ahmetonski

Durum: 1370 - 0 - 0 - 0 - 24.09.2016 21:01

Puan: 32648 - Sözlük Kaşarı

15 yıl önce kayıt oldu. 2.Nesil Yazar.

hmm...
  • /
  • 69

ahmetonski

şort giyerim olmaz, terlik giyerim olmaz, kazak giyerim gene olmaz diyip kendini jiletleyen yazardır. * *

halil pazarlama

bizimkiler dizisinde kapıcı cafer'in kayınpederi'nin işi. bir halil pazarlama şarkısını bir de "kırarım boynunuzu iblis" repliğini unutmadım diziden.

halil pazarlama
halil pazarlama
kapınızda!

gel kıyma

zamanında sibel can'ın söylediği kıyıda köşede kalmış buruk bir sezen aksu şarkısı. şarkının sezen aksu unplugged versiyonu ölümcüldür. aşık olduğunuz günler aklınıza gelir, uzun uzun uzaklara bakarsınız... sözleri şöyledir:

özledin mi? öyleyse kalk gel
bırak artık, kim ne derse der
yasak günah, hayat ah elden gider

onların kendi hikâyeleri yok
onlar sadece seyirci dünyada
aşksız yaşsız hasarsız ah
bir diyarda

sen seç ben söyledim gitti
son sözümü ölmem artık
bu pişmanlar ordusuna
dönmem artık

gel kıyma
gel kırma
sen de bu mutsuzlar kervanına
uyma

dünyada en sevilen 50 tv dizisi

gördüğüm en tırt listelerden biridir.

(bkz: ossuruktan teyyare)

hatay

istanbul'dan sonra en çok hristiyan nüfusun yaşadığı il. mutfağı anlatılmaz yaşanır. suriye'de devam eden iç savaş yüzünden sarsıntılı günler geçirmektedir. yerlisi şehre hatay değil antakya der. iskenderun adlı ilçesi şehrin asıl kalbi ve ticaretin merkezidir.

yakışıklı olduğunun farkında olmayan erkek

gay olma ihtimali ultra düşük erkek. malum tüm gayler bulunmaz hint kumaşı ve best model'dir türkiye'de. sanırsın karınlar baklava, kıç desen pascal nouma. belki de başlığı çirkin olduğunun farkında olmayan erkek koymalıydım...

ps: bu tip erkekler candır.

zamansız ereksiyon

en umulmadık ve saçma anlarda penisin size yamuk yapma halidir. otobüste, metroda, sınav sırasında hatta aile yanında bile gereksiz bir havalanma anı yaşayabilirsiniz. bonusu rezil olma durumudur. *

eşcinsellerin rahat ettikleri üniversiteler

internette görüp beğendiğin adamla yolda karşılaşmak

daha fenası internette görüp beğendiğiniz adama mesaj atmanız ama onu spor salonunda tanımamanızdır. şahıs yanınıza gelip ''hocam naber bir şeyler içelim mi?'' der, siz ne oluyor ya diye sinirli sinirli bakarsınız...

sürüklüyorum çaresizliğimi

gizli bir sezen aksu hazinesi. kederli bir istanbul gecesini anlatan sözlerini nilüfer yazmıştır.

sürüklüyorum çaresiz yalnizligimi
aldırmazlığında, acımasızlığında istanbul'un
yitik umutlarımla yaralı, vuruk
yürüyorum kalabalık caddelerde
yürüyorum bilmeden nereye gittiğimi
amaçsız bitkin donuk
gözlerim boş bakışlarla takılıyor bir yerlere
yüreğim kanıyor ılgıt ılgıt, sıcak sıcak
şahlanıyor içimde özlemin
kahrediyorum, karanlıklar içindeyim
oysa istanbul ışıl ışıl, parlak
mutsuzlugum siniyor sokaklara
seni solukluyorum derin derin
büyüyor giderek içimde yokluğun
anılar mil çekiyor gözlerime
sürüklüyorum çaresiz yalnızlığımı
vurdumduymaz acımasiz yollarında istanbul'un
gözlerim boş bakışlarla takılıyor bir yerlere
yüreğim kanıyor ılgıt ılgıt, sıcak sıcak
şahlanıyor içimde özlemin
kahrediyorum, karanlıklar içindeyim
oysa istanbul ışıl ışıl, parlak...

