bornozla dolaşmak
banyo sonrası özellikle sevdiceğine bornoz giydirip evde dolaştıranları takdir ettiğim eylem. etrafta dolanıp bornoza dolanmış haliyle hem suyunu çektirip hem şebeklik yaparaken "gel bakim şöyle sen" deyip bornozu üzerinden çekerek cascavlak haliyle dudağına yapışmak ve tekrar kirlenmek harika bir duygu olsa gerek.
ayı sözlük yazarlarına şarkı armağan etmek
gavat mı gezi mi konulu siyaset dergisi
kabak tadı olarak sofralara sunulmaya başlanan adana valisi
hüseyin avni coş'u 'yılın valisi' ödülüne aday gösteren dergi. dergi tarafından üst üste iki kez yılın valisi seçilen coş’un en dişli rakibi ise istanbul valisi
hüseyin avni mutlu.
tanınmak, reklam yapmak, adından söz ettirmek için bu yolu seçtiği bariz olan derginin nasıl bir siyaset güdümünde olduğu net olsa da; derginin adı bile türkiye'deki siyaset anlayışının hangi noktada ve kimlerin elinde olduğunun tanımı gibi.

toplu taşıma araçlarındaki geveze teyze
boyası gelmiş saçı, abartılı makyajı ve kimseyi beğenmeyen halleriyle konuştukça konuşan beyin sikme konusunda almanak türünden kitap yazan teyzedir.
sesini özellikle çevresindekilere duyurma çabası, bilhassa rahatsız etme konusundaki yoğun kast'ı ve karşındakinin onu dinleyip dinlemediğne bakmadan anlatır da aldatır. bu teyzenin olduğu kısım sanki orda vebalı varmışcasına genelde boştur, dolu olsa bile yolcular ona götünü döner. dışlanmışlığının farkında olmama konusunda zirve noktadır. "sus da motorun soğusun be teyze, yok olmadı bunda yedek jeneratör de var hum."
ikinci şansın genel olarak şans verenin götünde patlaması
hata zincirinde masum olan tarafı alaşağı eden yanılma hali.
genel olarak yanlış yapma yada hep aynı yanlışı yapma noktasında bunu alışkanlık haline getirene ikinci ya da üçüncü şans verilir, ancak bonus hak sonrasında şans verenin götünde patlar. örneğin "tamam anlaştık o zaman kaldığımız yerden devam." dersin ancak karşındaki bu kez daha çok hatta katbekat suistimal ederek tüm oyunu bozar.
bir şehri sevmemek
mesela; bir insanı anımsattığı için düşman olunan şehirler vardır; salt şehrin dokusunun yaşattığı hisler değil de sırf çağrışım yaptığı şeylerden ötürü sevilmemeye yol açan nedenlerdir bunlar.
şehrin hatırlattığı insanı unutmayı öğrenmek mümkün olamıyorsa; o şehir asla sevilemez kanımca. gerçekleşememiş
ayrı şehir aşıkları gibi.
metrobüsteki yakışıklı erkek
genel olarak sadece metrobüste rastlanan, sanki metrobüsten inip gidince bir daha böylesini göremeyecekmişiz gibi sanrılara sokan bey.
nispeten kalabalık metrobüs içinde rastlayıp, yanına yaklaşarak gözle soyarak yiyip bitirme seansları yapılmak istense de; bir kaç durak sonra metrobüsten inip gideceği gerçeği karşısında bu tatlı sıfat; malesef geçip gidicidir. evet usulca inip gider ve her şey noktalanır.
guido crepax
valentina karakteri ile tanınan italyan erotik ve
bdsm çizgi romancı.
1965 yılında dönemin revaşta olan altkültür ve cinsel eğilimlerini irdeleyerek yarattığı valentina serisinde; cinselliği oldukça sert şekilde kullanmış, karakter romandan uyarlama olarak 1973 yılında
baba yaga adıyla sinemaya aktarılmıştır. dönem olarak yapılanın en iyisi, günümüz için edebi kültlerden biridir. erotik çizgi roman ve seksüel düşünce psychedelic'iğinin aşırı şekilde kullanıldığı kitap serilerinin en iyilerindendir.

