üstteki yazar
aklıma duracell pil getiren yazar.
swh
doğu ekspresi
neredeyse doğu ekspresi hattı üzerinde yaşıyorum. geçen ay, otobüs yolculuğum sırasında ilk kez uzaktan görünce tebessüm ettirdi. acayip heyecanlandım, çok sevimli görünüyordu. yeni arkadaşlarımla bahar ayı müteakiben seyahat etmek istiyorum.
ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar
köy hayatı
gayet güzeldir. köy insanı daima masum ve içtendir, çok severim. hele ki doğu insanı ayrı güzelmiş. öyle yardımsever ve misafirperverler ki onlarla bütün oluyorsunuz. kendimi çok şanslı hissediyorum. değer görmek ve değer vermek bambaşka bir duygu.
dark bear'ın ayı sözlüğü despotca yönetmesi
her sözlükte olduğu gibi formatın gerekliliğini uygulamaktadır. gayet doğaldır, bunun despotluk olduğunu asla düşünmüyorum.
kars
türkiye'nin en soğuk şehirlerinden biri. şimdiden sanki kar havası varmış gibi. dağları hele... ıssız, kendine has bir ağırlığı var. genel olarak güzel, beğendim.
otobüs yolculuğunu zehir eden şeyler
koltuğu kucağıma yatıranlar... geçenlerde tam 20 saatlik otobüs yolculuğum oldu, görevim için artık yaşayacağım şehri de merak ediyorum. neyse baktım uçak fiyatları bildiğiniz katlamış, henüz maaşım da bağlanmayınca otobüs kullanayım dedim. aklıma sıçayım inş. önümde bir hanzo, uyarmama rağmen koltuğu bana doğru yatırmaya devam etti. en sonunda muavini çağırdım, bu eyleminden öyle vazgeçti. hani 3 saatlik yol da değil, dümdüz 20 saat be ayı. o kadar geri kalmış bir toplumuz ki bu tarz olaylar yaşamın her yerine yansıyor.
düşün ki o bunu okuyor
sana kartlarımın açık olabilmesini çok isterdim. onca kez konuştuktan sonra hani bana birkaç ay önce "seni pek de tanımıyorum" demiştin ya acayip incittin beni. senin için neler düşünmüştüm, imkanımız da vardı. benimle kalabilmeni, içinden geçenleri bana belli etmeni çok isterdim. ikimizin de cesareti yoktu belki. bilmem ki. ben çok hassas biriyim, sen de öylesin. benziyoruz aslında. belki bu yüzden içimde kıpırtılar vardı. geceleri mesaj atmanı, ansızın beni aramalarını özledim. istediğim şey sadece senin varlığındı. beni sevmeni isterdim. belki sevmişsindir ama bunu hissettirmeni ayrı arzuladım. bir gün benimle sahiden geldiğini düşünerek geçiyor günlerim. çok kırıldık şu hayatta, seni kırmamaya çalışırdım. muhtemelen kırardın beni ama önemsemezdim. sen gerçekten kalbi güzel birisin. ve ben bunları sana asla söyleyemeyeceğim. cesur biri olmayı hiç beceremedim. mutlu kal, sevgiyle kal.
masterchef türkiye
bunun bir yabancı, bir de bizdeki versiyonunu ayrı ayrı izledim ve şu sonuçlara vardım:
- kaostan beslenmeyi tercih ediyoruz.
- kendine saygı duyulması için karşı tarafı itin götüne sokuyoruz.
yabancı versiyondaki şeflerden tutun, yemek yapan bireylere kadar herkes son derece nazik; gülümseyerek iletişim kuruyordu. onu izlerken fazlasıyla keyif aldım. fakat bizdeki versiyonuna bakınca yuh dedirtti. bildiğiniz sürekli birbirini yerme, bağırma, kavga ve kuyu kazma üzerine odaklı bir ortam var. sonra düşündüm, sahiden biz neden kaostan besleniyoruz? neden? gram anlamıyorum. başıma ağrılar girdi, televizyonu kapattım.
uyuyamamak
normalde erkenden uyuyabilen bünyeleri bir süre sonra sarsan eylem. ben de son bir haftadır heyecandan yarım yamalak uyuyorum. hatta bazen uyuyamıyorum. yarın nereye atanacağımı öğreneceğim. stres de yok değil, bu son artık. gideceğime inanamıyorum bazen... çok çok heyecanlıyım.
sigara
sıkıntılarımı paylaştığım en iyi dost. yakın olduklarım da bilir; ben genellikle dertlerimi anlatmayı sevmem, insanları sıkmaktan çekinirim. bu yüzden de genellikle dinleyen tarafımdır ve beni dinleyen ise sigaramdır. günde 3-4 dal içmeye çalışıyorum. fazlası cidden zarar.
sağlığa zararlıdır. siz içmeyiniz efenim.
