91 erovizyon temsilcisi şarkımız. şimdi bir grup olup olmadıklarını tam hatırlamıyorum ama parçayı seslendirenler izel çeliköz, reyhan karaca ve can uğurluer'den oluşuyordu. sözler aysel gürel'e, beste ise şevket uğurluer'e aitti. can uğurluer de şevket uğurluer'in oğluydu zaten.
bülent ortaçgil'in yaşadığı yer diye biliyorum. en son duyduğuma göre istanbul-bozburun arası gidip geliyordu. evinin de öyle bir manzarası var ki yat kalkma o balkonda.
izel slikon yaptırdı. aşka düştü sonra toparlayamadı. yüzündeki problemden dolayı hayata küstü piyasadan çekildi gitti.
çelik başarılı bir çıkışla diğer iki arkadaşının önüne geçti. haklı ve başarılı bir kariyerle adından fazlaca söz ettirdi. başarısız evlilik, şarkılar çalıntıydı değildi ve atatürkçülük davalarıyla sakin bir hayatı seçti.
ercan solo kariyerinden önce uf-er'le orijinal işlere imza attı. hareketliydi, sosyaldi. ertuğrul özkök'ün kızıyla evlendi boşandı. fenerbahçe delisiydi. futbola bulaşıp spor yazarı oldu. şimdi o da sessizliğe büründü.
grup vitamin üyesi, uf-er'in ufuk'u, izel-çelik-ercan (özellikle ercan) kankası, müzisyen, prodüktör... tatlı adamdır. o ekibin en hareketli, en komik elemanlarındandı. tarz olarak sanat müziğine, arabeske ve tavernaya daha yatkındır. bu altyapı ile çıkardığı albümleri ile zamanında adından söz ettirmişti. bir de kanal d haber spikeri ile olan talihsiz evliliğini hatırlıyoruz. yine de şunu söylemeliyiz; 90'ların güzel müziklerinde onun imzası var.
ben ölmeden önce isimli şarkısıyla parlayıp yok oldu. müziğe devam ettiğini biliyorum. kenarda kıyıda kalan müzik programlarına katılmışlığı var amma velakin bir şarkıyla parlayıp yok olması üzücü. güzelim şarkı, güzelim ses yerine davut güloğlu duymamız acı verici.
- yerli yabancı tüm olimpiyat yorumcuları rio'ya neden olimpiyatların verildiğini anlamamış ve sorgulamaya devam ediyor.
- rio'nun sadece plajı ve isa heykelinden ibaret olduğunu artık herkes anladı. zira gösterecek başka yerleri yok anlaşılan.
- hırsızlığıyla meşhur şehir ilk defa sporculara sıçradı. ki bu bekleniyordu. sporcular çantalarına kilit takmaya başlamış.
- olimpiyat köylerinin dandikliği dillere destanmış. özellikle yemeklerin düzensizliği sporcuları yoruyormuş.
- daha önceki yazımda belirttiğim gibi brezilyalı seyirciler olimpiyat adabının bokunu çıkarmıştı. bunlara gazeteciler de eklendi.
- brezilyalı basın mensupları ödül törenleri sonrası eğer vatandaşları madalya almışsa üzerine çullanıyor. ki bu madalya eğer altın değilse komik durumlar ortaya çıkarıyor. garibim altın madalya almış ne foto çeken var ne de ilgilenen. 'ablan star bebeğim' havalarında gezen brezilyalı sporcuları ise hiç saymıyorum.
- halterde silkme koparmanın birleştirilip toplam kiloya madalya verilmesi gibi bazı kural değişiklikleri olimpiyat ruhunun içine etmiş durumda.
- hakemlerden dem vurmazsam olmaz. yanlı demek istemiyorum ama etkilendikleri dikkatli gözlerden kaçmıyor.
actual proof rio'yu istanbul'dan takip ediyor ve aktaracakları bu kadar. trt de neticede buradan takip ediyor, ben etmişim çok mu... hâlâ dişe dokunur bir madalyamız yok. haftaiçi güreş filan var. kısmet bakalım.
türkmen uyruklu türk sporcu. neyse neticede türk oluyor galiba.
rio 2016'da ilk madalyamızı halterde ülkeye getirdi. gümüş aldı fakat altını da haketti diyebilirim. önündeki öküz çinli ciddi bir makina gibiydi. hayvan eti yemişti resmen. neyse tebrikler diyoruz.
e ne demişler 'keser döner sap döner gün gelir hesap döner'...
yüce insanlığını bana gösterip, nickaltımda bana haddimi bildirmeye çalışan kardeşimiz psk3 ile kapışıyor. şahsi fikrim psk3 saçını başını yolar bunun...
de janeiro kısmı kağıt üzerinde doğru olsa da resmi isimde rio geçmektedir. ha illa kurumsal bir başlık olacaksa 2016 rio yaz olimpiyatları ya da olimpiyat oyunları daha doğru olur. yani, o fazlalığı oradan alalım lütfen!
