taraftarları zaman zaman ırkçılıkla suçlanan ünlü ispanyol takımı. zamanında ispanyal diktatör franco'nun desteğini almış bir takım olduğu için barcelona taraftarları tarafından hiç sevilmez.
kötü erkekler eğlencelidir, piçler daha iyi seks yapar düstüruna inanan gayler ve kızlar tarafından terkedilen erkektir. iyileri terkeden grup, giderken vicdanlarını rahatlatmak amacıyla benden daha iyisine layıksın gibi ucuz cümleler de kurar.
ps: siz siz olun karşınızdakine gereğinden fazla değer verip, kendi değerinizi ayaklar altına almayın.
en bilineni tebrikler anne ya da baba olacaksınız şeklinde gerçekleşenidir. * tabi bir de yüze boşalma anında seken spermin partnerin gözüne şampanya patlatma efekti yapması vardır ki, komik ama acıklı bir durumdur. özür dileseniz komik olur, gülseniz partner kızar...
uzak durulması gereken tiptir. ortada dişe dokunur bir neden olmadığı halde bu tip insanlar sürekli sızlanır, yetmez karşısındaki insanın da moralini bozar. görünürde ne bir ölüm ne de bir hastalık vardır. lakin bu tipler sürekli sızlanır. kimi zaman problemi işidir, kimi zamansa platonik aşkı. götten göte boyut değiştiği doğrudur lakin olayı abartmayalım lütfen.
lezbiyen aromalı diana'nın hürrem'in tarafına geçmesiyle beni sevindiren dizidir. mihrimah'ta alenen malkoçoğlu'nu sıkıştırmaya, pandik falan atmaya başladı. bu arada tarihsel akışa göre manisa sarayı'nda ortaya çıkan rumeysa, şehzade mustafa'nın hayatından hiç çıkarmadığı sevgili karısı.* peki mihrimah'ın büyük aşkı mimar sinan nerelerde kaldı?
sözlük ahalisinin bir zamanlar beni ziyadesiyle benzettiği yazar. sanırım zirve buna noktayı koydu. kendisiyle tatsız bir sözlük maceram olmuştu önceleri ama hallettik. sempatik, yer yer utangaç bir adam. *
istinasız herkesin tiksindiği böcek türü. öyle anormal ve çılgın atan bir direnci vardırki kafasını koparırsın yaşar, tuvalate atarsın boğulmaz, geliştirilen böcek ilaçlarına karşı da yeni nesil çocuklarıyla karşı koyar. çok puşt ve adi bir böcektir.* adana, mersin, izmir gibi sıcak memleketlerde el kadar büyüklüğe ulaşabilir, yetmez uçarlar. bak yine tiksindim...
ps: uzakdoğu'daki bazı denyo ülkeler hamam böceği kızartmasını severek yiyor. atatürk havalimanı'nda çikolata kaplı böceklerini kırt kırt yiyen tayland'lıları görüp şok geçirmiştim...
harika bir ajda pekkan şarkısı. orijinali lübnanlı diva fairuz tarafından söylenmesine rağmen ajda şarkıya bambaşka hava katmış tabiri caizse onu uçurmuştur. ve malesef aynı şarkı 90'larda seren serengil tarafından söylenerek hazin bir final yapmıştır. allahtan seren yaşam koçu oldu da müziği bıraktı.* şarkının sözleri şöyledir:
bilmem yüzümden belli mi
gülerken işveli işveli
içimde ah neler gizli
saklayamam ki sevgimi
aklım fikrim hep seninle
gözüm dolu tatlı düşle
bir öpücük versen yeter
derdim yok altın gümüşle
yere bakan yürek yakan
biliyorum aşkın yalan
şu garipten ne istersin
merhatim yok mu dersin
yarın gönlün geçse bile
bugün sen bana yetersin
sokak hayvanlarına gulyabani muamelesi yapan kızdır. çoğu çevreden ilgi görmek ya da sevgilisine poz yapmak için böyle tavırlar sergiler. mırıl mırıl gezen bir sokak kedisi ya da size mahsun gözlerle bakan bir köpek bu kız için potansiyel bir seri katildir. klasik sözleri bu kedi burdan gitçek ozaan, ıyyy oturamam ben buraya gibi sevgi sözleridir. böyle insanları görünce çekinmeden ağızlarına kürekle vurunuz.
herkesi sevgi pıtırcığına dönüştürmüş zirvedir. insanlar evlere dağılırken leğenlerle arkalarından su dökülmüş, kanlı gözyaşları akıtılmış ve çaktırmadan dedikodular yapılmıştır. hakikaten herkesin aile gibi kaynaşması çok ilginç ve dokunaklıydı. sizi seviyorum...
