ahmetonski

Durum: 1370 - 0 - 0 - 0 - 24.09.2016 21:01

Puan: 32648 - Sözlük Kaşarı

15 yıl önce kayıt oldu. 2.Nesil Yazar.

hmm...
  • /
  • 69

chatroulette

herkesin sarhoş olduğu bir parti gecesinde, kızlı erkekli arkadaş grubumuzun sakarya'lı bir apachiyi donuna kadar, soyup randevu vermesine vesile olan chat sitesi. bir sürü abazan, hanzo ve çeşit çeşit tipin doluştuğu site geyik yapmak için birebir. kendini süper sikici sanan sakaryalı arkadaş, caddede hala bizim kızları bekliyor olabilir... çok fena güldük çok...

patlayan şeker

çocukluğumun alamet-i farikası. patlayan şeker adı üstünde ağzınızın içinde pıt pıt sesleri çıkararak patlayan şekerdi. meyveli ve kolalı versiyonlarını hatırlıyorum. mahalle bakkalından alırken müthiş heyecanlanır, evde kendimce deneyler yapardım. aynada şekerlerin patlayışını izlemeye çalıştığımı da hatırlıyorum. uzun süredir hiçbir yerde görmedim... biz şanslı çocuklardık...

arapça

kıymeti bilinmeyen güzel gelenekler

bayramlarda eve gelen misafirlere türk kahvesi ile birlikte likör ikram edilmesi. ekseriyetle büyük şehirlerde yaygındı bu gelenek. ülkenin muhafazakarlaşmasıyla birlikte tarih oldu.

delalım

diyarbakır yöresine ait türkü. çok neşeli ve oynaktır. her dinleyişimde kalkıp çılgınca halay çekesim gelir. bu sevdalar boşuna le, bu sevdalar boşuna...

ps: delal kürtçe'de sevimli ve sevgili anlamına geliyormuş. arapça'da ise şımarık demekmiş.

sarhoş olmak

alın ve dudakların istemsiz attığı, uyuştuğu, kelimeleri söylemenin güçleştiği, çevrenin puslu görünmeye başladığı andır. üniversite ikinci sınıfta istanbul'a dağıtmak amacıyla gelip 1,5 şişe kırmızı şarap ve üstüne bira içtiğim birgün karanlığa boğulmuştum. resmen göremiyordum. yüzümü yıkıyordum ama çevre karaltılardan ibaretti. resmen korkudan altıma işeyecektim... siz siz olun ağzınızla için ve çakırkeyifken bırakın...

popstar 2013

jüri üyeleri için izlediğim yarışmadır. sürekli nişanlı olduğunun altını çizerek, sesini kalınlaştıran serdar ortaç, anormal kıyafetler giyen ve arada sinir krizi geçiren bülent ersoy, kilo almaktan yarmagül sultana dönmüş demet akalın ve vatkalarından vazgeçmeyen orhan gencebay. söyleyin bana, bundan daha anormal bir jüri başka hangi kanalda var?

ps: bülent ersoy canlı yayında yine osuracak mı? heyecan dorukta...

amsterdam

avrupa ile aramızdaki kültür farkını net bir biçimde ortaya koyan şehirdir. özgürlüğün ne demek olduğunu teoride değil pratikte yaşamak isteyen gaylerin hayatlarında bir kez olsun görmesini salık verdiğim şehirdir aynı zamanda. havalar sıcakken giderseniz elinizi sallasanız türk'e çarpar. amsterdam tüm romantizmine karşın kanalları yüzünden fare istilası ile başetmeye çalışmaktadır...

eşcinsele çocuk teslim edilmez

demokratik açılımlarla şenlenen yurdumuzun başbakanı tayyip erdoğan tarafından dillendirilen beyanat. orijinali şöyledir,
"eşcinsel bir aileye bir çocuğun teslim edilmesi o toplumun genel ahlak kurallarına terstir"

şimdi sormak istiyorum senin partinde diri diri insan yakan adamlar ve çocuk tacizcilerini yetiştirenler, müslüman ve heteroydu da ne oldu? ülkemizin düzeyi bu. çılgınca alkışlanan, vurduğu yerden ses getiriyor denen, güneydoğu'ya barış getireceğine inanılan adam ve şurekası bu. bu insanlar öylesine pervasız ve cahil ki bunu hollanda başbakanının yanında söyleyebiliyorlar. üstelik bunu söylemesi ülkemiz solcularını falan da hiç mi hiç rahatsız etmiyor. ne diyebilirim, durmak yok yola devam türkiye...

