efsane bir murat yılmazyıldırım şarkısıdır. şarkıyı geçtiğimiz senelerde ibrahim tatlıses ısrarla myy'den istemiştir, fakat myy'nin şarkılarına "onlar benim çocuğum!" muamelesi yapmasından ötürü şarkıyı vermeyip aç gezmeyi göze almıştır. album versiyonuna ek olarak konserlerdeki cem adrian düeti de şahane olmuştur ama şarkıyı yeniden yorumlayarak 13. albümü olan düş öncesinde akustik versiyonunu kaydetmiştir ve en iyi hali budur. zaten myy'nin şarkılarına en iyi yakışan-cuk oturan entruman her zaman keman olmuştu. neyse, şarkının linkini verecektim ki akustik versiyonu henüz yutuba düşmemiş, eski haliyle yetinelim madem..
eski album versiyonu:
cem adrian'lı extra ağlak versiyonu:
bağışlayın beni sevdalarım
kendimi parçalara ayıramadım
alın gidin korkularımı
saçlarımı ellerinizle okşayın
hiç bir ayrılık yeniden yeniden yaratmıyor artık beni
alın gidin korkularımı
saçlarımı ellerinizle okşayın
ve bütün ayrılıklar sabah olunca alıyor nefesimi
kanrevan içindeyim
gönlümün derdindeyim
yerlerin dibindeyim
kurtar ne olur, ne olur
kanrevan içindeyim
yarimin peşindeyim
cennetin izindeyim
kurtar ne olur
aşk ağır yükler bindirdi
küçülen omuzlarıma
kalplerinizden kaçtım hep
varıp gittim en karanlıklara
yağmur ıslak mazeretler yükledi büyüyen yangınıma
cehennemden düştüm hep
beni hiç görmediler
yağmur ıslak mazeretler yükledi büyüyen yangınıma
seviştim ve yoruldum
varıp gittim en yalnızlıklara
kanrevan içindeyim
gönlümün derdindeyim
yerlerin dibindeyim
kurtar ne olur
kanrevan içindeyim
yarimin peşindeyim
cennetin izindeyim
kurtar ne olur
yaklaşık 2.5 aydır her hafta günübirlik gidip geldiğim şehir, ve önümüzdeki 1-1.5 yıl..
eskiden özlediğim için koşa koşa giderdim şimdi ise iş ve eğitimden ibaret bir şehir benim için.. güya memleketim ama son yılarda fazlasıyla hızlı bir şekilde değişmiştir. yollarını tanımakta güçlük çekiyorum.
kara kaşlı kara gözlü sırma saçlı yazardır, yani bu kıl mevzusu beni kıskandırmıştır. sık ve gür saçları benim yaşlarıma geldiğinde o halini koruyabilecek mi göreceğiz artık.. zirvede arvellian ile köşeye sinmiş gözlem yapan genç yazarlardandı..
dün benim için cankurtaran oldu kendisi, ayfon şarj aleti ile bir cankurtaran sohbeti güzel, hem sevimli hem konuşkan yazardır. ama volume ayarı yapmakta zorlandığımız kahkahalar karşısındaki bakışı ile beni çaktırmasam da oldukça utandırmıştır. dilerim daha bir çok kez bir araya gelebiliriz..
kendisine aslında dün dediğim üzere zirveye katılmaması ve yolda gelirken vapurdan kendisini atmasıydı.. fakat kendisini diğer insanlarla bir tutmuş ve yaşama hakkının olduğunu öne sürmüştür, o hali ile.. zirvede yüzyüze geldiğimizde elimi uzatmaktan kendisiyle göz kontağı kurmaktan da oldukça tedirgin oldum. bir anda tacize uğruyorum diye çığlık atabiliyor, abartmıyorum deneyimle sabit!
neyse ki dün biraz sakindi ahmetonski etkisi olabilir, önüne gelen 4 kişilik yemeği beğenmemiş/doymamış bir insandır, hızını alamayıp birkaç yazarı çete gibi toplayıp hamburgercilerin yolunu tutmuştur. döndüğünde ateşi sönmüş rahatlamış bir halde zirvedeki muhabbetlere katılım göstermiştir.
neyse daha çok şey yazılabilir hakkında da şimdilik bu kadarla sınırlı kalsın.
fındığı fıstığı cevizli sucuğu ile zirve boyunca bizi besleyen sakin arkadaşımız, bizler ordan oraya sürekli yer dğeiştirirken kendisi oturduğu yerden gram oynamamış cool bakışlarıyla bizleri izlemiştir.
zirvede tanıştığımız, 2 adet arkadaşını da alıp zirveye koşan arkadaşlarının cinsel yönelimleri hakkında da bilgisi olmayan süper humanist bir adamdır* orjinal nicki üstünden yaptığımız onca geyiğe aldırış etmeyen güler yüzlü, defne samyelinin kuzenidir.
ilk zirveden kalma hepberabear'e attığım anlık ceketten meydana gelen oğlumuzdur. çekik gözleri, yüzünün güzelliği, yakışıklılığı, efendiliği anlatılmaz yaşanır cinsinden. her gördüğümde ayrı mutlu oluyorum kendisini.