çevrim içi yazarlar
bir haller olmuş buna. 7 yıl önce böyle miydi? eskiye dönüşüm istiyorum pls.
yalnızlığın anlaşıldığı anlar
geçen yaz idi sanırım. bir banka oturup göldeki ördekleri falan izlemiştim. sonra telefona baktım, etrafıma baktım. yalnızlığın tınısı böyle bir şeydi dedim. o günü özlediğimi söyleyebilirim.
kıskanç sevgili
eskiden bu tarz şeyler çok hoşuma giderdi ama şu an yaşımın verdiği farklı bakış açısı mı diyelim bilemiyorum. kıskanmak ve kıskanılmak hiç haz etmediğim konular. gereksiz geliyor, çocukça. sonsuz güvenmeliyim birine, o da bana güvenmeli.
insanı olgunlaştıran şeyler
çekilen sıkıntılardır.
iki gündür sevinçten ağlıyorum. insan durup durup sevinerek ağlayabiliyormuş. nasıl mutluyum sanki daha önce hiç mutlu olmamış gibi. çok dua ettim, hayatımdan çok şey de kaçırdım. bak yine gözlerim doldu, içim içime sığmıyor. ağlamak mutluluktan olsun herkes için. hepinizi seviyorum.
yazarların şu anki ruh halleri
çok pozitif ama bir o kadar da yorgun. 2 yıldır aralıksız hazırlandığım sınavım vardı sözlük. bazen dört duvar arasına kapandım, bazen hiç dışarı bile çıkmadım. geleceğim için hem işe gittim hem de ders çalıştım. kafamı bozan şeyler de oldu, aşık da oldum bu esnada. bazen çok kızdığım da oldu "bana hala bir baltaya sap olmamışsın. yıllardır sınava hazırlanıyorsun" diyen oldu. bakın bu çok koymuştu bana çünkü doğruydu. nisan ayıydı, bu beni çok üzmüştü. daha çok asıldım derslere, hep o cümlenin üstüne gittim. onların dediği kişi ben değildim çünkü.
şimdi bütün emeklerimin karşılığını aldım sözlük. artık dersler bitti, artık şükürler olsun kadroya geçtim. kontenjanın içine girdim. 20 gün sonra sadece haritadan bir yer gelecek ama nere olursa olsun, ben bu güzel ülkemin her yerinde çalışırım. bana destek olan aileme ve beni zamanında küçük gören insanlara çok şey borçluyum. iyi ki beni küçük görmüşler. emek ve sakin hırsla artık geleceğimi kurabildiğim için çok mutluyum. tek dileğim gittiğim şehirde de sağlıklı, huzurlu olabilmek. insan isteyince ve çabalayınca her şeyi başarabilirmiş bugün bunu öğrendim.
herkes sevgiyle kalsın.
düşün ki o bunu okuyor
bugün seni kırabileceğimi hiç düşünmemiştim. sanırım bu, hayatta isteyeceğim son şey olurdu. ince biri olmayı zamanla unuttum, belki de unutturdular. sadece sana böyle değildim ama üstelemeni de istemediğimden söyleyemedim; seni cidden seviyorum. ne eksik ne de fazla.
sokak hayvanları için çantasında mama taşıyanlar
benim bu. arabada da taşıyorum. hatta bozulur diye günlük olarak bagaja atıyorum. geçenlerde arkadaşlarla bir sahil kenarında oturduk. sonra baktım bu şirin varlıklar elimizdeki kahvelere atlıyor, gittim çıkardım mamalardan. hemen yediler, öyle mutlu oldum ki. şapşikolar.
sphynxinator
sözlükteki beylere tek tek kur yapıyor galiba. en son astral'e yazmış falan. acilen sosyalleş sen aga. sözlükten çıkış yap bi nefes al, derdi biz olmuşuz. agaya bak hele bir de korkudan bu saat olmuş beni eksiliyor. hadi diğerlerine de kur yap xkkdhjh
üstteki yazar
açıkçası ben de sphynxinator denen yazarı hiç sevmem. onun gibi de sevmeye çabalamam. "sevememiş gitmiş" bak hele. çok da skimdeydi.