birine mesajla açılmak
az önce bir daha yaptığım eylem.
kendimden hiç beklemediğim bir performans sergiliyorum şu sıralar.
ilki çok sıkıntılı bir süreçle yaşanmıştı ama sonu eh, fena olmayan bir şekilde bağlanmıştı.
bir kaç gün sonra en yakın arkadaşıma, ki kendisi erkek, kadınlarla fiziksel temasın ben de etki yaratmadığından bahsettim ama daha açık birşey söyleyemedim. neyse o da birşeydir.
şimdi ise hedefimde kuzenim vardı. kendisi kadın, benden iki yaş küçük, bekar ve akademisyen.
daha önceden bana hayretle "düşünsene, hala bugün bile açılamayan eşcinseller var" gibi bir laf etmiş bir kişi. zaten bu lafından gazla ona açılmaya karar verdim de listeye aldım.
annemin geçen gün kalp krizimsi bir atak geçirdiğini ertesi günü o söyledi bana, ben tabii çok kötü oldum, "görüşelim ister misin" dediğinde de "hayır, hiç halim yok" demiştim. dün oldu bu sanırım.
bugün yazdığım mesaj şu şekilde oldu: "anneme erkek arkadaşım olduğunu söyledim, kadın hastaneye kaldırılıyordu az kalsın, life sucks :("
bunu göndermek de bir süremi aldı evet, tereddüt ettim tabii, göndersem mi napsam diye, ama tabii önceki açıldığım kız gibi çooook uzun ve çok sıkıntılı da olmadı, yaklaşık bir saat kadar düşünüp sonunda gönder tuşuna bastım.
sonra da içim içime sığmamaya başladı tabii. ama bu sefer telefonu kapatmadım.
çok geçmeden telefonum çaldı, baktım bu kız. açtım tereddüt etmeden. "mimar, n'aptın sen yaaa, annene söylenir mi böyle birşey? arkadaşına söyle, bana söyle ama sen gidip en son söylemen gereken kişiye söylemişsin", "ya sorma ya, napim, kaldırabilir zannettim, ne bileyim ben öyle tepki vereceğini"...
sonra gülüşmeye başladık. sonra gayet eğlenceli bir konuşma geçti aramızda. anneler çok geri kafalı, onlara söyleme böyle şeyleri, ne farkedecek, boşver, gel seninle konuşalım, ay çok sevindim falan filan.
o kadar stressiz bir konuşma geçti ki aramızda. görüşelim en kısa zamanda diyip kapattık.
bu ülkede bu eşcinsellik işini kafasına takan bir tek benmişim gibi gelmeye başladı bana iyice. ne rahat insanlar varmış ya çevremde, ne güzel.
bir saat kadar sonra bir mesaj da geldi ondan "seni çok seviyorum kuzen, çok cesursun. hep yerin ayrıydı da şimdi başka bir hayranlığım var artık sana :) konuşalım. iyi geceler" yazmış. ba ba ba ba...
annem konusundaki durumları, bu kıza biraz daha rahat açılabileyim diye biraz saptırmış oldum, anneme söyleyeli çok oldu zira. ama açılabilmek için "benim bir erkek arkadaşım var" lafını kullanıp bodoslama yapmak yerine başka bir konu üzerinden girmek istedim ki hakkaten bu rahat ettirdi beni.
evet rahatlıyorum sanırım gittikçe bu konularda. çevremden böyle pozitif tepkiler almak güzel. yalnız son bir kaç aydır resmen evrim geçirmiş gibiyim. psikiyatrist işinin bu kadar faydalı olacağını beklemezdim.
seks bağımlılığı
eşcinsel bireylerin bir kısmının
içselleştirilmiş homofobilerinden kaynaklı olarak
kendinden nefret etmek sorunları nedeniyle, kendi benliklerinin başkaları tarafından olumlanması, "bir çok insan tarafından tercih edilen biriyim" hissiyatını yaşamak için çok fazla kişiyle seks yapmaları sonucu içine düştükleri psikopatolojik bir durummuş.
