antti

Durum: 797 - 0 - 0 - 0 - 25.10.2025 10:30

Puan: 13602 - Sözlük Kaşarı

12 yıl önce kayıt oldu. 5.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 40

ilker aksum

çarli'deki halleri ile fena halde seksi gelirdi bana bu adam. yaş aldıkça çekiciliğini kaybetti maalesef. gene de oyunculuğu çok güzeldir.

yossi and jagger

yossi israil ordusunda bir birliğin komutanı olarak, lübnan yakınlarındaki karlı dağlarda görev yapmaktadır. aynı zamanda, başkaları tarafından bir rock yıldızına benzeyen yakışıklılığı nedeniyle jagger olarak olarak çağrılan, astı lior ile gizli ama tutkulu bir romantik ilişki yaşamaktadır. jagger ilişkileri konusunda daha cesurdur, sürekli olarak yossi’ye onu ne kadar sevdiğini söyler, ordudan ayrılıp birlikte yaşamaktan bahsetse de yossi bu konularda son derece çekimser davranmaktadır. bir gün, yanında iki kadın asker ile bir albay birliğe gelir. kadın askerlerden biri jagger’a ilgi gösterse de karşılık bulamaz. albayın amacıysa birliğin bir gece yarısı pususu yapmasıdır fakat dolunayın olması yossi’yi kaygılandırmaktadır. bu durum tehlikeli sonuçlara yol açacaktır. romantik ama hüzünlü bir hikayesi olan yossi ve jagger, gösterildiği zaman israil’de oldukça popüler olmuştu.

ayı sözlük ankara patates puresi zirvesi

sözlükteki ilk zirvem oldu, hele şükür çekingenliğimi attım da gelebildim, eythmos sağolsun bu konuda, üstüne bir de herkese temel fıkrası bile anlattım, o kadar yani. gerçi octoberer'ın italik esprisi çok daha iyiydi. güzel insanların olduğu, eğlenceli, keyifli bir zirve oldu. aslında sadece oturup muhabbet etmek dışında başka fikirler de geldi aklıma böyle bir buluşma ortamında yapılabilecek, lambda'dan ve üyesi olduğum başka kulüplerden tecrübelerim var, sözel oyunlar veya psikodrama tarzı role play oyunları ile birbirimizi daha iyi tanımak, başa gelebilecek çeşitli durumlarda verilebilecek olası tepkilerin tartışılması falan gibi şeylere yarayan, hem enteresan hem öğretici hem de insanları kaynaştıran, eğlenceli şeyler yapabiliriz gibi geldi. tabii katılımcılar böyle birşey isterler mi, o da ayrı mesele. neyse ben çok uçmayayım, düzenleyen ilgilenen katılan herkese teşekkürler.

jean claude van damme

bu abi de kaslıydı, maslıydı da, hiç çekici gelmezdi bana. kan sporu diye fantastik bir türkiye'de geçen dövüşlü filmi vardı, onu pek severdim ama. herhalde şimdi izlesem dünyanın en sikik filmlerinden biri olduğunu farkederim ama o zaman çok modaydı bu abinin filmleri.

michael dudikoff

80'lerin b sınıfı aksiyon filmlerinin yakışıklısı, karateci taş abi. çocukluğumun süper seksilerindendi.

terminator

şimdi ilk filmin başında arnold abi dünyaya çıplak geliyor, bir üst-baş arama sahnesi geçiyordu, arnold abi bu arada dal daşşak dolaşıyor, ucundan accık görünüyordu da hatta. bu kısım süper seksi geliyordu 90'ların o yokluk döneminde. arnold abiden sonra kyle reese abi de çıplak geliyordu. bu abi arnold abi gibi kaslı biri değildi ama gene de yakışıklıydı, bu abiyi de çıplak izlemek güzeldi. terminatör filmleri çok güzeldi de, bu baştaki çıplak sahneler yüzünden ayrı bir güzel geliyordu bana.

ikinci filmde arnold abi iyi abi olmuştu ama gene çıplak geliyordu. daş gibi de götü vardı ha, maşallah. gene bir giysi bulma sahnesi, gene bir güzellik ve endam izliyorduk. bu filmde kötü abi olarak gelen cıva adam da maşallah taş gibiydi, böyle ince, atletik yapılı falan. bu arkadaş da çıplak geliyordu ama maalesef bu arkadaşın güzel vücudunu fazla göstermiyordu film, o nedenle hep içimde kalmıştır.

üçüncü film kadınlı olan filmdi ve acaip siktiriboktandı, ayrıca taş adam sayısı, arnold abi yaşlandığı, öbürü de kadın olduğu için sıfırlanmıştı, cinsel çekiciliği de yokolmuştu bu filmin, sonu da zaten yarrak gibi bitiyordu, o nedenle bunu saymıyoruz.

dördüncüsü de çekildi ama eminim iyice boku çıkmıştı, izlemedim.

ilk ikisi efsanedir ama, sırf çıplak adam olayıyla değil, genel kurgusu, hikayesi, aksiyonu, boku püsürüyle.

kevin bacon

inanılmaz tatlı bir yüze ve hokka gibi süper bir burna sahip amerikalı aktör. çocukluğumun yakışıklısı. footloose ve flatliners gibi güzel filmlerden hastası olmuştum.

kate bush

bir sürü güzel şarkısı olan, hafif deli, hafif depresyon teyze. pop müziğin gelişiminde önemli bir yeri vardır zira çok niş bir alan açmış ve inanılmaz yaratıcı çalışmalar ile doldurmuştur o nişi.

ben this woman's work diyorum:

tom the movie

1971 yılına kadar finlandiya'da eşcinsel olmak demek, toplum tarafından akıl hastası, zayıf ve kadınsı görülmek, yakalanırlarsa yıllar boyu süren hapis cezası demekti. binlerce eşcinsel polis baskınlarıyla tutuklandı, kimileri “tedavi” adı altında akıl hastanelerine gönderildi, isimleri gazetelerde yayınlandı. çoğu bu utançla yaşayamadı ve intihar ettiler.

böyle bir ortamda kendi varlığını korumaya çalışan biri vardı. ikili bir hayat yaşıyordu. gündüz yetenekli bir sanatçı ve piyanistken, geceleri eşcinselliğinden yaşadığı utancı azaltmak için kendini erotik çizimlere yapmaya vermişti. gizlice kendi fantazilerinde yarattığı bir başka dünyadaki kaslı, deri kıyafetlerin içindeki iri yapılı erkeklerin resimlerini çiziyor, o güne kadar görülmemiş, tamamıyla farklı bu homoerotik sanat, eşcinseller için devrimci bir dünya yaratıyordu: gururlu, sağlıklı, utançsız, özgür ve tamamıyla maskülen. neşeli ama agresif şekilde normları yıkan.

