dün akşam yine o kadar işinin ve her zamanki klasik havaalanına yetişemeyeceğim düşünceleri arasında bir kahve içmelik vakti bana ayırmış her seferinde gördüğümde beni mutlu eden* insanlar listesinin üst sıralarında bulunan sevgili ağabeyim.*
bence bir his değil gerçeğin ta kendisidir. tek bir aşkı vardır insanın hayatında gerçekten hissederek yaşadığı, kalp tek kişiye ait olmak için yaratılmıştır bence. bir daha sevememek değil de bir daha kimseyi onun gibi sevemeyeceğini hissetmektir buradaki asıl duygu. her şeyi zamanla unuttuğu gibi insan o gideni de unutacaktır zamanla yenileri gelecektir mutlaka ama kimse o kalbin tek sahibi gibi yer edemeyecektir. şöyle bir geriye bakıp düşündüğümüzde herkesin hayatında böyle hissettiği sadece bir kişi vardır. özeldir ve gerçekten kimse o kişi kadar sevilemez.*
hadi bi el atalım da yapalım şu beşinci zirveyi... yeni yazar geldi mi ankaradan ? yoksa yine kemikleşmiş grubumuz olan 3 kişiyle buluşup adına zirve yaptık mı diyeceğiz ?
1954 gaziantep doğumlu, ses sanatçısı şükran ay'ın oğlu gazeteci - muhabir. son 1,5 aydır yoğun bakımda tedavi gördüğü samatya eğitim ve araştırma hastanesinde gırtlak kanserine yenik düşüp hayatını kaybetmiştir. uzun yıllar atv de a takımı adlı haber ve tartışma programını hazırlayıp sunmuştur.
erdem kınayın proje 2 albümüde yer alan, sibel can'ın seslendirdiği süper parça. albümde sibel can'ın da yer alacağını ilk duyduğumda çok şaşırmıştım acaba nasıl olacak diye. her zamanki gibi yine muhteşem seslendirmiş parçayı. erdem kınayı da tebrik etmek lazım arabesk-elektronik dans karışımı böyle bir şaheser ortaya çıkardığı için.
şarkının sözleri :
seni beni ayırmaya
yeterdi bu yaşanmışlar
beni bana bırakmadın
bitmez sandın yanlışlar
aman yaman bahanesi
kapandı aşkın perdesi
gidenlere sevenlerin
son sözüdür alkışlar
dokunmuyor kalbi
okunmuyor
yoktur yeri dolmayan
çoktur adı kalmayan
sen acı gibi
kordun neden tende?
aşk alevleri
kalpsiz mi yanmışlar?
git bitir bizi
artık bu son perde
son sözüm sana
alkışlar alkışlar
hayallerin uzak düşüp
karanlığa tıkanmışlar
umutlara yanıp sönüp
sevdayı yok saymışlar
bir prodüktörün en acilinden bir albüm yapmasını gereken muhteşem sesli kadın. erdem kınayın proje 2 isimli çalışmasında helal ettim isimli şarkıyı seslendirdi son olarak. bu muhteşem sesin kendi albümünü dinlemek için sabırsızlanıyorum artık.
ehliyetimi aldığım ilk yıllarda "şeytan icadı bunlar otomatik araba mı olur" diye çok kınadığım, sonraki dönemlerde ilk otomatik vitesli arabamı almamla bir daha kimse beni manuel araba kullanmaya zorlayamaz* diye söylemde bulunduğum, özellikle trafiği yoğun olan büyük şehirlerde tapılması gereken bir aktivitedir. şirket aracım yenilenirken patronuma aradaki farkı kendim karşılayıp otomatik vites alalım önerisinde bulunacağım. kabul edecek mi peki ? asla...
geçtiğimiz günlerde maddi sıkıntılar ve hastalıklar yüzünden zor günler geçirdiğini duyguduğum, bugün de vefat haberini aldığım 1932 trabzon doğumlu emektar sinema ve tiyatro oyuncusu. allah rahmet eylesin.
