bilhassa pasif gey olmak masraflı şekerim, erkeğin gelecek e bunun bakımı traşı ağdası var. bazılarının kıyafet fantezisi oluyor e artık onu da sen al diyor(d)um. öte yandan kalan masraflar aktife ait beni götürecek yedirecek içirecek, ben de onu mutlu edicem sonuçta.
18 sene sonra kapılar isimli efsane bir albümle geri dönen, bu akşam kadıköy sahne'de sahne alıyor. çok sağlam sözler, çok sağlam müzikler, çok sağlam yorum ve çok sağlam enstrümanlar ile şimdiden 2017 en iyi beş albümüm içine girdi. ilk albümü firmanın kapanışına denk geldiği için insanlar tek şarklık sanıyor ama yaşamak zor isimli o albüm de şahanedir. yeniden hoşgeldin fatih erdemci...
kendimi ilk keşfettiğim 12 yaşlarımda aşık olduğum, dizlerimi titreten babamın arkadaşının bir kez gerçekleştirdiği eylem. allahım o nasıl bir görüntüydü nasıl bir manzaraydı ve nasıl çaktırmamaya çalışarak kıvrandığım bir andı. hem güzel hem de korkunç bir deneyimdi. bir şey almak için gittim, hemen alıp çıktım tabi ki o sahne o dönemlerimde bolca 31 malzemesi oldu.
gün geçmiyor ki ülkede bu defa aşılamaz denilen gerizekalılık çıtaları bir kez daha aşılsın. bu defa da trump'ı protesto etmek isteyen bir grup muhtar adı benziyor diye üzerine trump yazısını kazıdıkları turpları ısırdılar, trump da bu duruma kahroldu ve aman abi ben ettim siz etmeyin dileyerek görevi bırakıp ege'ye yerleşerek butik otel açtı. bu dangalakların bu olay barack obama zamanında olsaydı adı benziyor diye neyi ısıracaklarını düşünmek istemiyorum, ya da istiyorum çok eğlenirdik. http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turk...
eski sevgilim boğaydı, hem boğazına hem sekse düşkündü, tam bi boğaydı. ordan biliyorum bana sorun. tersi pistir ama, bir de inattır ki duvarlar delinir onun inadı delinmez. dediğim dediktir. seks yapar karnı acıkır, doyurursun gene seks ister. sonra gene acıkır böyle bir döngü.
komik mi değil mi bir türlü karar veremediğim, kimi zaman güzel bir espiri patlatırken hah tamam komik diyorum sonra sulu zırtlak devam ediyor pıfff diyorum kararsızım. yıllar önce maksat muhabbet diye bir program yapardı atv'de. ben de yaşar'ın konuk olduğu bölüme stüdyoya gitmiştim, yaşar'a jest olsun diye stüdyoya mangal ve hazır adana kebap getirtmişlerdi, yaşar da stüdyoda mangalda adana kebap yapmış ve bana da vermişti... * hülasa oyuncu, radyocu, tv programcısı ve yapımcısıdır.
gülse birsel öksürüp videoya çekse onu bile izlerim, keza sırf fragmanında bile yerlere yattım, güzel insan gözlemleri, yerinde bel altı espriler, ve gülmece dozunun dört dörtlük olmasıyla komediyi zevzek recep ivedik filmlerinin aksine hakkıyla yapan bir film.
en son oyuncu hakan yılmaz ile eşine yönelik bir otel girişinde "sen benim kim olduğumu biliyor musun lan" la başlayıp tekme tokatla devam eden olaylar dizisine yol açan küçük mafya bozuntularının haberini okuduğumda bir kez daha kani olduğum gerçeklik. onlar her yerdeler, metroda, otobüs durağında, otel lobisinde, kaldırımda, parklarda, evinizin önünde, okulun çıkışında, sinemalarda, kafelerde, restoranlarda, avmlerde bu tiplerin bir anda nedensiz yere bitip sizi nedensiz ya da gözünün üzerinde kaşın var diye ya da sadece tipinizi beğenmediği için tekme tokat dövmesi ve ceza almaması olası, bir de üstüne iftira atıp "'bana siz akpliler hep böylesiniz' dedi diye darp ettim" deyip serbest kalmak bir tek bizde olur. bu pervasızlık ve bu cüreti nerden buluyorlar bu da çok açık. tez zamanda sıfatları yere batası insansı organizmalar....