onun sanatı abd’deki devrimi ateşledi, kendine güvenen ve kendisi olmaktan gurur duyan yeni bir eşcinsel nesle güven verdi. artık tom of finland dünya çapında tanınıyor. şimdiyse touko laaksonen'i tanıma zamanı.

patlak fermuar

kendisini ekşi sözlükten bilirim, uzun süredir de takip ederim, çok tatlı yazar, çok içtendir, yeri gelir günlük hayatında yaşadıklarını kendisiyle dalga geçer vari esprili şekilde anlatır, yeri gelir ciddi tarih entryleri kasar, yeri gelir içini açtığı duygusal yazıları olur, hepsinde de kaliteli ve düzgün şekilde yazar. kendisiyle barışık, hoş bir imajı var gözümde. bu sözlükte görmek de güzel oldu kendisini, tam bunları yazacaktım profiline bastım başka ne yazmış diye, profiline kendi fotosunu eklemiş, ilk defa gördüm kendisini, oha bu kadar yakışıklı olduğunu bilmiyordum, bir süre bakakaldım fotosuna. sayın patlak maşallah pek yakışıklıymışsınız, allahın özenmiş de yaratmış kuluymuşsunuz, umarım hayırlı kısmetler çıkar karşınıza, hakkaten bu kadar güzel bir adama güzel bir kader de dilerim, annenize ve kedilerinize selamlar ederim.

aileye açılmak

çok iyi yazılmış bir haber değil ama geçen haftasonu ankara'daki ayrımcılık karşıtı sempozyum'da seven kaptan'ın bu konudaki sunumu aşağı yukarı ana hatlarıyla şu şekilde:

dr. seven kaptan’ın lgbti’lerin yakınlarının kabul ve açılma sürecini anlattığı sunumda, listag ve cetad ile devam eden aile buluşmaları deneyimini de aktaran kaptan; “açılma süreçlerinin çocuklar için dolaptan çıkma, aileler için dolaba girme süreci” olduğunu belirtti. ailelerin, çocuklar ailelerine açıldığı zaman, yas reaksiyonu verebildiğini ve açılma süreçlerinde “ölse bu kadar üzülmezdim”, “babamın ölümüne benzer bir acı yaşadım” gibi cümleler kurabildiğini anlattı (yas süreci için kübler-ross modeli diye aratabilirsiniz).

kaptan, sunumunda aile üyelerine açılma sürecinin, aileler için şu aşamalarını kapsadığını belirtti:

1. şok: aileler bu sürede çocuklarının değişmiş olduğunu düşünüyorlar. onlara karşı yabancılaşma hissi güdüyorlar.

“benim sevgili çocuğum, benim sevgili çocuğum değilmiş” gibi cümlelere rastlanabiliyor.

seven kaptan bu süreçte; kızgınlık, inanamama, şok gibi durumların geçmesini öneriyor.

2. inkar: bu süreç geçici bir dönem olarak nitelendiriliyor. aileler bu süreçte lgbti’lerin yaşadığı süreçlere benzer süreçler yaşayabiliyor. “sadece kafası karışık”, “değişebilir, çevrem ne der?” ve “çevrem asla bilmemeli” gibi kısıtlamalarla bu süreci geçiriyor.

aileler bu süreçte; “şimdiye kadar düzelen hastanız olmadı mı?”, “yine de evlenebilir mi?” gibi sorular soruyor. aileler buna alışmak için zamana ihtiyaç duyabiliyorlar.

3. öfke ve suçluluk: aileler yine bu süreçte “nerede yanlış yaptım?”, “bunun olabileceğini nasıl fark etmedim?”, “daha nelerle karşılaşacağım?” “çocuğum bunu anlatmadan önce ne kadar süre acı çekti?” gibi sorular soruyor.

kaptan, bu evrede ailelerin sorduğu soruların bilimsel tezlerle cevaplandığını anlattı. aileler, bu evrede psikiyatristleri “bilimin temsilcisi” olarak görüyor ve psikiyatrlardan bu tarz cevaplar bekliyor. doktorlar ise, bu cevaplarla ailelerin kaygısını hafifletmeyi amaçlıyor.

yine aileler, heteroseksüel hayallerin yasını tutuyor: “el alem ne diyecek?” “bizi kabul edecekler mi?” “çocuğumun geleceği ne olacak?” “iş bulabilecek mi?” “hayatı boyunca yalnız kalacak”

4. destekleme ve kabullenme aşamalarına göre ise aileler şöyle kendini gösteriyor:

a. destekleyici: bu tarz ailelerin bu süreçte lgbti olmayı tam anladığı anlamına gelmiyor. örneğin; bir trans kadın annesi “eskiden, 'el alem ne der?’ derken şimdi biri bir şey söylese de ağzının payını versem” diyebiliyor.

b. boyun eğen ya da koşullara bağlı destekleyici: bu tarz aileler kabullenmiş gibi görünüyor. şartlarını kesin ortaya koyup “sevgilini eve getirme”, “hormon kullanma” diyebiliyor.

c. iğneleyen, destekleyici olmayan, yargılayıcı: aileler kısıtlama ve tehditlerle lgbti çocuklarına saldırabiliyor.

çocuğunu hedef gösterme, rapor verecek doktoru silahla tehdit etme gibi durumlarda lgbti aileler arasında görülebiliyor.

5. kabulleniş: bu evre psikiyatrlar tarafından sadece çocuğu desteklemek değil, lgbti ebeveyni de olduğunu da kabullenmek olarak nitelendiriliyor.

kaptan bu süreçte lgbti aile gruplarının önemini vurguluyor. lgbti aile gruplarıyla tanışan aileler yanız olmadıklarını görme, ortak yas tutabilme, sürecin farklı aşamalarına tanıklık etme, bilgi alma/soru sorma mekanizmalarını kullanma, sorun yaşadıkları alanlara dair çözüm üretme deneyimleyebiliyor.

