zaman zaman başıma gelen hadise. sanırım çevresel koşullardan ziyade kendi iç meselelerimle ilgili oluyor bazen bana da. ama "her zaman söylüyorum sözlükte kimseyi zorla tutmuyoruz, kimseye "nooolur kal" demiyoruz. birileri daha iyisini yapana kadar şuan en iyisi budur yavrular. susun ve yalamaya devam edin. daha iyi bir sözlük kurucusu ortaya çıkana kadar da benimkiyle idare edeceksiniz, yada çekip gideceksiniz. net." olayın tam olarak ne olduğunu bilmemekle birlikte tarzında bir yaklaşımın bir sözlük admini tarafından düşülmüş ve dile getirilmiş olması beni çok üzdü. iyi günlerim de kötü günlerim de oldu burada paylaştığım... bu kadar...
oha falan oldum yani ! abi bu ne yahu yakında bunlar boxer giymemizi de kısıtlamaya kalkarlar diye korkuyorum.* harbiden de söyledikleri gibi durmak yok yola devam diyorlar. ha bi de yetmez ama evet diyen alkolik sanatçı kesimi vardı onların bu haber konusundaki tepkilerini de çok merak ediyorum.
özge fışkının 2007 senesinde çıkardığı kilitler albümünün klip parçası. bugün durduk yere aklıma geldi ve normalde dinlemediğim bir tarzda olsa da şarkının sözleri, müziği alıp götürüyor beni. güzel bir parça... sözleri ;
sen hiç anlamadın
saatler kurdum sana uyuyakaldın
ateşkes çoktan bitti
geçti zannettin
dur
daha yeni başladım
bıraktım
seni kopkoyu karanlığında darmaduman krallığında
her şeyi yırtıp attım koparttım kanattım
sen, geçmişi tekrar gördüğünde
ölmeyen her şey döndüğünde
hatırla neler neler yaptın da
seni bıraktım.
kalk yerinden
dolaş biraz
istersen onunla uzaklaş biraz
ama acıyla bu kez yüzleş
belki iyi gelir oturup ağla biraz
bıraktım
seni kopkoyu karanlığında darmaduman krallığında
her şeyi yırtıp attım koparttım kanattım
sen, geçmişi tekrar gördüğünde
ölmeyen her şey döndüğünde
hatırla neler neler yaptın da
seni bıraktım.
aldığım her nefesle savruldun
yok oldun
asla yıkılmaz sandığın kalen de vuruldu sonunda
sen şimdi dizlerinin üstünde istediğin kadar "üzdüm" de
hatırla neler neler yaptın da...
bıraktım...
zaman zaman konserlerinde sertab erenerin sahneye davet ettiği* ses rengi ve görüntüsü sertab erenere aşırı benzeyen, o performanslarını dinlemekten büyük keyif aldığım, fakat tarz olarak rock müziği benimsemiş hanım kızımız. 2007 senesinde çıkardığı kilitler albümünde yer alan bıraktım parçasıyla tanıdığımız, 2012 senesinde prodüktörlüğünü demir demirkan ve sertab erenerin üstlendiği ikinci stüdyo albümü olan bir avuç fotograf'ı müzikseverlerin beğenisine sunmuştur. ayrıca soyadı çok ilgimi çeker bu hanım kızımızın. keşke benim de klasik bir soyadım yerine "fışkın" olsaydı diye düşünürdüm.*
steven spielberg imzalı yetişkinler için yapılmış ve bir dönem türk televizyonlarında da gösterilmiş harika bir çizgi filmdi. freakazoid!, aslında dexter douglas isimli 16 yaşında bir çocuktur. bilgisayar oyunundan etkilenir ve oyunu açmak için kodu girmek isterken yanlışlıkla kedisi "@[=g3,8d]&fbb=-q]/hk%fg" kodunu girer ve dexter sonrasında delete tuşuna basınca internetteki tüm bilgiler beynine girer ve kendisini freakazoid! adında süper kahraman olarak bulur.