bu akşamki bölümde baya iyi geldi. şennur teyzenin sözlerine ve gizemin saçmalamasına çok gülüyorum. sanki gülse birsel de nasıl yazabileceğini biraz daha göstermiş oldu bu bölümle. severek izliyoruz.
hiç de içim almıyor ama..
ben öyle demiyom oğlum
araya gideceğine canıma gitsin
çiğ silikon mu bu?
fikri olmamak ama zikri olmak, elde tespih, ağızdan çer çöp kürdan sigara vb bir nesne düşürmemek, dilden erkeklik adamlık delikanlılık ve racon derslerini eksik etmemek, ahlak bekçiliği yapmak ama ahlaksızlığın müptelası olmak, cin olmadan adam çarpmak, medeniyet seviyesinin altında kalmak, kültür ve bilgi birikimi edinmemek, hayat üniversitesinden mezun olmak, yobazlık, kaba davranışlar sergilemek, hoşgörü ve nezaketten uzak olmak, kafasını kullanamadığı için yumruklarını kullanmaktır.
ayyhhhh dün gece son dakkalarda gerim gerim gerdiler. yani bir gerilim filmlerinde böyle gerildiğimi hatırlarım bir de bunun dünkü bölümünün son sahnesinde. allah sizi bildiği gibi yapsın e mi son anda dedim bunu göstermeyecekler, haftaya bırakacaklar ki öyle de oldu zaten. şu senarist arkadaşlar da oya karakterine daha anlamlı ve okkalı laf sokan replikler yazsalar da azıcık içimizin yağları erise ayol. o kadar sinirleniyor, atarlanıyor ama iş merve'nin karşısında konuşmaya gelince pıssssss balon gibi sönüyor. vallahi içim şişti yemin ederim yeter diye bağırasım geldi.
en sevdiğim hikayelerimden... bir gün kadıköy'den eminönü'ye geçmek üzere vapur beklerken, yanına oturup çaktırmadan seyrettiğim beyefendiyle bir hafta sonra halvet olmuştum. vizelerim vardı o hafta, yoksa daha erken olurdum. sene 2001 yaş 18. genelde toplu taşımalardan (otobüs, tramvay, metrobüs...) kaldırdım adamlarımı... hatta bi keresinde yanımdan yürüyüp giden bir adamla on beş dakka sonra apartman bodrumunda halvet...
hülya koçyiğit, ayten gökçer, yavuz bingöl ve türevlerinin tüm aymazlıkları ve şuursuzluklarına karşıt aydınlık, omurgalı, bilinçli oyuncu nasıl olunurun örneği, şahane kadın... üstelik oyunculuğu hülya koçyiğit'inkinden daha çok yönlüdür.
geçen bir müzik programına gittim, tuvalette ellerimi yıkarken bir adam geldi, tuvalete girdi kapıyı kapatmadan da işemeye başladı. sonra bana baktı, kafasını çevirdi sonra bi daha baktı, ben de tam çıkmaya yönelirken geri dönüp bir daha ellerimi yıkamaya başladım tuvalet tarafındaki lavaboda, bi yandan adam bakıyor, ben de bekledim ben de bakmaya başladım, sonra adam "manyak mısın kardeşim" demesin mi? dedi yanlış anladım pardon dedim. ama tam rezalet... off hatırladıkça hem utanıyorum hem sinir oluyorum. yani adam bakmasa ben de çıkıp gidicem ama üç kere baktı yani. (bkz: sözlük yazarlarının utandığı anlar)
1) sürekli bir yalan dünyasında yaşamak zorundasınızdır, gizliyseniz hele aileye, iş arkadaşlarına, normal arkadaşlara (tabi gey dostu olmadığını bildiklerinize) yalan söylersiniz
2) homofobik bir toplumda yaşamanın getirisi, aşağılanır, hakarete uğrar, dövülür, tecavüze uğrar hatta öldürülürsünüz, ve o homofobik toplumun homofobik polislerince insan yerine konmazsınız, hatta onlar da size aynı muameleyi yapar
3) çoğu zaman iç dünyanızla ilgili karmaşaları kendi başınıza çözmeniz gerekir, dışarı anlatamazsınız, diğer geylerin de kendi dertleri olur onlar da bi yere kadar dinler
4) aileniz ve toplum tarafından ağır ithamlarla cezalandırılırsınız
5) size herkese g.tveren potansiyel muamelesi yapılabilir, gece s.ken adam gündüz size bir paçavraymışsınız gibi davranabilir, veya sarhoş muhabbetlerine meze yapar.