http://www.demokrathaber.net/lgbti/lgbti-aile-gruplari-cok-onemli-h58828.html

uzak mesafe ilişkisi

neredeyse altı senedir götürdüğüm ilişki türü. bunun az bir kısmında beraber yaşadık, sonrası hep ayrı. iş nedeniyle ayrıldık ama eğer daha iyi iş diye ölmesem aynı şehirde de kalabilirdik, ben o konuda biraz sıkıntılıydım. ilişkimiz aslında aradaki mesafeye rağmen allah bozmasın iyi gidiyor, birbirimizi çok seviyoruz da, aslına bakarsanız ben bir arada olsak nasıl yaşardık ondan korkuyorum. onla yaşamaktan sorunum yok da çevresel faktörler, aileye açıklama, iş yerindekilere, arkadaşlara açıklama falan, bilmiyorum nasıl dengesini bulurum, ve bu benim kafamı çok karıştırıyor. yüzde yüz açık ve çevresine de kendini olduğu gibi kabullendirmiş, kabullenmeyenine de yol vermiş, kendine süper güvenen bi herif olmayı çok isterdim valla. bata çıka yolumuzu bulmaya çalışıyoruz işte, benim hayattaki en önemli duygusal dayanağım o.

ayrımcılık karşıtı sempozyum

buna da katıldım, bu aralar çok bi aktivistim amk. hep bu sözlük yüzünden, beni gaza getirdi. pena kişisi ile de tanıştım, hatta ankara'da açılma sohbetleri düzenlemek üzere de kaos'tan birileriyle konuştum, ankara lgbt aile grubuylan şettiricez, bakalım nolcak. katılımcı formunda geldiğiniz kurum diye yazan boşluğa da "ayı sözlük" diye yazdım, kendime kurumsal kimlik kazandırdım :p ayrıca süper kadın seven kaptan ile konuşma fırsatı yakaladım, kadın bir harika dostum, yalnız bana slidelarını vermedi, haklı sanırım, neyse seviyorum ben o kadını, bir de yanında çok heyecanlanmasaydım. ayrıca şahika da vardı, kadın süper de slideları gene çok kötü, kör olacaktık valla gene okurken. ayrıca koraycığım da vardı, kalp kalp kalp <3

bu aralar böyle geyli meyli takılıyorum, bakalım nolcek. benden aktivist olur mu yaw, kendi her bokumu çözdüm de elaleme aktivistlik yapıcam ba ba ba ba, ama sanırım kendime derman olmak için içimden geliyor böyle şeyler yapmak. aktivizm neydi, sonunda başarılı olacağını hiç bir zaman bilemediğin kendi doğruların için ortaya gönlünü koymaktı, aynen o ruh işte. bi de ne yalan söyleyeyim, boysan'ın ölümü beni çok etkiledi, herifçioğlu kısacık hayatında neler yaptı bir de ben ne yaptım kendi durumlarıma zırlamaktan başka diye düşündüm, bi kendi hayatımın karşılaştırmalı muhasebesini yaptım da azmettim galiba, onun da etkisi yadsınamaz. işte bakalım, bu aralar şu iki sempozyumdan öğrendiklerimi bir derleyip toparlayayım hele. öpüyorum, bay.

ali erol

alamancı gibi konuşuyor, değisik bir aksanı var. bir anda değişecek ve "carteel bir numaraaag, en büyüüük " diyecekmiş gibi geliyor.

ayrımcılık testi

ne işe yaradığını pek anlamadım ama lgbti ruh sağlığı sempozyumunda tanıtılmıştı, yapayım dedim. cinsellikle olanını yaptım ve eşcinsellere yönelik zayıf bir tercihim çıktı (ne demekse). türkçe seçeneği var, aşağıdaki bayraklardan türk bayrağını seçerek soruları türkçe seçebiliyorsunuz. siz de bir yapın, bakalım anlayacak mısınız, çok garip bir test olmuş bu.

https://implicit.harvard.edu/implicit/

travesti kocalığı

homojen dergi'deki yazıdan öğrendim bu işi, enteresan geldi. kısaca yanında "koca" olarak gezdirmek, böylece hem duygusal ihtiyaçların için hem de toplumun "kadın" normuna daha fazla uyum sağlayabilmek adına bir adama para yedirmek, hatta bazen bunun için şiddet bile görmek şeklinde açıklanabilen bir durum. anlatılanlar pek hoş değildi.

geçen hafta katıldığım lgbti ruh sağlığı sempozyumunda, iki trans erkek gördüm, birisi transsicko, öbürü ise sanırım kız arkadaşı olan bir kızla gelmişti ve sempozyum boyu elele oturdular. sanırım bu ülkede trans erkek olunca sahip olduğun avantajlardan biri de rahat şekilde kız arkadaş sahibi olmak. gerçi onların arasında da bu travesti kocalığı şeklinde bir para-çıkar ilişkisi var mıdır, o nedenle mi yürüyordur bilemeyeceğim ama hiç zannetmiyorum. rüzgar erkoçların da bir kız arkadaşı var şu anda galiba. trans kadınların da acaba bu şekilde, bir para-çıkar ilişkisi olmadan erkek arkadaşları olabiliyor mu, bu iki durum arasında bir fark var mı, bunları merak ettim açıkcası.

david reimer

her lgbt bireyin ve lgbt konuları ile ilgilenen herkesin mutlaka okuması ve bilmesi gereken konunun öznesi amerikalı kişi.

çok küçük yaşta penisinin yanlış tedavi sonucu zedelenmesi üzerine doktor john money tarafından, cinsiyetin doğuştan değil yetiştirilme tarzı sonucu oluştuğunu ve akışkan olduğu fikrini kanıtlamak üzere kız gibi yetiştirilmesine ve hormon takviyesi almasına karar verildiği, sonradan ne kadar kız gibi görünse de ergenlikle beraber erkeksi davranışlar geliştiirip ciddi bir kimlik bunalımına düşmüş, daha sonra gerçekleri öğrenince kendindeki sıkıntıyı anlayıp tekrar erkek olmak istemiş ama hayatındaki bütün bu travmatik olaylar dizisi sonucu intihara sürüklenmiş, bize cinsiyetin ve cinsel kimliğin aslında doğuştan geldiğini çok acı bir tecrübeyle öğreten kişi.

hikayesini mutlaka detaylı şekilde okuyun.

tiksindirme terapisi

eşcinsel kişi bir sandalyeye bağlanır, karşısına bir ekran konulur, ekranda kendi cinsinden çıplak insanların fotoğrafı gösterilir, görüldükçe elektroşok veya mide bulandırıcı sıvı verilir, kusması sağlanır. karşı cinsinden çıplak insanların fotoları çıktığında ya bu tür şeyler yapılmaz ya da hoşa gidecek parfüm, müzik tarzı şeyler ortama sunulur. bir çeşit şartlı koşullandırma yapılarak eşcinseller pavlov köpekleri olarak kullanılırlar. bu son derece dahiyane yöntem ile eşcinseller sadece eşcinsellikten değil, hayattan dünyadan doktorlardan tıp biliminden insanlardan bunlara izin veren ailelerinden, herşeyden tiksinmişlerdir, aversiyon terapisi alan kişilerde intihar oranı dramatik yükselişlerde bulunmuştur.

