1) 99 yılında onu adı aşk isimli çoğunluğu aranjman şarkılardan oluşan müthiş albümün sahibi olan
2) (merakları gidermek için söylüyorum) şu anda sibel gürsoy ile reklam cingılları yapan bir şirkette çalışan ve aynı zamanda ajda'nın da vokalistliğini yapan
3) yakından tanıdığım ve bir ara yaşarın vokalistliğini yaparken aynı otelde kaldığımızda provalarına şahit olup, resmen sesi karşısında önünde eğildiğim
4) albüm çıktıktan sonra ciddi bir trafik kazası geçirip yıllarca fizik tedavi gören bu yüzden o albümün üzerine çok düşememiş olan, sonradan ise müzikteki idealizmi yüzünden uygun yapım şirketi bulamadığı için kulaklarımızı sesine hasret bırakan şarkıcı...
ayrıca yaşar ın eski yazlar albümünde yer alan, iç yakan şarkısı, yaşarseverlerce bağırlara basılmasına karşın gündeme gelememiş şarkılardan biridir. sözü müziği alper arundar'a ait olan bu şarkı adeta kör bıçak'ın kardeşidir. arka arkaya devinim ve kör bıçak dinlemek insanın bünyesine ve duygu dünyasına yıkıcı etkiler yapar. dinlenesidir. budur:
1. bir şeyin devamlı bir hareket, bir döngü içinde olması,
2. bir toplumdaki olayların ana özelliğini, varlık biçimini belirleyen toplumsal süreçlerin bütünü
3. felsefe bir ruh durumundan başka bir ruh durumuna geçiş
4. felsefe bir düşünce sürecinin başlaması, hareket
5. felsefe zaman içinde durum değiştirme
6. fizik durağan bir noktaya göre devinmekte olan bir nesnenin durumu, devim, hareket
gecenin bittiğini anlatır, haytır bağırsaklarında bi sorun varsa filan tamam da, keyif osurmasıysa bir süre görüşmek bile istemeyebilirim. sevgilimse hele, hayatta yaptırmam, bi sınır olmalı, bu kadar larç olunmamalı yani.
altın sarısı renkli -ki golden oradan gelmekte tahminimce- oyuncu, sadık, git-getir oyunlarını seven iri köpek türü. (yazar notu: tamamen sıkıyor olabilirim ama retriever adı da büyük ihtimalle atılan nesneleri geri getirmesinden dolayı verilmiş olabilir. retrieve ingilizce geri ulaşmak, erişmek anlamına geliyor ya)
toplumun kanayan yarası, insanlık utancı bir katliama kurban giden, adı sembolleşmiş töre cinayeti kurbanı. o bacak araları gibi beyinleri de namussuz adamcıklar fiziksel olarak ortadan kaldırsalar da kızı, artık bilmeden ölümsüzleştirmişlerdir adını! o kız bir kere öldü, o adam müsveddeleri bin kere ölecek!
ismini bildiğim, iki gün önce bir arkadaşımın 'bunu dinle' demesiyle dinleyip hayran olduğum, neler kaçırmışım dediğim kürt şarkıcı. o ne gürül gürül ses bilader!
ablama burs bulmak için ofisine gittiğimizde tanışma/konuşma şansını ve şerefini yaşadığım, cumhuriyetin en önemli kadınlarındandı. ölmesi bir devrin sona ermesinin yanı sıra, bu dünyadan bir aydınlık kafanın daha gitmesi oldu, neyse ki bazı gözleri açtı da gitti.
bu akşamki bölümde baya iyi geldi. şennur teyzenin sözlerine ve gizemin saçmalamasına çok gülüyorum. sanki gülse birsel de nasıl yazabileceğini biraz daha göstermiş oldu bu bölümle. severek izliyoruz.
hiç de içim almıyor ama..
ben öyle demiyom oğlum
araya gideceğine canıma gitsin
çiğ silikon mu bu?
