sayılır mı bilmiyorum ama, bir gün bir öğrenci değişim programının kampı için crowne plaza'da kalırken, spor salonunun duşunda teşhircilik yaparken bir adam beni saunaya davet etti, gittim, hiçbir şey yapmadık ama ilk kez bir erkek organına dokundum orada.
elimde benimle özdeşleşen, minik, yeşil, escape marka çantam bulunur her zaman ve her yerde, kutsal çanta der arkadaşlarım ona. içine iki telefonumu ve cüzdanımı arka tarafa hard disk, önemli kağıtlar, nüfuz cüzdanı gibi ıvır zıvırlar koyarım. küçük ama pratik bir çantadır.
hayatımın en kabus gecelerinden birinde, mucizevi şekilde gerçekleşen eylem. efenim ol şöyle oldu, yakışıklı olduğu kadar sekste berbat olan adam ısrar yalvarış "gelicem" der. gelmemesi için içinde istemiyorum yahu gelmenin de bulunduğu #birmilyonneden işe yaramayınca, mecburen "keşke gelemez, inşallah gelemez" dualarına başlanır, ama gelir iki saat sonra ve mecburen soyunur yanına uzanırsınız, ten uyumu sıfırın altında eksi beş, muhabbet sıfırın altında eksi ondur, seks zaten kategoriye bile girmez, o halde saatleri saymaya uyuma numarası yapmaya çalışırsınız, gözünüz açtığında sabah olmuş olmasını dilersiniz ama saate baktığınızda saatn daha sadece gec 1 olduğunu görür, sabahın neden gelmediğini sorgularsınız. böyle böyle rezil iki saat geçer, siz bi yandan bi mucize olsa da gitse şu adam dersiniz, ne yapsanız gitmez, ne deseniz kızmaz, bu sefer kötü hissedersiniz, sonraaa gecenin üçünde adamın telefonu çalar, yeğeninin o saatte mucizevi şekilde bacağını kıracağı tutmuştur ve mucize gerçekleşir, adam apar topar giyinir ve gider... sonrası din bir oh ve güzel bir uyku! evden erkek atmak gerçekten bazen imkansız gibi gelen eylem...
(not: bu durum aynen tarafımca yaşanmıştır, örnekle açıklamak için bu anektodu anlattım)
her çarşamba trt müzikte anılarınla gel adlı konser/programıyla mest eden, olduğu gibi görünen, göründüğü gibi olan, doğal sanatçı. dün ben de programdaydım, izleyenleriniz belki beni görmüştür. adım geçti çünkü. sonra kuliste oturup muhabbet ettik yarım saat 45 dakka. canımdır, canımın ta içidir kendileri. önümüzdeki hafta gidilip canlı izlenesidir.
bazı arkadaş ortamlarında olumsuz olarak bahsetmediğim, kötü anlamda almadığım, aksine birbirimizle şakalaşırken kullandığımız tümce. genelde başımız bağlı değilken birden çok erkek sevdiğimiz için birbirimize şaka yollu takılma cümlesi. ayrıca göz çapkınlığına çıktığımızda da ayyuka çıkan ruhumuz.
güne enerjik başlamak için muhakkak atlanmaması gereken öğün, ayrıca ruh halinize göre gündüz gece hafta içi veya hafta sonu şölene çevireceğiniz keyifli bir yemek periyodu.
ne zaman göbekli bir adamın yanında bir kadın görsem içimden geçen düşünce, kadın isterse cindy crawford olsun, benim beğendiğim adamın kolundaysa, türlü sövmelerin kaynağıdır, net!