eşcinselliğin tedavisi

eşcinsellik hastalık olmadığı için tedavisi yoktur. ilgili açıklama için (bkz: eşcinsellik hastalık değildir)

öte yandan bu yönelimi değiştirmek için denenen yöntemler olmuştur. onarım terapisi (reperative therapy) yanında bir başka bir zamanlar popüler olmuş yöntem tiksindirme terapisi (aversion therapy) olmuştur. bunun dışında elektroşok kullanımı gibi işkenceye kayan sözümona tedaviler ile mesela alan turinge de uygulanmış olan hormon tedavisi (eşcinsellerin hormon eksikliği olabileceği düşünülüyordu) sayılabilir.

tedavi arayanlar öncelikle bu konuda david reimerın hazin hikayesini okuyarak bilgilenmeye başlayabilirler.

ayrıca şu başlık da faydalı olabilir (bkz: eşcinselliğin nedeni)

ripped

vücut yağ oranının %10'un altına düşmesiyle vücuttaki bütün kasların belirginleşmesi ve dışarıdan anatomi dersi gibi kasları sayabilmenizi sağlayan durum. abdominal baklavalar da ancak bu şekilde görülüyor.

luca agra bu konuda güzel bir örnek olabilecek bir manken mesela.
  • /
  • 40

evdeki bütün dolapların ağzına kadar dolu olması

kendi odam harici bizim evdede bu durum söz konusu. ayrica buna ek olarak birnirinden bağimsiz esya kombinasyonlarida söz konusu. bunun sosyoekonomik durumla alakasi olduğu kadar bence kişisel seçimler dogrultusunda da geliştiğini düşünüyorum. birsuru farkli bardak, tabak takımı, bircok farkli nevresim, ivir zivir hiç bilmiyorum... zaten anneannem gecekondu ile başlamiş hayatinda, annemde gece konduda büyümüş. toplayicilik ve serbest birakamama hali soz konusu. ben çok sıkılıyorum bu düzensizlil ve karmasadan mesela. ablam evden tasindi ve ben onun odasina geçtim. annem benim odamı da doldurdu uç ay icerisinde. saka gibi. tabii ki çöp ev değil ama çok fazla esyada yok değil.
benim bazamin altini bosalttiğim için ve hicbir sey istemediğim için odamda, yatagimin altinda da icten içe arzusu var ama caktirmiyor. ben de annemin aksine çok minimalist oldum. bir bavula sigacak kadar esyam var. baska da bir seyim yok. tabii kitaplarim hariç... çok sey attim, yok ettim, hediye ettim. hayatimda da hicbir sey degismedi. esyalarla iliskimize goz atmamiz gerekiyor.

one child nation

çin’in 1979’dan 2015’e kadar uyguladığı tek çocuk politikasının toplumda yarattığı etkileri ele alan 2019 yapımı bir belgesel. bu kadar uzun bir süre bu politikanın uygulanmış olması, toplumun sessiz kalarak boyun eğmesi gerçekten üzücü.

la serenissima

bir dönem sanırım tvlerde sinyal müziği, jenerik müziği o bu müziği için çokça kullanılmış parça. ben aşağıdaki rondo veneziano halinden bahsediyorum.

şarjlı dikey süpürge

böyle başlıklar subliminal mesaj içeriyor genelde. yoksa kim ne yapsın ayı sözlükte elektrikli süpürge entrisini. cihat deyince nasıl aklımıza erotik geliyorsa dik duran sert bişeyden bahsediyor yazar kör göze parmak sokar gibi. şarjlı diye belirtiyor yani tekrar tekrar yapabilirim diyor. vakumlu bir cihaz seçilmesi de tesadüf değil tabi ki!!

geylerin şehir merkezinde yaşamayı tercih etmesi

çocuk olunca arabasız olmuyor. araba olunca da şehir merkezi tam bir işkence. evimin önünde otopark olmasına rağmen arabamı çıkarmaktan, trafiğe girmekten gittiğim yerde park yeri atamaktan nefret ediyorum. o yüzden heteroseksüeller bir süre sonra şehrin çeperlerine sürüklenirken gayler dayanabiliyor merkezde olmanın bu negatif taraflarına.

Toplam entry sayısı: 797

ayı sözlük günlük

geçen cumartesi günü bir çift olarak bir akşam yemeğine çağırıldık. erkek arkadaşım iki şişe şarap almış, ben de güzel bir çiçek yaptırdım, onu götürdük. çağıran kişi erkek arkadaşımın italyan yoga hocası. yemekte bir çift daha vardı, bir karı-koca daha. böylece biri eşcinsel 3 çift olarak akşam yemeği yedik. son derece de normal geçti. ama tabii benim için bir başka ilk oldu.

dün akşam da ev partisine çağırdı beni erkek arkadaşım, oraya gittim, orada da 8-9 kişi kadardık. yemek sofrasında erkek arkadaşım "aşkım kırmayıp geldiğin için teşekkür ederim" dedi, sonra da herkese "antti benim hayatımdaki en güzel şey" diye beni takdim etti. herkes gülümsedi falan. o sofradaki tek eşcinsel çift de bizdik bu arada. vallaha rüya gibi geliyor bu olan bitenler. nazar değdirmeyin ha, umarım hepiniz bu şekilde olan ortamları yaşarsınız. erkek arkadaşım benim hayatımda en önemli rol modelim oldu. aslında açıldıktan sonra türkiye'deki kendi arkadaş çevremde de bu şekilde erkek arkadaşımı tanıştırabilirim gibi geldi. yalnız yurtdışında bu işler daha kolay evet.

hayırlı evlat

ana babasına ileri yaşlarında destek olan kişi sanırım. babamın son ameliyatinda yanında oldum, iki hafta yanlarında kaldım. babamı sağ salim çıkardık hastaneden. yaşlanınca insanlar bir gariban kalıyorlar. anne babamın bankacılık ve edevlet işlemleriyle, cep telefonu problemleriyle, vergi fatura ödemeleriyle falan ben uğraşıyorum uzunca bir süredir. son bir kaç yıldır yurtdisina tatillere götürüyorum. bu son yanlarında bulunusumda da babamın eskiyen cep telefonunu yeniledim, evin de temizliği kolaylaşsın diye şarjlı dikey süpürge aldım, sonra da evi bütün dolapları sifonyerleri çeke çeke bir güzel temizledim. evleri çöp evden hallice, annem herseyi biriktiriyor. evde geçirdiğim süre boyunca gizli gizli torba torba eşya da attım, eski gazeteler, kağıtlar, torbalar, plastik kutular, kavanozlar, tarihi geçmiş ilaçlar, neler neler. bozulmuş bir iki eşyayı tamir ettim, kaplaması kalkmış mobilyaları yapıştırdım, böyle ot bok bir dünya iş yaptım. ayrılırken pek çok dualarını aldım. kendi yaşamımı pek amaçsız buluyorum ama en azından anne babama sahip çıkıyorum, bu biraz kendimi iyi hissettiriyor.