her sene bahar şenlikleri için ziyaret etmekten keyif aldığım eski okulumdu. du diyorum çünkü bu sene ötk nın yolsuzluk haberleriyle çalkalanan bahar şenliklerinin tümünü iptal etmiştir. onu bir kenara bırakırsak normalde ücretsiz olması gereken bahar şenliklerinin biletlerini sırf 50 cent ve sezen aksu geliyor diye 30 tl karşılığına mybilet aracılığıyla satışa sunması gerçekten rezaletin daniskasıydı. hayır bilet parası ödeyenler ne yapacak şimdi? onu da geçtim yas ilan edildi bahanesi altına sığınmalarına bir şey demiyorum.
sinan akçıldan ayrıldıkdan sonra ohh be kurtuldum alın bu da size yaz hediyesi diyerek ya ya ya ya adlı singleını piyasaya sürmüş, doğru ellerde* muhteşem işlere imza atabilen 90lardan sonra çıkan en iyi isimlerden birisi.
kendisini gördüğüm ilk yerde "yerler seni kıııız yumurta gibi çocuk ,sakalını bıyığını* kesip kolye yapıp gerdanıma takarım biliyon mu? ablan sana kurban olsun... gel!" diyeceğim yazarcan. kendisini çok özlediğimi fark ettim samsun zirvesi günlerimiz ne güzeldi yaw. keşke bi daha zirve olsa da aynı ekip yine toplansak kuzum. yapsan yapsan sen yaparsın bunu organizasyon yeteneği fazlasıyla gelişmiş yakışıklı ayucan.
yavru kuşum benim zirve için istanbul'a gelmesi için o kadar dil döktüm ki, geldi ama zirveye katılmadı. olsun gelmeden önceki depresif halini istanbulda boğaza karşı kahve içtiğimiz çay bahçesinde bıraktın ya. o meşhur kahkalarını tekrar duydum ya dünyalar benim oldu yavru kuşum benim. iyi ki gelmişsin seni görmek bende ciddi bir enerji patlaması yapıyor. gündemde değilsin diye duydum bebeğim ama scherzonun da dediği gibi ve sol framede adına girilen şimdilik 5 entry ile gündemin ta kendisisin.
ah sözlük! nasıl bir duygu bu gitmesinin üzerinden 8 ay geçmiş birisini hala her gördüğümde dizlerimin titremesi, boğazımın düğümlenmesi... aşk olmadığına eminim, ama sanırım çok yoğun bir sevgi besliyorum ona karşı. sabah ankara'da olduğunu haber verdi. şu an yanında olamadığım için deli oluyorum.
yeni bir suni gündem tartışmasıdır efendim. reyhanlıdaki olayları gündemden indirmek için yapılan tartışmalara zemin hazırlamak üzere düzenlenen yasa tasarısı. bakalım ne kadar süre gündemi meşgul edecek bu haber.
ayı sözlüğü keşfetmemin üzerinden birkaç gün geçmişti ilk mesajı attığımda. sanrım bir aşkın nur yengi şarkısı hakkında bir entryni görmüştüm o gece. bazı şeyleri yeni yeni keşfetmeye başladığım dönemde müzik zevkimin aynı olduğu birisiyle karşılaştığıma çok sevinmiştim. 11/02/2012 tarihinde sözlükten gönderdiğim iyi akşamlar mesajıma yanıtın sayesinde konuştuk ilk kez. aklıma geliyor şimdi o günler ne kadar çok şey yaşamışız ikimiz de o günden sonra değil mi? sonra herkesin kendi dünya telaşı girdi araya ve uzun süre görüşemedik ayı sözlük doğumgünü zirvesinde ilk kez yüz yüze karşılaştık ama fazla görüşemedik orada da. ve çok uzun zaman geçti aradan... fasıl zirvesine birkaç gün kala sözlükten gelen bir mesaj ne kadar sevindim görünce eski bir dosttan bir mesaj... sonra zirve gecesi ve ertesi gün ikimiz de çok yorulmuşuz yaşadığımız şeylerden uzun uzun, dolu dolu 2 gün geçirdik ve bu iki gün sonunda ömrümün sonuna kadar yanımda olacak bir dost kazandığımı fark ettim... yaşadıklarımız bizi ne kadar farklı yerlere götürmüş olsa da tekrar karşılaştığımız için, beni dinlediğin, kahrımı çektiğin, samimiyetin ve her şeyden önemlisi dostluğun için çok teşekkür ederim... iyki tanımışım seni...