- londra'dan sonra açılış anlamında bu işi aşabilen olabilir mi demiştim ve gördük ki aşamadılar. kapanış da büyük ihtimalle boktan geçecek.
- sporcularda bariz bir isteksizlik görünüyor. eski olimpiyat heyecanı yok gibi.
- heyecan demişken... sanki tüm rekorlar kırılmış da madalyalar alınmış gibi bir hava var. bu izleyeni de etkiliyor.
- trt'nin organizasyonu son dakika alması sunuculara da yansımış. bariz amatörlükler söz konusu sunumlarda.
- brezilyalı izleyici her an gol olacakmış gibi oyunlara yaklaşıyor. bir nevi güney afrika ve vuvuzela durumu yaşanıyor. sessiz olunması gereken seanslarda gırgır şamata kopuyor.
şimdilik izlenimlerim bunlar. ülkemizin finallere dahi kalamamasından bahsetmiyorum bile. neyse daha birkaç branş daha var. onlara kısmet artık.
birisi 'ileride 4 dairesi olup hiçbir iş yapmayan onların kşralarıyla geçinmeye çalışan insanlar olacak' demişti. sanırım bu da bir tür yoksulluk. bu örnek hem yoksulluk hem de yoksulluğun üremesi için uygun koşul gibi.
tanımına girmeyeceğim. osmoz, difüzyon durumlarını fen bilgisi, biyoloji, kimya derslerinden bilirsiniz. tam bilgi sahibi olmadığım için bütün dersleri gömeyim dedim.
bunun bendeki hatırası şöyle. hayın hoca ilk soruda bu tür kek soruları sorar arkadan atomu parçalamamızı beklerdi. bendeniz de tanım canavarı olduğum için sadece bunu yapar diğerlerinde dibe vururdum. hatırası büyüktür o yüzden.
türk müziği, anadolu müziği, anadolu rock... artık siz ne diyorsunuz bilemem ama bu adam müziğin tanrılarındadır. başka memlekette olsa kimbilir ne olurdunun en güzel örneklerindendir.
güne pokemon go ile başlayalım... pokemon go eşittir zarar ziyandır benim için. nedeni ise şöyle...
pokemon neslini yakalamasam da bilirim, ederim, görmüşlüğüm vardır. kardeşim yükleyince ben de yüklemeye gerek görmeden onun oyununa bakarak birkaç gün geçirdim. bu fırtınanın ilk günlerinde pokemon go mevzusunu kuzenime açmamla hayatım değişti. kendisi ısrarla telefona kurmamı istedi. sen yükle diye karşılık verince 'elimde direksiyon var' dedi. haliyle bu anlmasız muhabbetin sonunda ben yüklemeye karar verdim. ataköy dolaylarındaydık ve kardeşimin hesabından da gördüğüm kadarıyla 'ulan buralar ne pokemon yapıyordur kim bilir' diye düşümdüm iiçimden.
bu düşünce hazırlığından sonra pokemon go'yu telefona kurma hadisesine geldik. google play'de yoktu. appstore'da sadece birkaç ülkede vardı. üçüncü partinin de partisi bir yazılım ile cebe yükleyeceğimi bildiğim için google'layıp ilk önüme çıkan linke tıkladım. açtığım sayfa beni form türü bir şeye yönlerdirdi. bu esnada kuzen 'hadi lan daha kuramadın mı?' diyordu. ben formu doldurduktan sonra şöyle bir mesajla karşılaştım ''hesabınız açılmıştır, dlediğiniz oyunu yükleyebilirsiniz bıdı bıdı bıdı'. can havliyle kendimi o linkten dışarı attım. ne hesabı ne formu derken kuzenin ısrarı benim merakımla beraber ikinci bir linkten sonunda oyunu kurdum. bir iki pokemon yakaldıktan sonra da sildim.