hayırlı evlat kategorisine giriyorum sanırım. babam diyor kaç kişinin evladı ana babasıyla bu kadar ilgileniyor diye. öte yandan bu hayırlı evlatlık işi de şans işi anne baba için. abim kendisine faydası olmayan hiç bir işe karışmaz mesela. ayrıca ben de evli çocuklu biri olsaydım veya ne bileyim zamanında yurt dışına falan taşınmış olsaydım tüm bunları nasıl yapacaktım. bu son olayda bunları düşündüm. hayat olasiliklara atılan zarlar gerçekten.

bu arada garip olan şu ki, babamı gayet sevsem de anneme beni her zaman ihmal ettiğinden, hiç zaman ayirmadigindan, sıkıntım olduğunu söylediğimde hep başından attığından (kendisi de bitmeyen depresyonda olduğundan duygusal sorun duymaya katlanamıyor) dolayı hala çılgın öfke duymaktayim, o öfke hiç geçmedi. hala anneme sarılamıyorum yıllardır. buna rağmen gene de her işlerine de koşuyorum. böyle de oluyormuş demek.

tek eşlilik

hayatım boyunca, oldum bittim tekeşli yaşadım, sanırım benim cinsel karakterim bu şekilde. bunun nedeni olarak geç açılmam, ondan önce kızlarla ilişki yaşamış olmam mı nedendir bilmiyorum, kızlarla da tekeşliydim, kimseyi aldatmadım, açıldıktan kısa bir süre sonra da sevgilim oldu ve hala devam ediyoruz. açılma süreci çalkantılarımda bir ara çokeşli diyemeyeceğim ama, tek gecelik yaşadığım bir çok kişinin girip çıktığı çalkantılı, sıkıntılı ama bence yaşanması gereken bir dönem de yaşadım, o kısımdan da aslında pişman değilim, ama öyle o kucaktan bu kucağa bir hayat nasıl geçer bilmiyorum zira benim hissettiğim, bir noktadan sonra, kalktığım her yataktan içimde derin bir duygusal boşluk, bir tükenmişlik hissiyle kalktığımdı. bir noktadan sonra bu duygu benim içimi yemeye başladığında durup "ne yapıyorum ben amk?" demiştim kendime. burada tekeşli yaşamı övüp orta sınıf ahlakı dayatmacılığı yapmak da istemiyorum, sonuçta herkes nasıl rahat ediyorsa öyle yaşasın derim, yalnız bir ilişkide güzel bir cinsel uyum, güzel bir arkadaşlık, güven, sevgi ve şefkat olması beni daha çok mutlu ettiriyor, onu biliyorum. bir de belki de öyle dramatik ayrılıklar, aldatmalar falan da yaşamadım ben, o nedenle ruhum da fazla örselenmedi o konuda, bu nedenle de böyle rahat konuşabiliyorum, bilmiyorum. açık ilişki yaşayanlar da öyle mutluysa sorun yok bence, hatta romantik ilişki yaşamayıp farklı kişilerle sadece seks ilişkisi yaşayanlar da ok, ama "etrafta bir sürü bal toplayacak çiçek varken neden sadece tek bir çiçekle yetineyim" veya "zaten bi yaştan sonra seçeneklerim azalacak, o zaman durulmak zorunda kalacağım, hazır gençken seksin dibine vurayım" şeklinde artık bir cinsel gözü doymama mı denir ne denir, bana pek uymuyor. bir de ben biraz da mr. play it safe, yani fazla riske atılmayı, maceradan maceraya koşmayı falan seven biri değilim, nedeni o da olabilir, kafamın rahat olması, huzurlu olmak daha önemli benim için, maceraları başka konularda yaşamayı tercih ediyorum. bunun dışında tekeşli bir eşcinsel yaşam da bu ülkede çok süper kolay birşey değil, yine de her sıkıntınızı paylaşabileceğiniz, derdinizi dinleyip ortak olan, size yardım eden, iş yerindeyken size komikli resimler gönderen, tatillerde beraber dünyayı gezdiğiniz bir eşinizin olması dünyanın en güzel zenginliklerinden biri bence. kendimi kısıtlanmış hissediyor muyum? pek değil aslında. elbette orada burada görüp çok beğendiğim, cinsel çekim hissetiğim başka erkekler oluyor, ama zaten her cinsel çekim duyduğunuz insanla yatıyor değilsiniz zaten, hatta çok az bir yüzdesiyle yatabilirsiniz (çoğu karşıcinsel zaten muhtemelen), bir de yatsanız nolcak zaten, yatmak için bir sürü emek, diyelim işler yolunda gitti yattınız, sonrasında gene aynı boşluk, anlamsız geliyor. bir de yani sevgiliyle abazan muhabbeti yapmak konusunda bir sıkıntım yok, bu da aklıma gelenleri paylaşma konusunda da beni kısıtlamıyor, o yüzden genel olarak kısıtlanmış hissetmiyorum diyebilirim.

eşcinsellerin danışabileceği psikologlar

sözlük dışı kimseler de kolay bulabilsin diye jenerik bir başlık açmaya gayret ettim fakat asıl konu lgbti+ bireylerin danışabileceği ve psikolojik yardım alabileceği psikolog ve psikiyatristler veri tabanı gibi birşey. ben bu bilgileri elde etmekte çok zorlandım zira önceden rastgele sayılabilecek bir şekilde gittiğim bir psikolog hanım bana saçma sapan şeyler söyleyip gittiğime gideceğime pişman etmişti ve kafanız buhranlıyken bir de böyle bir deneyim yaşamak hiç hoş birşey değil. lgbt durumlarından haberi olmayan hatta daha kötüsü son derece yanlış şekilde haberdar olan ruh sağlığı çalışanları bulunmaktayken, psikolojik yardım ihtiyacınız olursa böyle birine çatmamak için tavsiye ihtiyacı oluyor. ben o tavsiyeleri çok zor buldum, buradan paylaşmak istedim, belki başka birilerinin işine yarar.

