28/04/1971 - sıkıyönetim türkiye büyük millet meclis'inde kabul edildi. cumhuriyet ve akşam gazeteleri 10 gün süreyle kapatıldı.
28/04/2005 - norveç'te ilk kez bir kadın, erkeğe tecavüz etmekten mahkum edildi. bergen kentinde görülen davada kadına 9 ay hapis cezası verildi.
1966 ankara doğumlu, 1988 yılında hacettepe üniversitesi ankara devlet konservatuarını 1.likle bitirmiş, halen ankara devlet tiyatrosunda kadrolu sanatçı olarak görev alan tiyatro oyuncusu. kendisi uzun yıllar trt'de yayınlanan ferhunde hanımlar dizisinde nevzat karakteriyle hafızalarımızda yer etmiştir. az önce kanal d de yayınlanan keşanlı ali destanı adlı dizinin tanıtımında görünce ne kadar özlediğimi fark ettiğim oyuncudur kendisi.
ben kayboldu sanmıştım meğer sendeymiş
görür görmez anladım hemen o anda
sarı sandıklara kitlemiştim aşkımızı
sahip çıkmışsın canım eksik olma
nasıl özlemiş kalbim böyle atmayı
oysa yerini bile unuttum hanidir
bazen hayat vermek ister aldıklarını
mucizeler hep böyle ansızın gelir
teşekkür ederim böyle baktığın için
teşekkürler aklımda kaldığın için
karanlıktan korkumyorum eskisi gibi
senin yanın en aydınlık beyaz benim için
teşekkür ederim böyle baktığın için
teşekkürler aklımda kaldığın için
karanlıktan korkmuyorum eskisi gibi
senin yanın en aydınlık beyaz benim için...
günaydın sevgili ülkem, ve sonunda beklenen gerçekleşti afyon valiliği "kamu esenliği ve trafik kazalarını önlemek" adı altında kentte piknik yerleri de dahil olmak üzere içki satışı ve tüketimi yasaklandı. umarım 2 kişiden birisi memnun olmuştur bu karara, şimdilik tek ilde daha sonra tüm türkiyede... ne demişlerdi durmak yol yola devam...
27/04/1988 - naim süleymanoğlu, avrupa halter şampiyonası'nda 62 kiloda koparma dalında 150 kilogram kaldırarak dünya rekoru kırdı.
27/04/2005 - süperjumbo jet yolcu uçağı airbus 380 ilk uçuşunu yapmak üzere fransanın tolulouse kentinden havalandı.
okullarımızda çocuklarımızı emanet ettiğimi öğretmenler tarafından yapılabilen iğrenç durum. hükümetin bu konuda acilen bir çalışma yapması ve bu yapılan çalışma sonucu bu insanlık dışı yaratıkların en ağır şartlarda cezalandırılmasını istiyorum. * http://www.hurriyet.com.tr/gundem/20425414.asp
adminlerimizin de söylediği gibi gündemden uzaklaşıyoruz sürekli, belki gündemle alakalı değil ama tarihte bugün yaşanan olaylar hakkında bir başlık olsun istedim.
mesela ;
26/04/1930 - mecidiyeköyde likör fabrikası açıldı
26/04/1986 - rusya'daki çernobil nükleer santralinde patlama oldu. 7 milyon kişinin zarar gördüğü patlama nedeniyle ortaya çıkan radyoaktif bulutlardan, türkiye de etkilendi.
geçtiğimiz ay uygulamaya giren "tahliye için son 6 ayını kesintisiz olarak açık cezaevinde kurumunda geçiren, iyi halli olan, şartlı tahliye tarihine 1 yıl veya daha az bir süre kalan hükümlülerin tahliye olmasıyla" sonuçlanan, fakat bugün çıkan haberde hiçte iyi bir uygulama olmadığını gösteren yasa. içeride yatmaya alışkın mahkumların günde 4 saat kamu hizmetinde görevlendirlmek zorlarına gittiği için bizi tekrar içeri alın tarzında açıklama yapmışlardır. demek ki cezaevlerini boşaltmak çözüm değilmiş. insanları tekrar suça teşvik eden düşünülmeden hazırlanmış bir yasa.
