ahmetonski

Durum: 1370 - 0 - 0 - 0 - 24.09.2016 21:01

Puan: 32648 - Sözlük Kaşarı

15 yıl önce kayıt oldu. 2.Nesil Yazar.

hmm...
  • /
  • 69

muhabbet kuşu

papağan familyasındaki en küçük türdür. bıcır bıcır sesler çıkarır, şımarıklık yapar. tek yaşıyorsa içinizden birini eş seçer ve bağlanır. tek başına yaşayan erkek muhabbet kuşları sizinle iletişim kurmak için sesinizi taklit eder... bu hınzırlar evcilleşince kafanızda gezer, kulaklarınızla, saçlarınızla oynarlar. mutasyon türlerin harika mor renkleri vardır. malesef bu cüce papağan çoğu çocuğun elinde telef olur. su ve yem verilmemiş ve bir sabah kafes tabanında ölü bulunmuş muhabbet kuşu hikayeleri hiç bitmez...

ps: hiçbiri jako etmez, edemez...

20 mart dünya uluslararası mutluluk günü

birleşmiş milletlerin götünden uydurarak* aldığı bir kararla kutlamamızı istediği gündür. herkesin başka bir ülkeye, şehire, kasabaya, deniz kıyısına kaçmak istediği, doğal kaynakların tükendiği, aşkı arayanların çok olduğu ama en sonunda seksin galip geldiği, kimsenin birbirini sevmediği türkiye'nin uluslararası mutluluk günü kutlu olsun. ben şahsen şad oldum!

uludağ sözlük

faşistliğin ve homofobinin tavan yaptığı sözlük...

bozok gören

eski manken, yeni survivor yarışmacısıdır. ilk gençlik yıllarımda kendisiyle ilgili çok hain fantazilerim vardı. doğruyu söylemek gerekirse yaşlanmış haliyle de rüyaya dalabilirim. maskülen, çok seksi bir adam. taş kategorisinde önüne çıkan çoğu türk yıldızı süpürür diyor, kaçıyorum...

ps: doksanların çılgın atmosferinde gazetelere çırılçıplak ve slip donlu pozlar vermiştir. boyu 190cm'dır. söyleyin ayı-severler bu da mı gol değil?

19 mart 2013 istanbul depremi

çıtır çıtır sesler çıkaran depremdir.

külot giymeyen erkek

her an bir kazaya kurban gitmesinden geçtim ne kadar sallarsan salla sonuncusu dona şeklindeki damlacıkları pantolonunda gururla taşıyan erkektir. oğlum giysenize donunuzu... niye pislik yapıyorsunuz?

çav bella mücahit versiyonu

ca ca ca diye bağırdıkları kısımda insanda kusma isteği yaratan versiyondur. keşke akıl edip ikbal gürpınar'ı da koroya katsalardı. malum kendisi allahu ekber wuhuu performansıyla gönüllere taht kurmuştu.

agatha christie

polisiye roman yazarlarının kraliçesi. kutsal kitapları kategori dışı bırakırsak dünyada kitap satışı bakımından onu bugüne kadar geçen kimse olmamıştır. kolay anlaşılan dili ve alışkanlık yaratan katil kim bulmacası yüzünden kitapları okudukça alışkanlık yaratır. christie'nin kitaplarını üst üste okursanız önceleri katili bulamayışınız bir süre sonra yerini doğru tahminlere bırakır. hala türkçe'ye çevrilmemiş bir dolu kitabı vardır. çok ilginç ve bulmaca tadında cinayet romanları olduğu gibi zorlama ve kötü kurgulu kitapları da mevcuttur. fare kapanı adlı tiyatro eseri aralıksız 30 seneyi aşkın bir süre londra'da sahnelenmeye devam ettiği için rekoru elinde bulundurmaktadır. agatha christie'nin istanbul'la ilgili tuhaf bir bağı vardır. christie, 11 gün boyunca kaybolmuştur. bulunduğunda arabası kaza yapmış ve hafıza kaybı yaşamaktadır. komplo teorileri birbirini izler. christie'nin kayıp zaman diliminde cinayet işlediğini ileri sürenler olduğu gibi yazarın bu dönem istanbul'da saklandığı iddiaları dillendirilir. çok zaman sonra christie bir günlük bırakır ve günlükte kaybolduğu zaman diliminde istanbul pera palas'ta olduğu ve sırrının 411 nolu odada saklı odada olduğunu belirtir. oda araştırıldığında küçük bir kutuda christie'ye ait bir anahtar bulunur. kimse ne olduğunu anlamamıştır... sırrı ölümünden bu yana çözülemez. en iyi eserleri on küçük zenci, doğu ekspresinde cinayet, beş küçük domuz, roger ackroyd cinayeti, şahidin gözleri, beklenmeyen misafir, nil'de ölüm ve perde adlı eserleri olarak sıralanabilir. *

ps: yarattığı iki dedektif miss marple ve tuhaf bıyıklı hercule poirot en bilinen dedektifleridir. hercule poirot içlerinden sıyrılarak bir fenomene dönüşmüştür.

