saat 13:00'daki uçağı rötarla birlikte 16:00'da kalkacakmış ve beni erkenden de atatürk havaalanına dikmek istiyor. baya baya bağırıp trip atarak dediğini yaptırmaya çalışıyor. neyse ki erkenden buluşmayacağız, erkenden işlerimi halledip şişli tarafında buluşacağız. maalesef ki yılbaşı programını beraber yaptık, dilerim bir yıl boyunca gudubet hallerini görmem.. bu gece biter geçer ve gider evine..
cem karaca şarkısıdır. şebnem ferah da od isimli albumunde coverlamıştır. albumden önce meydanlara uzun bir ara veren şebnem, bir vakit beyaz show'a katılarak mini bir konser vermiştir. şarkıyı da ilk defa orda okuyarak yeni albumlerine ekleyeceğinin duyurusunu yapmıştır. şebnem iyi bir ses güçlü bir yorumcu eyvallah ama şarkıyı orda öyle bir söylüyor ki eminim ses sistemini skti attı.. şarkıda 4.20'de bir eko var ki adamın beynine şimşek çakıyor anlıyor musun?
öldükten sonra 70'lerde kaydettiği kara gözlüm şarkısı ortaya çıkmış sanırım hiçbir albümünde basılmamıştır.
şarkıyı dinlerken samimi söylüyorum insan bir tuhaf oluyor, anadolu rock'ın öncülerinden ve hala yılların şarkılarını dinliyoruz. öldükten sonra da kemikleri milyon defa sızlatılmış arkasından çok kişi ekmeğini yemiş değerli sanatçı, nurlar içinde yatsın. ..
arada bir evde sıkıldığım zaman yükleyip bakındığım uygulama, telefonu her yerde gezen bir insan olduğumdan uygulamayı sürekli tutup insanlarla iletişimde olmak geriyor beni.. ama aşikar bir şekilde oldukça işlevsel ve her türlü insanın her türünün olduğu kesin.
dün bir müdürle sohbette de böyle bir cümleyle giriş yapıp metrobüste oturduğu yerden namaz kılan teyzeyi gören güzel gözlerimden bahsetmiştim. ahh neler gördü bu gözler, kalbi kadar temiz olan sayfaları ve kan damlayan gül çizimleri dolusu yazılmış yıllıklar.. her sayfanın sonunda bu teşekkürü samimiyetlerimizle sunardık..
- başka şubesi olmayan sadece istiklal'de bulunan çikolata evi olan j'adore, galatasaray lisesini geçince devam ediyoruz kamki 100 metre sonra seven hill mağazasından sağa giriyoruz hemen orda.. sıcak çikolatası ve oh la la beatrice pastası ile meşhurdur, ama o çikolata günlerce unutulmaz öyle birşey..
- etiler nispetiye caddesi üzerinde şubesi olan tavacı recep usta, galiba menüsünden yenmeyecek bir şeyi yok.. et yemeklerinin tamamı mevcuttur, maşallah..
- şişli'de bulunan dedeoğlu pastanesi, şimdiye değin yediğim en mikemmel yaş pastaları yapmaktadır..
oldukça eğlencesine yapılmış bir ödül töreni illaki.. fakat seçeneklere eklenmiş yazar isimlerinin seçilme konusunda adil olunduğunu düşünmedim, örneğin en fettan yazar kategorisinde benim uygun gördüğüm kişi yok. bunun gibi.. 7 laçolu hürmüz kategorisi'ne sözüm yok mesela, gökyüzünde yalnız gezen aslında onu demek istemeyen yıldız gibi mibarek.
efsane bir murat yılmazyıldırım şarkısıdır. şarkıyı geçtiğimiz senelerde ibrahim tatlıses ısrarla myy'den istemiştir, fakat myy'nin şarkılarına "onlar benim çocuğum!" muamelesi yapmasından ötürü şarkıyı vermeyip aç gezmeyi göze almıştır. album versiyonuna ek olarak konserlerdeki cem adrian düeti de şahane olmuştur ama şarkıyı yeniden yorumlayarak 13. albümü olan düş öncesinde akustik versiyonunu kaydetmiştir ve en iyi hali budur. zaten myy'nin şarkılarına en iyi yakışan-cuk oturan entruman her zaman keman olmuştu. neyse, şarkının linkini verecektim ki akustik versiyonu henüz yutuba düşmemiş, eski haliyle yetinelim madem..
eski album versiyonu:
cem adrian'lı extra ağlak versiyonu:
bağışlayın beni sevdalarım
kendimi parçalara ayıramadım
alın gidin korkularımı
saçlarımı ellerinizle okşayın
hiç bir ayrılık yeniden yeniden yaratmıyor artık beni
alın gidin korkularımı
saçlarımı ellerinizle okşayın
ve bütün ayrılıklar sabah olunca alıyor nefesimi
kanrevan içindeyim
gönlümün derdindeyim
yerlerin dibindeyim
kurtar ne olur, ne olur
kanrevan içindeyim
yarimin peşindeyim
cennetin izindeyim
kurtar ne olur
aşk ağır yükler bindirdi
küçülen omuzlarıma
kalplerinizden kaçtım hep
varıp gittim en karanlıklara
yağmur ıslak mazeretler yükledi büyüyen yangınıma
cehennemden düştüm hep
beni hiç görmediler
yağmur ıslak mazeretler yükledi büyüyen yangınıma
seviştim ve yoruldum
varıp gittim en yalnızlıklara
kanrevan içindeyim
gönlümün derdindeyim
yerlerin dibindeyim
kurtar ne olur
kanrevan içindeyim
yarimin peşindeyim
cennetin izindeyim
kurtar ne olur
yaklaşık 2.5 aydır her hafta günübirlik gidip geldiğim şehir, ve önümüzdeki 1-1.5 yıl..