suudi arabistan büyük müftüsünün yaptığı rezalet açıklamadan da anlaşılacağı gibi arap ülkelerinde de had safhada yaşanan insalık dışı olay. * http://www.hurriyet.com.tr/planet/20423404.asp
sevgili 17 yaşındaki halim, hayata atılmak için önünde daha çoook uzun zaman olacak şu çalışıp para kazanma işini biraz daha ertelesen daha iyi olacak. üniversite yılları tekrar geri gelmiyor bence tadını çıkar. seneye o çok hayal ettiğin ehliyetini alacaksın o kadar da büyük bi olay değil bu kadar heveslenmemen gerektiğini babanın minibüsünü çarptığın gün daha net anlayacaksın. seneye dünya üzerinde tek olmadığını anlamanı sağlayacak bir gay tanıyacaksın. aşık olabilirsin ama bunu herkesin içinde kendini açıklayarak yapma, yüz vermeyecek sana sende herkese sırrını verdiğinle kalacaksın. aldatılmak ve terk edilmek bunlar hakkında daha çok şey öğrenmeye çalış. 25 yaşına kadar 2 tane ilişkin olacak ilkinde aldatılacaksın ve bunu göreceksin o kadar fazla yıkılma değmeyecek bi insandı o. ikinci ilişkinde terk edileceksin sakinliğini koru dünyayı başına yıkma çevrendekilere anlatmakta güçlük çekebileceğin salaklıkları da sakın yapma. aile her zaman senin adına doğru kararlar veremez bunu da aklının bi köşesinde bulundur. her zaman etrafına pozitif enerjini sergile kaybetmeyeceksin... şu an 27 yaşındasın ve mutlusun...
1977 istanbul doğumlu, müjdat gezen sanat merkezi mezunu, genelde yan rollerde gördüğümüz sempatik oyuncu. yarım elma dizisinde şebboy canım ailem dizisinde de gülendam karakterini canlandırmıştır.
2007 yılbaşında bir muhabirin canlı yayında * sarf ettiği şok eden ve kahkaha tufanına sebep olan gafıdır. sözlükte 180 küsür başlık gördüğümüzde bir sevinç içerisinde de söylenebilitesi vardır.
ankara'da yaşayan yazarlara selam olsun 13 nisan 2019 tarihinde saat 15:00 - 16:00 civarında kızılayda birkaç eski yazar arkadaşlarla toplanıp sohbet edeceğiz ve eski günleri yad edeceğiz katılmak isteyen ve mekan önerisi olan yazarlar desteğinizi bekliyorum...
bu klişeyi yapmak istiyorum, belki bir gram farkındalık oluşur. eskiden çok güzel yazan insanlar vardı burda yazdıklarını okurken keyif aldığım okudukça öğrendiğim epey değerli insanlar.. eskiden dediğim 2-3 yıl öncesine kadar belki, daha sonra genç yazar arkadaşlar geldi kendi heyecanlarını acemiliklerini buraya yansıttılar(insan özenmiyor değil)
fakat yine de hiçbir şekilde eskilerin yerini tutmadı. birileri sinirlenecek belki beğenmiyorsan siktir git de diyebilirler yine de eski bir alışkanlık var. ara sıra bakmaktan hep keyif alıyorum buraya..
yaşadığım şehir.
son beş yılda çok yara aldı bu gri şehir.
peş peşe patlayan bombalardan yaka silkti. yüksel caddesinde, güvenpark'ta polisin saldırganlığından illallah etti. gezi parkı zamanında gaz bombaları ile darbe yedi, sisin pusun altına gömüldü.
yine de bozmadı düzenini.
trafik yine aynı saatlerde kilitlenmeye devam etti,
insanlar yine tandoğan'dan kızılay'a yürümeyi tercih etti.
ve ben, ne olursa olursun cuma akşamları kızılay'da bir kafede oturup kahve içmeyi ve ankara'nın kalbini izlemekten vazgeçmedim.
(bkz:kurşuni renkler) babam gelir aklıma hep. (bkz:fikrimin ince gülü) babam hastayken bu şarkıyı televizyonda gördüğünde ağlamıştı. bi hastalığın bi insanı nasıl çaresiz hale getirdiğini gördüm. içim parçalandı. belki de yaşadığı yılları, geçmişte yaptıklarını, yapmak isteyip yapamadıklarını düşündü. bu iki şarkıyı duyunca içim gidiyo. gözlerim yaşarıyor. kendimi bi garip hissediyorum.