geçen cuma akşamı tekrar televizyonda gördüğüme çok sevindiğim oyuncu. yalan dünya dizisinde küçücük de olsa bir rolü olması çok sevindirdi beni. yalan dünya farklı bir dizi konuk oyuncu olarak giren bir süre sonra kadroya dahil oluyor umarım yalan dünyanın giriş jeneriğinde adını görürüz biblomun.
dün itibariyle 20'li yaşlarını yaşamaya başlayan altın ayıcıktır. bu arada şimdi fark ettim ilk nickaltı entryni giriyormuşum ya senin. tanıdığım en özel insanlardan birisidir kendisi. kardeşim yaşında olmasına rağmen bu kadar iyi anlaşabildiğim ve beni bu kadar iyi anlayabilen bir adam. sağolsun her istanbula gelişimde beni istanbul dışındaki evinden karşılamaya geliyor sarı kuşum benim.
çocukluğumdan beri hayalini kurduğum şeyi bana veren adam.* hep bir ağabeyim olmasının nasıl birşey olduğunu merak etmişimdir çocukluğumdan beri. ağabeyi olan çocuklara özenerek bakmışımdır ve çok güzel birşey olduğunu düşünüp iç çekmişimdir. tanışalı çok uzun bir süre olmasa da her biraraya geldiğimizde garip bir şekilde huzurlu, güvende ve mutlu hissediyordum. iyki varsın... hep hayatımda ol canım ağabeyim.
o ses türkiye yarışmasına katılması da ünlü reklam ajansı sahibi babasının hazırladığı bir reklam kampanyası olduğunu düşündüğüm şarkıcı. gerçi yarışmada yetenekli olduğunu gösterdi ama eğri oturup doğru konuşalım. şimdiye kadar hiçbir yarışmadan derece ile ayrılmayan yarışmacıya ilk albümde melih kibar ikinci albümde sezen aksu şarkısını öyle kolay okutmazlar.
pazar günü bile çalışmak zorunda olduğum için uçak biletlerimi almama rağmen katılamadığım zirve. o kadar çok istiyordum ki katılmayı filmle ilgili aklımda kalan soruları sorup, seyhan arman, didem soylu ve ayta sözeriyle aynı salonda filmi izleyecektim ama kısmet değilmiş. *
miniğim benim, koca bebeğim. zaman zaman yaramazlık yapıp kendisini kızdırsam da bir şekilde şaklabanlığımı yaparak gönlünü alıyorum kendisinin. 1 senedir hayatımda olan ve bana renk katan canım dostum. şimdilerde türkiyeden çooook uzaklarda ve çoook mutludur kendisi... çok seviyorum tatlı ayıcan seniiiii.
o st bear halt etmiştir efendim bu adama salak diyerek. salak filan değildir, tanıdığım en saf ve temiz kalbe sahip ender insanlardan birisidir kendisi. kendisi kocaman görünse de içinde küçücük bir erkek çocuğu vardır bu adamın. çok sevdiğim ve özlediğim bir adamdır. keşke daha sık görüşme imkanımız olsa diyorum ve kocaman öpüyorum.
bir tv kanalında beyoğlu belediye başkanı açıkladı. merdivenlerin olduğu sokakta oturan insanlar rahatsız olup belediyeye şikayet etmişler o sebepten dolayı griye boyanmışmış. şayet gay olmamış olsam da kimsenin sokağımdaki merdivenleri rengarenk boyaması beni rahatsız etmezdi diye düşünüyorum, hayır bi de başka işim gücüm mü yok belediyeyi arayıp merdivenleri tekrar eski haline boyayın diyeceğim. çok aydınlatıcı bir açıklama oldu sayın başkan...
istanbula ilk gidişimde görmek istediğim merdivenlerdi ama artık fotograflanamayacak ve görülemeyecek merdivenlerdir. belediye merdivenleri gri renge boyamıştır çünkü. işte hükümetin aslında ne yapmak istediğinin açıkça bir göstergesi bu olay. hepimizin içindeki renkleri silip herkesi tek tip insan haline getirmeye çalışmak. yazık !
tuğba özerk'in bir şarkısında değinildiğini düşündüğüm arkadaşlık tipi. "sevgili olamadık, arkadaş kalamadık, ardından hala yatağım dağınık" diyor şarkıda. bence sevgili olmaktan daha güzel bir aktivitedir, ne için görüşüldüğü belli, hiçbir zorunluluk ya da şartlanma yok. kafalar rahat. artık ne evlenme ne aşk yaşasın fuck buddylik müessesesi.