eskiden özlediğim için koşa koşa giderdim şimdi ise iş ve eğitimden ibaret bir şehir benim için.. güya memleketim ama son yılarda fazlasıyla hızlı bir şekilde değişmiştir. yollarını tanımakta güçlük çekiyorum.
kara kaşlı kara gözlü sırma saçlı yazardır, yani bu kıl mevzusu beni kıskandırmıştır. sık ve gür saçları benim yaşlarıma geldiğinde o halini koruyabilecek mi göreceğiz artık.. zirvede arvellian ile köşeye sinmiş gözlem yapan genç yazarlardandı..
dün benim için cankurtaran oldu kendisi, ayfon şarj aleti ile bir cankurtaran sohbeti güzel, hem sevimli hem konuşkan yazardır. ama volume ayarı yapmakta zorlandığımız kahkahalar karşısındaki bakışı ile beni çaktırmasam da oldukça utandırmıştır. dilerim daha bir çok kez bir araya gelebiliriz..
kendisine aslında dün dediğim üzere zirveye katılmaması ve yolda gelirken vapurdan kendisini atmasıydı.. fakat kendisini diğer insanlarla bir tutmuş ve yaşama hakkının olduğunu öne sürmüştür, o hali ile.. zirvede yüzyüze geldiğimizde elimi uzatmaktan kendisiyle göz kontağı kurmaktan da oldukça tedirgin oldum. bir anda tacize uğruyorum diye çığlık atabiliyor, abartmıyorum deneyimle sabit!
neyse ki dün biraz sakindi ahmetonski etkisi olabilir, önüne gelen 4 kişilik yemeği beğenmemiş/doymamış bir insandır, hızını alamayıp birkaç yazarı çete gibi toplayıp hamburgercilerin yolunu tutmuştur. döndüğünde ateşi sönmüş rahatlamış bir halde zirvedeki muhabbetlere katılım göstermiştir.
neyse daha çok şey yazılabilir hakkında da şimdilik bu kadarla sınırlı kalsın.
fındığı fıstığı cevizli sucuğu ile zirve boyunca bizi besleyen sakin arkadaşımız, bizler ordan oraya sürekli yer dğeiştirirken kendisi oturduğu yerden gram oynamamış cool bakışlarıyla bizleri izlemiştir.
hem türk müziği, hem türk sineması için dönüm noktaları yaratmış, yeni başlangıçlara vesile olmuş türkiye'nin en önemli değerlerinden biridir. kızı müjde ar'ın annesini anlattığı ntv yapımı belgeseli mutlaka izlemelisiniz.
nevizadede bira içilebilir diye düşündük aslanım’ın üst katı, saat olarak da 19:00 şeklinde belirledik. daha şiddetli bir önerisi olan varsa belirleyebilir mekan ve saat önemli değil
bursalı bir grup sanırım en bilinen şarkısı kasvetli kutlama, şarkıyı dinlerken bana enjoy the silence’ı hatırlatıyor. buram buram kalite grup, gothic tarzları the cure tadında, gerçekten zamanın ötesinde şarkılar yapıyorlar.
son zamanlarda jakuzi ile beraber yükselişe geçen iki gruptan biri kanımca
bu klişeyi yapmak istiyorum, belki bir gram farkındalık oluşur. eskiden çok güzel yazan insanlar vardı burda yazdıklarını okurken keyif aldığım okudukça öğrendiğim epey değerli insanlar.. eskiden dediğim 2-3 yıl öncesine kadar belki, daha sonra genç yazar arkadaşlar geldi kendi heyecanlarını acemiliklerini buraya yansıttılar(insan özenmiyor değil)
fakat yine de hiçbir şekilde eskilerin yerini tutmadı. birileri sinirlenecek belki beğenmiyorsan siktir git de diyebilirler yine de eski bir alışkanlık var. ara sıra bakmaktan hep keyif alıyorum buraya..
gayet de güzel olmuş. arabada köşede sokak ortasında bir kadını para verip sikerken iyi, eylemde çıplak görmek kötü. hayırlı işler türkiye!
femen neden feministlerin marjinal insanların eşcinsellerin hoşuna gidiyor da türkiye vatandaşı insanların aynısını yapması hoşunuza kaçmıyor? neyini beğenmedin canım? gelinlik giymiş gay, maskülen kıyafetli lezbiyen, makyajlı insanlar güzel duruyor da çıplak olan hayat kadınları veya lezbiyen her ne ise bu mu çirkin durdu.
herşey el altından yürüsün gitsin nasılsa bilinmiyorum mantığı midemi bulandırdı nasıl bir ikiyüzlülükse bu.
farklı nokta atışları, net oluşu, çeşitli betimlemeleri ile hep dikkatimi çekmiştir.
hepsinin dışında on numara beş yıldız yüreği olan sevdiğim bir yazardır.