tanımaya başladığıma "bencilce" çok sevindiğim yazar.* dahi anlamındaki de edatını ayrı yazması bi yana entelektüel'i bile tel "l" ile yazıyor bi kere... hem sahip olduğu diaspora bilincini çok da güzel ehlileştirmiş. öyle kimseden yana olmak "zorunda" hissetmeden ama kendi tarafsız alanınına da tecavüz edilmesine kesinlikle izin vermeyen duruşu; kürk mantolu madonna'yı kurbalağalara bakmaktan gelen yakup kafasıyla okuyan "yengeç" ruhu ve "mahmut"uyla bin yaşayası güzel kalem.
hep kaldığı ve yine kalacağı kesin olan imtihandır. bunun için bakınız: çarşambanın gelişi salıdan... asıl sorun chp'nin neredeyse bir asırlık tarihinden bir türlü ders alamadığını; değişen zaman, olay ve aktörlere bir türlü ayak uyduramadığını görmekten uzak olan ve onu -madem sınav metaforunu kullanıyoruz- derse kayıtlı tutan zihniyettir...
radikal gazetesinin haberidir. habere göre insanların kafasında "gaydırı guppak eminem"le kalmış olan sümer ezgü zat-ı muhteremi ankara havaları söyleyen insanlara deyim yerindeyse savaş açacak şekilde eleştirilerine sabahat akkiraz, tolga çandar, musa eroğlu, belkıs akkale gibi isimler destek olmuşlar. işin "profesyonel müzikal" kısmını bi yana bırakırsak yukardaki haberde resmi bulunan elemanların hepsi "devlet" sanatçısı. üstelik de işlerini gayet düzgün yapan "devlet" sanatçıları. yani eleştirilen ankara müziğinin içinden çıktığı " nörüyon yarrağım"- " amına koduğumun bebesi" cümlesinin her 10 kişiden 4'ünün diline pelesenk olduğu ortamla çok alakadar değiller. hem bahsi geçen sanatçıların devlete sanatçı olurlarken de alevi müziklerini kullanıp devletin üzerinde hala baskı uyguladığı alevi kesimi tevekküle itecek türkülerden pirim yapmaları da cabası. kapısı işaretlenen - saldırıya uğrayan alevi kesimin hala "koş ali, gel, kesiolar bizi, hızır nerde kaldın, lan gel öldürüyolar bizi" türküleri eşliğinde chp ye oy vermelerini başka nasıl açıklayabiliriz ki... niyayetinde bu elemanlar yıllarca alevi kültürünün taşıyıcılığını yapabilen yegane aracı- müziği kendi tekellerinde bulundurdular. böylece devlet kontrolünde ehlileştirilmiş bi alevilik var karşımızda... halk müziği ise bu değil... mesela karacaoğlan'ın sansürlenmiş bir türküsünde şöyle geçer:
ak göğsün arası zemzem pınarı
içsem öldürür içmesem öldürür
yani kısaca, halkın müziğinin halkın gündelik yaşamını yansıtması; halkın duygu, düşünce ve isteklerini halkın diliyle-jargonuyla ortaya koyması gayet doğaldır ve bunu da en iyi duayenlerin bilmesi gerekir.
diğer mühendisliklerin aksine teknik bilgi deposu olmaktan uzak olan çok fazla matematik, işletme, ekonomi, istatistik ve hukuk bilmek zorunda olan ve bu bilgileri ışığında "verimlilik" ve "katma değer" yaratmaları beklenen insanların mezun oldukları bölümdür.
" sinekten yağ çıkarmak" bu adamların işidir. genelde üretim planlama, it, insan kaynakları gibi ancak eli yüzü düzgün - kurumsallaşmış işletmelerde bulunan birimlerde meslekleriyle ilgili işleri yapabilip - çalışabildiklerinden kalan mühendisliklere göre daha az ama daha iyi şartlarda iş imkanı bulabilirler. dünyanın başka yerlerinde bu isimde bir mühendislik bulunmamakla beraber* bilgisayar mühendisleri gibi bunların da bir meslek odaları bulunmamaktadır. her ikisinin mensupları şimdilik makine mühendisleri odasınca kayıt altına alınmaktadır.*
allah belanı versin kanal d. 04.03.2013, 19:45 saati itibariyle bile yayın akışında yalan dünya ve kayıp şehir bulundurmana ve kayıp şehirin yeni bölümünün çakma bir fragmanını sitende göstermene rağmen yayınlamadın bu ikisini... şimdiye kadar 50 kere yayın günü ve saatini de değiştirdiğini unutmadım. lan ne biçim bi kanalsın sen; bu ne istikrarsızlık; izleyicilerine karşı bu ne saygısızlık!