ankara
ceren göker
gökçe silsüpür
irem yıldız (madalyon psikiyatri merkezi)
harika özel (madalyon psikiyatri merkezi)
selçuk candansayar
koray başar (özellikle trans konularında)

istanbul
şahika yüksel (özellikle trans konularında)
seven kaptan
ardıl bayram şahin

izmir
ışıl vahip
nezaket kaya
nur engindeniz

cetad eğitimini tamamlamış terapistlerin türkiye genelindeki listesinden de faydalanılabilir. http://www.cetad.org.tr/listtherapists.aspx?menu=19

fiyatları ucuz değil, özeller seans başına 200-300 tl, devlet hastanesinde 110 tl muayene parası var. bulunduğunuz şehirdeki lgbt derneğiyle iletişime geçerek, müşkül durumdaki lgbt bireylere daha uygun fiyatlı hizmet veren psikolog tavsiyesi de isteyebilirsiniz.

ayrıca (bkz: lgbt psikolojik yardım)

uzun süreli ilişki

"ilişki emek istemez" diyebilen kişilerin cidden kaç düzgün ilişki yaşayabildiklerini, bu ilişki dediklerini kaç zaman kazasız belasız, saygı sevgi sınırları içerisinde götürebildiklerini merak ettim. varsa öyle kolay ilişki, açıklasınlar sırrını da bizler de faydalanalım.

benim tecrübem şu ki, ilişki gayet karşılıklı emek, fedakarlık, anlayış, özveri, gerektiğinde geri adım atmak, gerektiğinde suyuna gitmek vs. tarzı davranışlar gerektiriyor. öte yandan bunu sevdiğinizden, güvendiğinizden ve içinizden öyle geldiğinden yapmanız gerekiyor. eğer ilişki için gerekli o emeği kasarak, istemeyerek, zorla, lanet ede ede yapacaksanız, işte o ilişki gitmez. emek vermek ile zorlamak arasında bir fark var, o karıştırılmış sanırım.

eşcinsel ilişkilerin yarınsızlığı

valla bu algı tamamen ilişkiden ne beklediğiniz ile alakalı. evlenemiyor olmak, çocuk sahibi olamıyor olmak, toplumun onaylamıyor olması ilişkinin kısa ömürlü olmasını gerektiren şeyler değil. ha siz bu nedenlerden ötürü gidip eninde sonunda karşı cinsten biriyle evleneceğim kabullenmesiyle işe giriyorsanız, işte o zaman bu ifade anlam kazanıyor. gerçekten böyle düşünen ama bunu açıkca ifade etmeyen kişilerle beraber olan ve ilişkisinin devamlı olacağını uman eşcinsel kardeşlerimize buradan allahtan sabır diliyorum.

benim durumum tam böyle gelişmedi, kafayı sıyırmaya başlayıp ya delirmek ya açılmak ikileminde kalıp açıldıktan (ve ferahladıktan) sonra aradan bir zaman geçti, bir boşluğa düştüm, sonra paniğe kapılıp tekrar bir kızla beraber olmaya çalıştım, onda da elime yüzüme bulaştırdım, gerçekten hatırlamak istemediğim şeyler yaşadım. o dönemde kafaya dank etti ki, ben bir kızla birşey götürebilecek durumda değilim. işte tam o noktada, uzun yıllar boyunca hayatımın içine sıçan kafa karışıklığından artık tam o noktada vazgeçmem ve bir karara varmam gerektiğini anladım. arada kalmak, o mu bu mu ikilemleri yaşamak ne bana iyi geliyordu, ne ilişki kurmaya çalıştığım insanlara. tam o noktada kesin kabule geçtim, bir daha geri bakmayacağım dedim.

o noktadan sonra da önümde duran seçenek ya o daldan o dala konan kuş, ya da düzenli, mantıklı, güvenli, huzurlu bir ilişkiydi. ben ilk seçenekteki gibi birisi zaten hayatım boyunca olamadım, bir kere ciddi denedim, işleri oyun oynar gibi ele aldım ama bir noktadan sonra yarattığı duygusal boşluğun yarattığı girdap beni çok fena içine çekmeye başladı. feci bir his. o noktada o saçma hayatımdan da vazgeçtim. bilmemkaç yaşıma gelip de hala elinde hornet dolanan biri olmak istemediğimi anladım. ondan sonra da hayat benzer düşünen birini çıkardı karşıma allaha şükür.

eşcinsel ilişkilerin karşıcinsel ilişkilerden farkı ne bilmiyorum, erkek doğası mı, toplumsal ötekileştirme mi, nedir yani? ilk defa bu dünyaya girdiğimde, bu farkın nedenini anlamaya çalışıyordum, çok garip geliyordu. şimdi hala anlayabilmiş değilim de artık kabullendim ve üstünde düşünmüyorum. toplumsal kabulün yüksek olduğu liberal batı ülkelerinde durum nasıl, daha mı yarınlı ilişkiler, bilmiyorum. ama bu saçmalığın nedeninin toplumsal koşullardan da kaynaklandığına kesinlikle eminim, bu ülkede eşcinsel bir ilişki yürütmek zor, ama imkansız değil, ayrıca başka ilişkilerin de başka sıkıntıları oluyor, eşcinseliz diye karalar bağlamak zorunda olduğumuzu da düşünmüyorum. ne kendine acımak ne öğrenilmiş çaresizlik hoş şeyler değil.

herkese kendi düşündükleriyle uyumlu insanların nasip olmasını dilerim. ya da en azından dürüst insanların.

eşcinsellerin danışabileceği psikologlar

sözlük dışı kimseler de kolay bulabilsin diye jenerik bir başlık açmaya gayret ettim fakat asıl konu lgbti+ bireylerin danışabileceği ve psikolojik yardım alabileceği psikolog ve psikiyatristler veri tabanı gibi birşey. ben bu bilgileri elde etmekte çok zorlandım zira önceden rastgele sayılabilecek bir şekilde gittiğim bir psikolog hanım bana saçma sapan şeyler söyleyip gittiğime gideceğime pişman etmişti ve kafanız buhranlıyken bir de böyle bir deneyim yaşamak hiç hoş birşey değil. lgbt durumlarından haberi olmayan hatta daha kötüsü son derece yanlış şekilde haberdar olan ruh sağlığı çalışanları bulunmaktayken, psikolojik yardım ihtiyacınız olursa böyle birine çatmamak için tavsiye ihtiyacı oluyor. ben o tavsiyeleri çok zor buldum, buradan paylaşmak istedim, belki başka birilerinin işine yarar.

