chatroulette
herkesin sarhoş olduğu bir parti gecesinde, kızlı erkekli arkadaş grubumuzun sakarya'lı bir apachiyi donuna kadar, soyup randevu vermesine vesile olan chat sitesi. bir sürü abazan, hanzo ve çeşit çeşit tipin doluştuğu site geyik yapmak için birebir. kendini süper sikici sanan sakaryalı arkadaş, caddede hala bizim kızları bekliyor olabilir... çok fena güldük çok...
patlayan şeker
çocukluğumun alamet-i farikası. patlayan şeker adı üstünde ağzınızın içinde pıt pıt sesleri çıkararak patlayan şekerdi. meyveli ve kolalı versiyonlarını hatırlıyorum. mahalle bakkalından alırken müthiş heyecanlanır, evde kendimce deneyler yapardım. aynada şekerlerin patlayışını izlemeye çalıştığımı da hatırlıyorum. uzun süredir hiçbir yerde görmedim... biz şanslı çocuklardık...
arapça
kıymeti bilinmeyen güzel gelenekler
bayramlarda eve gelen misafirlere türk kahvesi ile birlikte likör ikram edilmesi. ekseriyetle büyük şehirlerde yaygındı bu gelenek. ülkenin muhafazakarlaşmasıyla birlikte tarih oldu.
delalım
diyarbakır yöresine ait türkü. çok neşeli ve oynaktır. her dinleyişimde kalkıp çılgınca halay çekesim gelir. bu sevdalar boşuna le, bu sevdalar boşuna...
ps: delal kürtçe'de sevimli ve sevgili anlamına geliyormuş. arapça'da ise şımarık demekmiş.
sarhoş olmak
alın ve dudakların istemsiz attığı, uyuştuğu, kelimeleri söylemenin güçleştiği, çevrenin puslu görünmeye başladığı andır. üniversite ikinci sınıfta istanbul'a dağıtmak amacıyla gelip 1,5 şişe kırmızı şarap ve üstüne bira içtiğim birgün karanlığa boğulmuştum. resmen göremiyordum. yüzümü yıkıyordum ama çevre karaltılardan ibaretti. resmen korkudan altıma işeyecektim... siz siz olun ağzınızla için ve çakırkeyifken bırakın...
popstar 2013
jüri üyeleri için izlediğim yarışmadır. sürekli nişanlı olduğunun altını çizerek, sesini kalınlaştıran serdar ortaç, anormal kıyafetler giyen ve arada sinir krizi geçiren bülent ersoy, kilo almaktan yarmagül sultana dönmüş demet akalın ve vatkalarından vazgeçmeyen orhan gencebay. söyleyin bana, bundan daha anormal bir jüri başka hangi kanalda var?
ps: bülent ersoy canlı yayında yine osuracak mı? heyecan dorukta...
amsterdam
avrupa ile aramızdaki kültür farkını net bir biçimde ortaya koyan şehirdir. özgürlüğün ne demek olduğunu teoride değil pratikte yaşamak isteyen gaylerin hayatlarında bir kez olsun görmesini salık verdiğim şehirdir aynı zamanda. havalar sıcakken giderseniz elinizi sallasanız türk'e çarpar. amsterdam tüm romantizmine karşın kanalları yüzünden fare istilası ile başetmeye çalışmaktadır...
eşcinsele çocuk teslim edilmez
demokratik açılımlarla şenlenen yurdumuzun başbakanı tayyip erdoğan tarafından dillendirilen beyanat. orijinali şöyledir,
"eşcinsel bir aileye bir çocuğun teslim edilmesi o toplumun genel ahlak kurallarına terstir"
şimdi sormak istiyorum senin partinde diri diri insan yakan adamlar ve çocuk tacizcilerini yetiştirenler, müslüman ve heteroydu da ne oldu? ülkemizin düzeyi bu. çılgınca alkışlanan, vurduğu yerden ses getiriyor denen, güneydoğu'ya barış getireceğine inanılan adam ve şurekası bu. bu insanlar öylesine pervasız ve cahil ki bunu hollanda başbakanının yanında söyleyebiliyorlar. üstelik bunu söylemesi ülkemiz solcularını falan da hiç mi hiç rahatsız etmiyor. ne diyebilirim, durmak yok yola devam türkiye...
20 mart 2013 ankara üniversitesi olayları
dün ankara'dan akademisyen bir arkadaşımın(ki kendisi sıkı bir sosyalisttir) bildiğin rezillikti diye anlattığı olaylardır. newroz kutlamak istiyoruz diyen gençlerin bir süre sonra saldırgan tavırlar sergileyerek çevreyi ablukaya almaları akabinde sınıflara giriş çıkışı kapatmaları ardından yaşanan arbede olayların kısa bir özeti. ülkücü camianın yıllardır yaptığı şeylerin aynısını sosyalistlerin ve kürt hareketinden insanların yaptığını düşünün, olaylar budur. türkiye'de politika yapma, kendi düşüncen güçlendiği an başkasını ezme hissi ve tavrı üzerine kurulu olduğu için hümanist saflarda olduğunu iddia edenler bile bir süre sonra gözü dönmüş fanatiklere dönüşebiliyor. genlerimize işlemiş olacakki solcusu sağcısı bu ilkel halden bir türlü kurtulamıyoruz. newroz kutluyoruz, barış ulan diyerek saldırmak nasıl birşeydir bir türlü anlayamıyorum... yoo dostum benim anladığım barış böyle birşey değil! hem ne demişler dans edemediğim devrim, devrim değildir...
makul ayi
sözlükteki en iyi yazarlardan...