(bkz:we found love) üsteki kadar beni etkilemesi imkansız olsa da bunu duyunca da italyanın teki geliyor hala aklıma. bi adam 1 haftada nasıl bu kadar derine kazınır anlamam.
2 bölümünü de izlediğim dizi. televizyondan olsa hayatta izlemem. türk dizisini televizyonda izleyen arkadaşlara da helal olsun diyorum. 3 saat boyunca imkanı yok oturamam bi dizi için. youtubeda açıyorum, saçma sapan yerlerini geçerek 1 saatte bitiriyorum. yabancı dizi tadında izlemek bu olsa gerek.
neyse gelelim dizinin konusu ve oyuncularına.
gayet kaliteli bi ekip var görünürde. tek tek anlatacak olursak ( of be ne yazasım varmış ha)
(bkz:gökçe bahadır) : (oya) benim taaaa hayat bilgisi zamanından sevdiğim oyuncudur kendisi. insanlar o dizide barbie denen kızı severken ben hep törpü törpü derdim. oyunculuk olarak gerçekten çok beğeniyorum ama o da benim yaşlarda olduğunu belli etmiş. ne kadar makyaj olsa da kırışıklıklar belli oluyor. sorun yok gayet güzel bir kadın, iyi bir oyuncudur.
(bkz:bade işçil): karşımıza pelin olarak çıkan sarışın güzelimiz. ezelde şebnem olarak izlemiştim. ben nedense bu hatuna kısa saçı daha çok yakıştıranlardanım. gayet güzel oynamaktadır.
(bkz:aslıhan gürbüz): merve karakterine hayat veren bu hanımefendi dizinin yılanı, pelinin en yakın arkadaşıdır. uzak durulması gereken psikopat hatun profili. serhanı nasıl kafeslemiş benim için bi muamma. gerçek hayatta serhan gibi bi karakterin böyle bir kadınla evlenmesinin imkanı yok.
(bkz:tülin özen) şirin arzu karakteri. ben bu kadına meryemce zamanı hastaydım. mehmet günsüre mustafam deyişleri kulaklarımda çınlardı. nasıl naif, güzel ve tatlı bi kadınsa artık, heteroseksüel bi ilişkiye resmen gıpta etmiştim. yeniden bi dizide görmek fazlasıyla mutlu etti beni.
şimdi bu kadınlar çok iyi arkadaşlar lisede. pelin ve merve aşırı kıskanç tipler ve oyayı kıskanıyolar. 96 yazında pis bi iftirayla hem oyanın hem edip öğretmenin başını yakıyolar. 20 yıl sonra filan oya büyüdüğü mahalleye geri dönüyor ve olaylar olaylar.
biraz geriden gelsem de zirvenin anahtardan sonra 2. ağır topu olarak benim de zirve ile ilgili yorumlarımı yazmadan geçeceğimi düşünmediniz herhalde...
öncelikle zirvenin organizasyonunu sağlayan sevgili hazineciye çok teşekkür ederim uzun zamandır böyle keyifli bir zirveye katılmamıştım çok iyi geldi.
mekana kadim dostum anahtarla birlikte buluşup geldik, mekanın üst katına çıktığımızda bir portatif yazı tahtasında birşeyler anlatan birisi ve dinleyen bir grup gördük ilk olarak doğal olarak biraz şaşırdık zirveler artık sunum tarzı mı yapılıyor diye birbirimize anlamsız bir bakış attıktan sonra en köşedeki masada oturan eski bir tanıdığı*aknarazı gördüm selamlaşmak için yanına gittiğimde kendisinin de sözlükte yazdığını ve zirve için geldiğini öğrendiğimde kısa süreli bir şaşkınlık* yaşadıktan sonra masaya oturup sohbete başladık. kısa bir süre sonra çekingen bir tavırla masaya * yaklaştı ve daha önceki zirveye ilk katılımdaki çekingenliği bildiğimden "evet düşündüğün kişiler biziz dedik ve sohbete devam ettik. daha sonra senseisplinter ve pena da aramıza katıldı* ve çok keyifli, vaktin nasıl geçtiğini anlamadığımız bir zirve daha geçti. katılan herkese çok teşekkür ederim, keyifli ve mutlaka en kısa sürede tekrarlamamız gereken bir akşam oldu...