fikri olmamak ama zikri olmak, elde tespih, ağızdan çer çöp kürdan sigara vb bir nesne düşürmemek, dilden erkeklik adamlık delikanlılık ve racon derslerini eksik etmemek, ahlak bekçiliği yapmak ama ahlaksızlığın müptelası olmak, cin olmadan adam çarpmak, medeniyet seviyesinin altında kalmak, kültür ve bilgi birikimi edinmemek, hayat üniversitesinden mezun olmak, yobazlık, kaba davranışlar sergilemek, hoşgörü ve nezaketten uzak olmak, kafasını kullanamadığı için yumruklarını kullanmaktır.
ayyhhhh dün gece son dakkalarda gerim gerim gerdiler. yani bir gerilim filmlerinde böyle gerildiğimi hatırlarım bir de bunun dünkü bölümünün son sahnesinde. allah sizi bildiği gibi yapsın e mi son anda dedim bunu göstermeyecekler, haftaya bırakacaklar ki öyle de oldu zaten. şu senarist arkadaşlar da oya karakterine daha anlamlı ve okkalı laf sokan replikler yazsalar da azıcık içimizin yağları erise ayol. o kadar sinirleniyor, atarlanıyor ama iş merve'nin karşısında konuşmaya gelince pıssssss balon gibi sönüyor. vallahi içim şişti yemin ederim yeter diye bağırasım geldi.
en sevdiğim hikayelerimden... bir gün kadıköy'den eminönü'ye geçmek üzere vapur beklerken, yanına oturup çaktırmadan seyrettiğim beyefendiyle bir hafta sonra halvet olmuştum. vizelerim vardı o hafta, yoksa daha erken olurdum. sene 2001 yaş 18. genelde toplu taşımalardan (otobüs, tramvay, metrobüs...) kaldırdım adamlarımı... hatta bi keresinde yanımdan yürüyüp giden bir adamla on beş dakka sonra apartman bodrumunda halvet...
hülya koçyiğit, ayten gökçer, yavuz bingöl ve türevlerinin tüm aymazlıkları ve şuursuzluklarına karşıt aydınlık, omurgalı, bilinçli oyuncu nasıl olunurun örneği, şahane kadın... üstelik oyunculuğu hülya koçyiğit'inkinden daha çok yönlüdür.
geçen bir müzik programına gittim, tuvalette ellerimi yıkarken bir adam geldi, tuvalete girdi kapıyı kapatmadan da işemeye başladı. sonra bana baktı, kafasını çevirdi sonra bi daha baktı, ben de tam çıkmaya yönelirken geri dönüp bir daha ellerimi yıkamaya başladım tuvalet tarafındaki lavaboda, bi yandan adam bakıyor, ben de bekledim ben de bakmaya başladım, sonra adam "manyak mısın kardeşim" demesin mi? dedi yanlış anladım pardon dedim. ama tam rezalet... off hatırladıkça hem utanıyorum hem sinir oluyorum. yani adam bakmasa ben de çıkıp gidicem ama üç kere baktı yani. (bkz: sözlük yazarlarının utandığı anlar)
1) sürekli bir yalan dünyasında yaşamak zorundasınızdır, gizliyseniz hele aileye, iş arkadaşlarına, normal arkadaşlara (tabi gey dostu olmadığını bildiklerinize) yalan söylersiniz
2) homofobik bir toplumda yaşamanın getirisi, aşağılanır, hakarete uğrar, dövülür, tecavüze uğrar hatta öldürülürsünüz, ve o homofobik toplumun homofobik polislerince insan yerine konmazsınız, hatta onlar da size aynı muameleyi yapar
3) çoğu zaman iç dünyanızla ilgili karmaşaları kendi başınıza çözmeniz gerekir, dışarı anlatamazsınız, diğer geylerin de kendi dertleri olur onlar da bi yere kadar dinler
4) aileniz ve toplum tarafından ağır ithamlarla cezalandırılırsınız
5) size herkese g.tveren potansiyel muamelesi yapılabilir, gece s.ken adam gündüz size bir paçavraymışsınız gibi davranabilir, veya sarhoş muhabbetlerine meze yapar.