çok fazla insanla, duygusal bağlantı olmadan seks yapmak hakikaten bir noktadan sonra insanın içini kemiren berbat bir boşluğa yol açıyor. tecrübe konuştu.
uzun süreli ilişki
düşünüyorum da sanırım uzun süreli bir ilişkinin türkiye'deki eşcinsel dünyasında çok az görülmesinin (ya da görülmemesi mi deseydim) önemli bir nedeni de etraftaki
rol model eksikliği. uzun süreli eşcinsel bir ilişkiyi çevresinde hiç görmeyen biri, bu nedenle bunun olabilirliğine de ihtimal veremiyor. zaten kendi tecrübeleri de bunun zorluğunu çeşitli nedenlerden dolayı gösterdiği için, bir noktadan sonra eğer gerçek istediği bu olsa bile imkansızlığına inanıp kendisi de bu konuda çaba göstermiyor. çaba gösterilmeden uzun süreli bir ilişkiyi sürdürmek de mümkün olmadığı için, bir kısır döngü ortaya çıkıyor.
lambda'ya aktif olarak sık sık gittiğim zamanlarda, uzun süreli bir ilişki götüren, kendime rol model olarak alabileceğim bir çiftle tanışmayı çok arzu etmiştim ama lgbt camiasından bir sürü insanla tanışıyor olmama rağmen bu tanıma uyacak kimseyi bulamamıştım. günlerden bir gün, bir etkinliğe iki sakallı bıyıklı, hoş tipli adam beraber geldiler, elele tutuştular, gayet samimi bir profil çizdiler. hemen kanım kaynadı bunlara. bunlar kim diye arkadaşlarıma sordum, uzun süredir birlikte olan güzel bir çiftmiş. aha buldum, gidip konuşurum sonrasında diye sevinmiştim.
etkinlikten sonra istiklal'de bir yerlere gittik oturmaya cümbür cemaat. oturduk, konuşuyoruz ama benim gözüm bunlarda. ama ben daha konuşamadan, bu elemanlardan birisi kalkıp bizim masaya geldi ve benim karşımda, benim karşımda oturan arkadaşa açık şekilde asılmaya başladı. ben çok şaşırdım önce, hani bunlar sevgiliydi diye yanımdaki elemana sormuştum, o da "sevgililer ama açık takılıyorlar, bu senin karşındaki çok çapkındır" demişti. çapkın tamam da, oha, sevgilisi eleman yan masada otururken bu arkadaşın bizim masadaki elemana sulanması biraz fazla abartı olmuyor mu? canım sıkıldı, bunlarla da konuşmadım, kalktım gittim. bu da böyle bir anımdır.
hala daha böyle bir ilişki yürüten birileriyle tanışmadım. kısfmet.
anne
annem aile grubu toplantısına katıldı. bir sürü lgbt bireyin ailesiyle beraber 2 saat geçirdi orada. genelde ilk gelen aileler konuşamaz, sadece dinlemekle yetinirken, annem bir de söz alıp çatır çatır konuşmuş, ki kendisi über homofobik bir kişi(ydi galiba). "ben oğlumu çok seviyorum, onunla gurur duyuyorum" falan demiş. bana da oradan artık kanka olduğumuz diğer anneler anlattılar. ben tabii şok üstüne şok.
annem toplantıdan çıktıktan sonra yüzü böyle sersemlemiş, dayak yemiş gibiydi. kadına birşey olacak diye korktum. "teşekkür ederim beni buraya getirdiğin için" dedi bana yalnız. ne diyeceğimi bilemedim. iyi mi yaptım kötü mü yaptım hiç bilemedim zaten ama ben sadece öyle bir yerin olduğunu söylemiş, gelsin diye ısrar, ikna çabam olmamıştı, hemen "olur gelirim" diyen kendiydi.
benim kafam karışık, duygularım karma karışık şekilde oradan ayrıldım. annem taksiyle evine gitti. ben arkadaşlarımla yürüdüm, sonra deniz anneye telefon ettim, onla konuştum, nasıl geçtiğini, annemin nasıl davrandığını, ne konuştuğunu falan sordum, sonra da kadına telefonda böhür böhür ağladım bir de.