20 mart 2013 ankara üniversitesi olayları

dün ankara'dan akademisyen bir arkadaşımın(ki kendisi sıkı bir sosyalisttir) bildiğin rezillikti diye anlattığı olaylardır. newroz kutlamak istiyoruz diyen gençlerin bir süre sonra saldırgan tavırlar sergileyerek çevreyi ablukaya almaları akabinde sınıflara giriş çıkışı kapatmaları ardından yaşanan arbede olayların kısa bir özeti. ülkücü camianın yıllardır yaptığı şeylerin aynısını sosyalistlerin ve kürt hareketinden insanların yaptığını düşünün, olaylar budur. türkiye'de politika yapma, kendi düşüncen güçlendiği an başkasını ezme hissi ve tavrı üzerine kurulu olduğu için hümanist saflarda olduğunu iddia edenler bile bir süre sonra gözü dönmüş fanatiklere dönüşebiliyor. genlerimize işlemiş olacakki solcusu sağcısı bu ilkel halden bir türlü kurtulamıyoruz. newroz kutluyoruz, barış ulan diyerek saldırmak nasıl birşeydir bir türlü anlayamıyorum... yoo dostum benim anladığım barış böyle birşey değil! hem ne demişler dans edemediğim devrim, devrim değildir...

makul ayi

sözlükteki en iyi yazarlardan... *

21 mart 2013 diyarbakır newroz kutlaması

kürt hareketinde sonun başlangıcını resmeden kutlamadır. meğer senelerdir milliyetçiler şöyle hain falan derken ümmetçiliğin sevgi dolu kollarını açmasını beklermiş bdp ve pkk elemanları. çok kötü tufaya geliyorsunuz haberiniz yok...

nevruz

sermaye devleti siyasetini en üst noktaya çıkaran akp ve abdullah öcalan arasında yapılan pazarlıkların damgasını vurduğu nevruzdur. barıştan falan söz etmek iyi de birkaç ay öncesine kadar bunlar dinsiz, zerdüşt diyen ve kck'larla insanları içeri tıkan sürece kim imza atmıştı hatırlayan varmı? kürt hareketi dediğiniz ve kutsallaştırdığınız şey işte budur sevgili çok bilmiş arkadaşlarım. bunca insan bir hiç uğruna öldü işte... rant üzerine siyaset yapan sermaye devleti, bu işin peşini bırakırmı sanıyorsunuz. bu barış ancak başka bir savaşın kapısını aralar o kadar. barışınız kutlu olsun ve iyi uykular...

ps: yıllarca tutuklu yargılanan insanlar, emekleri ve grev hakları gasp edilmiş işçiler, memurlar ve emperyalist idealler uğruna toprakları ateşe verilmiş sevgili komşular sizin nevruzunuz kutlu olmasın...

erkan petekkaya

oynadığı tüm dizilerde toprak sahibi, zengin ailenin oğlu olarak görünen kişi. ne hikmetse hep adana'da çekilen dizilerde oynar. bir bahar sabahı kendisini adana göl kenarında koşu yaparken görmüşlüğüm vardır. petekkaya ile ilgili en çok dikkatimi çeken şey, gözaltı torbalarının yüzünden bağımsızlıklarını ilan etmeleridir.

kavgaya senin saçını başını yolarım diye başlamak

çirkef biriyle karşı karşıya olduğunuzu gösterir. yine de bir senin ağzını yırtarım sürtük değildir.