mahallenin bakkalinin kocasi
onlayn görünce heyecanla bilgisayarı yere atıp; bu satırları yerde sürünerek yazmama yol açan yazar, umarım "geçerken uğradım" değil, "uğradım kolay kolay da geçmeye niyetim yok" düşünceleri ile gelmiştir. evet abi sen çok doğru bir yere geldin yahu.
eşcinsel ilişki sırasında basılma durumunda yapılması gerekenler
kamuya açık yerlerde yapılıp huzur bozucu boyuta ulaşmadığı sürece suç teşkil etmeyen yahut herhangi bir baskın ihtimalinde bazı vakalarda zorla kabahatler yasasına sokulmak istenen baskın hallerinde yapılması gerekenlerdir.
1. inkar edin. karşınızdakinin gördüklerinin bir hayal olduğu konusunda telkin edin. sonuçta iki kişisiniz bir kişinin hakkından gelmek zor olmasa gerek.
2. kişisel zevkiniz yarım kaldığı için basan kişiye temiz bir dayak atın. belki pataklama sonucu hafızasını kaybeder ve gördüklerini de unutur.
3. ölü taklidi yapın. belki o an kıyamet kopar ve bu yalandan ölüm hali gerçeğe dönüşüp işinize yarar.
4. baskın yapan emniyet görevlisi ise ve bu işlere meyilli ise ayartıp aranıza alın. eh bu işleri ben öğretecek değilim, olaya dahil olan her birey ona ortak olmuş sayılır.
5. basılma fiili teşebbüs halide kaldıysa ve hemen giyinme ihtimali yoksa "eyvah soyulduk" diye bağırarak fiili hırsızlık kapsamına sokmaya çalışın. eh siyasiler bile bunu yapıyor, siz de yapın efendim, yılmayın teslim olmayın direnin.
elit gay'lerin ötekileştirme çabalarının hetero'ları bile geçmesi
"poğaça", "poğça" "poça" minvalinden henüz nasıl yazıldığı ya da ne olduğu tam olarak tanımlanamayan ve adına elit gay denen kapital mekan finansörlerinin yarattığı homofobik algı tehlikesinin; giderek homofobik hetero katmanı dahi aşarak aşırı boyutlara ulaşması durumu.
"kadınlar kadını kadın ya bırak şunu", "of gay değil resmen kadın.", "fakir ayol o onla ne işim olur", "o mekanda ne işin var gel yanıma kalite takılalım." gibisinden tümcelere konu olan bu durum, aynı türden olan ve aynı şeyleri hisseden bireylerin kendi gibi olana neden düşmanca davrandığının asla anlaşılamamasına yol açmaktadır. sınıf olarak kast sistemi yaratan pabucumun elitlerinin bu yolla kendi sonunu hazırladığı da bir gerçek. akıl alır gibi değil.
eşcinsel olmadığını belirtme gereği duyan küründen hetero insan
bir ara
growlr,
grindr ne varsa alayına takıldım ancak
eşcinsel değilim'ci
küründen anlayış.
gay hesaplarda belli ki yemek tarifi aramış, yahut hakikat menkıbelerinin erdem yollarını öğrenmek istemiş yoksa ne işi var böyle yerlerde. karşısındakini aptal yerine koymaya yönelen bu taşkınlık halinde daha taşkın davranmak en iyisidir diyor ve "ama sen eşcinselsin ki" diyor konuyu kapatıyorum genelde. yanıt "hadi ya çok mu belli ediyorum." oluyor. gizli eşcinsel olarak takılmak en doğal insan hakkı iken; başkalarını salağın saflık derecesi en yoğun olanı yerine koymak elbette karşılıksız kalamaz, kalmamalı.
türkiye'de lgbti olmak
birey ise cinayete kadar giden ya da hasar bırakan izlerle yaşamaya zorlanan bir toplumsal müeyyide süreci, kurum ya da kuruluş ise kapatma davaları ve üyelerinin hapse girmesi ile noktalanan nefrete mahkum yaşam şeklidir.
gay mısın sorusunu hakaret sayıp dava açmak
küpe argümanından yola çıkarak birini
gay olarak tanımlamak ve küpeli elemanın da gay olmayı hakaret sayıp dava açması şeklinde tanım bulan iki değişkenli deli saçması.