nedense sadece istanbul'da bulunabilinen yiyecektir. o kadar yılın kürdüyüm görmedim memleketimde veya kürtlerin yoğun olarak yaşadığı başka yerlerde... bu böreğe kürt böreği denmesi de muhtemelen yapımındaki fukaralık olabilir; çünkü sadece un-su ve yağ vardır muhteviyatında. tatlandırmak için bile haricen pudra şekeri dökmek gerekir bu nesneye...
hoş her türlü gideri vardır ve arada aşerilir mi evet aşerilir.*
yıllarca yasaklı kalan müslüm gürses şarkısıdır. yaptığı müzik, elit kulaklara hitap etmediğinden; sarkılarında bahsettiği aşklar o elit çevrelerde yaşanmadığından kendisi de yıllarca yasaklı kalan müslüm baba'nın en iyi eserlerinden biridir... kendisinin inancının gereği gidebileceği en güzel yerde ve en huzurlu şekilde var olması dileğiyle...
bir zamanlar bu topraklarda güzel şeylerin de olduğunun/yapılabilindiğinin kanıtı gibi... kayıp şehir'in yayından kaldırılacağını öğrenince resmen aşerdiğimi - özlediğimi hissettiğim yıldızlar geçidi... sürekli bişiler geliyor dizideki insanların başına, çoğu da fakirlikten - sahipsizlikten. ama bu olaylar hep şimdiki zaman kipinin kullanıldığı cümlelerden geçmiş zaman kipinin kullanıldığı cümlelere yerini bırakıyor. diziye asıl can veren ise duygular. hem de en güzelleri. onlar da hep en geniş zaman kipindeler... sevdiceğimle keyifle izliyoruz, tam aile dizisi.*
dear daha niceleri demiş... bikaç katkı da benden o güzel listeden:
gözlerime inanamadım... haksızlık... vefasızlık bu... aşk olsun çocuk sana aşk olsun* ama biliyorum ben yapacağımı... online olacağım boyuna sözlükte... ayıracağım seni komşularından! hem körfezin koynundan akşam üstü geçerken 19 martta nanik de yapcam sana saçlarımı hızla giden arabanın camlarından savururken... inmeyeceğim işte o arabadan, içmeyeceğim o kahveyi...
oğlu cemil kırbayır'ı 33 yıl arayan ve sonunda oğluna- muradına eremeden hayatını 105 yaşında kaybeden güzel vatanın bütün çirkinliklerini yaşamış kadındır. oğlu 12 eylül 1980 darbesi döneminde göz altına alınmış ve sonrasında izine bir daha rastlanmamıştır. kenan evren'den davacı olan berfo ana'nın oğlunun mezarının bulunması ve nihayetinde bu güzel ananın oğlunun yanına gömülmesi boynumuzun borcudur.
doktor babanın avukat anneni aldatmak için para karşılığı birlikte olduğu meslek erbabı kişi... ya da öğretmen annenin esnaf babanı aldatmak için para karşılığı birlikte olduğu meslek erbabı. ya da ergen abinin üniversitede çıktığı kız arkadaşını aldatmak için para karşılığı birlikte olduğu meslek erbabı... kısaca kötü addedilen eylemi yapanlar bir şekilde affedilirken-hoş görülürken ya da eylem olmamış sayılırken sistem tarafından bütün kabahati üzerine alan - günah keçisi olan "masum" kişi...
cinsiyetçi ve kadınfobik başlıktır ve nefret söylemi üretir... ayı sözlüğün lgbt bireylerin varlıkları gösterebildikleri - rahatça kendilerini ifade edebilecekleri bir mecra olmak yerine her türlü ayrımcılık noktasında gayet pervasız olabildiğini göstergelerinden bir başkasıdır. bunu yapanların bedenlerini hem cinslerinin kullanımına sunmak için yemedikleri halt kalmayan insanlar olması * ayrıca düşündürücüdür. seks işçiliği tarihin ilk zamanlarından beri var olduğunu ve ataerkil sistemin özellikle kadınları ittiği bir meslek olduğunu akıldan çıkarmamak gerekir. ayrıca seks işçilerinin bu işi "zevk" olsun diye değil en temel insani ihtiyaçlarını karşılamak için yaptıkları için onlara saygı duyulması gerekir. yoksa hakaret olsun diye kullanılması en çok " götverenlere" yakışmaz.
