gaylerin en sevdiği gayler
erkek erkeğe yapılacak en güzel şeyler
sek rakı ve yanında şalgam içmenin ötesinde bir şey düşünemiyorum.
çıkarılması keyifli olan şeyler
porter
sevgili sözlük artık günlük tutar gibi bu yazarın saldırılarına maruz kalıp anlatmaktan yoruldum, yıprandım. ama bugün bir seviye atlayıp porter'ın neden zagor'u hazmedemeyişini anlatacağım. duyduklarınıza inanamayacaksınız ama gerçek budur.
porter kendi deyimiyle olgun görünmektedir fakat bana soracaksanız gayet de yaşlı görünüyor. kırışmış cildi, dizlerine sarkan göbeği, sayılabilecek kadar kalmış saçı, ala ala bırakmadığı çizgiden oluşan kaşı ile baya baya yaşlı görünmektedir. tutturdu bir vakit zagor seninle tatile gidelim, güzelce eğlenir denize gireriz diye. çalışkan zagor ahretliğini kırmak istemedi bütün iyi niyetler içinde. yemedi içmedi parasını biriktirdi, iznini aldı bastı porter'ın yanına gitti. uzun bi zaman görüşmediğimiz için haliyle bi özlem giderdik sarıldık ettik ama o fettan gözleriyle sürekli beni baştan aşağı süzmesi hiç gözümden kaçmadı. zagor zayıflamış spora gitmiş fit bir vücudu olmuş. içten pazarlıklı hali beni hep tedirgin etse de yola çıktık bi defa...
o günün heyecanıyla bunları görmezden geldim. ertesi sabah uyanıp güney'e indik. güney'i de kendisi seçti olimpos olmalıymış onun tatil yeri; bol bol ormanlık alanda ayı bulabilirmiş. 1 haftalık tatilin nasıl geçeceği konusunda içimde ürperen şüphelerim varken çok da üstünde durmak istemedim. olimpos'a vardık sözlük otel ayarladık geziyoruz içiyoruz bol bol denize girip güneşleniyoruz ama o fettan bakışlarından hiç ödün vermedi porter. sürekli kıskançlık içinde beni izliyor. her neyse bütün bunlar ateşiyle devam ederken olimpos'tan kaçamak yapıp başka yerlere gidelim dedik. aslında bu onun fikriydi çünkü dağda bayırda geze geze 1 ayı bulamamıştı. başka mekanlar keşfetmeliydi; biber sürülmüşçesine yanıyordu adeta.
derken, araç olmadığından otostop çekmemiz gerekti. bu fikir de ondan çıktı halbuki zagor bekleyelim minibüsleri onlarla geçelim dedi. ama porter güneşin altında bekleyemeyeceğini cildinin kırışacağını belirterek başladı giyinmeye. şeker pembesi mini eteği altına giydiği simli beyaz konversleri ve kısacık bir tshirtle elini kolunu kaldırmaya başladı. otostop çekmeye çalışıyor fakat ne gelen var ne giden. daha sonra zagor koy götüne gitsin mantığıyla porter'ı geriye çekip kendisi yola çıkmıştır. geçmiş zaman hatırlamıyorum üstümde kot tshirt bişeyler vardı.
güneş gözlüklerini takmış karizmatik fit bir duruşla bekleyen zagor'u kim görse durmaya başladı. işte o an zagor'la porter'ın savaşı başladı sözlük.porter birden domates gibi kızardı, otoban misali kaşlarının ortasını çattı, emolar gibi ayaklaırnı içe doğru basar bir şekilde oturmuş beni resmen öldürme planları kuruyordu. ordaki kıyaslamasına yenilmiş artık aynı kulvarda olmadığımızı yani gerçekleri anlayabilmişti. daha sonra duran bir arabaya binip geriye kalan kısa tatili tripli bir şekilde geçirdik. ve zaman kaybetmeden zagor istanbul'a evine dönmüştür.
bütün mesele budur. porter hiçbir zaman zagor'u hazmedememiştir. kendisindeki değişiklikleri estetikle kapatmaya çalışmıştır yıllarca fakat nafile hiçbir derdine derman olmamıştır. o yüzden porter zagor'u sevmiyor sözlük.
en hoş entry'ler
arvellian sayesinde keşfettim. okumaya koyuldum sırasıyla, tek başına kahkaha atmak da çok şüphe içeriyor başgan!
artı oy verirken kabız eksi verirken ishal olmak
kel alaka bir entry olacak fakat bunu itiraf etmem gerek ki: sözlüğün şimdiye kadar ki açılmış en orjinal başlığı budur.
* * *
31’den sonra düşünülen ilk şey
iki kelimesinden biri ay ayol olan kadınsı pasif eşcinsel erkek
kuyruk acısına açılmış kompozisyonvari başlıklar
yazarın kuyruk acısını ifade etme şeklidir. hedefi 12'den vurma çabası ile birkaç kelimeden öteye geçip kompozisyon gibi açılmış başlıklardır.
yazarların sözlüğü birer birer terk etmesi
herkes parmak izi gibi özel ve tek. birinin diğerlerine uymaması kadar doğal bir şey olamaz fakat bunun kırıcı bir şekilde "zorunluluğa" dönüştürülmesi sorgulanması gereken bir mevzu. en önemlisi de haddinden fazla rahatsız edici bir durum.