çok siktiriboktan işler valla. deniz anne "valla burası en kral psikiyatristten bile insana daha iyi gelen birşey, insanın yalnız olmadığını görmesi, kendisiyle benzer şeyleri yaşayan pek çok başka insanın olduğunu görmesi bambaşka birşey, sen çok iyi birşey yaptın annen için, annen iyi olacak" dedi bana. iyi bakalım, inşallah öyle olur dedim ben de.
ertesi gün öğleden sonra annem beni aradı. kendisini oraya götürdüğüm için teşekkür etti. sesi iyi geliyordu. "ne kadar zor durumda olan anne babalar varmış, çocuklarını ameliyat ettireceklermiş, onunla uğraşıyorlarmış" falan dedi. "ben senle ne kadar gurur duyduğumu orada herkese söyledim" de dedi. çok garip birşey anne olmak. madem o kadar gurur duyuyordun, bi zahmet bu işler bu noktalara gelmeden, ben iyice kafayı yemeden birşeyler yapaydın demedim tabii.
bir sonraki ayki toplantının ne zaman olduğunu sordu. böyle bir yerin varlığını hiç bilmediğini söyledi. bir de "kaos diye birşey varmış, neymiş o, kaos mu yaratıyormuş gerçekten, kaos maos birşeyler dediler anlamadım" dedi. şimdi annemin ağzından kaos lafının çıkması çok komik geliyor. kim inanırdı annem gibi birinin kaos maos diyebilen biri haline gelebileceğini...
neyse işte böyle saçma sapan işler. onlar içeride toplantıdalarken ben de arka odada bir trans arkadaşımın omzunda iç çekiyordum. allahım sahnelere gel, aslında şu yaşadıklarımız tam filmlik. o da beni eğlendirmek için kalça estetiği için yapılması gereken squat hareketlerinden falan bahsediyordu, öyle de abuk subuk muhabbetler var, ama eğlendim mi eğlendim o sırada allah için.
neyse bakalım daha neler neler yaşayacağız. allah sonumuzu hayretsin.
ayı sözlük
içinde "eşcinsel" kelimesi geçen her başlığın "lgbt" diye değişmesinin gerekli olmadığı sözlük. adam belki sadece eşcinsel olmanın avantajları, güzel yanları üzerine yazmak istiyor. bu şekilde başlıklarla oynanınca, içindeki entryler başlıkla uyumsuz oluyor, bilmem farkediliyor mu?
depresyonda olanlara tavsiyeler
1. yapmak zorunda olmadığınız, size yük getiren ekstra işlerin hepsini bırakın. daha az sorumluluğunuz kalsın.
2. bunun yanında günlük rutinden de hiç bir şekilde kopmamaya gayret gösterin. ders çalışacak mecaliniz yoksa bile okula gidin, çok iyi performansınız olmasa bile işinize gitmeyi ihmal etmeyin, kendinizi evin içine hapsetmeyin.
3. fiziksel sağlığınıza bu dönemde dikkat edin, sağlıklı gıdalarla beslenin, uykunuzu alın, düzenli egzersiz yapmaya çalışın, en kötü evde yarım saat meditasyon/yoga bile kendinize vakit ayırdığınız için iyi hissettirecektir.
4. içkiye abanmayın, sorunlardan kurtulmak için genelde çok kötü bir yöntemdir.
5. sizi yormayacak kadar sosyalleşin, hiç birşey konuşmak istemeseniz bile arkadaşlarınız buluşuyorsa gidin, orada mal mal oturun, konuşmasanız bile iyi gelecektir.
6. sorunlarınızı yakın bulduğunuz birileriyle paylaşın, içinize atmayın. becerebilirseniz bir ruh sağlığı çalışanına danışın.
7. hayatınızı derinden değiştirecek kararları bu dönemde almayın, daha çok rutini korumaya çalışın. ama almanız gereken karar depresyonunuza neden olan sorunla ilgiliyse, o zaman sorunun nedeni konusunda adım atmak gereklidir.
8. aklınıza sürekli olarak gelen depresif düşüncelerden rahatsız oluyorsanız, zihninizi veya bedeninizi sürekli olarak meşgul etmeye çalışın. ister işinize/dersinize odaklanın, ister sürekli spor yapın, ister sürekli kitap okuyun, film seyredin, arkadaşlarınızla takılın, bir hobi edinin, birşey yapın. olumsuz düşüncelerin girdabına kendinizi kaptırıp daha da içine çekmesine izin vermemeye çalışın.
9. sarılma, sevgini verme, sevilme gibi ihtiyaçlarınızı gidermek için, eğer sevgiliniz yoksa, bir evcil hayvan edinebilirsiniz. kedi köpek bu tarz bir konuda en iyi çözümler olsa da, akvaryumuyla yemiyle taşıyla ilacıyla 50 tl bile gelmeyen ufak bir balık beslemek bile uzun süreli bir rahatlama sağlayabilir.
açılmak
eşcinsellikle ilgili herşey benim için çok korkutucuydu. ama sanırım insan öyle durumlara geliyor, bazı ihtiyaçlar o kadar insanın boğazına bıçak gibi dayanıyor ki, onların karşılanmaması korkunuzdan daha vahim bir duruma geliyor ve korkunuzun getirdiği set yıkılıveriyor.