grup abdal

halk müziğine yeni bir arayış ve nefes getirmek istediklerini söyleyen enfes grup. tüm türküleri incelikle ve duygu dolu söylemişler. öyleki dinlerken gözleriniz doluyor... ezim ezim eziliyor yüreğim türküsü bundan daha iyi söylenemezdi...

fikir intihali

kendisi benim ve tüm adana'lı hemşehrilerimin koruması altındadır. adana adliyesi önünde jilet atan teyzeleri gözünüzün önüne getirin sonra bana ve fikrimin intihaline çemkirin!

survivor

paçozlukta level atlayan yarışmadır. beni şeçseler ünlüler takımındakilerden daha fazla ünlü imajı çizerim. sürekli sevimli ayaklarında dolaşan dağhan tiksindirdi, bozok'sa ağzımın suyunu akıttı.

ps: biraz önce bennu gerede bozuk patatesi en son yiyelim diyerek zekasını kanıtladı. sanırım bozulsun zehirlenelim diye düşünüyor...

ders çalışayım derken kendini sözlükte bulan öğrenci

cinnet geçirten başlıklara örnektir. *

aşkın gözü kördür

doğru olmayan önermedir. aslında aşkın gözü bozuktur. gözlüklerini ya da lenslerini takınca net görmeye başlar. zaten sonra hiçbir şey eskisi gibi olmaz.

bulge

gri eşofman modasını destekleme sebebim...

hayal kırıklığı

senden başka kimse yok içimde

soğuk ve yağmurlu günlere yakışan, unutulmaz erkin koray şarkısı. durduk yerde depresyona girmenize bile neden olabilir...

fikir intihali'ni istanbul'a yerleştirmek için el ele projesi

en sevdiğim hobilerden biri arkadaşlarıma ev bulmak olduğu için desteklediğim projedir. *

türk çocukları gay çiftlere veriyorlar

hollanda'da lezbiyen bir çifte verilen şiddet mağduru yunus'un tetiklediği durumdur. atv, sabah ve benzeri muhafazakar gazete ve tv kanallarının başını çektiği yayınlar lezbiyen ve gaylere yönelik nefret söylemlerinde bulunurken aynı zamanda taraflı yayınlarıyla da kitleleri etkiliyorlar. aile içi şiddetin sıradan sayıldığı, kız çocukların zorla kocaya verildiği türkiye'nin aksine avrupa ülkeleri, çocuklar için biyolojik bağdan öte şeyleri de inceliyorlar. avrupa hükümetlerinin çoğu insanların dinlerinden önce çocuk yetiştirme kapasiteleriyle ilgilendiği için çocuklar lezbiyen, hindu, ateist gibi ayrımlar yapılmadan evlat edindiriliyor. dincilikten gözleri dönmüş kitlelerin bunu anlaması imkansız. çocuk başına para alırım diye yapılan, sonrasında sokak çetelerine kurban giden, yaşadığı ülkenin dilini öğrenememiş, dayak yiyen, zorla türk kocaya verilen çocuklar söz konusu olunca dut yemiş bülbüle dönen milliyetçi ve dindar kitle keşke başka zamanlarda da konuşmayı becerebilse... 21 martta tüm avrupa'da çocuklarımızı hristiyanlara ve sapıklara vermeyin diye eylemler gerçekleştirecekmiş sevgili gurbetçilerimiz. sırtları yere gelmesin! sayelerinde bol bol rezil oluyoruz...

ayıp olmaz mı

mor ve ötesi'nin en güzel sarkısıdır. başka dilde aşk adlı enfes filmin de kapanış şarkısı olarak ağlatmıştır. sahi atılır mıyız oyundan, benzemezsek onlara? sözleri şöyledir:

hayat
o kadar zor mu?
atılır mıyız oyundan, benzemezsek onlara?
bahane mi lazım?
mazeretimiz mi kalmamış?
çok ayıp olmuş
çok ayıp olmuş

hayat
o kadar zor mu?
takılır mıyız yolunda, şekli gizli taşlara?
yetişmek mi lazım?
bahçemizde bir gül açmamış
çok ayıp olmuş
çok ayıp olmuş

kız en güzel, en hafif giysisini giymiş
oğlan renkli bir dünya boyamış
kapkara kapılar sormuşlar onlara
ayıp olmaz mı?
bu işler o kadar kolay mı?
ayıp olmaz mı?