esas olaylar bundan sonra başladı. oyunu silmiştim. pokemon go artık hayatımda yoktu. başka ne olabilirdi derken bir mesajla irkildim. mesaja göre google play hesabımdan 14 tl çekilmişti. üstelik bu ikinci çekişleriydi. yani daha önce de çekmişler fakat haber vermemişlerdi. mesajın devamında iptal etme koşulları da yazıyordu. hemen gsm operatörüne geri dönüş yaptım. hayırdır dedim ve karşımda gayet sakin biri buldum. zira buna alışkınlardı. yapacağım şeyleri anlattılar. anladığım kadarıyla tek keriz ben değildim. pokemon go ya da benzer uygulamalar ayağına birçok insandan para almışlardı. operatörün yönlendirmesiyle önce mobil ödeme hesabımı sınırlandırdım ve mesajlı onaya bağladım. sonra iptal mesajıyla geri dönüş yaparak sistemden ayrıldım. ayrıca operatörün verdiği telefonu arayarak bu haltı yiyen şirkete ulaşmaya çalıştım. sonuç nafileydi, çünkü kimse telefonlara bakmıyordu.
sonuç olarak, şu an için hesaptan para çekmeye çalışan birileri yok. ama olursa da önlemimi aldım gibi duruyorum. aslında nintedo'nun daha oyunu geliştirmeden sadece bir iki ülkede oyunu kullanıma açması büyük bir sorun teşkil ediyor. ben 28 tl ile ucuz yırttım diye düşünüyorum. anlaşılan uygulama yüklenecek tek kaynak appstore ve google play'miş. gerisi yalan dolandandır der hepinize selm ederim.
dedem bulvar mı yoksa günaydın gazetesi mi ne alırdı şu anda tam olarak hatırlamıyorum. fakat rahmetlinin devamlı çıkan haberlerini net hatırlıyorum. gömülmesi haberini ve kireç hadisesini hiç unutmuyorum. evde bayağı bir muhabbeti olmuştu. çok lüzumsuz bir aileymişiz.
şaka maka ülkemizin uyuşturucu konusunda transit ülke olmaktan çıkıp hedef ülke olmaya evrildigi, binbir türlü uyuşturucu ve uyarıcı maddenin heryerde kol gezdiği bu zamanda farmakoloji bilen biri lazım.
tr de var mıdır bilmem ama bu maddeleri test eden turnusol kagidi gibi bir seyler ureten girisimciler mevcut kimyasal maddeler o kadar etkili ki sadece dokunmak yahut solumak bile öldürmeye yetiyor. evlerden ırak
sözlükte yıllardır tek entry girmeyenler buraya bir sürü kusmuşlar. siz bi yok olsanız daha mı iyi, zaten varlığınızdan bir fayda yok. siz yazın benim vaktim bol, sike sike silerim.
bunun üzerine çok düşündüm. geleneksel ikili cinsiyet sistemine ait değilim. ve bu benim için sorun değil.
keşke ailem ve bu ülke için de aynı şey söz konusu olsa.
burada pek çok kez saçmaladım. bana katlandınız. teşekkürler.
ancak bu konuda samimiyim. cinselliğim her geçen gün değişiyor.
ve bazen buna yetişmekte zorlanıyorum.
şunu farkettim. ben artık erkek olarak tanımlanmak arzusu taşımıyorum. şimdilik dolaptayım. ama bir gün umarım bu dolaptan çıkarım.
sözün özü, beni anlayacağınızı umuyorum. anlayışınız için hepinize teşekkürler.
ben bugun deneyimledim. yukaridaki yazarin dediği gibi, tost bastik. bence cok güzeldi... keçapli ve rus salatali.
tostumu yedim bekliyorum.
tabiiki de seni.
tostumu yedim bekliyorum.
tabikii de seni...
ay faşist actual yine faşistliğine devam ediyor. esad bum bum gitti ama bu insanların evleri yıkıldı nereye gidecek hiç düşünmedin tabi demi bahçeşehir’deki dublexinden klavye faşistliği yapmak kolay geliyor.
korhan futacı ve kara orkestra'ya yasemin mori eşlik ediyor. seviyorum bu parçayı lakin babayı diyorum. aslında parça da size babayı diyor. kısmet diyoruz. yine buluşuruz.
yine buluşuruz günler geçer
aldıklarımız yeter
yine karmaşık geceler bekler beni
bekler bekler yine varoluş
dimdik yokuş yıldızlar ağlıyor kıyılar boyunca
dalgalarla avunuruz sığmıyor aklıma
çekip alsam seni ıssız rüyalarıma
günlerim sensiz düne düşüyor
yine buluşuruz yine amansız
kor ateşler cepheler bekler
zırhını parlatıyor zaman
delip geçmemi bekler
simsiyah atlar çekiyor arabamı
sapsarı ayçiçek tarlaları mızraklar deliyor
okyanus burada bitiyor
bir zaman sonra not: buluşamazsınız. geçin o işi!