(bkz: cat fight)

muhteşem yüzyıl

mihrimah'ın kukusunun alevli meyve tabağına döndüğü dizidir. karı nerde yakışıklı bir erkek görse şiirli mektup gönderip, kuytuda şıkıştırıyor. malkoçoğlu korkudan kendini genelev köşelerine attı. muhtemelen birkaç bölüm sonra mihrimah sümbül ağa'ya köfte yapmaya çalışacak. demedi demeyin... go mihri, go!

dünyanın en yaşanabilir şehirleri

yanlış anlaşılan listedir. listede türkiye'den de şehirler var. malesef bizim şehirler iyilerin bulunduğu klasmana girememiştir.* bağdat, kabil gibi şehirler tüm dünya şehirleri arasında sonuncu olmuştur. yani ayy onlar girdi biz giremedik değil.* tüm listeyi incelerseniz istanbul, izmir gibi şehirlerin kaçıncı sırada olduğunu görürsünüz. bu arada yaşanabilirlik kriteri için baz alınan değerler kişi başına düşen yeşil alan miktarı, toplu taşıma kolaylığı, bisiklet yolu, çevre bilinci, güvenlik gibi değerler göz önüne alınarak hazırlanmış. yine de şunu söylemeden edemeyeceğim, vivana gibi insan ilişkilerinin sıfırın altında seyrettiği bir şehir yaşanabilirlik listesinde birinci oluyorsa bu listeyle kıçımı silmem.

ps: listeyi hazırlayanlara göre istanbul trafik sorununu çözerse 10-15 basamak birden atlayabilirmiş.

the walking dead

*bir miktar spoiler içerir*
3. sezon, the walking dead adını vali koydum olarak devam eden dizi. rick ve tayfasının geçirdiği dönüşüm inanılmaz. bir zamanlar insanlıktan, erdemden, demokrasiden bahseden grubumuz çatır çatır insan öldürüp, ardına bile bakmıyor. dolayısıyla zombie'lerden hiçbir farkları kalmadı. ölseler gram üzülmeyeceğim o derece üzülüp, sinirleniyorum son hallerine. andrea'ya kızıyor, salaklıklar yapıp valiye kanıyor diyordum. meğer içlerinde insan bir o kalmışta ondan salak gibi görünüyormuş. son iki bölümde anladımki kadın ümide, insanlığa dair birşeyleri korumaya çalışıyor... sanırım hazin bir şekilde valinin elinde can verecek...

özgür suriye ordusu

dünyanın en iğrenç yönetimlerinden biri olan suudi rejimi tarafından açıkça silah ve para yardıma boğulan demokrasi savaşçıları. bu demokrasi havarilerine kim inanır? kadir inanır!

vasfiye teyze

ne çektin be gülistan repliğiyle gülme krizine sokan yalan dünya tiplemesi. dizide daha fazla görünmesi lazım...

ps: vasfiye den geliyor: oldu demiyoruuum, öyle mi diyeydim diyorum!
  • /
  • 69
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 1370

grup sekse geç kalan kişi

umduğunu değil bulduğunu yemeye mahkum insan...

doktor bilal

90'lı yıllarda bir hayli popüler olan, şimdinin muhafazakar tv ekranları içinse fazla feminen kaçan şarkıcı. aynı klasmandaki fatih ürek, aldo, kuşum aydın ve arto'da ekran yasağından nasibini almış durumda. hiç unutmam rahmetli defne joy foster, doktor bilal'in evini programı için ziyaret ettiğinde, yatak odasında kutu kutu ağda bulmuştu. ikisi de çok gülmüşlerdi. hey gidi 90'lar hey...

ilber ortaylı

bir dönem bilkent üniversitesi'nde ders veren popüler tarihçi. dersine girmek her babayiğidin harcı değildi. ders sırasında konudan konuya atlar, güncel siyasetten, etimolojiye ne ararsanız tartışırdı. osmanlı'ya inanılmaz derecede hayrandı. aptal türkler, gerzek araplar gibi cümlelerde sık sık ağzından kaçardı. osmanlı'ya vakıf olduğu doğrudur ama tarafsız bir tarihçi olduğunu söylemek zordur.