90'lı yıllarda bir hayli popüler olan, şimdinin muhafazakar tv ekranları içinse fazla feminen kaçan şarkıcı. aynı klasmandaki fatih ürek, aldo, kuşum aydın ve arto'da ekran yasağından nasibini almış durumda. hiç unutmam rahmetli defne joy foster, doktor bilal'in evini programı için ziyaret ettiğinde, yatak odasında kutu kutu ağda bulmuştu. ikisi de çok gülmüşlerdi. hey gidi 90'lar hey...
bir dönem bilkent üniversitesi'nde ders veren popüler tarihçi. dersine girmek her babayiğidin harcı değildi. ders sırasında konudan konuya atlar, güncel siyasetten, etimolojiye ne ararsanız tartışırdı. osmanlı'ya inanılmaz derecede hayrandı. aptal türkler, gerzek araplar gibi cümlelerde sık sık ağzından kaçardı. osmanlı'ya vakıf olduğu doğrudur ama tarafsız bir tarihçi olduğunu söylemek zordur.
halk müziğine yeni bir arayış ve nefes getirmek istediklerini söyleyen enfes grup. tüm türküleri incelikle ve duygu dolu söylemişler. öyleki dinlerken gözleriniz doluyor... ezim ezim eziliyor yüreğim türküsü bundan daha iyi söylenemezdi...
habertürk'te öteki gündem programına çıkan ismet özel'in gündeme bomba gibi düşen açıklamasıdır. trollük müessesinin şairlere kadar indiğini göstermesi açısından da eşşsizdir. hazarlar ve gagavuzlar gibi musevi ve hristiyan türkleri ne yapacağız desem onlar türk değil diyecek demekki! peki göktürkler'i falan ne yapacağız hacı desem nafile. zat ayrıca harf inkilabıyla geleceğimizin çalındığını ve türkçe diye bir dil olmadığını da belirtmiş. şahsen ben namaz kılmıyorum ve gayet türküm. ama önce insanım...*
islamiyet, toptan tu kaka ilan edilebilecek ya da hoşgörü öznesi olarak sunulabilecek yekpare bir din değildir. tıpkı hristiyanlık, musevilik ya da diğer dinler gibi. diğer ülkelerdeki( özellikle de hristiyan coğrafyadaki) yaygın özeleştiri yapabilme hakkının nasıl doğduğu ve hangi ortamlardan geçerek bu noktaya kavuştuğunu anlamak karmaşık ve zor bir süreçtir. islam coğrafyası 12. yüzyıla kadar bilim ve sanatta tüm dünyadan daha ileri ve saygın bir durum sergilerken endülüs emevilerinin çöküşüyle tersi bir sarmala girmiş ve tıkanmıştır. ispanya'da kurulan islam medeniyeti kadınların eğitim gördüğü üniversiteleriyle, başarılı siyasi yapısıyla islamiyete yöneltilen eleştirilerin aksini ispat edebilen yegane örneklerden biriydi. şu an yücelttiğimiz hristiyan ittifakın bu medeniyeti yok etmesiyle islamiyet aşağıya doğru yuvarlanmaya başlamıştır. ilginç ve tartışmaya açık iddialardan biri de osmanlı imparatorluğu'nun tüm arap ve asya coğrafyasını emperyal nedenlerle sömürmesi ve bu nedenle islamiyetin gerilemesinin hızlanmasıdır. bu iddia tartışmaya açıktır ama üzerinde düşünmeye değerdir. hristiyan batının şu an içinde bulunduğu özgür ve liberal ortamın dinlerinin islamiyetten daha hoşgörülü olmasıyla alakası yoktur. kilise ile uzun üren ve milyonların ölümüyle sonuçlanan uzun ve kanlı mezhep savaşları, ardından gelen reform dalgası hristiyan erki durdurmuş ve seküler düzeni yaygınlaşmıştır. islami toplumlar ise bu esnada yerinde saymış ve kibirli vaziyette elindekiyle yetinmiştir. her dinin kendine has olumsuzlukları ve bazı olumlu özellikleri vardır. islamiyetin diğer dinlerden ne çok matah ne de daha fazla kötü özelliği vardır. islam coğraftasının genelinin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal çöküntü müslümanlıkla ilgili imaja da yansımakta, malesef doğu medeniyeti eşittir yamyamlık gibi bir sonuç çıkmaktadır. kişisel görüşüm dinlerin misyonunu tamamladığı yönünde. herhangi bir dinin yaşadığımız dönem itibariyle bize bilgi ve ahlaki gelişme sağlaması çok zordur.
