hümanist bir insanım ama bu yaratık insan olmadığına göre yerlerde sürüklenip tekmelenerek gebertilmesi mübahtır. en tepeden en aşağıya sevgisizlik işlemiş bu ülkenin topraklarına...
türklerin her konuda olduğu gibi zombiliği senden öğrenecek olmadığını söylemesi ile bir kez daha ölmeyi dilersin. her konuda türkler yaşayan -yaşamayan- tüm türlerden daha fazla söyleyecek şeye sahiptir!
göbekli erkek candır, kah yastık yap kafanı koy uyu, kah etli butlu kollarına gir, gücünden kuvvetinden ve heybetinden yararlan, her şekilde faydalıdırlar. ayrıca doğal bir komikli insan vardır içlerinde. şu videoyu izleyiniz:
hahaha benim rüyalar genelde uzun metraj olup içinde bolca ünlü barındırıyor.
örn: yunanistan 'a gidiyorum ruyamda böyle bit pazarı gibi bi sey kurulmus
ayy diyorum ne güzel kasetler vardir burda. velakin bi bakiyorum orda böyle kaset yığmışlar bi tezgahta. karıştırırken bir bakiyorum meyra'nin humeyra olarak çıkardığı ilk kaset bana gel orda duruyor. amaaaan diyorum sevinç cigliklarimi icime bastirarak. pazardan cikip sevinirken bi bakiyorum kutusunun icinden serdar ortac kaseti çıkıyor. kalp kirilma sesimi zaman zaman duyarım hala. arşivcinin rüyası da anca böyle olur.
bi keresinde de alanis morissette konserindeyim alt grubu da tarkan. tarkan'a soru soruyorum, yüzüme bakıyor, "hadi lahmacun yemeye gidiyoruz" diye ekibine.
russel crowe'a ulaşmaya çalıştığım bir rüyada telefonu bi tek ibrahim tatlises'te varmış.
zerrin özer'in 1988 çıkışlı dünya tatlısı albümünden, bilenin favorisi olan, ama genel olarak pek yüzeye çıkamamış bir aysel gürel şarkısı. benim gibi yalnızlıktan sıkılıp sabit bir aşk isteyenlerin çığlığı:
aşk istiyor gönlüm
aşk deli bir aşk
gel aşk al uçur beni
ömür boyu sürsün
aşk sen ümitsin
doğsun yeni bir aşk
aşk aşk derim gelsin
beni büyülesin
oynatsın kanımı bir anda
ruhuma kanat taksın
gözlerimde yıldızlar hep yansın
gülüşüm aydınlansın
aşk bir volkan gibi
içten sıcak bir aşk
ben hissetmeliyim
ne çok sevildiğimi
oynatsın kanımı bir anda
ruhuma kanat taksın
gözlerimde yıldızlar hep yansın
gülüşüm aydınlansın
dokunsun dünyama
sönen o ışıkları yaksın
çılgınca hep kucak açsın
aşk bana can katsın
oynatsın kanımı bir anda
ruhuma kanat taksın
gözlerimde yıldızlar hep yansın
gülüşüm aydınlansın
gözleri hala cin gibi parlayan, yaşı kaç olursa olsun o zamanki afacan görünüşü ve duruşu iç değişmeyen, iki üç yıldır şahsen tanıdığım, candan, muhabetperver ve sıcak sanatçı... ayrıca (bkz: kayahan)'ın bestecilik hayatında ilk kez beste verdiği sanatçı. kayahan hiti (bkz: alınma ağlıyorsam) ilk kez 1983 yılında bilgen bengü'nün sesiyle gücenme adıyla hayat bulmuştu.
uzaylılar, bence istila etsinler de toptan kurtulalım. robot da sonuçta insan eliyle yapılmış, insanın her yaptığı bir süre sonra boka bulanıyor, o yüzden kalsın almıyım insan eliyle yapılmış robotu.
alttaki, ergenliğe yeni yeni girdiğin 12 13 yaşındaki haline ne demek isterdin?
işe iyi yanından da bakalım, walking dead sayesinde bir zombi istilasında nasıl hayatta kalacağımızı öğreniyoruz, buna göre bir çarşafın orasına burasına biraz et parçası sürüp görünmez olarak zombilerin arasından rahatça geçmek mümkün. tabi bunu neden 8 sezondur sadece iki kere yaptılar bilmiyorum ulan o kadar zombi mücadelesi yaptılar, kurtulma yöntemini iki kere uyguladılar salaklar. bir de tabi zombilerin beynine pıçağı saplamak da çözüm.