akıllı telefonu olmayan insan

cep telefonunun bile bir fazlalalık olduğunu düşünen bendeniz için normal insan tipidir. teknolojiden nefret ediyorum ve gururluyum.

kayıp şehir

alelacele bitirildiği için finaliyle düş kırıklığı yaratan dizidir. belki de mutlu sonlara inanmaz olduk, kim bilir? şu hayatta hep aysel'ler kaybedecek değil ya...

istanbul yokmuş bundan başka

kayıp şehir dizisinin bağımlılık yaratan şarkısı. bugüne kadar istanbul'la ilgili yazılmış en güzel şarkı olduğunu düşünüyorum. sözleri yıldırım türker'e, bestesi sezen aksu'ya aittir.

ince saz değil, hayır, ince sızı bu...
meğer ayna da burdaymış anahtar da...

türbanlı mağduriyeti

akp'nin ve islamcıların dillerinden düşürmediği mağduriyettir. nasıl bir mağduriyetse 11 yıldır iktidarda olan islamcı partimiz bu sorunu çözmemiştir. bakın çözememiştir demiyorum, çözmemiştir diyorum. çünkü çözerse en büyük seçim kozlarından birini kaybedecektir. düşünsenize akp başı sıkışınca bunlar elit, bunlar içki içiyor diyemeyecek. dolayısıyla mağdur edebiyatı yapmaya devam edecekler. birde starbucks'larda fink atan, türban üzerine moda dergiler çıkaran, jiplere binmekle hava atan yeni nesil islamcı burjuvalar türemişken kim bunlar mağdur diyebilir? hele bir anadolu taşrasına gitsinler de başı açık kadınlarmı yoksa türbanlılarmı mağdur görsünler... pabucumun dincileri...

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

abdullah gül üniversitesi

kayseri'de kurulması planlan üniversite. abdullah gül ve bazı fetocu şahsiyetler bizzat vakıf kurarak, kurulması planlanan üniversite için milyonlarca dolar toplamışlar. sanki kayseri'de başka üniversite yok, sanki o ilde ve komşu illerdeki üniversitelerin tüm sıkıntıları çözülmüş... ama ne gam! yeterki zatların isimleri padişahlar gibi yaşasın. türkiye'de yağ çekme amaçlı isimlerin üniversitelere, camilere verildiğini görmüştük ama onay veren kişinin bizzat o mevkide olması en basitinden görgüsüzlük ya da narsizmdir. veyahut ikisi de... hayır birde bu insanlar atatürk'ü putlaştırdılar, isim faşizmi yapıyorlar falan diye ağlıyorlardı. hıhı evet canım, çok çektiniz çok!

ağlamaktan gözlerin acıması

çok ağlayınca başa gelen facia durum. göz kırpmak bile bir işkenceye dönüşebilir, o derece. durmaksızın ağladığınız saatlerin ardından baş ağrısı bonus track olarak sizi pusuda bekliyordur.

göğüs kaslarını oynatan erkek iticiliği

kimin oynattığına göre değişir. eliad cohen oynatıyor ve ben hala ağzım açık izliyorum... *

adanalı karpuzcunun makatına giren şişe

23 mart 2013 mhp bursa mitingi

etnik milleyetçilik temelli siyaset yapan tüm partiler nazarımda aynı bokun laciverti olduğu için tınmadığım mitingdir. bdp'ye kızıp mhp'yi desteklemek nasıl bir mantıktır ey yarabbim?
  • /
  • 69
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 1370

grup sekse geç kalan kişi

umduğunu değil bulduğunu yemeye mahkum insan...

doktor bilal

90'lı yıllarda bir hayli popüler olan, şimdinin muhafazakar tv ekranları içinse fazla feminen kaçan şarkıcı. aynı klasmandaki fatih ürek, aldo, kuşum aydın ve arto'da ekran yasağından nasibini almış durumda. hiç unutmam rahmetli defne joy foster, doktor bilal'in evini programı için ziyaret ettiğinde, yatak odasında kutu kutu ağda bulmuştu. ikisi de çok gülmüşlerdi. hey gidi 90'lar hey...