şimdi düşünüyorum da, benim sevme ve sevilme ihtiyacım o denli korkunç bir boyuta ulaşmıştı, o denli artık hiç bir şekilde katlanılamaz, dayanılamaz bir noktaya gelmişti ki, deliler gibi korkmama rağmen, tüm o korkuları aşıp
kendine açılmak denen eşcinselliğini kabul edip yaşamaya başlamak için adım atmıştım. hatırlıyorum da, o dönemde gerçekten içimde birşeyler kopuyor, sanki parçalarıma ayrılıyormuş gibi hissediyordum ve o noktada artık canıma tak demişti, ya yapacaktım ya ölecektim. aynen bu şekilde hissediyordum.
şu anda yaşadığım durumdaysa, artık içimde yaşadığım ve kimseyle konuşamadığım şeyleri konuşma ihtiyacım o denli korkunç boyutlara ulaştı ki, birilerine bu durumdan bahsetmeyi ölümden beter bulan, deliler gibi korkan, ağzından laf çıkmayan ben, kendimi inanılmaz zorlayarak, oldukça zahmetli, çileli bir süreç ile etrafıma açılmaya başladım. yoksa konuşmasam delirecektim zira, hatta az buçuk da delirdim.
bir noktaya gelip canınıza tak ettiğinde açılıyorsunuz, daha doğrusu açılmak zorunda kalıyorsunuz. herkes böyle değil elbette, kimileri çok rahatlar, ne mutlu onlara, benim her olayım kanırta kanırta gerçekleşiyor.
natrans
cinsel azınlık
karşıcinsel veya
natrans olmayan herkese verilen ad, nam-ı diğer lgbtiqwyzcxlkdsjgfasidlkjg.
vivienne cass
cass modelini geliştirmiş lgbt teoristi.
açılmak başlığında modelinin özetini bulabilirsiniz.
eşcinsel olmaktan gurur duymak
gay pride dedikleri şey. gay pride başlığı altında sözlükte konuşulan şey aslında
gay pride parade. eşcinselliğimden gurur duyuyorum, bunu da cümle aleme göstermek için şehrin ortasında yürüyüş yapıyorum anlamına geliyor.
eşcinselliğinden gurur duyabilmek için, şu
vivienne cass gibi teoristlerin bahsettiği
coming out aşamalarından geçip en sonuna ulaşmak, yani eşcinsel evrimini tamamlamak gerekiyor. gurur duyma aşamasına gelince de birşeyden gurur duyan biri ne yaparsa onu yapıyorsun: cümle aleme ben ibneyim diye bağırıyor, bütün facebook profilini gökkuşaklarıyla donatıyorsun.
türkiye'de eşcinselliğiyle gayet barışık, gurur duyan, kimseye duyurmaktan da çekinmeyen, ailesine arkadaşlarına herşeye de gayet açık ve güzel güzel yaşayan arkadaşlarım var. hepsi de harika insanlar bence. negzel.
kendinden nefret etmek
içselleştirilmiş homofobinin yol açtığı psikolojik sorunlardan biridir, lgbt bireylerde sıklıkla görülür. kişiyi
depresyona sürükler, lgbt kişilerde yaygınlıkla görülen kendine zarar verme eğilimleri (uyuşturucu bağımlılığı, korunmasız seks, kendini çeşitli tehlikeli durumlara sokma vs) görülür,
intihara kadar götürebilir. kişinin bunu yenmesi her zaman tek başına mümkün olmayabilir, fakat sorununun temeli olan farklı cinsel kimliğinden başka birilerine bahsetmekten de korkabilir, bu nedenle depresyondaki pek çok başka kişinin rahatlıkla alabildiği sosyal desteğe erişimini kendi kendine engellemiş olur, kişi duygularıyla daha izole kalabilir. bu durumdan kurtulmak için kişi
pozitif eşcinsel kimliği için gerekli maddelere ulaşmaya çalışabilir.