(not: dizideki istisnasız tüm çocukların sevimsiz şımarık yavşaklar olması?)
bize zombi istilasında nasıl hayatta kalacağımızı ve insanoğlunun aslında tam bir o. ç. olduğunu gösterdiğin için, tişikkirlir wilking did.
sevgilimle ayrılmadan önceki son tatilimizde, sabahın köründe kötü bir pansiyon odasında, yılbaşının ertesi günü sabah gözümü açmamla 120 kiloluk sevgilimin üzerime atlaması sonucu çotaaannnkk diye kendimizi yerde bulduğumuz, işi yarım bırakmayıp tamamlayınca arkamıza bakmadan topukladığımız bir günden geriye kalan. *
meczup, başka bir şey değil, marjinallik, herkesten ayrılma çabası filan değil, tatminsizlik, kişilik bozukluğu, patolojik ve psikolojik bozukluk, kompleks gibi geliyor bana bu girişimler, aynısı kendini barbie bebeğe, kim kardashian'a filan benzetmek için milyarlar harcayan gerzekler için de geçerli.
8. sezonu başladı da ortalandı bile ama artık konu iyice şirazeden çıktı, bunlar zombilerle mücadele etmiyor muydu, insanlar nasıl birden migros poşetleri gibi çoğaldılar? neyi paylaşamıyosunuz yaw, dünyada bir avuç kalmışsınız zaten, ama şimdi zombiler masum ve insaflı kaldı yanlarında. bu sezon reytingleri de epey düşmüş diye okudum.
öksürüp videoya çekse onu bile oturur izler, kahkahalarla gülerim dediğim, köşe yazılarıyla her defasında lafı gediğine ince ince oturtan, 1 aralık'ta merakla beklediği aile arasında adlı filmiyle sinemada izleyeceğimiz, müthiş gözlem gücü , mizah anlayışı, espiriyi aktarma becerisi, bel altına vurmadan güldürme kabiliyeti gelişmiş oyuncu, senarist, köşe yazarı.
bu akşamki bölümde baya iyi geldi. şennur teyzenin sözlerine ve gizemin saçmalamasına çok gülüyorum. sanki gülse birsel de nasıl yazabileceğini biraz daha göstermiş oldu bu bölümle. severek izliyoruz.
hiç de içim almıyor ama..
ben öyle demiyom oğlum
araya gideceğine canıma gitsin
çiğ silikon mu bu?
fikri olmamak ama zikri olmak, elde tespih, ağızdan çer çöp kürdan sigara vb bir nesne düşürmemek, dilden erkeklik adamlık delikanlılık ve racon derslerini eksik etmemek, ahlak bekçiliği yapmak ama ahlaksızlığın müptelası olmak, cin olmadan adam çarpmak, medeniyet seviyesinin altında kalmak, kültür ve bilgi birikimi edinmemek, hayat üniversitesinden mezun olmak, yobazlık, kaba davranışlar sergilemek, hoşgörü ve nezaketten uzak olmak, kafasını kullanamadığı için yumruklarını kullanmaktır.
ayyhhhh dün gece son dakkalarda gerim gerim gerdiler. yani bir gerilim filmlerinde böyle gerildiğimi hatırlarım bir de bunun dünkü bölümünün son sahnesinde. allah sizi bildiği gibi yapsın e mi son anda dedim bunu göstermeyecekler, haftaya bırakacaklar ki öyle de oldu zaten. şu senarist arkadaşlar da oya karakterine daha anlamlı ve okkalı laf sokan replikler yazsalar da azıcık içimizin yağları erise ayol. o kadar sinirleniyor, atarlanıyor ama iş merve'nin karşısında konuşmaya gelince pıssssss balon gibi sönüyor. vallahi içim şişti yemin ederim yeter diye bağırasım geldi.
en sevdiğim hikayelerimden... bir gün kadıköy'den eminönü'ye geçmek üzere vapur beklerken, yanına oturup çaktırmadan seyrettiğim beyefendiyle bir hafta sonra halvet olmuştum. vizelerim vardı o hafta, yoksa daha erken olurdum. sene 2001 yaş 18. genelde toplu taşımalardan (otobüs, tramvay, metrobüs...) kaldırdım adamlarımı... hatta bi keresinde yanımdan yürüyüp giden bir adamla on beş dakka sonra apartman bodrumunda halvet...
hülya koçyiğit, ayten gökçer, yavuz bingöl ve türevlerinin tüm aymazlıkları ve şuursuzluklarına karşıt aydınlık, omurgalı, bilinçli oyuncu nasıl olunurun örneği, şahane kadın... üstelik oyunculuğu hülya koçyiğit'inkinden daha çok yönlüdür.