2007 yılbaşında bir muhabirin canlı yayında * sarf ettiği şok eden ve kahkaha tufanına sebep olan gafıdır. sözlükte 180 küsür başlık gördüğümüzde bir sevinç içerisinde de söylenebilitesi vardır.
ankara'da yaşayan yazarlara selam olsun 13 nisan 2019 tarihinde saat 15:00 - 16:00 civarında kızılayda birkaç eski yazar arkadaşlarla toplanıp sohbet edeceğiz ve eski günleri yad edeceğiz katılmak isteyen ve mekan önerisi olan yazarlar desteğinizi bekliyorum...
bu klişeyi yapmak istiyorum, belki bir gram farkındalık oluşur. eskiden çok güzel yazan insanlar vardı burda yazdıklarını okurken keyif aldığım okudukça öğrendiğim epey değerli insanlar.. eskiden dediğim 2-3 yıl öncesine kadar belki, daha sonra genç yazar arkadaşlar geldi kendi heyecanlarını acemiliklerini buraya yansıttılar(insan özenmiyor değil)
fakat yine de hiçbir şekilde eskilerin yerini tutmadı. birileri sinirlenecek belki beğenmiyorsan siktir git de diyebilirler yine de eski bir alışkanlık var. ara sıra bakmaktan hep keyif alıyorum buraya..
yaşadığım şehir.
son beş yılda çok yara aldı bu gri şehir.
peş peşe patlayan bombalardan yaka silkti. yüksel caddesinde, güvenpark'ta polisin saldırganlığından illallah etti. gezi parkı zamanında gaz bombaları ile darbe yedi, sisin pusun altına gömüldü.
yine de bozmadı düzenini.
trafik yine aynı saatlerde kilitlenmeye devam etti,
insanlar yine tandoğan'dan kızılay'a yürümeyi tercih etti.
ve ben, ne olursa olursun cuma akşamları kızılay'da bir kafede oturup kahve içmeyi ve ankara'nın kalbini izlemekten vazgeçmedim.
(bkz:kurşuni renkler) babam gelir aklıma hep. (bkz:fikrimin ince gülü) babam hastayken bu şarkıyı televizyonda gördüğünde ağlamıştı. bi hastalığın bi insanı nasıl çaresiz hale getirdiğini gördüm. içim parçalandı. belki de yaşadığı yılları, geçmişte yaptıklarını, yapmak isteyip yapamadıklarını düşündü. bu iki şarkıyı duyunca içim gidiyo. gözlerim yaşarıyor. kendimi bi garip hissediyorum.
(bkz:we found love) üsteki kadar beni etkilemesi imkansız olsa da bunu duyunca da italyanın teki geliyor hala aklıma. bi adam 1 haftada nasıl bu kadar derine kazınır anlamam.
biraz geriden gelsem de zirvenin anahtardan sonra 2. ağır topu olarak benim de zirve ile ilgili yorumlarımı yazmadan geçeceğimi düşünmediniz herhalde...