6) başınıza bir şey geldiğinizde, tecavüze uğradığınızda polise gidemezsiniz, zira polisin aklında sizin bu halinizle zaten davetiye çıkarmış olduğuna dair bir önyargısı vardır
offf bu kadar yazdım içim şişti, gerisini siz tamamlayın.
eve gidip duş almak, sonra gerizekalıya bağlamak, "aneeeymm hasta oldum ben aids oldum" diye kendini kahretmek, adama mesajlar atmak, "bir daha sikilmek için yalvarsam da gebersem de bana yazma, mesaj atsam da cevaplama" gibi saçma sapan mesajlar atmak, sonra adam gerçekten mesaj atmadığında neden mesaj atmıyorsun diye evine gitmek ve bir daha kendini siktirmek. sonra alışıyorsun tabi.
seni özlüyorum deli kadın, bütün bu dünyanın kiri pası içinde ekranlardan yansıyan ve bize her şeye rağmen umut var dedirten temiz sevincini, neşeni ve kaleminden akan yüreğini özlüyorum, senin en ince espri yaparken bile gözlerindeki derin bakışı, en ciddi konuda bile muzip yorumlarını, kısaca seni özlüyorum deli kadın. bir resmine bakarken bile binlerce kare geçiyor gözümden, seni hiç tanımadım, tanıma imkanı bulamadım, ancak ben seni hep sevdim, senin bu dünyaya kattığın güzelliği sevdim, tüm dünyanın akılları bir araya gelse senin tek bir yorumla herkesi susturabilme becerini sevdim.
ama neyi sevmedim biliyo musun? daha seninle tanışmadan çekip gitmeni, daha şarkılar şiirler tamamlanmamışken çekip gitmeni, tabiri caizse daha karpuz kesecekken zengin kalkışı yapar gibi 80 +/- 60 yaşın baharında çekip gitmeni... yarım kaldı şarkılar, şiirler, daha çok şarkı var yazacak... daha fazla söz söyleyemem, söz söylemede senin eline su dökemem, senin sözünün üstüne söz söyleyemem, sadece diyebilirim ki, ulaşıyosa bu yazılar bir yerden sana, bir el salla oralardan bana. deli kızım uyan, bir tek sensin duyan!!! bu dünyada bize bir bakış borcun kaldı, acelen ne, bekle aysel!
müslümanlık ve islam özünde -aslında her dinde olduğu gibi- kardeşlik, hoşgörü, barış gibi güzel mesajlar içeren bir din. insanoğlunun elinde oyuncağa çevrildiği için sürekli kötü ve berbat bir din izlenimi yaratılan ancak insanların amellerinden dolayı bütün bir dinin alaşağı edilmesini doğru bulmuyorum, sonuçta ortada ortak ve güzel bir mesaj var ve sorun bu mesajı insanların kendilerine yonta yonta saçma sapan ve müslümanlıkla bağdaşmayan uygulamalara giderek yanlış bir müslümanlık izlenimi oluşturmasıdır. kulaktan dolma bilgilere pabuç bırakmamak için herkesin bir kere okuması gerektiğini düşünüyorum.
gerizekalıdır, komplekslidir, derdi varsa yüzleşmek yerine bu şekilde derdini anlatabileceğini sanandır, siktir olup gitsindir, sözlükten uzaklaşma nedenidir. böyle şeyler yapmamalıdır!!! hadi bunu da eksile gerzek dingil!
sanırım bazı yabancı nickli yazarların adlarını okumakta güçlük çeken yabancı dili iyi olmayan yazarcanlar için açılmış başlık. yoksa adı atıyorum karpuzsever olan bir yazarın nicki başka nasıl okunabilir ki?