en sevdiğim eurovision parçalarındandır, nilüfer de albümünde yorumlamıştır bu şarkıyı,
sözleri ;
kaç gündür hasretinle alevlenirken düşünceler
ben çılgın ben yine gözlerinin hapsindeyim
kaç gündür hasretinle alevlenirken düşünceler
ben çılgın ben yine gözlerinin hapsindeyim
ellerim yüzümde, susmuş dudaklarım
isyanlarda gönlüm, zaman gardiyandir
ah... ben yine gözlerinin hapsindeyim
aman vermez hasretin, ay ay ay...
ay la la la la... la la la la... içimde martılar
ay la la la la... la la la... sen gözyaşlarımdasın
kaç gündür hasretinle alevlenirken düşünceler
ben çılgın ben yine gözlerinin hapsindeyim
ellerim yüzümde, susmuş dudaklarım
isyanlarda gönlüm, zaman gardiyandır
ah... ben yine gözlerinin hapsindeyim
aman vermez hasretin, ay ay ay...
ay la la la la... la la la la... içimde martılar
ay la la la la... la la la... sen gözyaşlarımdasın
ay la la la la... la la la la... akşam firarları
ay la la la la... la la la... sen gözyaşlarımdasın
sinema yazarları derneği (siyad), 2017 yılı türkiye sineması ödüllerinde “en iyi yardımcı kadın oyuncu” ödülüne layık görülmüştür biblom benim. ödülün anons edildiğindeki sevinci görülmeye değer. lgbt görünürlüğü adına verdiği mücadelede kazandığı bu ödül çok önemli bence. tebrikler biblom...
19. bölümde tülayın selahattin çakaler'e söylemesi için yaptığı şu benzetmelerle beni benden alan yalan dünya karakteri.
- sen insanı silikon askısı kopan sutyen gibi yarı yolda bırakan bir tipsin de...
- sen adeta yaz başı beyaz bıngıl vücuda bikini denediğimde yaşadığım hayel kırıklığı, ümitsizliksin de...
- basen genişleyince small beden külotun yanlarda bıraktığı iz gibi sadece bende geçici bir iz bıraktın de...
- selülit gibisin, senden kurtulmak istiyorum de...
zaman zaman başıma gelen hadise. sanırım çevresel koşullardan ziyade kendi iç meselelerimle ilgili oluyor bazen bana da. ama "her zaman söylüyorum sözlükte kimseyi zorla tutmuyoruz, kimseye "nooolur kal" demiyoruz. birileri daha iyisini yapana kadar şuan en iyisi budur yavrular. susun ve yalamaya devam edin. daha iyi bir sözlük kurucusu ortaya çıkana kadar da benimkiyle idare edeceksiniz, yada çekip gideceksiniz. net." olayın tam olarak ne olduğunu bilmemekle birlikte tarzında bir yaklaşımın bir sözlük admini tarafından düşülmüş ve dile getirilmiş olması beni çok üzdü. iyi günlerim de kötü günlerim de oldu burada paylaştığım... bu kadar...
zirveye giderken kafamda bir ton soru işareti olmasını sağlayan ve içten içe korkutan yazar. acaba gerçek hayatta da mesajlarda olduğu gibi anlaması zor cümleler kurup beynimi yakmaya çalışacak mı diye derin düşüncelere dalmış olsam da garson çağırır gibi işaretler yapıp beni masasına davet eden ve sonra da zirve sonunda ayrılana kadar yalnız bırakmayan yazarcan. bayağı uzun ve derin mevzularda uzun uzun sohbet ettiğimiz* aynı okulun aynı mekanlarında çok özel anılarımızı paylaştığımız ve zirve haricinde de sık sık görüşeceğimizin sinyallerini verdiğimiz keyifli, zeki, hazırcevap ve espirili adam. böyle bir zirve organize edip yüksek katılım sağlamak için çabaladığın ve bu kadar güzel ev sahipliği yaptığın için ayrıca teşekkürler... tanıştığıma çok memnun oldum...