öncelikle zirvenin organizasyonunu sağlayan sevgili hazineciye çok teşekkür ederim uzun zamandır böyle keyifli bir zirveye katılmamıştım çok iyi geldi.
mekana kadim dostum anahtarla birlikte buluşup geldik, mekanın üst katına çıktığımızda bir portatif yazı tahtasında birşeyler anlatan birisi ve dinleyen bir grup gördük ilk olarak doğal olarak biraz şaşırdık zirveler artık sunum tarzı mı yapılıyor diye birbirimize anlamsız bir bakış attıktan sonra en köşedeki masada oturan eski bir tanıdığı*aknarazı gördüm selamlaşmak için yanına gittiğimde kendisinin de sözlükte yazdığını ve zirve için geldiğini öğrendiğimde kısa süreli bir şaşkınlık* yaşadıktan sonra masaya oturup sohbete başladık. kısa bir süre sonra çekingen bir tavırla masaya * yaklaştı ve daha önceki zirveye ilk katılımdaki çekingenliği bildiğimden "evet düşündüğün kişiler biziz dedik ve sohbete devam ettik. daha sonra senseisplinter ve pena da aramıza katıldı* ve çok keyifli, vaktin nasıl geçtiğini anlamadığımız bir zirve daha geçti. katılan herkese çok teşekkür ederim, keyifli ve mutlaka en kısa sürede tekrarlamamız gereken bir akşam oldu...
sinema yazarları derneği (siyad), 2017 yılı türkiye sineması ödüllerinde “en iyi yardımcı kadın oyuncu” ödülüne layık görülmüştür biblom benim. ödülün anons edildiğindeki sevinci görülmeye değer. lgbt görünürlüğü adına verdiği mücadelede kazandığı bu ödül çok önemli bence. tebrikler biblom...
geçen hafta çocukluk arkadaşlarımın olduğu bir gruba açıldım ve 3 senelik bir birlikteliğim olduğunu söyledim. başta çok gerilmiştim ama sonra neden şimdiye kadar tuttun kendini dediler ve hepsi ilk etapta çok anlayışlı karşıladılar. üzerimden bir yükü daha attım bakalım önümüzdeki günlerde neler değişecek...
19. bölümde tülayın selahattin çakaler'e söylemesi için yaptığı şu benzetmelerle beni benden alan yalan dünya karakteri.
- sen insanı silikon askısı kopan sutyen gibi yarı yolda bırakan bir tipsin de...
- sen adeta yaz başı beyaz bıngıl vücuda bikini denediğimde yaşadığım hayel kırıklığı, ümitsizliksin de...
- basen genişleyince small beden külotun yanlarda bıraktığı iz gibi sadece bende geçici bir iz bıraktın de...
- selülit gibisin, senden kurtulmak istiyorum de...
zaman zaman başıma gelen hadise. sanırım çevresel koşullardan ziyade kendi iç meselelerimle ilgili oluyor bazen bana da. ama "her zaman söylüyorum sözlükte kimseyi zorla tutmuyoruz, kimseye "nooolur kal" demiyoruz. birileri daha iyisini yapana kadar şuan en iyisi budur yavrular. susun ve yalamaya devam edin. daha iyi bir sözlük kurucusu ortaya çıkana kadar da benimkiyle idare edeceksiniz, yada çekip gideceksiniz. net." olayın tam olarak ne olduğunu bilmemekle birlikte tarzında bir yaklaşımın bir sözlük admini tarafından düşülmüş ve dile getirilmiş olması beni çok üzdü. iyi günlerim de kötü günlerim de oldu burada paylaştığım... bu kadar...
zirveye giderken kafamda bir ton soru işareti olmasını sağlayan ve içten içe korkutan yazar. acaba gerçek hayatta da mesajlarda olduğu gibi anlaması zor cümleler kurup beynimi yakmaya çalışacak mı diye derin düşüncelere dalmış olsam da garson çağırır gibi işaretler yapıp beni masasına davet eden ve sonra da zirve sonunda ayrılana kadar yalnız bırakmayan yazarcan. bayağı uzun ve derin mevzularda uzun uzun sohbet ettiğimiz* aynı okulun aynı mekanlarında çok özel anılarımızı paylaştığımız ve zirve haricinde de sık sık görüşeceğimizin sinyallerini verdiğimiz keyifli, zeki, hazırcevap ve espirili adam. böyle bir zirve organize edip yüksek katılım sağlamak için çabaladığın ve bu kadar güzel ev sahipliği yaptığın için ayrıca teşekkürler... tanıştığıma çok memnun oldum...