sokak hayvanlarına gulyabani muamelesi yapan kızdır. çoğu çevreden ilgi görmek ya da sevgilisine poz yapmak için böyle tavırlar sergiler. mırıl mırıl gezen bir sokak kedisi ya da size mahsun gözlerle bakan bir köpek bu kız için potansiyel bir seri katildir. klasik sözleri bu kedi burdan gitçek ozaan, ıyyy oturamam ben buraya gibi sevgi sözleridir. böyle insanları görünce çekinmeden ağızlarına kürekle vurunuz.
8 mart dünya kadınlar gününü sayfasında yazdığı bu güzide sözlerle kutlayan akp kırıkkale il başkanı mehmet demir'in beyanatı. memleketimi yöneten akp zihniyeti için emekçi kadınlar günü işte bunu ifade ediyor... zatın sözlerini değiştirmeden aktarıyorum:
" eğer onlar sizden izinsiz razı olmadığınız kimseleri aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe dövüp korkutabilirsiniz. kadınların sizin üzerinizdeki hakları ise örfe göre her türlü yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir..."
sözlükte yeniyim. lakin bazı şeyleri hayretle izliyorum. biraz eğlenmek, biraz bilgilenmek, biraz sosyalleşmek için kurulduğuna inandığım bir sözlükte böylesine gruplaşmaların olması ve kişilerin birbirinden bu denli huzursuz olması çok tuhaf. sosyal medya ve internet bazen insanın içindeki canavarı ortaya çıkarıyor. daha önceki entrylerimde söylediğim gibi nefret söylemi içermediği sürece herkes herşeyi söyleyebilmeli. aynı fikirde olmadığımız ve karakteri bizimkiyle taban tabana zıt insanlara aşık olabiliyorsak, arkadaş niye olamayalım?
bütün şarkıları aynı ton ve nağmeyle söyleyen hacı şarkıcı. yüzüne baktıkça içim sıkılıyor. kezban'ların sevdiği romantik şarkılar genelde mustafa ceceli ve farhat göçer'den çıkar. nice hanzo düğün töreninde gelin ve damatın ilk dans şarkısını ceceli ağabeyimiz söylemiştir.
emek sineması, istanbul'un önemli tarihi binalarındandı. malesef yıkımından önce kötü işletmecilik yüzünden can çekişiyordu. yenilenmeyen iç ve dış cephesi yüzünden mekan küf kokuyor, cicili bicili avm sinemaları yüzünden de seyirci kaybediyordu. lakin çok önemli bir tarihi değeri vardı. sinema olarak değil ama müze ya da istanbul film festivali için kurumsal bina olarak değerlendirilebilirdi. emek için yıkım kararı alınmadan önce tüm sinema yazarlarına mail atmış, o zamanlar ön gösterimlere katıldığım için hepsiyle konuşmuştum. bakın bu sinema çöküyor başına bir iş gelecek dediğimde hiçbiri ilgi göstermemişti. şimdi günah çıkarır gibi röportajlar veriyor, festival açılışında protesto konuşmaları yapıyorlar. emek sineması'nı sinemacılar da istanbul halkı da el birliğiyle yıkıma itti. hafızası olmayan, kültürel ve tarihi değerlerine sahip çıkamayan bir halktan bir cacık olmaz. şu an yapılan eylemleri de samimiyetsiz buluyorum... ben en azından arkadaşlarımla o sinemada festival filmlerini izledim. siz avm'lerde patlamış mısırlarınızı yiyin...