ayrı eve çıkmak
o kadar sene evden ayrı, yurtdışlarında şurada burada yaşadıktan sonra ailemin evine dönüp 3 sene yaşadım, işim gücüm de varken. başta geçici bir süreliğine, yeniden bu şehre alışana kadar falan derken mıymıntılıktan, cesaret edememekten, uğraşmak istememekten ve bir takım başka saçma sapan nedenlerle çıkamadım. üstelik aile ilişkileri bu süre zarfında gerildi de gerildi, evde yaşamaktan çok rahatsız oluyordum, eve sadece yatmadan yatmaya geliyordum, sürekli dışarılarda sürtüyordum falan. ilişkim de bu durumdan kötü etkileniyordu elbette. en sonunda akil bir gey annesinin ağzıma sıçması sonrasında, hayatımdaki her türlü şeyin üstüne koyarak ayrı eve çıkma işini en öncelikli işim haline getirdim ve bayağı bir ev arayıp, ankara'nın pek çok semtini karış karış dolaşıp en sonunda babamın da yardımıyla bir eve çıkabildim.
yokmuş böyle bir huzur. ailenle aranda ne olursa olsun, onları sürekli görmek zorunda olmamanın, ilişkiler üzerinde de çok onarıcı bir etkisi varmış. ütü hariç her türlü işimi de çok şükür kendim yapabiliyorum, zaten yurtdışında yaşarken de yapabiliyordum, öyle çok hanım evladı değilim. ütüyü de nefret ettiğimden yapmıyorum gerçi. temizlik, süpürge falan gayet rahat. bulaşık çamaşır makinesi falan zaten hayatı kolaylaştırıyor.
kendi evinde oturmak herşeyden önce ruhsal huzurmuş, bunu çok iyi tecrübe etmiş oldum bir daha.
anne
geçen hafta psikiyatristime gitti görüştü. bugün telefonla görüştüğümüzde ben sormadan anlattı. psikiyatrist beni çok seviyormuş, benim için çok dengeli biri demiş. oysa ben hayatımın en dengesiz zamanlarını yaşıyorum sanırım şu sıralar. artık gerçekten düşündüklerini mi söyledi yoksa anneme mi gaz vermeye çalıştı, bilemedim.
görüşmesi hakkında pek detaylı birşey konuşmadık. ilaçlar uyku yapıyor, uykumda dengesizlik yaratıyor, onun testi için seni uyku laboratuarına götüreyim dedi. böyle hani asıl mevzu dışında şeylerden konuştuk.
ben de onu bugün akşam olacak lgbt aileleri gurubu toplantısına davet ettim. onu da kabul etti. telefonu kapattığımda ağlamaklı olmuştum.
olan bitenlere inanamıyorum sadece.
bu akşam ne olacak onu da bilmiyorum. umarım herşey iyi gider. aile grubundaki anne babalar çok tatlı, şeker insanlar, beni de seviyorlar, ben de onları seviyorum. benim annemle ilişkileri nasıl olacak acaba? annem orada konuşabilecek mi? gerçi benim annem öyle çekingen biri değildir topluluk içinde, ama yani çok sıradışı durumlar hepimiz için. puff.
bol şans dileyin bana.
kaos gl
lambda istanbul'da uzun süre bulunduktan sonra ankara'ya taşındığımda kapılarını çaldığımda, bu şekilde ruhsuz bir yer bulacağımı hiç beklemezdim. bu başlığın ilk entrysi "devlet dairesi" olmuş, aynen katılıyorum, lambda'nın o güzel havası, katılımcılığı destekleyen, cıvıl cıvıl, etkinliklerle dolu hali yerine tam bir duvar ile karşılaşmıştım ve açıkcası çok canımı sıkmıştı. sonra da bir daha uğramadım. ama çıkardıkları dergiler, yayınlar, konferans tarzı etkinlikler ve türkiye'nin en iyi içerikli haber portalı olarak gayet başarılıdır, ona birşey diyemeyeceğim. keşke bir araya gelmesi, birbirini bulması hala bile zor olan lgbt kişilerin etkinliklerde kendilerini ifade edebilecekleri lambda gibi rahat kullanımlı bir ortam da sunsaydı.
geçenlerde gördüğüm kadarıyla gmk bulvarındaki ofislerini de boşaltmışlar. ofissiz devam edeceklermiş. sanırım herkes home office mi çalışacak, tam anlamadım. geçen mayıs ayında bomba tehtidi almışlardı, o günden beri zaten tedirginlik duyuyorlardı. valla üzüldüm ofislerini boşaltmış olmalarına, ankara'da böyle bir yerin olması, türkiye lgbt hareketi için yine de çok önemli birşeydi, yazık olmuş. hakikaten türkiye'de lgbt hareketi son bir iki yıldır kan kaybediyor. 2014'te pik yaptı ve o pik hükümet tarafından hiç beğenilmedi.