halkların demokratik kongresi nezdinde bdp'nin kendini türkiye'nin partisi olarak gördüğünün kanıtıdır. diyarbakır'da kongre yapamayan mhp ile 3500 polis olmaksızın ankara'nın göbeğindeki orta doğu teknik üniversite'sine giremeyen akp başkanı ve başbakana siyasi ders niteliğindedir. hem aynı başbakanın diyarbakır mitingi sürecinde diyarbakır polis teşkilatının kendisini "halkından" korumaya yetmeyeceğini düşündüğünden olsa gerek çevre illerdeki polis güçlerinin neredeyse tamamını bu ile doluşturduğu bilinmektedir. hdk heyetinin uğradığı saldırıdan sonra bi başından bi başına 20 dakikada yürünebilecek sinop ilinde valinin heyetin yanına gelişinin 8 saat sürmesi ülke başbakanının "seçilmişleri atanmışlara ezdirmeyiz" cümlesini akla getirmiştir...
düzenli sağlık kontrollerinin yapıldığı; sigortalarının yatırıldığı ve bu ücretli seks işçiliği için güvenli bir ortam sağladığı için seks işçileri için vazgeçilmez yerlerin kapatılması anlamına gelmekte ve burada çalışan insanlar güvensiz, sağlıksız ve güvencesiz hale getirilmek istenmektedir. mecliste bu insanların hayatları hakkında ahkam kesebilenlerin o mecliste seks işçilerini de temsil ettiklerini hatırlamaları ve onlara kulak vermeleri gerekir.
cinsiyetçi ve kadınfobik başlık... ayı sözlüğün lgbt bireylerin varlıkları gösterebildikleri - rahatça kendilerini ifade edebilecekleri bir mecra olmak yerine her türlü ayrımcılık noktasında gayet pervasız olabildiğini göstergelerinden biri...
herşey youtube'ta free surfing yaparken şarkısına rastlamamla başladı...* ardından başka ne söylemişlerki derken altında aşağıdaki açıklamanın olduğu ımm el jacket isimli şarkılarını dinledim... onun da linki şu:
"it's about an female that defies the gender norm and wears her hair short and wears a jacket and pants all the time, hamed (the writer/singer) here is supposed to be a traditional arab person/the arab society in general which is very hetero-normative, he sees her standing on her balcony and he/they assume she is in fact male, because she also goes out all the time even at night when arab girls aren't expected to be outside their house. the whole song is an apology to her."
merakım daha da arttı kendileri için ve siz ayılar için* araştırmalarıma devam ettim. kendileri hakkında başına hasır antropolog şapkası geçirmiş avrupalı röportaj teyzesinin iyi bi müzik kanalında çıkan röportajlarını ve geri kalan müziklerini seyrettim. ermeni ve araplardan oluşan grup hem müzik hem de kliplerinde oynayan oyunculardan ötürü son derece geniş ve heterojen yapısı kesinlikle "ebru" imajında. grup elemanlarının seksilliklerinden ölüyor olmalarının dışında her biri en az iki yabancı dil bilen, yurt dışında da okullara gitmiş ve kendi toplumsal gerçekliklerinin farkında olan insanlar olması hasebiyle kendilerine hayran oldum. ve artık ölmeden yapılması gereken şeyler listemde kendilerini beyrut konserlerinden birinde dinlemek var.***
"em rojên nexweş ên dawî dijin belkî
belkî em rojên pêşî yên xweş jî bijin
tiştekî tehlok heye di vî hewayî de
di navbera dahatû û rabirdûyê de
di navbera êş û dilşahiyê de
di navbera hêrs û bexşînê de
dm şikestin hê jî em ê bên şikestin
ji rojhilat ber bi rojava di hemû cîhanê de"
"son kötü günleri yaşıyoruz belki
ilk güzel günleri de yaşarız belki
kekre bir şey var bu havada
geçmişle gelecek arasında
acıyla sevinç arasında
öfkeyle bağış arasında
biz kırıldık daha da kırılırız
doğudan batıya bütün dünyada"
heteroseksistliğinden geberen ataerkilliğin ibne dünyasına yansımasıdır... hani şu " gelin ata binmiş ya nasip demiş" kafasıdır resmen... ama madem retrosun** al sana eskiden kalma başka bi adet daha: gelin hamamı; gönder kocanı biz ayı sözlük ailesi olarak soyup edip bi halta yarar mı diye test edelim sonra sen istediğini ol adamla...*
akıl akıl gel kıçıma takıl vol.302043204320 şeklindeki haberdir. elin öldükten sonra karını 8 saat daha sikebilirsin yasalarıyla hristiyan domatesleriyle taşak geçerken yerli saçmalıkları övme durumudur... her neyse efenim, haberde ailenin verdiği aşırı keyifli pozun sinir bozuculuğuna rağmen yine de paylaşayım dedim.
