çok arkadaşıma da göz dikmişimdir sevgililerine de içimden herkesi sikmek geliyorsa benim suçum mu beni de böyle yaratmışlar yine de tutarım kendimi çok belli etmem ama iki üç içkiden sonra neler olur bilinmez
kimisi sadece cinsel organ demiş ama katılmıyorum. trans erkeklere karşı arzu duyuyorum fakat trans kadınlara duymuyorum, demek ki benim için cinsiyet üreme organıyla alakalı bir şey değil.
benim de şimdiye kadar öyle jilet gibi kesilmedi hiç bişey. ayrıldığım her adamla sonra buluşup sevişmişizdir, kimisiyle aylarca, kimisiyle yıllar sonra. seks ve duygular kolay kesilip atılmıyor ama hemen kesip atabilen bir şey birlikte yaşamak. zaten birlikte yaşarken her şey iyiyken bile biraz kıllanıyorum sürekli etrafta olmalarından, ayrılınca direk siktirip gitsinler istiyorum.
gay görünümlü hetero’ya kıyasla daha matah olan kişidir kanımca. yoksa memleketimizin dolma dudaklı yumuşak başlı koca götlü çok tatlı çocukları var sonra bakıyorum kollarında kız arkadaşları. yazık.
noel için ayrı başlık açıp gavur muamelesi görmek istemedim buraya yazıyorum
yılın bu zamanları yapmayı sevdiğim şeylerden biri noel zamanında geçen fakat noel konulu olmayan filmler izlemek. tekrar tekrar her yıl izliyorum bunları, hafif kafadan noksan olmamın da etkisi var burda bildiğim filmleri tekrar izlemenin rahatlatıcı bir etkisi oluyor.
yyggll'in noel etrafında geçen fakat noel filmi olmayan filmler listesi:
- carol (2015) en sevdiğim. sanırım bu yıl artık bu 6-7'inci izleyişim filan
- eyes wide shut (1999) bunu da her yıl izliyorum.
- the shining (1980)
- brazil (1985)
- american psycho (2000)
- spencer (2021) listeme en son giren bu oldu.
bir de tangerine var bu şekilde önerilen ama henüz izlemedim.
ekşi'de etimolojik bir araştırma yaptım anladığım kadarıyla ilk 2017'de sinirlenmek anlamıyla kullanılmış 2018-2019 gibi de beğenmek anlamına evrilmiş, 2020-2021 gibi de iyice yaygınlaşmış. başta rap / ergen / varoş alanlarında çıkmışken 2023'te plaza türkçesine girmiş.
yahu bu tamamen benim bu ülkede olmadığım şu son on sene içerisinde türemiş bir kelime. herkes her şeye yükseliyor günde on kere duyuyorum bir türlü alışamadım kulağımı tırmalıyor. help.
bir defasında benden önce aynı gün 3-5 kişiye vermiş fisting filan yapmış biriyle yapmıştım, buna dayanarak üstteki yoruma katılmıyorum haha. daha sıkı vajina gördüm.
taylor swift de futbolcu sevgili yaptı sanırım ama benim için amerikan futbolu denince tek bir erkek var o da nick bosa. tam bir himbo, özellikle röportajlarda iki kelimeyi zar zor yan yana getirmesi bol bol sessiz kalıp düşüncelere dalar gibi gözükmesi… oysa biliyoruz ki o güzel kafanın içinden tek bir düşünce geçmiyor. genelde daha şişman ya da çelimsiz erkeklere tutulurum ama nick’e olan ilgimi instagram algoritması farketmiş olacak kendisini takip etmememe rağmen discover ekranım onun kalın bacakları koca götü ve geniş omuzlarından geçilmiyor. iyi ki varsın smaller bear.
genç birinin yaşlı biriyle ilişki yaşaması, yaşlı birinin genç biriyle beraber olması neden ahlaksızlık, sapkınlık olsun yahu, kafan mı güzel senin. şu hetero kafanı bir kenara bırak diyeceğim ama yaş farkı olan ilişkileri artık onlar da ahlaksızlık olarak görmüyorlar. ortam ortam diyerek ötekileştirdiğin ve pislik olarak nitelendirdiğin eşcinsel ilişkilerde kaçırdığın bir nokta da yetişkin insanların kendi iradesi ile yaşadıkları ilişkiler. valla haklısın, çok zorladım kendimi ama dediğin gibi seni sevmek ve aynı alanı paylaşıp seni kabul etmek gerçekten zor. bu sözlüğe saçtığın homofobinin artık sabredilir bir yanı kalmadı, herkesin bir tahammül limiti var, kusura bakma.
tek sprey sıkımda bir kaç saniye içinde düz duvara tırmandıran, afrodizyak parfüm olarak geçinen çoğu parfümü donunda sallayan animalic parfüm.
tövbe est tek sıkımda insan kendi kendini sikmek istiyor. iç mimarisinde deri kullanılmış bir odada yüzlerce yakışıklı erkek seks yapıyor gibi bir his.
dediği lafa bak; belki hataları çokmuş. hıh. pisliğin tekiydi. kimseyi aramda kan bağı var diye sevmek zorunda değilim. bana ahlak dersi vermeden önce 2-3 kez düşünmeniz gerekir. o namussuz hiçbir zaman arkamdaki duvar olmadı. başkasının aile hayatına burnunuzu sokmayın. gidin romantizminizi kendi babanıza yapın. herkes sizin toz pembe hayatınızı yaşamıyor.