tarsus ilçesi'nde eğitim-sen yönetim kurulu üyesi tayfun cengiz, top sakal bırakıp, küpe takınca kendisine 'gay olduğun için mi küpe takıyorsun?' diyen milli eğitim müdürü ahmet sefa demir laeyhine cumhuriyet savcılığı'na suç duyurusunda bulunmuş. şimdi; küpeyi gay aksesuarı olarak tanımlamanın yobazlık kaysayısı zirve olup ne denli cahil bir söylem olduğu aşikar, ancak gaylığı gurur meselesi ve aşağılanma ifadesi olarak görüp dava açmak da bir o kadar cahilce. keşke savcılığa "bana gay dedi" değil de "görüntüme yönelik hakaret içeren beyanlarda bulundu" şeklinde şikayet etseymiş.
sonuçta gay olmak bir ezikleme hali, bir suç ya da bir insalık ayıbı değil bir cinsel durum ifadesi. aynı soru bana sorulsa küpeme dokunarak "he gayım n'olmuş sana mı sorcam yaprağm
*" der geçiştiririm; çok net. davayla falan da uğraşmam.
ılık
eskiden iklimlendirme tanımı iken zamanla eşcinselleri tanımlamak için kullanılmaya başlanan yaygın
homofobik betim.
gözlemlerime dayanarak sunu söyleyebilirim, sırf istediği adamı ayartamadığı içün hani böyle sırflı sırflı ulaşamadığı eşcinsele başka bir koldan saldırıya geçmek içün "ılık bu amk" şeklinde çamur atan naylon heteroların yoğunluğu, ciddi mealde yaka silktirecek kadar yoğun. eşcinsel diye ılık olarak suçladığı biriyle, aslında yatmayı başaramamanın sonuç ilişkisi bunlar.
siktiler paramı vermediler
bir kaç kez adliyede işlem gören mağdur hanımlardan duyduğum serzeniş.
bilhassa mesleği fahişelik olan vatandaşlarımız parasını alamadığı için soluğu savcılıkta alıp suç duyurusu yapmakta,
siktiler paramı vermediler savcı bey beyanatı ifade tutanaklarına dolandırıcılık olarak geçmektedir. şu halde bedava yere kendini teslim eden her birey hakkını aramak için sesini yükseltebilir, özellikle de işin içinde karşılıksız yararlanma varsa.
karısını annesine yollayıp eve erkek atan adam
"bana gelsene, bira çerez aldım; benim hatunu annesine yolladım, sabaha kadar takılmaca heğ" teklifine icabet bekleyen evli beyler.
eşin anneden erken dönme ihtimali nedeniyle basılma güdüsünün yavan yaptığı, tuzu biten komşunun tuz ve hıyarla kapıda belirdiği ve uyuyan çocukların uyanması gibi her ucu binbir boklu değneklerle heyecan ölümü yaşatan bu ev atışmaları, sosyal ortamlarda ve gay arayışlarda "bugecebekarhemen34" nickli beylerin önderliğinde talep esnekliği yaratmaktadır.
sen git kocan gelsin
tra jedi'den rol çalarak
* demek isterim ki; her bulduğu tipe alık alık olup, yer yer bayat balık gözlü kıvamın edasıyla aranan haniyse aranmaktan yok mu beni seven
* formatında sokaklara düşüp gark olmuş türe yönelik bir defetme şeklidir.
maden bu denli kayıtsız bir istek kipi, bir arzulama yığını var hemen geldiği yere dönüp kocasını yollayabilir. eh umut dünyası bu dünya onda olmaz kocasında olur, bilemeyiz ama olursa da çok tatlış çok ponçikli olar.
türkiye'de tüm gaylerin aktif olma sorunsalı
o değil de
gay değilim sikiciyim diye bir sorunsal var, ivedilikle bu şeklin klinik yolla otanması lazım.
asansörde komşunun karısının tacizine uğramak
asansörde kamera olma ihtimaline binaen derhal savcılığa başvurulması gereken durum. bu yolla mütecaviz kadın kuvvetli suç şüphesi yahut delilleri karartma sebepleriyle tutuklanabilir.
şayet asansörde kamera sistemi yoksa tecavüz kaçınılmazsa zevk almayı bileceksin demekten başka yol yok gibi. zevk de alınamıyorsa tacize yeltenen kadını oracıkta tükürükle boğmak ya da eşi fiziken tutmuyorsa "apla ben bakireyim kıyma bana" demek ideal seçenekelerden olabilir. hiç olmadı avazı çıktığı kadar bağırmak "imdat gündüz vakti adam kaldırıyorlar" demek en güzel yoldur.