ha, haberin sonundaki "kekin allah yazan kısmını ayıran çalık ailesi geriye kalan diğer kısımları çayla birlikte yedi" kısmında sandalyeden düşüyodum şerefsizim...*
1971'de doğup iyi bir lisans öncesi eğitim aldıktan sonra akademik başarılarını mimar sinan üniversitesi* sosyoloji bölümünde devam ettiren ve şu sıralar yurt dışında olan sosyolog, feminist ve yazardır. 1998de yedi kişinin hayatını kaybettiği mısır çarşısı patlaması davasından o günden beri yargılanan ve hakkında bir türlü nihayi karara varılamayan insandır. iki kez bu davadan beraat etmesine rağmen yargıtayda sürekli kararların bozulması süreci bugün itibariyle türkiye cumhuriyeti hukuk tarihine geçicek saçmasapan bir kararla tekrar bozulmuştur. kendi kararını bozan yargıtaya karşı kararında direnme kararı veren yerel mahkeme "ay biz vazgeçtik" demek suretiyle yargılama sürecini sil baştan ele almaya karar vermiştir. işin ilginç tarafı bu duruma eski kararda direnme fikrindeki savcı bile şaşırmış ve mütaalasını "iyi madem, suçlu, hadi yargılayak bari" şeklinde vermiştir...
kanıtsız, tanıksız şekilde yargılanıp hakkında müebbet hapis istenen selek'in davasından bir gün önce bir ülkeyi 30 yıl geriye götüren darbeyi yapan bir çok insanın ölümünden, kaybolmasından, sakatlanmasından sorumlu olan insanların ellerinde kahveyle talk show'a çıkarılmışçasına ifadesini alan mahkemeyle selek'in durumunu bu şekilde yargılamayı uygun bulan mahkemenin aynı anayasa ve yasalarla işlediğine inanmak güçleşmiştir.
son karar haricindeki yargılama süreci için bakınız: http://www.pinarselek.com/
konuşmalarıyla, yaptıklarıyla, duruşuyla ve güzelliğiyle mecliste bulunmasından ötürü çok memnun olduğum insandır. şu sıralar kişisel web sitesinin kapağında cihan kırmızıgül'e destek için onunla, boynunda puşi ile çekilmiş bir fotografı bulunmaktadır. http://www.safakpavey.com/
yakın gelecekte biyoloji ve fiziksel antroploji bölümlerinde; uzak gelecekte ise paleantropoloji bölümlerinde homo kemalismus vajinismus ismiyle anılacak olan primat türüdür.
coqueteria nickli has hanım ablanın "emekli cami hocaları yardımlaşma derneği" olarak nitelendirdiği bir grup insanın türkiye'de olan bitene kafa yormaya başlaması; dahası kafalarını yoran meseleler için sokaklara dökülmesidir.** öncelikle söz konusu gürühun eşcinsel evliliği ile ilgili yasanın geçmesi için bdp ve chp'nin kıçlarını yırtmalarının bile işe yaramayacağını düşününce dertlendikleri şeyin müslüman kürt camia'nın bdp ile ilgili bağlatılarını zayıflatmak olduğu düşünülebilir. dahası bu video bir kez daha göstermiştir ki eşcinselliğin ismi türkiye'de hala "ibnelik"tir.** vidyonun devamında başka konulara da değilinilmiş olunmasına karşılık değinilmeyen konular kendilerine "insan hakları savunucusu" diyen bu taşakları topuklarına değen elemanların aslında ne kadar samimiyetsiz olduğunu göstermektedir. samimiyetsizliğin ölçüsü için elemanların "insan" kategorisine neyi alıp neyi almadıklarını bir kez daha düşünmek gerekir.
