şeftali kebabı
aslında meşhur bir ingiliz yemeğinin uyarlanmış halidir. yemediyseniz çok şey kaybetmemişsinizdir.
murat dalkılıç
buna klip çekenler 'murat gül' demiş.
evladım ağzın kocaman. gülsen bir türlü somurtsan başka türlü. arasını bul.
homo
günümüz insanının başlangıcındaki türe verilen isim. ve diğer tüm türler bununla anılmaktadır. şimdikini söyleyip fen bilgisi olayına girmeyelim.
ha bir de argo kullanımı var. tasvip etmiyoruz.
gizem com
merhaba sevgili sözlük yazarı arkadaşım. ne kadar şanslısın. çünkü sözlükte yeni başlayan bir bölümün ilk cümlelerine şahit oluyor.
bundan sonra önümüze gelen bir yazarı 5 entry'si ile incelemeye alıp, onda bulunan cevheri sizlere tanıtmaya çalışacağız. şansa bakınız bu hafta piyango gizem com'a vurdu. gülüşler, bağırışlar, çağırışlar.
lafı uzatmadan ilk entry'ye göz atalım...
italyan mutfağı:
risotto.
00.39'da girilmiş yazı ile yazarımızın belli ki karnı acıkmış. dünya mutfağındaki tercihini de açık eden yazar, risotto diyerek son noktayı koymuş. gurme olduğu hakkında duyumlar da almıştık, bu entry ile olay tescillenmiş. maaşallah...
alman:
almanya vatandaşı.
biz de sersemiz arkadaş. alman ne olabilir ki. alman vatandaşı işte. rte havası da alıyorum bu enrty'de. türkiye, türk, türkiye vatandaşı vs... gizem com burada açılım yapmış, göndermeyi çakmış ama biz anlamamışız. özür dileriz.
sersem:
küfür olmayan argo bir kelime.
yazara göre bazı kelimeler, bazı olgular, bazı vurgular, bağzı bağzı şeyler önemsiz. üstünde durmaya değmez. sersem de öyle bir şey. küfür değil. peki küfür nedir? muhakkak ki bunun da cevabı gizem com'da. merakla yazılarını bekliyoruz.
şişman:
zayıf olmayan.
ayıların kilolu arkadaşlar olduğunu biliyoruz. yazar burada zayıflara şapka çıkartıyor ve şişmanları bariz şekilde aşağılıyor. gözümüzden kaçan bu enrty'si ırkçılık kokuyor. kendisine yakıştıramadım.
mantı:
bir çeşit hamur çorbası.
kayserililer sanırım bu enrty'yi görmedi. görse bugün gizem com aramızda olmayabilirdi. fakat ilk incelediğimiz entry'yi hatırlayın. dünya mutfaklarına hakim birinden söz ediyoruz. belki de olay bu kadar basittir ve mantı denen şeye bu kadar basit yaklaşılmalıdır.
kendisini 5 entry'de inceledik ve ortaya çıkan sonuç bizi şaşırttı. ya da şaşırtmadı bilemiyorum. net, derin, kültürlü, olağanüstü gibi sıfatlar onun için az kalır gibi. şimdi tüm yazarlar gizem com hakkında biraz düşünsün ve burada olduğu için şükretsin. bu büyük kazanımda katkısı olan herkese teşekkür ediyoruz.
pek yakında yeni yazarlarımızla karşınızda olacağız.
ayı sözlük iki yaşında zirvesi
sanki dark bear kendi çalmış, söylemiş ve zirve yapmış...
özellikle bu başlık altına bakılınca öyle bir sonuç çıkıyor. elbette buraya kimse ne yaptığını ne ettiğini yazmak zorunda değil ama insan merak ediyor işte. fakat yine bu başlığa bakılınca son günde özürlerini sunan bir iki kişiyle katılan bir iki kişinin yorumları okunuyor. enteresandır sadece dark bear mı gitti zirveye ya da gidenler pek memnun mu değildi? belkide gidenlerin çoğu yazar değildi. enteresan...
blade runner
rick deckard replikant mıdır, değil midir? işte bu filmdeki en büyük sorulardan birisidir bu. bence (ford ile yönetmene göre de) değildir. genel itibariyle (görevi vs.) de olması pek muhtemel gözükmemektedir.
vangelis
kimdir bu olaylarına girmeyeceğim. yunanlıdır, elektronik müziğin bokunu çıkartmıştır. tebrik ederiz kendisini.
bilinen birçok müziğinden en önemlileri şunlardır deyip alta bir şeyler sıralamayacağım. aklına gelen ya da ilgisi olan benden sonra yapsın. benim için vangelis the unknown man demek, trt demek. trt'nin abuk realite programlarından birinde çalan o müzik benim için büyük bir kabustur. hâlâ irkilerek dinlerim; sokak çocuklarını, balicileri, gecekondu mahallelerini filan hatırlarım.