zirve boyunca beni benden alan yazardır, öyle güldürdü ki o şiddetli çirkin kahkahalarımızdan rahatsız olanlar oldu. kendisine zirve boyunca yürüyen arşiv diye hitap ettim, asla ismini kullanamadım adam bildiğin kütüphane.. kendisinden daha önce bir ricamdı arşivini sergi şeklinde açıp bize tanıtması, buna bir de anılarından oluşan bir seminer vermesini ekleyelim..
kendisiyle hepberabear ve tunatuan 'ın esprilerine beraber aynı gürültüyle eşlik edip kahkahalar attık. seri ve şiddetli gülüyor tuttum bu adamı. bir şehir olarak bursa sohbetimiz ve yapılan geyikler gayet güzeldi, dilerim her istanbul ziyaretinde önceden bilgi verir..
zirveye damgasını vuran yazarlar arasındaydı kesinlikle, cool duruşu karizma saçları ile asla burnundan kıl aldırmamış kendisi hakkında demografik bilgilerin verilmesi amacıyla da kendine bir adet sözcü dahi seçmiştir.
bilge duruşu ile dikkatimi çeken konuşulduğunda gayet sıcakkanlı bir insan olduğu belli oluyor. dilerim daha uzun sohbetlerde kendisini dinleyebilirim..
ev sahibinin evde bulunmaması gibi bir şeydi dün yaşanan, zirveye geç gelenlerdendi. yine zirvenin en güzel kadınını alarak çok da geç kalmadan teşrif etmiştir. 2 gram fiskos yapamadığım yazardır, kem gözleriniz bugün görüyor mu?
havada takla atıp tek bacağıyla rakibinin üstüne inişi vardı. coystiği hızlıca u şeklinde çevirip a ve b tuşlarına basıyorduk.
bir de güzel kadındı allah sahibine bağışlasın.
murat yılmazyıldırımın 23 aralık 2015'te çıkardığı 13. solo albümüdür. solo albümlerinden önce ise düş sokağı sakinleri grubu ile de 3 albümü 1 de toplama albumu vardır. albümdeki şarkılar 83-93 yılları arasında kaydedilmiş hiçbir albumunde yayınlanmamış şarkılardan oluşmaktadır. sadece kan revan içindeyim şarkısının akustik hali mevcuttur.
1. kan revan içindeyim(akustik)
2. oyunlar
3. bir yaz şarkısı
4. sen değiştirdin zamanı
5. çokgen
6. elveda diyelim şu dünyaya
7. unut beni
8. mutluluk şarkısı
9. aşk kapıyı çalınca
10. kopuş
11. adını sen koy
12. kötümser
13. soyut sevgili
14. aşk
15. şarkımda kaldı kan revan
hem türk müziği, hem türk sineması için dönüm noktaları yaratmış, yeni başlangıçlara vesile olmuş türkiye'nin en önemli değerlerinden biridir. kızı müjde ar'ın annesini anlattığı ntv yapımı belgeseli mutlaka izlemelisiniz.
nevizadede bira içilebilir diye düşündük aslanım’ın üst katı, saat olarak da 19:00 şeklinde belirledik. daha şiddetli bir önerisi olan varsa belirleyebilir mekan ve saat önemli değil
bursalı bir grup sanırım en bilinen şarkısı kasvetli kutlama, şarkıyı dinlerken bana enjoy the silence’ı hatırlatıyor. buram buram kalite grup, gothic tarzları the cure tadında, gerçekten zamanın ötesinde şarkılar yapıyorlar.
son zamanlarda jakuzi ile beraber yükselişe geçen iki gruptan biri kanımca
bu klişeyi yapmak istiyorum, belki bir gram farkındalık oluşur. eskiden çok güzel yazan insanlar vardı burda yazdıklarını okurken keyif aldığım okudukça öğrendiğim epey değerli insanlar.. eskiden dediğim 2-3 yıl öncesine kadar belki, daha sonra genç yazar arkadaşlar geldi kendi heyecanlarını acemiliklerini buraya yansıttılar(insan özenmiyor değil)
fakat yine de hiçbir şekilde eskilerin yerini tutmadı. birileri sinirlenecek belki beğenmiyorsan siktir git de diyebilirler yine de eski bir alışkanlık var. ara sıra bakmaktan hep keyif alıyorum buraya..
gayet de güzel olmuş. arabada köşede sokak ortasında bir kadını para verip sikerken iyi, eylemde çıplak görmek kötü. hayırlı işler türkiye!
femen neden feministlerin marjinal insanların eşcinsellerin hoşuna gidiyor da türkiye vatandaşı insanların aynısını yapması hoşunuza kaçmıyor? neyini beğenmedin canım? gelinlik giymiş gay, maskülen kıyafetli lezbiyen, makyajlı insanlar güzel duruyor da çıplak olan hayat kadınları veya lezbiyen her ne ise bu mu çirkin durdu.
herşey el altından yürüsün gitsin nasılsa bilinmiyorum mantığı midemi bulandırdı nasıl bir ikiyüzlülükse bu.
farklı nokta atışları, net oluşu, çeşitli betimlemeleri ile hep dikkatimi çekmiştir.
hepsinin dışında on numara beş yıldız yüreği olan sevdiğim bir yazardır.