umarım toparlarlar.
lgbt sözlükleri
en bilineni ve sanırım aralarında hala yaşayan tek kalmış olanı ayı sözlük.
bunun dışında tespit edebildiklerim
madi sözlük,
kuir sözlük,
homoloji(yayında değil) bir de
kırmızı elma sözlük diye tam hedef kitlesi daha çok kadınlar olan bir sözlük.
kuir sözlük
böyle bir lgbt sözlüğü varmış, şu an ölü vaziyette.
http://kuir.sozlukspot.com/
homoseksüel
annemin eşcinsel kavramı için bildiği tek kelime. onu da çok nadiren ama öyle bir tonlama ile söylüyor ki, bu konuya karşı içindeki tüm tiksintiyi gayet net hissedebiliyorsunuz.
- "homoseksüeller!" (bu sırada yüz ekşitilmiş, dudaklar gerilmiş, gözler kısılmış ve söyleniş oldukça yavaşlatılmıştır).
pkklı teröristler konusu falan bile açıldığında daha az nefret çıkıyor kadından.
bir de bu kadın doktor. ve ben buna açıldım kaç yıl önce, bana göya yardım etsin, en azından halimden anlasın, bana şefkat göstersin diye. cidden psikolojik olarak rezil durumdaydım ve ihtiyacım vardı.
gram ilerleme olmadı o günden bugüne kadında. çok interesting.
onla ilişkim birkaç yıldır maslahatgüzar seviyesine inmiş durumda bu nedenle maalesef.
pişman mıyım? hayır. o benim annem ve ondan ihtiyaç duyduğumda şefkat istemek hakkım diye düşünüyorum.
üzgün müyüm? evet. keşke bu kadar peşin hükümlü, dar görüşlü ve homofobik olmasaydı.
ailelerin çocuklarının arkasında durması gerektiğini ve bunu istemenin bencillik olmadığını düşünüyorum. hele ortada bir suç yoksa, bir varoluş varsa. doğuştan sakat çocuğundan utanç duymaktan farkı yok bu yapılanın.
gaylerden gaylere tavsiyeler
- ekmekarasi yazmış ama ben de bir kez daha vurgulayayım,
ekonomik özgürlük, maddi bağımsızlık, herkes ama özellikle eşcinsel kişiler için hayati derecede önemlidir. mutlaka kendi paranızı kazanın, aileniz dahil kimseye eyvallahınız olmasın. gerektiğinde kafanızın tasını attıracak herhangi bir kimseye siktiri çekebilecek maddi gücünüz olsun. bunun için meslek seçiminizi de dikkatli yapın.
- becerebiliyorsanız üniversiteyi ailenizin olduğu şehirde okumayın. üniversite sonrasında para kazandığınız herhangi bir zamanda asla ailenizin yanına dönmeyin, aynı evde kalmayın. asla asla asla. en tatlış aile bile hayatınızın sorumluluklarını öğrenmenizi ertelemenize neden olur (kendimden biliyorum).
- hiç kimseye açılamadığınız, gizli saklı yaşanılan bir eşcinsel hayat ancak psikolojik sorun getirir. bir miktar kişiye açık olmak artı bir miktar da eşcinsel çevreden arkadaşınızın olması psikolojik sağlığınız için son derece önemli (gene kendimden biliyorum).
- uzun süreli ve sevgi dolu ilişkiler kurabilmek bir mucize değil ama karşılıklı istek, emek ve zorlukları göğüslemeyi gerektirir. eşcinsel dünyada olmaz böyle şeyler diye peşin hükümlü olarak "nasıl olsa ayrılacağız" diye ilişkilere başlamayın. baştan yenilgiyi kabul etmek demek olur.
gaylerden gaylere tavsiyeler
ne yapıp edin, mutlaka
ingilizce öğrenin. sonra da bir zahmet o ingilizcenizi kullanın, kaynakları okuyun, yabancılarla tanışın, sohbet edin, başka ülkeleri gezin, oranın insanlarını tanımaya çalışın, bu ülkeye ve bu ülkenin tek taraflı doğrularına mahkum etmeyin kendinizi. bir eşcinseli daha özgürleştirecek birşey bilmiyorum ben.