ilber ortaylı

bir dönem bilkent üniversitesi'nde ders veren popüler tarihçi. dersine girmek her babayiğidin harcı değildi. ders sırasında konudan konuya atlar, güncel siyasetten, etimolojiye ne ararsanız tartışırdı. osmanlı'ya inanılmaz derecede hayrandı. aptal türkler, gerzek araplar gibi cümlelerde sık sık ağzından kaçardı. osmanlı'ya vakıf olduğu doğrudur ama tarafsız bir tarihçi olduğunu söylemek zordur.

tunatuan

taramalı tüfek gibi konuşan sevimli yazar.

grup abdal

halk müziğine yeni bir arayış ve nefes getirmek istediklerini söyleyen enfes grup. tüm türküleri incelikle ve duygu dolu söylemişler. öyleki dinlerken gözleriniz doluyor... ezim ezim eziliyor yüreğim türküsü bundan daha iyi söylenemezdi...

namaz kılmayan türk değildir

habertürk'te öteki gündem programına çıkan ismet özel'in gündeme bomba gibi düşen açıklamasıdır. trollük müessesinin şairlere kadar indiğini göstermesi açısından da eşşsizdir. hazarlar ve gagavuzlar gibi musevi ve hristiyan türkleri ne yapacağız desem onlar türk değil diyecek demekki! peki göktürkler'i falan ne yapacağız hacı desem nafile. zat ayrıca harf inkilabıyla geleceğimizin çalındığını ve türkçe diye bir dil olmadığını da belirtmiş. şahsen ben namaz kılmıyorum ve gayet türküm. ama önce insanım...*

müslümanlığı güzel bir din sanmak

islamiyet, toptan tu kaka ilan edilebilecek ya da hoşgörü öznesi olarak sunulabilecek yekpare bir din değildir. tıpkı hristiyanlık, musevilik ya da diğer dinler gibi. diğer ülkelerdeki( özellikle de hristiyan coğrafyadaki) yaygın özeleştiri yapabilme hakkının nasıl doğduğu ve hangi ortamlardan geçerek bu noktaya kavuştuğunu anlamak karmaşık ve zor bir süreçtir. islam coğrafyası 12. yüzyıla kadar bilim ve sanatta tüm dünyadan daha ileri ve saygın bir durum sergilerken endülüs emevilerinin çöküşüyle tersi bir sarmala girmiş ve tıkanmıştır. ispanya'da kurulan islam medeniyeti kadınların eğitim gördüğü üniversiteleriyle, başarılı siyasi yapısıyla islamiyete yöneltilen eleştirilerin aksini ispat edebilen yegane örneklerden biriydi. şu an yücelttiğimiz hristiyan ittifakın bu medeniyeti yok etmesiyle islamiyet aşağıya doğru yuvarlanmaya başlamıştır. ilginç ve tartışmaya açık iddialardan biri de osmanlı imparatorluğu'nun tüm arap ve asya coğrafyasını emperyal nedenlerle sömürmesi ve bu nedenle islamiyetin gerilemesinin hızlanmasıdır. bu iddia tartışmaya açıktır ama üzerinde düşünmeye değerdir. hristiyan batının şu an içinde bulunduğu özgür ve liberal ortamın dinlerinin islamiyetten daha hoşgörülü olmasıyla alakası yoktur. kilise ile uzun üren ve milyonların ölümüyle sonuçlanan uzun ve kanlı mezhep savaşları, ardından gelen reform dalgası hristiyan erki durdurmuş ve seküler düzeni yaygınlaşmıştır. islami toplumlar ise bu esnada yerinde saymış ve kibirli vaziyette elindekiyle yetinmiştir. her dinin kendine has olumsuzlukları ve bazı olumlu özellikleri vardır. islamiyetin diğer dinlerden ne çok matah ne de daha fazla kötü özelliği vardır. islam coğraftasının genelinin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal çöküntü müslümanlıkla ilgili imaja da yansımakta, malesef doğu medeniyeti eşittir yamyamlık gibi bir sonuç çıkmaktadır. kişisel görüşüm dinlerin misyonunu tamamladığı yönünde. herhangi bir dinin yaşadığımız dönem itibariyle bize bilgi ve ahlaki gelişme sağlaması çok zordur.