1) 99 yılında onu adı aşk isimli çoğunluğu aranjman şarkılardan oluşan müthiş albümün sahibi olan
2) (merakları gidermek için söylüyorum) şu anda sibel gürsoy ile reklam cingılları yapan bir şirkette çalışan ve aynı zamanda ajda'nın da vokalistliğini yapan
3) yakından tanıdığım ve bir ara yaşarın vokalistliğini yaparken aynı otelde kaldığımızda provalarına şahit olup, resmen sesi karşısında önünde eğildiğim
4) albüm çıktıktan sonra ciddi bir trafik kazası geçirip yıllarca fizik tedavi gören bu yüzden o albümün üzerine çok düşememiş olan, sonradan ise müzikteki idealizmi yüzünden uygun yapım şirketi bulamadığı için kulaklarımızı sesine hasret bırakan şarkıcı...
kimler gelmiş, hoş geldin kuzum. sosyal medyadan fırsat buldukça takip ediyorum, hala dinamiksin, dimdiksin. sosyal aksiyonların hiç azalmadan devam etsin diliyorum.
bu akşamki bölümde baya iyi geldi. şennur teyzenin sözlerine ve gizemin saçmalamasına çok gülüyorum. sanki gülse birsel de nasıl yazabileceğini biraz daha göstermiş oldu bu bölümle. severek izliyoruz.
hiç de içim almıyor ama..
ben öyle demiyom oğlum
araya gideceğine canıma gitsin
çiğ silikon mu bu?
fikri olmamak ama zikri olmak, elde tespih, ağızdan çer çöp kürdan sigara vb bir nesne düşürmemek, dilden erkeklik adamlık delikanlılık ve racon derslerini eksik etmemek, ahlak bekçiliği yapmak ama ahlaksızlığın müptelası olmak, cin olmadan adam çarpmak, medeniyet seviyesinin altında kalmak, kültür ve bilgi birikimi edinmemek, hayat üniversitesinden mezun olmak, yobazlık, kaba davranışlar sergilemek, hoşgörü ve nezaketten uzak olmak, kafasını kullanamadığı için yumruklarını kullanmaktır.
en sevdiğim hikayelerimden... bir gün kadıköy'den eminönü'ye geçmek üzere vapur beklerken, yanına oturup çaktırmadan seyrettiğim beyefendiyle bir hafta sonra halvet olmuştum. vizelerim vardı o hafta, yoksa daha erken olurdum. sene 2001 yaş 18. genelde toplu taşımalardan (otobüs, tramvay, metrobüs...) kaldırdım adamlarımı... hatta bi keresinde yanımdan yürüyüp giden bir adamla on beş dakka sonra apartman bodrumunda halvet...
yürüyüşüyle, bakışıyla, gülüşüyle, seksapeliyle, elinizi sıkışıyla, konuşmasıyla, konuşmamasıyla, selam verişiyle, kendi seksapelinin farkında olmanın getirdiği özgüveniyle, aurasıyla, varlığıyla, cinsel cazibesiyle, mesajıyla ya da hiçbir şey yapmadan insanın içinde ılık erotik rüzgarlar estiren, hayaller kurdurtan, insanı kudurtan, ben de böyle sevgili/koli istiyorum dedirten, yanınızdan geçip giderken başınızı çevirip defalarca bakma isteği yaratan, bakarken vaauuuuv olduğunuz, içinizin gittiği, eriyip bittiğiniz, ölüp gittiğiniz, alıp vitrine konulup seyredilesi ya da çerçeveletip duvara asılası erkeklere ilişkin bir arkadaşımın bulduğu tanımlama. tuna kiremitçi ve yaşar için kullanıyorum ben de bunu.
birinden maddi bir şey beklemek için çok erken 2 3 buluşma, şahsen ben de bana daha dakka bir gol bir bana borç verir misin derse altında artniyet ararım, tedirgin olurum yani. tabi beklenen maddi büyüklüğe de bağlı, geldi ya da ben gittim güzel vakit geçirdik, bi şeyler de olucak gibi, ama gidicekken yanında yol parası yok mesela, ya da benim yok, o tip durumlarda sıkıntı olmaz. ama büyük meblağlar, 100 liralar filan olmaz ilişkinin ilk zamanlarında.
1) sürekli bir yalan dünyasında yaşamak zorundasınızdır, gizliyseniz hele aileye, iş arkadaşlarına, normal arkadaşlara (tabi gey dostu olmadığını bildiklerinize) yalan söylersiniz
2) homofobik bir toplumda yaşamanın getirisi, aşağılanır, hakarete uğrar, dövülür, tecavüze uğrar hatta öldürülürsünüz, ve o homofobik toplumun homofobik polislerince insan yerine konmazsınız, hatta onlar da size aynı muameleyi yapar
3) çoğu zaman iç dünyanızla ilgili karmaşaları kendi başınıza çözmeniz gerekir, dışarı anlatamazsınız, diğer geylerin de kendi dertleri olur onlar da bi yere kadar dinler
4) aileniz ve toplum tarafından ağır ithamlarla cezalandırılırsınız
5) size herkese g.tveren potansiyel muamelesi yapılabilir, gece s.ken adam gündüz size bir paçavraymışsınız gibi davranabilir, veya sarhoş muhabbetlerine meze yapar.
