ayı sözlük yazarlarının sosyalleşme adına yaptıkları
kamera açmak, konserlere gitmek, cd almak, arkadaşların arkadaşlarıyla tanışmak, skype,
bv bear ile muhabbet etmek.
ali ağaoğlu
paranın insanı nasıl bir hanzoluğa götürebileceğinin kanıtı olan, her gece reklamlarıyla kandırdığı insanlara götüyle güldüğünü düşündüğüm, arkasında ciddi bir güç yokken öyleymiş gibi davranan, paranın sahip olabileceği her şeye sahip olabilen, parayla satın alınamayacak şeylerden ise yoksun kalmaya mahkum görgüsüz kişilere ali ağaoğlu denir.
tüm sözlük grup seks yapsa olabilecekler
nolacak folloş olurum ben, bir de ortamda aktifler varsa, tek pasif ben olmak isterim.
tunatuan
an itibariyle işinden fazlaca sıkılmış ve tüm gününü sözlükte geçirmek isteyen yazar... kurtarın beni imdaaattt....
tavuk döner
et dönere göre daha ucuz, her yerde yenmeyecek olan
*, bazı turistik mekanlarda tavuk diye kolpası satılan
* ucuz ve pratik olduğu için aktivitelerden önce ve sonra, ne yenileceğine karar verilemediğinde, yemekle çok vakit kaybedilmek istenmediğinde akla gelen ilk yiyecek.
seks kazaları
prezervatifin içimde kalması gibi durumlar!
*
ayı sözlük yazarlarının şu an okuduğu kitaplar
şu anda yitik ülke yayınlarının "90'lar kitabı"nı okuyup bol miktarda nostalji yapıyorum.
muammer güler
idris naim şahin şeysinin kabineden silinmesiyle birlikte, ama bizi şimdi kim saçmasalak gaflarla güldürecek diye düşüncelere zerkederek yerine gelen eski istanbul valisi, bir de provokatör.
aileyle birlikte tv de eşcinsel içerikli film izlemek
annemin bir saniye tahammül edemediği olay. efenim, şöyle gelişti her şey. bir gün eşcinsel temalı güzel bir film izleiyorum. konu lise çağlarında ergenlik hezayanları yaşayan bir çocuk, babası ile annesinin ayrılacağını, dahası boşanma nedeninin babasının erkek arkadaşıyla ayrı eve çıkmak istemesi olduğunu öğrenir. kısa sürede okulda duyulur bu, ve çocukla dalga geçerler, çocuk zaten normal değil, iyice dağıtır filan. çok etkileyiciydi, yani bana bir çok şey düşündürdü şu an ismini unuttuğum o film. yani o çocuğun yaşadığı travma, ailesinin geçirdiği dönüşüm ve meydana getirdiği sarsıntılar, bi yandan adamın artık hayatının yönünü istediği gibi çizebilme kararı ve cesareti ve bu uğurda vazgeçtikleri vs. vs. gibi bolca sarsıcı mesajlar içermekteydi. annem, "ne izliyorsun?" dedi, anlattım, "izleyecek başka şey kalmadı mı?" dedi, dedim "anne niye öyle diyorsun ki, bu olaylar yaşanıyor, neden meseleye sadece gey filmiyse iğrençtir, dieyip kestiriyorsun, o çocuğun yaşadığı sıkıntıları düşünsene, o annenin, o babanın bu kararı verirken yaşadıkları sıkıntıyı", annem "hmmmmumm" gibi sesler çıkarıp odasına gitti. ki çok aydın bi kadındır, ama anladım ki eşcinsellik konusunda bin ışık yılı uzaktayız birbirimize.
dudak tiryakisi
sigarayı sadece ağzında tuttuğunu, dumanı içine çekmediğini söyleyerek kendini avutan bağımlı. halbusi, sigarayı ağızda tutmak bile dudak kanseri yapıyor, bir de mosmor ediyor ya dudakları.
en pasif eşcinsel
unutabilsem
bir gün birsen diye bir kıza aşık olmuştum
* bu şarkıda da "bir seni benim gibi unutabilsem" lafı geçer ya, dinler dinler içlenirdim. tabisi, birsen'in bundan haberi yoktu. bünyeyi arabeske vurmak istediğimde başta gelen şarkılardandır. severim.
kadının kırosu
zil zurna sarhoş olup, bir de zenginse abuk subuk davranmayı, etrafa laf atmayı, parasını saçmayı kendinde hak gören, kadın zerafetinden nasibini almamış kadıncıklara verilen ad. hiç mi hiç çekilmezler...
lapuş yapmak
anlamını bilmiyordum ama benim
gökçen gökçebağa yapmak istediğim eylemin adı olduğunu öğrendim, mutlu oldum.
life of pi
özellikle 3 boyutlu gözlükle izlenmesi gereken, görselleriyle beni benden alan, mesajlarıyla tarumar eden ve dahi kafa karıştırıcı sonuyla "laaaan, yoksaa, yok artık" dedirten film.. gidilip görülesi ve hayran olunası...
kaldırılmak isteyen sözlük yazarları
gene adımı göremeyip üzüldüğüm başlık, hiçbi şey verememişim bu sözlüğe cık cık cık...
*
ted
how i met your motherın tüm hikayesinin üzerine yazıldığı karakteri. 8 senedir ted mosby'nin evleneceği hatunun kim olduğunu öğrenmeye çalışıyoruz.
red light district
amsterdamın alameti farikası olan, gittiğimde benim hayretler içinde kaldığım -ki bu kadar large olmama rağmen- kadınların camlarda müşteri beklerken, insanların aileleriyle, çoluk çocuklarıyla gezdiği, bir çeşit turizm mevkisi haline gelmiş, gene kadınların küçük pöti kare perdeli odacıklarda beklediği açık hava genelevi. keyifleri yerinde gibi görünüyor, sıcak odaları, yiyecek yemekleri var. bir de bizim kaldırımlarda güvencesiz üç kuruşa çıkan kadınları düşündüm. onlara baktığımda ne istersen hayatın nerelere savurduğu insanlar görüp üzülüyorum. bir de o kadar güzel yüzleri var ki kadınların, ama çoğunda bacaklar orman, bir de çok pahalı diye hatırlıyorum.
*
bok kokusu
deneyimsiz/ilk seferine çıkan pasiflerle ilişkide göz önüne almanız gereken husus. bir de beklemişi-hele de ishal durumuysa- mide bulandırıcı olan, umumi helaların alameti farikası olan ifrazat kokusu.
ufo
türkçeye çevrilince adımın ilk üç harfi meydana geliyor. (ufo --- unidentified flying object) - (tuna --- tanımlanamayan uçan nesne, aaa)