tunatuan

taramalı tüfek gibi konuşan sevimli yazar.

grup abdal

halk müziğine yeni bir arayış ve nefes getirmek istediklerini söyleyen enfes grup. tüm türküleri incelikle ve duygu dolu söylemişler. öyleki dinlerken gözleriniz doluyor... ezim ezim eziliyor yüreğim türküsü bundan daha iyi söylenemezdi...

namaz kılmayan türk değildir

habertürk'te öteki gündem programına çıkan ismet özel'in gündeme bomba gibi düşen açıklamasıdır. trollük müessesinin şairlere kadar indiğini göstermesi açısından da eşşsizdir. hazarlar ve gagavuzlar gibi musevi ve hristiyan türkleri ne yapacağız desem onlar türk değil diyecek demekki! peki göktürkler'i falan ne yapacağız hacı desem nafile. zat ayrıca harf inkilabıyla geleceğimizin çalındığını ve türkçe diye bir dil olmadığını da belirtmiş. şahsen ben namaz kılmıyorum ve gayet türküm. ama önce insanım...*

müslümanlığı güzel bir din sanmak

islamiyet, toptan tu kaka ilan edilebilecek ya da hoşgörü öznesi olarak sunulabilecek yekpare bir din değildir. tıpkı hristiyanlık, musevilik ya da diğer dinler gibi. diğer ülkelerdeki( özellikle de hristiyan coğrafyadaki) yaygın özeleştiri yapabilme hakkının nasıl doğduğu ve hangi ortamlardan geçerek bu noktaya kavuştuğunu anlamak karmaşık ve zor bir süreçtir. islam coğrafyası 12. yüzyıla kadar bilim ve sanatta tüm dünyadan daha ileri ve saygın bir durum sergilerken endülüs emevilerinin çöküşüyle tersi bir sarmala girmiş ve tıkanmıştır. ispanya'da kurulan islam medeniyeti kadınların eğitim gördüğü üniversiteleriyle, başarılı siyasi yapısıyla islamiyete yöneltilen eleştirilerin aksini ispat edebilen yegane örneklerden biriydi. şu an yücelttiğimiz hristiyan ittifakın bu medeniyeti yok etmesiyle islamiyet aşağıya doğru yuvarlanmaya başlamıştır. ilginç ve tartışmaya açık iddialardan biri de osmanlı imparatorluğu'nun tüm arap ve asya coğrafyasını emperyal nedenlerle sömürmesi ve bu nedenle islamiyetin gerilemesinin hızlanmasıdır. bu iddia tartışmaya açıktır ama üzerinde düşünmeye değerdir. hristiyan batının şu an içinde bulunduğu özgür ve liberal ortamın dinlerinin islamiyetten daha hoşgörülü olmasıyla alakası yoktur. kilise ile uzun üren ve milyonların ölümüyle sonuçlanan uzun ve kanlı mezhep savaşları, ardından gelen reform dalgası hristiyan erki durdurmuş ve seküler düzeni yaygınlaşmıştır. islami toplumlar ise bu esnada yerinde saymış ve kibirli vaziyette elindekiyle yetinmiştir. her dinin kendine has olumsuzlukları ve bazı olumlu özellikleri vardır. islamiyetin diğer dinlerden ne çok matah ne de daha fazla kötü özelliği vardır. islam coğraftasının genelinin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal çöküntü müslümanlıkla ilgili imaja da yansımakta, malesef doğu medeniyeti eşittir yamyamlık gibi bir sonuç çıkmaktadır. kişisel görüşüm dinlerin misyonunu tamamladığı yönünde. herhangi bir dinin yaşadığımız dönem itibariyle bize bilgi ve ahlaki gelişme sağlaması çok zordur.

ps: evet ateistim.