eve gidelim ben sana sorarım bakışı

misafirliğe gidildiğinde, yapılan yaramazlık sonucu annelerin çocuklara uyguladığı psikolojik işkence bakışı. bu bakış çocuğa evde çimdikleneceğini, kulağının çekileceğini hiç olmadı on ton laf yiyeceğini anlatır. bakışın ardından gözler küçülüp büyürse ve kafa sallanırsa dayak yiyeceğiniz kesin gibi bir şeydir.
  • /
  • 69
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 1370

grup sekse geç kalan kişi

umduğunu değil bulduğunu yemeye mahkum insan...

doktor bilal

90'lı yıllarda bir hayli popüler olan, şimdinin muhafazakar tv ekranları içinse fazla feminen kaçan şarkıcı. aynı klasmandaki fatih ürek, aldo, kuşum aydın ve arto'da ekran yasağından nasibini almış durumda. hiç unutmam rahmetli defne joy foster, doktor bilal'in evini programı için ziyaret ettiğinde, yatak odasında kutu kutu ağda bulmuştu. ikisi de çok gülmüşlerdi. hey gidi 90'lar hey...

ilber ortaylı

bir dönem bilkent üniversitesi'nde ders veren popüler tarihçi. dersine girmek her babayiğidin harcı değildi. ders sırasında konudan konuya atlar, güncel siyasetten, etimolojiye ne ararsanız tartışırdı. osmanlı'ya inanılmaz derecede hayrandı. aptal türkler, gerzek araplar gibi cümlelerde sık sık ağzından kaçardı. osmanlı'ya vakıf olduğu doğrudur ama tarafsız bir tarihçi olduğunu söylemek zordur.

tunatuan

taramalı tüfek gibi konuşan sevimli yazar.

grup abdal

halk müziğine yeni bir arayış ve nefes getirmek istediklerini söyleyen enfes grup. tüm türküleri incelikle ve duygu dolu söylemişler. öyleki dinlerken gözleriniz doluyor... ezim ezim eziliyor yüreğim türküsü bundan daha iyi söylenemezdi...

namaz kılmayan türk değildir

habertürk'te öteki gündem programına çıkan ismet özel'in gündeme bomba gibi düşen açıklamasıdır. trollük müessesinin şairlere kadar indiğini göstermesi açısından da eşşsizdir. hazarlar ve gagavuzlar gibi musevi ve hristiyan türkleri ne yapacağız desem onlar türk değil diyecek demekki! peki göktürkler'i falan ne yapacağız hacı desem nafile. zat ayrıca harf inkilabıyla geleceğimizin çalındığını ve türkçe diye bir dil olmadığını da belirtmiş. şahsen ben namaz kılmıyorum ve gayet türküm. ama önce insanım...*

müslümanlığı güzel bir din sanmak

islamiyet, toptan tu kaka ilan edilebilecek ya da hoşgörü öznesi olarak sunulabilecek yekpare bir din değildir. tıpkı hristiyanlık, musevilik ya da diğer dinler gibi. diğer ülkelerdeki( özellikle de hristiyan coğrafyadaki) yaygın özeleştiri yapabilme hakkının nasıl doğduğu ve hangi ortamlardan geçerek bu noktaya kavuştuğunu anlamak karmaşık ve zor bir süreçtir. islam coğrafyası 12. yüzyıla kadar bilim ve sanatta tüm dünyadan daha ileri ve saygın bir durum sergilerken endülüs emevilerinin çöküşüyle tersi bir sarmala girmiş ve tıkanmıştır. ispanya'da kurulan islam medeniyeti kadınların eğitim gördüğü üniversiteleriyle, başarılı siyasi yapısıyla islamiyete yöneltilen eleştirilerin aksini ispat edebilen yegane örneklerden biriydi. şu an yücelttiğimiz hristiyan ittifakın bu medeniyeti yok etmesiyle islamiyet aşağıya doğru yuvarlanmaya başlamıştır. ilginç ve tartışmaya açık iddialardan biri de osmanlı imparatorluğu'nun tüm arap ve asya coğrafyasını emperyal nedenlerle sömürmesi ve bu nedenle islamiyetin gerilemesinin hızlanmasıdır. bu iddia tartışmaya açıktır ama üzerinde düşünmeye değerdir. hristiyan batının şu an içinde bulunduğu özgür ve liberal ortamın dinlerinin islamiyetten daha hoşgörülü olmasıyla alakası yoktur. kilise ile uzun üren ve milyonların ölümüyle sonuçlanan uzun ve kanlı mezhep savaşları, ardından gelen reform dalgası hristiyan erki durdurmuş ve seküler düzeni yaygınlaşmıştır. islami toplumlar ise bu esnada yerinde saymış ve kibirli vaziyette elindekiyle yetinmiştir. her dinin kendine has olumsuzlukları ve bazı olumlu özellikleri vardır. islamiyetin diğer dinlerden ne çok matah ne de daha fazla kötü özelliği vardır. islam coğraftasının genelinin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal çöküntü müslümanlıkla ilgili imaja da yansımakta, malesef doğu medeniyeti eşittir yamyamlık gibi bir sonuç çıkmaktadır. kişisel görüşüm dinlerin misyonunu tamamladığı yönünde. herhangi bir dinin yaşadığımız dönem itibariyle bize bilgi ve ahlaki gelişme sağlaması çok zordur.