6) başınıza bir şey geldiğinizde, tecavüze uğradığınızda polise gidemezsiniz, zira polisin aklında sizin bu halinizle zaten davetiye çıkarmış olduğuna dair bir önyargısı vardır
offf bu kadar yazdım içim şişti, gerisini siz tamamlayın.
eve gidip duş almak, sonra gerizekalıya bağlamak, "aneeeymm hasta oldum ben aids oldum" diye kendini kahretmek, adama mesajlar atmak, "bir daha sikilmek için yalvarsam da gebersem de bana yazma, mesaj atsam da cevaplama" gibi saçma sapan mesajlar atmak, sonra adam gerçekten mesaj atmadığında neden mesaj atmıyorsun diye evine gitmek ve bir daha kendini siktirmek. sonra alışıyorsun tabi.
seni özlüyorum deli kadın, bütün bu dünyanın kiri pası içinde ekranlardan yansıyan ve bize her şeye rağmen umut var dedirten temiz sevincini, neşeni ve kaleminden akan yüreğini özlüyorum, senin en ince espri yaparken bile gözlerindeki derin bakışı, en ciddi konuda bile muzip yorumlarını, kısaca seni özlüyorum deli kadın. bir resmine bakarken bile binlerce kare geçiyor gözümden, seni hiç tanımadım, tanıma imkanı bulamadım, ancak ben seni hep sevdim, senin bu dünyaya kattığın güzelliği sevdim, tüm dünyanın akılları bir araya gelse senin tek bir yorumla herkesi susturabilme becerini sevdim.
ama neyi sevmedim biliyo musun? daha seninle tanışmadan çekip gitmeni, daha şarkılar şiirler tamamlanmamışken çekip gitmeni, tabiri caizse daha karpuz kesecekken zengin kalkışı yapar gibi 80 +/- 60 yaşın baharında çekip gitmeni... yarım kaldı şarkılar, şiirler, daha çok şarkı var yazacak... daha fazla söz söyleyemem, söz söylemede senin eline su dökemem, senin sözünün üstüne söz söyleyemem, sadece diyebilirim ki, ulaşıyosa bu yazılar bir yerden sana, bir el salla oralardan bana. deli kızım uyan, bir tek sensin duyan!!! bu dünyada bize bir bakış borcun kaldı, acelen ne, bekle aysel!
müslümanlık ve islam özünde -aslında her dinde olduğu gibi- kardeşlik, hoşgörü, barış gibi güzel mesajlar içeren bir din. insanoğlunun elinde oyuncağa çevrildiği için sürekli kötü ve berbat bir din izlenimi yaratılan ancak insanların amellerinden dolayı bütün bir dinin alaşağı edilmesini doğru bulmuyorum, sonuçta ortada ortak ve güzel bir mesaj var ve sorun bu mesajı insanların kendilerine yonta yonta saçma sapan ve müslümanlıkla bağdaşmayan uygulamalara giderek yanlış bir müslümanlık izlenimi oluşturmasıdır. kulaktan dolma bilgilere pabuç bırakmamak için herkesin bir kere okuması gerektiğini düşünüyorum.
gerizekalıdır, komplekslidir, derdi varsa yüzleşmek yerine bu şekilde derdini anlatabileceğini sanandır, siktir olup gitsindir, sözlükten uzaklaşma nedenidir. böyle şeyler yapmamalıdır!!! hadi bunu da eksile gerzek dingil!
sanırım bazı yabancı nickli yazarların adlarını okumakta güçlük çeken yabancı dili iyi olmayan yazarcanlar için açılmış başlık. yoksa adı atıyorum karpuzsever olan bir yazarın nicki başka nasıl okunabilir ki?