her türlü hayvandan korkan uyuz kız

sokak hayvanlarına gulyabani muamelesi yapan kızdır. çoğu çevreden ilgi görmek ya da sevgilisine poz yapmak için böyle tavırlar sergiler. mırıl mırıl gezen bir sokak kedisi ya da size mahsun gözlerle bakan bir köpek bu kız için potansiyel bir seri katildir. klasik sözleri bu kedi burdan gitçek ozaan, ıyyy oturamam ben buraya gibi sevgi sözleridir. böyle insanları görünce çekinmeden ağızlarına kürekle vurunuz.

kadınları hafifçe dövüp korkutabilirsiniz

8 mart dünya kadınlar gününü sayfasında yazdığı bu güzide sözlerle kutlayan akp kırıkkale il başkanı mehmet demir'in beyanatı. memleketimi yöneten akp zihniyeti için emekçi kadınlar günü işte bunu ifade ediyor... zatın sözlerini değiştirmeden aktarıyorum:

" eğer onlar sizden izinsiz razı olmadığınız kimseleri aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe dövüp korkutabilirsiniz. kadınların sizin üzerinizdeki hakları ise örfe göre her türlü yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir..."

sözlüğün bokunu çıkartmak

sözlükte yeniyim. lakin bazı şeyleri hayretle izliyorum. biraz eğlenmek, biraz bilgilenmek, biraz sosyalleşmek için kurulduğuna inandığım bir sözlükte böylesine gruplaşmaların olması ve kişilerin birbirinden bu denli huzursuz olması çok tuhaf. sosyal medya ve internet bazen insanın içindeki canavarı ortaya çıkarıyor. daha önceki entrylerimde söylediğim gibi nefret söylemi içermediği sürece herkes herşeyi söyleyebilmeli. aynı fikirde olmadığımız ve karakteri bizimkiyle taban tabana zıt insanlara aşık olabiliyorsak, arkadaş niye olamayalım?

bilmemne mutfağı

trollerin sevdiği yemekleri içinde bulunduran mutfak.

(bkz: illallah dedirten mutfak başlıkları)

mustafa ceceli

bütün şarkıları aynı ton ve nağmeyle söyleyen hacı şarkıcı. yüzüne baktıkça içim sıkılıyor. kezban'ların sevdiği romantik şarkılar genelde mustafa ceceli ve farhat göçer'den çıkar. nice hanzo düğün töreninde gelin ve damatın ilk dans şarkısını ceceli ağabeyimiz söylemiştir.

içinde türk ve atatürk geçen entrylerin eksilenmesi

her konuda 126 bin parçaya bölünmeyi matah birşey zanneden türkiye toplumunun sözlüğe yansımış halidir.

seviyorsan git sik bence

seviyorsan git konuş bence'nin hırt versiyonu. one night stand bağımlısı odun ruhlular için ideal bir önerme olabilir...

emek sineması

emek sineması, istanbul'un önemli tarihi binalarındandı. malesef yıkımından önce kötü işletmecilik yüzünden can çekişiyordu. yenilenmeyen iç ve dış cephesi yüzünden mekan küf kokuyor, cicili bicili avm sinemaları yüzünden de seyirci kaybediyordu. lakin çok önemli bir tarihi değeri vardı. sinema olarak değil ama müze ya da istanbul film festivali için kurumsal bina olarak değerlendirilebilirdi. emek için yıkım kararı alınmadan önce tüm sinema yazarlarına mail atmış, o zamanlar ön gösterimlere katıldığım için hepsiyle konuşmuştum. bakın bu sinema çöküyor başına bir iş gelecek dediğimde hiçbiri ilgi göstermemişti. şimdi günah çıkarır gibi röportajlar veriyor, festival açılışında protesto konuşmaları yapıyorlar. emek sineması'nı sinemacılar da istanbul halkı da el birliğiyle yıkıma itti. hafızası olmayan, kültürel ve tarihi değerlerine sahip çıkamayan bir halktan bir cacık olmaz. şu an yapılan eylemleri de samimiyetsiz buluyorum... ben en azından arkadaşlarımla o sinemada festival filmlerini izledim. siz avm'lerde patlamış mısırlarınızı yiyin...