şiir fazlasıyla yazan biriyim. en kötüsü diyemem de basit bir tane yazayım.
geçer denilen ne varsa
öylece kalakaldı yürekte
zamanın içine hapsoldu anılar
kaçış yolları kapandı
ölümü arzulayan bir ruh
bir kan lekesi yürekte
dinmeyen acılara dair
durulmuş vaziyette, kasvet sarılı dünya
rüzgarlar durgun, çiçekler solmuş
aşk tan eser kalmamış
ölüme biat eder olmuş ruh.
altta ki yazar anlat bakalım ne istersen. mutlu bir anını anlat. anlat ki hatırlayıp tekrar mutlu ol.
son zamanlarda keşfettiğim kali uchis şarkısı aklıma bu başlığı getirdi. o nasıl ritim çok fena oldum. sex için mükemmel olabilir. şöyle bırakıyorum... (youtube:https://youtu.be/-t24yKUFLRc?feature=sha...)
seks için bir buluşma kuralı yoktur. ilişki arayanların da illa ki beklemesi gerekir gibi düşünmüyorum. 7 yıl birlikte olduğum eski kocam ile de ilk buluşmada seks yapmıştık.
benim en sevdiğim ilk buluşma: önce seks, sonra birer içecek ve muhabbet, sonra yine seks. eğer muhabbet sıkıcıysa ya da canınız ikinciye istemiyorsa oradan anlarsınız tekrar buluşma potansiyeli var mı yok mu.
jenerasyonlar arası ilişkiler ipne toplumunda dünyanın her bir yerinde görülür ve ipnelere önemli bir kültürel zenginlik katar, olgun amcalarımızdan öğrenebileceğimiz çok şey var, öncelikle kendinizi beğenmeyi öğrenirsiniz, hayata karşı farklı bakış açıları öğrenirsiniz, seks yapmayı bile öğrenirsiniz. olgun kişi de genç partnerlerden dünyada bu aralar neler oluyor yeni nesil nelere önem veriyor onu öğrenir, eskimez. o yüzden yürekten desteklediğim bir olgudur genç-olgun ilişkileri yok hayır kesinlikle artık kırk yaşına merdiven dayadığımdan değil
sevgililerime sorsan beni pek soft görmediklerini söylerler ama aslında çok seviyorum softken emilmeyi çoğu sevgili ancak o zaman hepsini ağzına alabiliyor
emen taraf ben olduğumda en canımı sıkanlar bi türlü sertleşmeyenler bakalım allah büyük inşallah bir yirmi otuz yıl daha o günleri görmeyiz
“sexual desire discrepancy” türkçesini bulamayınca böyle çevirdim. ilişkilerde bir kişinin yüksek libidolu bir kişinin düşük libidolu olmasından veya bir kişinin diğerinden daha fazla seks istemesinden kaynaklanan durum.
aslında çok yaygın ve normalken, cinselliğin genel olarak tabu olmasından, utanç duygusunu çok kolay tetiklemesinden, ilişkilerimizde sağlıklı iletişim kurmayı bilmememizden dolayı bir çok ilişkiyi krize sürükleyen durumdur.
seks terapisine veya çift terapisine başvuran çiftlerin en sık şikayetçi oldukları durumken, başarılı bir şekilde tedavisi de o kadar zordur. hetero çiftlerde eşcinsel erkek çiftlerden daha sık görülür ve bir çok heteroseksüel ilişkinin ve evliliğin sekssiz bir ilişkiye dönüşmesinde rol oynar.
ilişkilerin başında bu durumun fark edilmesi daha zordur çünkü arada bir fark olduğu belli olsa da genelde her iki kişiyi de tatmin edecek kadar seks yapılır ilk iki yılda. genelde sorun ikinci yıldan sonra problem çıkaracak büyüklüğe ulaşır.
“yüksek istek” (high desire) kişi sürekli seks isteyen taraf olmaktan bunalır, seks istekleri olumsuz yanıt aldıkça kendisini sevilmiyor ve istenmiyor hisseder.
“düşük istek” (low desire) kişi sevgilisinin cinsel ihtiyacını anlayışla karşılayıp kendi isteksizliğini de normal olarak kabul etmelidir. ne yazık ki bir çok ilişkide düşük istek duyan kişi partnerini sekse düşkünlükle ve seks bağımlısı olmakla suçlayıp işi daha da yokuşa sürebilir.
olayın çözümü dediğim gibi zor… anlayışlı olmak, sağlıklı iletişim kurmak, her iki kişinin de çaba göstermesi ve birbirinin ihtiyaçlarını önemsemesi vs vs… bana sorarsanız en iyi çözümü daha işin en başından sekse sizinle benzer oranda önem veren biriyle birlikte olmanız.
eğer israil eşcinsellerin haklarını önemsiyor olsaydı, filistinli eşcinselleri de önemserdi. fakat filistinli eşcinseller israil'e kabul edilmiyor. neden kapılarını filistinli geylere trans kişilere açmıyor? neden insan haklarının ve eşcinsel haklarının bölgedeki tek savunucusu olduğunu bu şekilde kanıtlamıyor?
bu gösteriyor ki israil devleti sadece siyonizmi ve kendi çıkarlarını desteklediği ölçüde eşcinsel insanları önemsiyor.
yani bizim, filistinli veya türk, eşcinsel olmamız onların umrunda değil.
israil, sanki eşcinsel filistinliler yokmuş gibi, sanki eşcinseller için dünyanın her yeri tehlikeli değilmiş gibi davranıyor.
buna rağmen israil’in bu pazarlama taktiklerine inanarak filistin halkının soykırımı sanki haklıymış gibi davranan çok fazla eşcinsel var…