son olarak da bu vidyonun ve bu tür amcaların ellerinde bu pankartlarla sokaklarda bulunmalarının, türkiye'deki eşcinsel hareketin artık ne kadar kuvvetli olduğunu gösteren bir geribesleme olduğunu düşünüyorum. normal şartlarda "yok saydıkları bir kesimin" varlığını kabul etmiş olmaları üzerinde de bu kesim için canlarının bu denli sıkılması eşcinsel görünürlük için - eşcinselliğin bir mücadele alanı yarattığını göstermesi açısından gayet kıymetlidir.
evrensel iletişim ve bilim dili olan ingilizce'nin hakkının teslim edilmesidir. toplasan 70 milyon tarafından konuşulan bir dilin yerine 4 milyar insanın bildiği ve konuştuğu dille iletişim kurulması gerekliliği kuşku götürmez bir gerçektir. orta okuldayken tarih kitabında gördüm. bir dağın içine sıkışmış bir grup insanın köpekgillerden bir hayvanın lütfuyla o dağdan kurtulmaları*** sonra da üreyerek koskocaman orta asya'ya sığmayıp dünyanın dört bir yanına barbar olarak gitmesi, gittikleri yerlerde taş üstünde taş bırakmayan ve varolan kültürleri yok eden torunlarının biraz medenileşmesi için şarttır. devletin kurucu milletler arasında ingilizce konuşanların olmaması önemli değildir. ne de olsa devlet ne derse o olur. ingilizce konuşmayanlar hastanede tedavi edilmezlerse; askerde, okulda, karakolda...vs. aşağılanırsa seve seve ingilizce öğrenip medenileşirler zamanla ne de olsa...
ana dil başlığına yazmış olduğum "the language that a person can have; but not a state" girdisini 5 kere silen ve 4. kez bu işlemi yaparken bana nedenini "aynı entryi tekrar tekrar yollamana gerek yok aslında. türkçe meailini ilave etmen gerekecek, herkesin anlayabilmesi için" şeklinde bir açıklamayı nihayetinde lütfeden ayı sözlük yöneticisidir. kendisine "böyle bir kural olmadığını" belirtmiş olmama rağmen "böyle bir kurala gerek yok, herkesin ruhen ve beyinen bilmesi gereken birşey." diyerek beni dumura sürüklemiştir.
kurallarda herhangi bir ifadenin olmadığı sözlükte alıp başını giden seri eksileme olayına ruhunun ve beyninin ne dediğini çok merak etmekteyim.
yakın gelecekte biyoloji ve fiziksel antroploji bölümlerinde; uzak gelecekte ise paleantropoloji bölümlerinde homo kemalismus vajinismus ismiyle anılacak olan primat türüdür.
1 mayıs 2011 tarihinde gündoğdu meydanında toplu halde rastladığım teyzeler gürühudur. sayıca hayli kalabalık olmalarına rağmen birbirlerine tıpatıp benzemeriyle akılda kalmışlardır.* neyse chp deki değişim dalgalarının sonucu olarak 1 mayıs meydanlarına doluşturulan bu hanım teyzelerin ortamı pek garipsemiş olmaları gözden kaçmamıştır. bu teyzelerden birinin polis arama noktasında "evladım bizi neden arıyorsunuz, biz chp'li kadınlarız" cümlesi ve polisin bu cümleyi sikine takmadan işine devam etmesi üzerine ahretliğine destekte bulunmak isteyen sarı-kısa-fönlü saçları ve kırmızı şapkası olan bir başka teyzenin "akp'nin polisleri bunlar zaten" cümlesi bu gürühu anlamak için yetmiştir.
türkiye usulu neo-nazilerdir. nasyonel sosyalizmi savunan ne isa'ya ne musa'ya yaranamayan doğu perinçek taifesinin marifetir. chp ye kabul edilmeyen doğu perinçek'in partisinin isminden de vazgeçmeyerek kurdurduğu bu oluşum özellikle türk bayrağı ve atatürk posterlerini kullanması samimi chp'lileri etkilemiştir. kemalizm'in altı okundan "devrimcilik" okunun ve atatürk'ün söyleyip söylemediği tarihçilerce tartışmalı olan " bursa nutku"nun gazıyla toplumsal olaylar çıkarmaya pek meyillidirler. ha sözü açılmışken chp devrimcilik okunu ülkenin eğitim, bilim, teknoloji, ekonomik refahgibi etmenlerin ışığında muasır medeniyetler seviyesine çıkarılıp arkaik anadolu toplumunu dönüştürmek olarak tasavvur ediyorken işçi partisi ve tgb için bu ülkedeki azınlıkları ve kürtleri yok etmek anlamına gelmektedir.