geçen bir müzik programına gittim, tuvalette ellerimi yıkarken bir adam geldi, tuvalete girdi kapıyı kapatmadan da işemeye başladı. sonra bana baktı, kafasını çevirdi sonra bi daha baktı, ben de tam çıkmaya yönelirken geri dönüp bir daha ellerimi yıkamaya başladım tuvalet tarafındaki lavaboda, bi yandan adam bakıyor, ben de bekledim ben de bakmaya başladım, sonra adam "manyak mısın kardeşim" demesin mi? dedi yanlış anladım pardon dedim. ama tam rezalet... off hatırladıkça hem utanıyorum hem sinir oluyorum. yani adam bakmasa ben de çıkıp gidicem ama üç kere baktı yani. (bkz: sözlük yazarlarının utandığı anlar)
1) sürekli bir yalan dünyasında yaşamak zorundasınızdır, gizliyseniz hele aileye, iş arkadaşlarına, normal arkadaşlara (tabi gey dostu olmadığını bildiklerinize) yalan söylersiniz
2) homofobik bir toplumda yaşamanın getirisi, aşağılanır, hakarete uğrar, dövülür, tecavüze uğrar hatta öldürülürsünüz, ve o homofobik toplumun homofobik polislerince insan yerine konmazsınız, hatta onlar da size aynı muameleyi yapar
3) çoğu zaman iç dünyanızla ilgili karmaşaları kendi başınıza çözmeniz gerekir, dışarı anlatamazsınız, diğer geylerin de kendi dertleri olur onlar da bi yere kadar dinler
4) aileniz ve toplum tarafından ağır ithamlarla cezalandırılırsınız
5) size herkese g.tveren potansiyel muamelesi yapılabilir, gece s.ken adam gündüz size bir paçavraymışsınız gibi davranabilir, veya sarhoş muhabbetlerine meze yapar.
6) başınıza bir şey geldiğinizde, tecavüze uğradığınızda polise gidemezsiniz, zira polisin aklında sizin bu halinizle zaten davetiye çıkarmış olduğuna dair bir önyargısı vardır
offf bu kadar yazdım içim şişti, gerisini siz tamamlayın.
eve gidip duş almak, sonra gerizekalıya bağlamak, "aneeeymm hasta oldum ben aids oldum" diye kendini kahretmek, adama mesajlar atmak, "bir daha sikilmek için yalvarsam da gebersem de bana yazma, mesaj atsam da cevaplama" gibi saçma sapan mesajlar atmak, sonra adam gerçekten mesaj atmadığında neden mesaj atmıyorsun diye evine gitmek ve bir daha kendini siktirmek. sonra alışıyorsun tabi.
seni özlüyorum deli kadın, bütün bu dünyanın kiri pası içinde ekranlardan yansıyan ve bize her şeye rağmen umut var dedirten temiz sevincini, neşeni ve kaleminden akan yüreğini özlüyorum, senin en ince espri yaparken bile gözlerindeki derin bakışı, en ciddi konuda bile muzip yorumlarını, kısaca seni özlüyorum deli kadın. bir resmine bakarken bile binlerce kare geçiyor gözümden, seni hiç tanımadım, tanıma imkanı bulamadım, ancak ben seni hep sevdim, senin bu dünyaya kattığın güzelliği sevdim, tüm dünyanın akılları bir araya gelse senin tek bir yorumla herkesi susturabilme becerini sevdim.
ama neyi sevmedim biliyo musun? daha seninle tanışmadan çekip gitmeni, daha şarkılar şiirler tamamlanmamışken çekip gitmeni, tabiri caizse daha karpuz kesecekken zengin kalkışı yapar gibi 80 +/- 60 yaşın baharında çekip gitmeni... yarım kaldı şarkılar, şiirler, daha çok şarkı var yazacak... daha fazla söz söyleyemem, söz söylemede senin eline su dökemem, senin sözünün üstüne söz söyleyemem, sadece diyebilirim ki, ulaşıyosa bu yazılar bir yerden sana, bir el salla oralardan bana. deli kızım uyan, bir tek sensin duyan!!! bu dünyada bize bir bakış borcun kaldı, acelen ne, bekle aysel!
müslümanlık ve islam özünde -aslında her dinde olduğu gibi- kardeşlik, hoşgörü, barış gibi güzel mesajlar içeren bir din. insanoğlunun elinde oyuncağa çevrildiği için sürekli kötü ve berbat bir din izlenimi yaratılan ancak insanların amellerinden dolayı bütün bir dinin alaşağı edilmesini doğru bulmuyorum, sonuçta ortada ortak ve güzel bir mesaj var ve sorun bu mesajı insanların kendilerine yonta yonta saçma sapan ve müslümanlıkla bağdaşmayan uygulamalara giderek yanlış bir müslümanlık izlenimi oluşturmasıdır. kulaktan dolma bilgilere pabuç bırakmamak için herkesin bir kere okuması gerektiğini düşünüyorum.
gerizekalıdır, komplekslidir, derdi varsa yüzleşmek yerine bu şekilde derdini anlatabileceğini sanandır, siktir olup gitsindir, sözlükten uzaklaşma nedenidir. böyle şeyler yapmamalıdır!!! hadi bunu da eksile gerzek dingil!
sanırım bazı yabancı nickli yazarların adlarını okumakta güçlük çeken yabancı dili iyi olmayan yazarcanlar için açılmış başlık. yoksa adı atıyorum karpuzsever olan bir yazarın nicki başka nasıl okunabilir ki?