ankara
ceren göker
gökçe silsüpür
irem yıldız (madalyon psikiyatri merkezi)
harika özel (madalyon psikiyatri merkezi)
selçuk candansayar
koray başar (özellikle trans konularında)

istanbul
şahika yüksel (özellikle trans konularında)
seven kaptan
ardıl bayram şahin

izmir
ışıl vahip
nezaket kaya
nur engindeniz

cetad eğitimini tamamlamış terapistlerin türkiye genelindeki listesinden de faydalanılabilir. http://www.cetad.org.tr/listtherapists.aspx?menu=19

fiyatları ucuz değil, özeller seans başına 200-300 tl, devlet hastanesinde 110 tl muayene parası var. bulunduğunuz şehirdeki lgbt derneğiyle iletişime geçerek, müşkül durumdaki lgbt bireylere daha uygun fiyatlı hizmet veren psikolog tavsiyesi de isteyebilirsiniz.

ayrıca (bkz: lgbt psikolojik yardım)

ayı sözlük itiraf

bugün geyler lezbiyenler konferansı gala gecesindeydim. avrupanin her köşesinden queer kişilerle tanıştım. bulunduğumuz ülkenin başbakan yardımcısı çıktı konuşma yaptı, daha lgbt kişilere ne hakları vermeyi planladiklarindan bahsetti. maşallah, lezbiyen çiftlere ücretsiz ivf hizmeti bile veriliyor bu ülkede, biz türkiye'de bir yürüyüş bile yapamazken elalemin konuştuğu konulara bak. neyse iyi yedirip icirdiler. yarın sabahın köründen öğleden sonraya kadar da resepsiyonda durup gelene geçene yardım edicem. gönüllüluk güzel bir şey, ayrıca öğretici. şimdi de tramvaydayim, erkek arkadaşıma gidiyorum. bu geceyi onda geciricem, yarın türkiyeye ailesini ziyarete gidiyor, gitmeden birlikte olalım dedim. neyse onun yokluğunda bu konferansla şunla bunla oyalanacagim, gene iyi denk geldi. erkek arkadaşım dünya iyisi bir insan, onu bulmuş olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. allah herkese gönlüne göre birini versin inşallah. iyi geceler herkese.

heteroseksüel erkeklerin gaylerden çok daha yakışıklı ve cezbedici olması

uzun süreli ilişki

"ilişki emek istemez" diyebilen kişilerin cidden kaç düzgün ilişki yaşayabildiklerini, bu ilişki dediklerini kaç zaman kazasız belasız, saygı sevgi sınırları içerisinde götürebildiklerini merak ettim. varsa öyle kolay ilişki, açıklasınlar sırrını da bizler de faydalanalım.

benim tecrübem şu ki, ilişki gayet karşılıklı emek, fedakarlık, anlayış, özveri, gerektiğinde geri adım atmak, gerektiğinde suyuna gitmek vs. tarzı davranışlar gerektiriyor. öte yandan bunu sevdiğinizden, güvendiğinizden ve içinizden öyle geldiğinden yapmanız gerekiyor. eğer ilişki için gerekli o emeği kasarak, istemeyerek, zorla, lanet ede ede yapacaksanız, işte o ilişki gitmez. emek vermek ile zorlamak arasında bir fark var, o karıştırılmış sanırım.

hoşlanılan erkeğe açılamamak

valla gey milletinde böyle şeylerin olmaması gerekir zira bu tür başlıklardaki durumlar, daha çok orada burada gördüğünüz, size çekici gelen insanlara nasıl yaklaşacağınızı bilememeyi anlatır ama türkiye'de bir eşcinselseniz, orada burada gördüğünüz adamlara uluorta, eşcinsel olduğundan emin olmadan hiç açılmayın bence. karşınızdakinin eşcinsel olma olasılığı (ve bunu kabullenmiş olma olasılığı, ve birileriyle ilişkiye açık olma olasılığı vs) %2'den daha düşükken, bu kadar düşük bir yüzdeyle kocaman bir riske girmenin hiç bir mantığı yok. yok eşcinselliğinden emin gibisiniz ama eleman gene de açık etmiyor bu durumu, bu gibi tiplerle de uğraşmaya gerek yok, büyük ihtimal açıldığınızda "ne münasebet, sen beni ne zannettin vs" tarzı savunmaya geçecek, hiiiiiç ama hiç gereği yok böyle durumların. ulan sonuçta internet çağında yaşıyoruz, elinizin altında böyle bir nimet varken buradaki yüzlerce olasılığı değerlendirmeyip, bunun yerine böyle süper riskli işlere girmenin ne anlamı var? vay efendim ben aşık oldum galiba, vay efendim çok tatlı çocuk ama, vay efendim onun da benim gibi zedelenmiş duyguları var beni bir tek o anlarlar falan feşmekan... geçecen bunları, fasa fiso. gey dediğin adam akıllı olur, bu özellikle tehditlerle dolu cangıl dünyada geyler daha çocukluklarından başlayarak nasıl hayatta kalacaklarını sürekli hesaplayarak belli bir yaşa gelirler. böyle naif duygusallıkların hiç bir mantığı yok. elemana açılacan da seni bütün dünyaya ifşa etmeyecek, ba ba ba ba... sikerler öyle işi. böyle saçmalıklara girmek yerine alırsın eline interneti, tanışma sitelerinden sana mantıklı, aklı başında gelen profillerle şansını denersin, ki orada bile kendini kabullenememiş, aklı mantığı olmayan mal tiplerden bir sürü var, ama sonuçta senin kafana uyacak, cinselliğiyle belli bir noktaya kadar barışmış (en azından bir profil açabilecek kadar) tiplerle karşılaşma olasılığın daha yüksek. üstüne doğru dürüst bir profili de varsa, kendini düzgün cümlelerle ifade edebilmişse, eli yüzü düzgünse, zamanını ve duygularını böyle tiplerle iletişim kurmak için kullan. mal mısınız kardeşim sokakta, okulda, otobüste bilmemnerede gördüğünüz tatlı çocuğa, elinizde hiç bir başka veri yokken açılmaya? atatürk ne demiş, benim geyim akıllıdır, zekidir, çeviktir, aynı zamanda o aklını kullanmasını bilir. ne güzel demiş atamız. siz de atanızdan feyz alın ulan biraz. kıps, hadi yallah.

aileye ve yakın çevreye eşcinsel olduğunu açıklayamama nedenleri

içselleştirilmiş homofobinin insanlara neler yazdırabildiğini gösteren nedenler. eşcinsel kişilerin öncelikle kendi kafalarındaki önyargıları yıkabilmeleri gerekiyor ve bu bile oldukça sancılı ve emek isteyen bir süreç. okumak öğrenmek lazım, yoksa toplumun bizlere zerk ettiği homofobiyle kendimizi ve çevremizi algılıyor, sonra böyle yazılar yazıyoruz.