vangelis seni iyi hatırlmaıyorum ama sanatına saygım var, o ayrı mesele.
geçmiş olsun
dilimizdeki en güzel temenni cümlelerinden. her yere de güzel gider, yapıştırır dururuz.
aslında olayın küçüğüne büyüğüne bakılmaksızın geçmiş olsun deriz. ve aslında bazı şeyler öyle bir geçmiş olsunla geçiştirilemez.
geçmiş
bir zaman kaybı. kaybettiğimiz zamanların toplamı. ve daha bir sürü yakıştırma yapılabilir tabi...
bir de gelmişini geçmişini deyip küfürlere de konu olması var. o da ayrı mesele. sikerken oralara bile gidebiliyoruz.
zamanda yolculuk mümkün bu memlekette.
koç
muhafazakarların her daim hedefinde olan holding ve aile.
en büyük arguman yahudi olmalarıdır. değillerdir de olsalar ne farkeder. hele bu gezi olaylarından sonra hepten gıcık olmuşlardır koçlardan.
tüpraş'ın geçirdiği soruşturmalar, aygaz'a yapılan baskınlar bunun göstergesidir. yoksa bilen bilir bu kurumlar zaten devamlı denetim altındadır.
jim carrey
mikrofonu görmesin şarkıyı yapıştırır. bu da böyle cins bir adam. şarkı söylemeyi seviyor ve ısrara bile gelmeden atılıyor sahneye. türkiye'de olsa şimdiye kadar 5 tane kaset çıkartmıştı.
bülent ortaçgil
bir gün evet bir gün; 'bırakın bu götümü yiyin ayaklarını ulan' demesini bekliyorum. demiyor. halbuki o potansiyel fazlasıyla var bu abide.
demiyorsa asaletinden demiyor, yoksa ağzımıza yüzümüze sıçar haberimiz bile olmaz.
eternal sunshine of the spotless mind
tamam film güzel... bana kalsa olayın kurgusu iyi, sonra hakikatten kurgu da iyi, bildiğin montaj yani.
fakat bir ferdi, bir orhan durumu sizce de yok mu?
beynimi sildirdim sevgilim ama kalbimden atamadım seni. olay bu değil mi?
not: 2 sene önce nasıl da boklamışım bu filmi. yatacak yerim yok ulan.
fikret orman
adamın en büyük vaadi ve projesi yeni
inönü stadı. bu sayede ikinci kez başkan seçildi denilebilir. ne diyecekti yani, aman çarşı iyi yaptı daha da yapsın mı diyecekti. burada bu işler böyle yürüyor. iktidara yalakalık yapmazsan (ki bu iktidarın rengi, sağı solu hiç farketmez) bir hiçsin. başkan olayı çözmüş, emin adımlarla ilerliyor.
hakiki tosun pasa benim
ifşa ediyorum kendisini...
konya altıncılar çarşısında bir kuyumcudur bu arkadaş.
trabzon burmasının hası bunda. cumhuriyet'te ve çeyrekte güzellik yapar, asla sertifikasız pırlanta satmaz.
fakat huyu kötü işte. yoksa iyi esnaf...
beverly hills cop
konusu klasik aslında. başka bir yere tayin edilen amerikan polisinin uyum süreci, uymama süreci, etrafının ona uyma ve uyamama süreçleri.
bizde sosyete polisi olarak gösterilen filmin tanıştırdığı eddie murphy'yi çok sevdik. dünya da sevince ardınan filmin devamı geldi. filmin müziği ise şaheserdi. orguna kurban olduğumuz ana temanın crazy frog diye boku çıkarılsa da hâlâ aklımızda.
kadınlarımız
insan bu kelimeyi duyunca hemen ardından eklemek istiyor... analarımız, bacılarımız, kızlarımız... yatakta eş, tarlada saban, evde hizmetçi... işte kadınlarımız...
bildiğini belgesel kelimesi. klişenin önde gideni. kelime uzaktan dolu duruyor ama müteahhit belli ki çimentodan çalmış.
back to the future
bir delorean'ım var. ve bu filmi türkiye'de sinemada izleme şansına erişmiş insanlardan birisiyim. düşün yani ne kadar yaşlıyım.
maket oğlum maket. ama paranın gözünü çıkartınca alırım bir tane.
alkol
ramazan'da büyük bir çoğunluk tarafından alınmayan şey.
bayramın birinci ve ikinci gününü bizi bilmeyen biri görse şok geçirirdi. nihat hatipoğlu dinleyen bünyeler yerle birdi.
3 artı 1 programının asansörde yiyişen dayılar skeçi
allahtan abd'de yaşamıyoruz. eşcinsel camia orada yazılıp, çizilen, çekilenleri görse saniyede 10 kere sinir krizi geçirir.