ps: evet ateistim.

her türlü hayvandan korkan uyuz kız

sokak hayvanlarına gulyabani muamelesi yapan kızdır. çoğu çevreden ilgi görmek ya da sevgilisine poz yapmak için böyle tavırlar sergiler. mırıl mırıl gezen bir sokak kedisi ya da size mahsun gözlerle bakan bir köpek bu kız için potansiyel bir seri katildir. klasik sözleri bu kedi burdan gitçek ozaan, ıyyy oturamam ben buraya gibi sevgi sözleridir. böyle insanları görünce çekinmeden ağızlarına kürekle vurunuz.

kadınları hafifçe dövüp korkutabilirsiniz

8 mart dünya kadınlar gününü sayfasında yazdığı bu güzide sözlerle kutlayan akp kırıkkale il başkanı mehmet demir'in beyanatı. memleketimi yöneten akp zihniyeti için emekçi kadınlar günü işte bunu ifade ediyor... zatın sözlerini değiştirmeden aktarıyorum:

" eğer onlar sizden izinsiz razı olmadığınız kimseleri aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe dövüp korkutabilirsiniz. kadınların sizin üzerinizdeki hakları ise örfe göre her türlü yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir..."

sözlüğün bokunu çıkartmak

sözlükte yeniyim. lakin bazı şeyleri hayretle izliyorum. biraz eğlenmek, biraz bilgilenmek, biraz sosyalleşmek için kurulduğuna inandığım bir sözlükte böylesine gruplaşmaların olması ve kişilerin birbirinden bu denli huzursuz olması çok tuhaf. sosyal medya ve internet bazen insanın içindeki canavarı ortaya çıkarıyor. daha önceki entrylerimde söylediğim gibi nefret söylemi içermediği sürece herkes herşeyi söyleyebilmeli. aynı fikirde olmadığımız ve karakteri bizimkiyle taban tabana zıt insanlara aşık olabiliyorsak, arkadaş niye olamayalım?

bilmemne mutfağı

trollerin sevdiği yemekleri içinde bulunduran mutfak.

(bkz: illallah dedirten mutfak başlıkları)

mustafa ceceli

bütün şarkıları aynı ton ve nağmeyle söyleyen hacı şarkıcı. yüzüne baktıkça içim sıkılıyor. kezban'ların sevdiği romantik şarkılar genelde mustafa ceceli ve farhat göçer'den çıkar. nice hanzo düğün töreninde gelin ve damatın ilk dans şarkısını ceceli ağabeyimiz söylemiştir.

içinde türk ve atatürk geçen entrylerin eksilenmesi

her konuda 126 bin parçaya bölünmeyi matah birşey zanneden türkiye toplumunun sözlüğe yansımış halidir.

seviyorsan git sik bence

seviyorsan git konuş bence'nin hırt versiyonu. one night stand bağımlısı odun ruhlular için ideal bir önerme olabilir...

emek sineması

emek sineması, istanbul'un önemli tarihi binalarındandı. malesef yıkımından önce kötü işletmecilik yüzünden can çekişiyordu. yenilenmeyen iç ve dış cephesi yüzünden mekan küf kokuyor, cicili bicili avm sinemaları yüzünden de seyirci kaybediyordu. lakin çok önemli bir tarihi değeri vardı. sinema olarak değil ama müze ya da istanbul film festivali için kurumsal bina olarak değerlendirilebilirdi. emek için yıkım kararı alınmadan önce tüm sinema yazarlarına mail atmış, o zamanlar ön gösterimlere katıldığım için hepsiyle konuşmuştum. bakın bu sinema çöküyor başına bir iş gelecek dediğimde hiçbiri ilgi göstermemişti. şimdi günah çıkarır gibi röportajlar veriyor, festival açılışında protesto konuşmaları yapıyorlar. emek sineması'nı sinemacılar da istanbul halkı da el birliğiyle yıkıma itti. hafızası olmayan, kültürel ve tarihi değerlerine sahip çıkamayan bir halktan bir cacık olmaz. şu an yapılan eylemleri de samimiyetsiz buluyorum... ben en azından arkadaşlarımla o sinemada festival filmlerini izledim. siz avm'lerde patlamış mısırlarınızı yiyin...