çok zaman sonra: ulan acaba o buluşmayı beklediğiniz bir başkası mı? hadi bakalım.
malumunuz cb seçimi 2'inci tura kaldı. başlığımızı açıp siz değerli yazarlarımızın isabetli yorumlarını alalım derim.
ayrıca bugünün bir özelliği var sayın okuyucular. 28 mayıs 2013, gezi parkı direnişinin başlangıcıdır. şimdi tam 10 yıl sonra bizi bir sınav daha bekliyor. hadi bakalım!
bir entry'de anne olurken diğerinde baba olabiliyor. mutlaka 2 çocuğu var. şimdilik gay gibi göründüğü ve 18 cm alete sahip olduğu da söylenebilir. allah şifa versin. az pide bol su.
2 mart 2016 itibariyle (kıvılcım 1 mart 2016'da atılmıştır aslında) atışmaya başlayan ikili, eğitim sistemi üzerinden ilerliyor şimdilik.
araya troll ve trollük kavramları sokuşturularak kavga çeşitlendiriliyor. miacaba green apple'ı sığ ve gerici olmak ile suçluyor ve özelde atıştıklarını alenen ortaya dökmekle itham ediyor. (modlar göreve de dedi)
green apple'ın karşı atakları beklenmekte.
editler editi: green apple dün kendisine salvo yapmış zaten nickaltından. atanamayan öğretmenlerden kadrolu öğretmenlere kadar geniş bir yelpazee çakmalar olmuş. samimiyetsizlikle miacaba suçlanmış ve aman derdinizi filan anlatmayın oradan size çakar denmiş.
miacaba editi: miacaba tdk şubesi gibi çalışıyor. sağlı sollu noktalı virgüllü yapıştırıyor. güzel türkçemiz mahvolmasın diyor (yazar burada acaba mahfolmasın mı diye de düşünüyor)
sözlük yeniden açıldıktan sonra yazan çok az kişi var. belki de yazma motivasyonunu bulamıyorlar bilemiyorum.
ask olsn'u tanımam etmem. fakat gözüme çarptı seri eksilenmiş. ne bok yedi diye baktım. bir halt yediği de yok. fikir belirtmiş ki bu arkadaş 8 senedir hemen hemen aynı şeyleri yazıyor.
mütedeyyin biri; inanan biriyim demiş bir yazısında. akp'yi övmüş ve bunu geri durmaksızın çeşitli mecraları örnek göstererek yapmış; bu da olabilir beni ilgilendirmez.
benim durduğum yer ile ask olsn'un durduğu yer çok farklı. e mübarekler sizin de öyle muhakkak. ask olsn arkadaşımız seneler önce bu kadar göze batmamışken, sözlük içinde bir renk olup gitmişken bu tahammülsüzlük neden? iktidarın hıncını ask olsn'u eksileyerek mi çıkarıyorsunuz? relax!
sizi anlıyorum ve derhal hollywood filmlerinden uzak durmalısınız diyorum. ayrıca artık ilkokul arkadaşlarınızla bu muhabbetleri yapmayın, coin filan konuşun.
oo belalım gelmiş. yoktun kanka kokumu mu aldın? hoş geldin.
jön türk hareketinin bir neticesi olarak 19. yy'ın sonunda ortaya çıkmış bir hareket ve daha sonrası darbeler, hükümetler, savaşlar vs.
burada ittihat ve terakki tarihi yazacak değilim. görüyorum ki ülkede milliyetçilik hiç olmadığı kadar şuursuzca yükselmekte. bugün sağda solda ben ittihatçıyım diyen insanlar görülmekte. dünün ittihatçıları ile bugünün kurtlar vadisi, kuruluş osman izleyen ittihatçıları arasında büyük fark var. bu işin sonu iyi görünmüyor.
youtube'daki önerilen videolarda ido çıktı karşıma. 20-25 cm'den kendisine bakıyorum. 4 küsur milyon kişi izlemiş. bu 4 milyonun en az 500 - 1 milyon arası tekrara girmiştir. diyorum kendi kendime 'ulan toplu ölüm olması lazım şimdiye kadar. olsa duyardık yani'. 4 küsur milyon artı 1 ben mi olayım derken kendimi serdar ortaç'ta buluyorum. bunun izleyen sayısı beni daha ürkütüyor. dna'mdaki yapı taşları lise 2 fen bilgisiyle çatışıyor. ölüyorum ulan kurtarın beni.
not: lan mal bunun neyini beğenmedin? ido ya da serdar ortaç fanı mısın?
hatrı sayılır online yazar görünüyor orada. acaba off olmayı mı unuttular. kim bilir? eskiden gak deseniz eskiyi basan bir ekip vardı. onlar da yok, özledim cidden. arkadaşlar arada hayat belirtisi gösterin. sex yine yaparsanız, ben yapmayın demiyorum. fakat sözlüğü de canlı tutalım yahu.