uzak mesafe ilişkisi

valla yıllardır yürüttüğüm ilişki türü. ilk başta aynı şehirdeydik, o nedenle temelimiz sağlam. sonra ayrı şehirlere düştük iş nedeniyle. istenirse her haftasonu gidilebilecek bir mesafede ama her haftasonu gitmek gelmek de yorucu olabiliyor. bir de ikimizin de bazı haftasonları yapacak başka bir işi oluyor. gene de ayda minimum bir-iki haftasonu görüşüyoruz. onun dışında her gün mutlaka telefon görüşmesi. bu herhalde ilişkiyi sürdürebilmek için en önemli şey. 7 yıldır babamın hastalığı nedeniyle iki-üç ay fiziksel olarak görüşemediğimiz oldu ama telefonla hiç görüşmediğimiz bir gün bile olmadı. tabii bu ilişkinin temelinde ciddi bir güven ve sevginin bulunması lazım. bu şekilde gidiyor valla, yakın zamanda bir araya gelebilecek gibi de gözükmüyoruz. belki böyle olması da iyi, arada sürekli bir özlem de oluyor, ilişki hızlı tüketilmiyor. bilmiyorum, her ilişki çok biricik dinamiklerle şekilleniyor. sana uyan başkasına uymaz. iki tarafın da ekonomik ve sosyal olarak belli bir rahatlık düzeyinde olması elzem bence. ayrıca ikimiz de tek yaşıyoruz, birimizden biri ailesi yanında olsa gene zor olurdu herhalde. ikimiz de bu ilişkinin ikimize çok iyi geldiğinin bilincindeyiz, o yüzden de koruyoruz. bir de ikimiz de öyle gözü dışarıda, seks yapmazsa ölecek tipler değiliz, işinde gücünde, belli bir yaşa gelmiş, hayatta ne istediğini iyi kötü çözmüş, evcimen tipleriz. bu nedenle zaten aramızda bir güven ortamı var. gelecekten ne beklemeliyim pek bilmiyorum ama şu zamana kadar götürdük işte, halimden memnunum. ideal dünyalarda yaşamıyoruz, herşey mükemmel olmazsa olmaz diyen biri de değilim. iyi ki böyle sevgi dolu bir ilişkim var diye yatıp kalkıp dua ediyorum aslına bakarsanız. düzgün, kafanın anlaştığı, seni seven, güvendiğin bir insan bulmak kolay değil, hatta bayağı şans. bunun çok bilincindeyim, o nedenle çok özen gösteriyorum bu ilişkiye. allah nazarlardan saklasın bizi.

ak parti lgbti bireyleri

bence ülkenin lgbt hak ve özgürlükleri hareketi için sağlıklı çalışması son derece elzem olan, görünürlüklerinin artmasını ve daha çok ortalarda seslerini çıkarmalarını can-ı gönülden dileyeceğim bir oluşum bu ak lgbt grubu. açıklamalarını okudum, hem bu ülkenin muhafazakarı hem de lgbt kişiler olarak tam da söylenmeleri beklenecek herşeyi söylemişler adamlar. eşcinselliklerini kabul ederek muhafazakar kimlik ile bağdaştırabilmeleri bile bence başlıbaşına çok olumlu bir gelişme. eminim ki bu ülkenin eşcinsellerinin ezici çoğunluğu, kendilerini anlamlandırma evresinde bu gurubun retoriğini görerek inanılmaz rahatlayacaklardır.

söylemlerinde çok da rahatsız edici birşey göremedim ben. en kötü tarafları, kendilerinin bu şekilde bir "ak lgbt" hareketi yapabilecek kadar cesaretlenebilecekleri bir ortamı hazırlayan bu ülkede 20 küsür senedir fena halde zor bir mücadele veren halihazırdaki anaakım lgbt hareketini "onlar terbiyesizler, onlar ahlaksızlar" şeklinde dışlamaları. ama bu tarzın da, destekleyicisi oldukları sağ hareketin sürekli yaptığı atatürk saldırıları ve "cehape zihniyeti" ötekileştirmelerinden temel olarak bir farkı olmadığı için, savundukları politik görüşle gayet tutarlı.

öte yandan şöyle bir paragraf açıklamaları da aslında bu ülkenin lgbt hareketi için hiç de fena gelmedi bana:

“bizler; cumhurbaşkanımız recep tayyip erdoğan’ı ve ak parti’yi, ülkemiz ve geleceğimiz bakımından daima destekleyeceğiz. bundan kimsenin şüphesi olmasın. ülkemiz açısından yapılan onca yatırımı görmezden gelecek kadar nankör değiliz. lgbti hak ve özgürlükleri’nin, ak parti hükümeti tarafından mutlaka anayasada olacağından eminiz. gerekiyorsa hükümet ile anayasal hak ve özgürlükleri düzenleyen maddeler için çalışmaya da hazırız. eşcinselliğin, ülkemizde yeteri kadar anlatılmadığının ya da yanlış anlatıldığının farkındayız. insan olduğumuzun unutulup, özellikle tv kanallarında, eşcinsellerin bir komedi unsuru olarak işlenmesi, hakarete varan söylemlerin, onur kırıcı davranışların, ayrımcılığın, bir son bulması ve cinsel kimliğe bakılmaksızın kişisel hakların korunması, eşcinsellikten çok, insani bir hak olduğunu vurgulamak gerekir. 80 milyon insanın arasında lgbti bireyleride vardır. dışlamak, ötekileştirmek, hiç bir insani duygu ile bağdaşmamaktadır. lgbti bireyleri hak ve özgürlükleri bir lütuf değil. bir hak olduğunu bilmek gereklidir. bu sadece ülkemizde değil, dünyanın birçok yerinde bu tür olaylara rastlamak mümkün. ben bunların, 2023 hedeflerine emin adımlarla ilerleyen türkiyemiz de çözüleceğinden eminim."

yine de gerçek ilerlemeyi bugüne kadar yaptığı gibi, bunların ahlaksızlar diye suçladığı halihazırdaki lgbt hareketi yapmaya devam edecektir. bu arkadaşlar onların açtığı yolu genişletirler ancak. ama halktaki geniş kitleler lgbtleri kabul edecekse de bu ak lgbtciler sayesinde olacak o da.

kılsız erkek

bal döküp yalamak gibi fantazileriniz varsa tercih edilesi erkek türü. ağza kıl gelince hoş olmuyor bence.