ps: evet ateistim.

her türlü hayvandan korkan uyuz kız

sokak hayvanlarına gulyabani muamelesi yapan kızdır. çoğu çevreden ilgi görmek ya da sevgilisine poz yapmak için böyle tavırlar sergiler. mırıl mırıl gezen bir sokak kedisi ya da size mahsun gözlerle bakan bir köpek bu kız için potansiyel bir seri katildir. klasik sözleri bu kedi burdan gitçek ozaan, ıyyy oturamam ben buraya gibi sevgi sözleridir. böyle insanları görünce çekinmeden ağızlarına kürekle vurunuz.

kadınları hafifçe dövüp korkutabilirsiniz

8 mart dünya kadınlar gününü sayfasında yazdığı bu güzide sözlerle kutlayan akp kırıkkale il başkanı mehmet demir'in beyanatı. memleketimi yöneten akp zihniyeti için emekçi kadınlar günü işte bunu ifade ediyor... zatın sözlerini değiştirmeden aktarıyorum:

" eğer onlar sizden izinsiz razı olmadığınız kimseleri aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe dövüp korkutabilirsiniz. kadınların sizin üzerinizdeki hakları ise örfe göre her türlü yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir..."

sözlüğün bokunu çıkartmak

sözlükte yeniyim. lakin bazı şeyleri hayretle izliyorum. biraz eğlenmek, biraz bilgilenmek, biraz sosyalleşmek için kurulduğuna inandığım bir sözlükte böylesine gruplaşmaların olması ve kişilerin birbirinden bu denli huzursuz olması çok tuhaf. sosyal medya ve internet bazen insanın içindeki canavarı ortaya çıkarıyor. daha önceki entrylerimde söylediğim gibi nefret söylemi içermediği sürece herkes herşeyi söyleyebilmeli. aynı fikirde olmadığımız ve karakteri bizimkiyle taban tabana zıt insanlara aşık olabiliyorsak, arkadaş niye olamayalım?

bilmemne mutfağı

trollerin sevdiği yemekleri içinde bulunduran mutfak.

(bkz: illallah dedirten mutfak başlıkları)

mustafa ceceli

bütün şarkıları aynı ton ve nağmeyle söyleyen hacı şarkıcı. yüzüne baktıkça içim sıkılıyor. kezban'ların sevdiği romantik şarkılar genelde mustafa ceceli ve farhat göçer'den çıkar. nice hanzo düğün töreninde gelin ve damatın ilk dans şarkısını ceceli ağabeyimiz söylemiştir.

içinde türk ve atatürk geçen entrylerin eksilenmesi

her konuda 126 bin parçaya bölünmeyi matah birşey zanneden türkiye toplumunun sözlüğe yansımış halidir.

seviyorsan git sik bence

seviyorsan git konuş bence'nin hırt versiyonu. one night stand bağımlısı odun ruhlular için ideal bir önerme olabilir...

emek sineması

emek sineması, istanbul'un önemli tarihi binalarındandı. malesef yıkımından önce kötü işletmecilik yüzünden can çekişiyordu. yenilenmeyen iç ve dış cephesi yüzünden mekan küf kokuyor, cicili bicili avm sinemaları yüzünden de seyirci kaybediyordu. lakin çok önemli bir tarihi değeri vardı. sinema olarak değil ama müze ya da istanbul film festivali için kurumsal bina olarak değerlendirilebilirdi. emek için yıkım kararı alınmadan önce tüm sinema yazarlarına mail atmış, o zamanlar ön gösterimlere katıldığım için hepsiyle konuşmuştum. bakın bu sinema çöküyor başına bir iş gelecek dediğimde hiçbiri ilgi göstermemişti. şimdi günah çıkarır gibi röportajlar veriyor, festival açılışında protesto konuşmaları yapıyorlar. emek sineması'nı sinemacılar da istanbul halkı da el birliğiyle yıkıma itti. hafızası olmayan, kültürel ve tarihi değerlerine sahip çıkamayan bir halktan bir cacık olmaz. şu an yapılan eylemleri de samimiyetsiz buluyorum... ben en azından arkadaşlarımla o sinemada festival filmlerini izledim. siz avm'lerde patlamış mısırlarınızı yiyin...