6) başınıza bir şey geldiğinizde, tecavüze uğradığınızda polise gidemezsiniz, zira polisin aklında sizin bu halinizle zaten davetiye çıkarmış olduğuna dair bir önyargısı vardır
offf bu kadar yazdım içim şişti, gerisini siz tamamlayın.
eve gidip duş almak, sonra gerizekalıya bağlamak, "aneeeymm hasta oldum ben aids oldum" diye kendini kahretmek, adama mesajlar atmak, "bir daha sikilmek için yalvarsam da gebersem de bana yazma, mesaj atsam da cevaplama" gibi saçma sapan mesajlar atmak, sonra adam gerçekten mesaj atmadığında neden mesaj atmıyorsun diye evine gitmek ve bir daha kendini siktirmek. sonra alışıyorsun tabi.
seni özlüyorum deli kadın, bütün bu dünyanın kiri pası içinde ekranlardan yansıyan ve bize her şeye rağmen umut var dedirten temiz sevincini, neşeni ve kaleminden akan yüreğini özlüyorum, senin en ince espri yaparken bile gözlerindeki derin bakışı, en ciddi konuda bile muzip yorumlarını, kısaca seni özlüyorum deli kadın. bir resmine bakarken bile binlerce kare geçiyor gözümden, seni hiç tanımadım, tanıma imkanı bulamadım, ancak ben seni hep sevdim, senin bu dünyaya kattığın güzelliği sevdim, tüm dünyanın akılları bir araya gelse senin tek bir yorumla herkesi susturabilme becerini sevdim.
ama neyi sevmedim biliyo musun? daha seninle tanışmadan çekip gitmeni, daha şarkılar şiirler tamamlanmamışken çekip gitmeni, tabiri caizse daha karpuz kesecekken zengin kalkışı yapar gibi 80 +/- 60 yaşın baharında çekip gitmeni... yarım kaldı şarkılar, şiirler, daha çok şarkı var yazacak... daha fazla söz söyleyemem, söz söylemede senin eline su dökemem, senin sözünün üstüne söz söyleyemem, sadece diyebilirim ki, ulaşıyosa bu yazılar bir yerden sana, bir el salla oralardan bana. deli kızım uyan, bir tek sensin duyan!!! bu dünyada bize bir bakış borcun kaldı, acelen ne, bekle aysel!
müslümanlık ve islam özünde -aslında her dinde olduğu gibi- kardeşlik, hoşgörü, barış gibi güzel mesajlar içeren bir din. insanoğlunun elinde oyuncağa çevrildiği için sürekli kötü ve berbat bir din izlenimi yaratılan ancak insanların amellerinden dolayı bütün bir dinin alaşağı edilmesini doğru bulmuyorum, sonuçta ortada ortak ve güzel bir mesaj var ve sorun bu mesajı insanların kendilerine yonta yonta saçma sapan ve müslümanlıkla bağdaşmayan uygulamalara giderek yanlış bir müslümanlık izlenimi oluşturmasıdır. kulaktan dolma bilgilere pabuç bırakmamak için herkesin bir kere okuması gerektiğini düşünüyorum.
gerizekalıdır, komplekslidir, derdi varsa yüzleşmek yerine bu şekilde derdini anlatabileceğini sanandır, siktir olup gitsindir, sözlükten uzaklaşma nedenidir. böyle şeyler yapmamalıdır!!! hadi bunu da eksile gerzek dingil!
sanırım bazı yabancı nickli yazarların adlarını okumakta güçlük çeken yabancı dili iyi olmayan yazarcanlar için açılmış başlık. yoksa adı atıyorum karpuzsever olan bir yazarın nicki başka nasıl okunabilir ki?