde hiç cool olmayı beceremeyip mutlaka cevap verirdim şimdi hiçbir yazdığına cevap vermedim.
zaten aldatıldığımdan çok adamın pişkin tavırlarına bozulmuştum. en azından şimdi egom biraz tatmin oldu. tişikkirler :p
şimdi biraz demet akalın dinleme zamanı jdfskl
kilonun tamamen kisinin oz iradesinde oldugunu anladigindan beri bu konuda merhametli olamayan dangalaklara bir soru sormak lazım
senin merhametine ihtiyacı olan kim?
minnacık beyninle oluşturduğun önermeden bilim adamlarının haberi var mı?
bakın bunun eşcinsellik tercihtir diyenlerden hiçbir farkı yok. tercih se de sana ne gerizekalı dediğimiz adamlara söz konusu kilo olunca da sessiz kalmamalıyız yoksa bu dangalaklar haddini aşmaya çok meyilli ve ben haddini aşmanın kişinin tamamen öz iradesinde olduğunu anladığımdan beri merhamet gösteremiyorum bu iq mahrumlarına. uzun bir cümle oldu ya iq nuzun yettiği parçalara bölüp parça parça sindirebilirsiniz.
sen o kadar uğraş et kursa kaydet paşam haftada bir gün yedi saatlik kursa çok uzun, sıkılırım, girmek istemiyorum diyor. bir vasıf kazanması için ne yaparız ne ederiz diye düşünüyorum ama bu çabamdan ötürü de beni kötü bilsin istemiyorum.
en sevmediğim "onun iyiliği için ona karşı" ebeveyn hatasının içine girmek rahatsız etti beni.
sonra tabi pişman oldum. aldım karşıma
'ben seni düşünüyorum' adı altında sana istemediğin bir şey yaptırmaya hakkım yok ama madem istemiyorsun neden uğraştırıyorsun beni?
hem hiçbir şey kolay olmuyor armut piş ağzıma düş yok öyle bir dünya. daha hiç gidip görmeden sıkılırım diye bırakır mı insan?
gitmeyeceğim diyorsan gitme tabi. kendine bir şeyler katmayı ancak sen istersen mümkün olur, bunu istediğin zaman ben sana destek olurum sadece, bundan ötesi zorbalık yapamam
herkes dilediğini yazmakta özgür ortada bir hakaret olmadıkça. parti bazında da bir entry yok en azından kendi adıma bunu belirtebilirim. üzerine alınıp neresinden tutmak istersen tut. yeri gelmişken bende senin seks hikayelerini görmekten haz etmiyorum. okumadan geçiyorum sende öyle yap.
lgbt'nin b'si. gay kültürünün içindeler yani. biz nasıl seksbağımlısıdelikçierkekler isek heteroseksüel düzenin gözünde; onlar da delikfarketmezdiyenabazalar. bir de kendi içimizde saçma salak ön yargılarla daha fazla marjinalleştirmek yerine farklılığı kucaklasak. o tiksindiğimiz nefret söylemlerini, genellemeleri biz kullanmasak. savaş falan da olmasa ve pizza yiyince kilo versem. dünya daha güzel bir yer olur.
ablamla asansörün kalacağından çok korkardık onun için daha az ağırlık binsin diye tek ayak üstünde dururduk hep ta ki bir komşu görüp salaklığımızı düzeltene kadar.
lgbt'nin b'si. gay kültürünün içindeler yani. biz nasıl seksbağımlısıdelikçierkekler isek heteroseksüel düzenin gözünde; onlar da delikfarketmezdiyenabazalar. bir de kendi içimizde saçma salak ön yargılarla daha fazla marjinalleştirmek yerine farklılığı kucaklasak. o tiksindiğimiz nefret söylemlerini, genellemeleri biz kullanmasak. savaş falan da olmasa ve pizza yiyince kilo versem. dünya daha güzel bir yer olur.
biseksüelleri her fırsatta aşağılayıp genellemeler yapmaktan çekinmeyen ama kendisi hakkında yapılan aynı davranışlara nevrotik bir şekilde cevap veren kullanıcı. hayat güzel gemiler falan.
yani hakkını vereyim şimdi yurt dışına çıkmışlar onu anlattı da bir saat telefonda bundan bahsedilmez. o arada dergi okudum, çay içtim, çamaşır topladım ama hala biz teksas'ta şuna gittik, vizemi böyle aldım, teyzesiyle yemeğe gittik diyordu ki başım dönmüş, yığılmışım kanepeye.
bu kadar öküz olmayın lan. asıldığım belli, hani kovalasın diye yapıyorsan ben üşengeç adamım anasını satayım. uyurum daha iyi.
1. my dad wrote a porno: dinlediğim en komik podcast. babasının yazdığı pornoyu okuyan bir adam ve iki arkadaşının tepkileri kısaca ama inanılmaz eğlenceli ve samimi. benim depresyon ilacım oldu diyebilirim.
2. serial (özellikle 1 ve 3. sezon): true crime çok sevdiğim bir janr değil ama serial gerçekten bir gazetecilik şaheseri. ilk sezonunda 80lerde öldürülen bir genç kızın davası ve bu davada suçlu olarak yargılanan erkek arkadaşının yıllar sonra süren suçsuz olduğu iddialarını inceleyen sunucu sarah birşey gerçekten mükemmel bir şekilde ilerletiyor tüm davayı.
3. caliphate: bu da yine bir gazeteci podcast'i. bu sefer true crime yerine bir işid köstebeğiyle yapılan röportajlar çerçevesinde işid'de yaşam, organizasyona kabul süreçleri vs işleniyor. gerçekten sürükleyici
4. lore: bir ara netflix ya da amazon prime özel dizisi de çıkacaktı bu podcastin. lore korku temalı hikayelerin ya da söylentilerin işlendiği, cadılar bayramında güzel gidecek, cheesy olmayan bir podcast.
5. my brother, my brother and me: gene oldukça eğlenceli, bayağı nsfw espriler içeren, aile arası dinamiklerin asıl komedi öğesi olduğu tatlış bir podcast. 3 erkek kardeş her bölümde hayata dair öğütler veriyor ama evet, onlar da bir bok becerememiş tipler
6. you must remember this: oo bu podcast yine bir gazetecilik podcasti ama bu sefer tema: eski hollywood. hal böyle olunca inanılmaz bir yelpazede konular: kayıp giden aktörler, intihar eden aktrisler, ilginç ve ürpertici tarikatlar. sunucu karina longworth mükemmel ve kendisinin instagramda beni "acknowledge" etmişliği var
7. you are dead to me: tarih sevmeyenler için tarih podcasti. bir tarihçinin her bölüm iki alakasız insanı davet edip onlarla tarihi bir ismi tartıştıkları güzel bir podcast
eyyorlamam bu kadar. birkaç tane daha var, ama önerebileceğim ilk etapta bunlar. ben de diğerlerine bakayım.
bir kere flört aşamasındayken evli olduğunu bildiğim ama o sırada bunu çok umursamadığım bir adamla konuşurken kolunda kızının isminin yazdığı dövmeyi göstermişti de yerin dibine girmiştim kendi kendime. kimseyi yargılamak bana düşmez ama asla yapmayacağım bir şey olduğuna karar verdim o andan sonra.
zedd'le yaptığı yeni single'i 365 bugün itibariyle çıkmıştır. klibi bayağıı bayağı black mirror tadında, bol a.ı.'lı, alttan alta melankolili güzel bir video olmuş, bu yalnız şubat gecesinde beni hüzünlendirip sonra da buruk gülümsetmiştir.