*canım baktın olmadı her 3 binanın 1'inin altında kreş var oraya bakarsın.
ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar
künt- şaşkın
"yaklaşırsa çekildiğin kadar
ittiğince dağılır incelir kopar
sırtlanır artan kırıklarını
başa döner düşerse izine"
7 mayıs 2015 istanbul yağmuru
2-3 saate yakın süren havada su dalgalarının gezindiği fırtına. kesinlikle yanlış görmedim havada su dalgaları vardı.
elektrikler an itibariyle gelmiştir. artçı deprem şeklinde gök gürültüsüyle ev sallanırken kesilmişti elektrik.
anneler tarafından pencere önüne amaçsızca konulduğu düşünülen bezin işe yaradığını gördüm.
psikoseksüel gelişim
freud amcamızın kusursuz icadıdır. bireyin kişiliğinin çocukluk yıllarındaki çevresi ile etkileşimi ile oluştuğunu belirtmektedir. aynı zamanda 0-6 yaş arasını dikkate almaktadır. bireyin ihtiyaçlarına, ihtiyaçlarının karşılanmasına, ihtiyaçlarının neler olduğuna ve çevresine odaklanmaktadır. ihtiyaçların nasıl karşılandığı gibi düzeyi de önemlidir. 5 evre ile açıklanabiliyor:
1- oral dönem: 0-1 yaş arasıdır. ağız yoluyla hazzı vurgular.
2- anal dönem: 1-3 yaş arasıdır. tutma-bırakma evresidir. tuvalet eğitimini kapsar.
3- fallik dönem: 3-6 yaş arasıdır. cinsiyet ve kimlik ayrımının yanında sosyal rolleri de kapsar.
4- gizil dönem: 7-12 yaş arasıdır. sosyal rollerin yanında kişinin sosyalleşmesi ve çevresi ile etkileşimi vardır. aynı zamanda ilkokul dönemidir.
5- genital dönem: 12-18 yaş arasıdır. ergenlik dönemini içerir. bunun yanında vücuttaki fiziksel değişimleri içerir.
astral
eski kulağı kesiklerdenmiş gerçek anlamda, hiçbir mecazi anlamı yok dediğimin. aynı zamanda ağır abi; takım elbisesi ve sivri burunlu ayakkabıları ile tam bir biznızman.
keşke daha çok vaktimiz olsaydı. daha rakı içecektik diye içimden geçirirken kendisi direksiyon sallamaya başlamıştı bile. şoförlüğü de hiç fena değilmiş. oysa zagor çok gerilmişti. 1 mayıs ertesi kargalar kahvaltılarını yaparken o trafikte beşiktaş'ta nasıl araba kullanacak derken benden evvel beşiktaş meydanına süzülmüştü.
kesinlikle bu ziyareti hiç saymadık. balıksız rakı içilecek bir şekilde! ya orda ya burda diye ekleyelim, yuvarlamayalım!
erkekleri çekici yapan detaylar
ayı sözlük eurovision 2015 şarkı yarışması zirvesi
niyetim zirveyi sabote etmek veya zirveye tabiri caizse bok atmak kesinlikle değil. fakat gay bar yerine nevizade'de şahane rakı fasıl ayarında yerler biliyorum. şahsen bar yerine oturup muhabbet eşliğinde rakı içmeyi tercih ederim. adı "after party" çok da şahane olur kanımca.
şahsen gizli oluşumlar da daha kişisel oluyor. "yürüdüğün" yazarı görmek için zirveyi beklemiyorsun. en azından zagor "yürüdüğü" yazarla vakit geçirebiliyor. hiç de bok atılası bir durum değil.
sadece biraz samimiyet durumunu vurguladım.
sözlüğe her yeni kayıt olan yazarı ufaktan yoklayan yazar
sakalları kızıl çıkan erkekler
bir dönem keçi sakal modunu aşıp hacı sakalı şeklinde gezdiğim vakitlerde kızıl olduğu çok belli idi. durumu abartıp öğrencilik döneminde kırmızı boya ile de pekiştirmiştim.
orjinal duruyor kanımca, özellikle güneşte rengi değişiyor sarıdan turanca.
deja vu
ankaralı bir rock grubudur. "kendin coş" şarkısıyla çıkış yapmışlardır. hatta şarkıyı çıkarabilmek için sözlerinde değişiklikler yapmışlardır.
orjinal hali: alkol hoş, ot mayhoş, ama dinle beni hepsi çok boş
albumdeki hali: alkol hoş, ortam loş, ama dinle beni hepsi çok boş
ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar
murat yılmazyıldırım- duman duman
"ferhatlar gibi başkasın
aynamdan taşıyorsun
dünyevi bir hastalıktır
beni aşkına iten"