*
21 mart 2013 diyarbakır newroz kutlaması
kürt hareketinde sonun başlangıcını resmeden kutlamadır. meğer senelerdir milliyetçiler şöyle hain falan derken ümmetçiliğin sevgi dolu kollarını açmasını beklermiş bdp ve pkk elemanları. çok kötü tufaya geliyorsunuz haberiniz yok...
nevruz
sermaye devleti siyasetini en üst noktaya çıkaran akp ve abdullah öcalan arasında yapılan pazarlıkların damgasını vurduğu nevruzdur. barıştan falan söz etmek iyi de birkaç ay öncesine kadar bunlar dinsiz, zerdüşt diyen ve kck'larla insanları içeri tıkan sürece kim imza atmıştı hatırlayan varmı? kürt hareketi dediğiniz ve kutsallaştırdığınız şey işte budur sevgili çok bilmiş arkadaşlarım. bunca insan bir hiç uğruna öldü işte... rant üzerine siyaset yapan sermaye devleti, bu işin peşini bırakırmı sanıyorsunuz. bu barış ancak başka bir savaşın kapısını aralar o kadar. barışınız kutlu olsun ve iyi uykular...
ps: yıllarca tutuklu yargılanan insanlar, emekleri ve grev hakları gasp edilmiş işçiler, memurlar ve emperyalist idealler uğruna toprakları ateşe verilmiş sevgili komşular sizin nevruzunuz kutlu olmasın...
erkan petekkaya
oynadığı tüm dizilerde toprak sahibi, zengin ailenin oğlu olarak görünen kişi. ne hikmetse hep adana'da çekilen dizilerde oynar. bir bahar sabahı kendisini adana göl kenarında koşu yaparken görmüşlüğüm vardır. petekkaya ile ilgili en çok dikkatimi çeken şey, gözaltı torbalarının yüzünden bağımsızlıklarını ilan etmeleridir.
kavgaya senin saçını başını yolarım diye başlamak
muhteşem yüzyıl
mihrimah'ın kukusunun alevli meyve tabağına döndüğü dizidir. karı nerde yakışıklı bir erkek görse şiirli mektup gönderip, kuytuda şıkıştırıyor. malkoçoğlu korkudan kendini genelev köşelerine attı. muhtemelen birkaç bölüm sonra mihrimah sümbül ağa'ya köfte yapmaya çalışacak. demedi demeyin... go mihri, go!
dünyanın en yaşanabilir şehirleri
yanlış anlaşılan listedir. listede türkiye'den de şehirler var. malesef bizim şehirler iyilerin bulunduğu klasmana girememiştir.
* bağdat, kabil gibi şehirler tüm dünya şehirleri arasında sonuncu olmuştur. yani ayy onlar girdi biz giremedik değil.
* tüm listeyi incelerseniz istanbul, izmir gibi şehirlerin kaçıncı sırada olduğunu görürsünüz. bu arada yaşanabilirlik kriteri için baz alınan değerler kişi başına düşen yeşil alan miktarı, toplu taşıma kolaylığı, bisiklet yolu, çevre bilinci, güvenlik gibi değerler göz önüne alınarak hazırlanmış. yine de şunu söylemeden edemeyeceğim, vivana gibi insan ilişkilerinin sıfırın altında seyrettiği bir şehir yaşanabilirlik listesinde birinci oluyorsa bu listeyle kıçımı silmem.
ps: listeyi hazırlayanlara göre istanbul trafik sorununu çözerse 10-15 basamak birden atlayabilirmiş.
the walking dead
*bir miktar spoiler içerir*
3. sezon, the walking dead adını vali koydum olarak devam eden dizi. rick ve tayfasının geçirdiği dönüşüm inanılmaz. bir zamanlar insanlıktan, erdemden, demokrasiden bahseden grubumuz çatır çatır insan öldürüp, ardına bile bakmıyor. dolayısıyla zombie'lerden hiçbir farkları kalmadı. ölseler gram üzülmeyeceğim o derece üzülüp, sinirleniyorum son hallerine. andrea'ya kızıyor, salaklıklar yapıp valiye kanıyor diyordum. meğer içlerinde insan bir o kalmışta ondan salak gibi görünüyormuş. son iki bölümde anladımki kadın ümide, insanlığa dair birşeyleri korumaya çalışıyor... sanırım hazin bir şekilde valinin elinde can verecek...
özgür suriye ordusu
dünyanın en iğrenç yönetimlerinden biri olan suudi rejimi tarafından açıkça silah ve para yardıma boğulan demokrasi savaşçıları. bu demokrasi havarilerine kim inanır? kadir inanır!
vasfiye teyze
ne çektin be gülistan repliğiyle gülme krizine sokan yalan dünya tiplemesi. dizide daha fazla görünmesi lazım...
ps: vasfiye den geliyor: oldu demiyoruuum, öyle mi diyeydim diyorum!