tek bir kelime söyleyeceğim senin için karpuzcuuuu : annenlere söyle seni evlat edinmek ve elmyra* misali sevmek istiyorum... ya bi insan bu kadar mı içi dışı bir ve masum olur. burada yazdıkları ve gerçek karakteri arasında dağlar kadar fark var. al bunu koy eve saatlerce bak, mıncıkla, sev... bu kadar olur bunları yazarken bile ağzımın suları akıyor... yerim seni ben yerim yerim yerim...* en kısa zamanda üniversiteyi kazanıp ankaraya yerleşmeni 4 gözle bekliyorum. gel sen ankaraya gel sana bir kamyon dolusu karpuz alacağım ben...
ayı sözlük birinci yazarlar zirvesinin hemen sonrasında yaptığımız konuşma esnasında ayı sözlük birinci istanbul fasıl zirvesi gibi muhteşem bir organizasyon fikri olduğunu paylaşmıştı benimle iyi ki de böyle bir şey gelmiş aklına. hiç düşünmeden bu sıcak kanlı insanla tekrar görüşme fırsatı olacağı için hemen oracıkta geliyorum, dedim kendisine. tanışmamızın üzerinden kısa bir süre geçmiş olmasına rağmen o kadar güzel bir diyaloğumuz var ki seninle inan yanımda kendimi sanki ailemden birisi var gibi rahat ve huzurlu hissediyorum. nihayet zirve sayesinde hayat arkadaşıyla da tanışma fırsatımız oldu. birbirine yakışan bir çift. yaptığın her şey için ve dostluğun için çok teşekkürler.
fasıl gecesi eve dönmeden yakalayabildiğim ve orada görmekten çok mutlu olduğum yazarcan.* tüm karizmasıyla yine ortalığı yıkıp geçmiştir. bir sonraki gelişimde söz veriyorum ayık kafayla uzun uzun muhabbet edeceğiz. her şey için çok teşekkürler.
2007 yılbaşında bir muhabirin canlı yayında * sarf ettiği şok eden ve kahkaha tufanına sebep olan gafıdır. sözlükte 180 küsür başlık gördüğümüzde bir sevinç içerisinde de söylenebilitesi vardır.
ankara'da yaşayan yazarlara selam olsun 13 nisan 2019 tarihinde saat 15:00 - 16:00 civarında kızılayda birkaç eski yazar arkadaşlarla toplanıp sohbet edeceğiz ve eski günleri yad edeceğiz katılmak isteyen ve mekan önerisi olan yazarlar desteğinizi bekliyorum...
bu klişeyi yapmak istiyorum, belki bir gram farkındalık oluşur. eskiden çok güzel yazan insanlar vardı burda yazdıklarını okurken keyif aldığım okudukça öğrendiğim epey değerli insanlar.. eskiden dediğim 2-3 yıl öncesine kadar belki, daha sonra genç yazar arkadaşlar geldi kendi heyecanlarını acemiliklerini buraya yansıttılar(insan özenmiyor değil)
fakat yine de hiçbir şekilde eskilerin yerini tutmadı. birileri sinirlenecek belki beğenmiyorsan siktir git de diyebilirler yine de eski bir alışkanlık var. ara sıra bakmaktan hep keyif alıyorum buraya..
yaşadığım şehir.
son beş yılda çok yara aldı bu gri şehir.
peş peşe patlayan bombalardan yaka silkti. yüksel caddesinde, güvenpark'ta polisin saldırganlığından illallah etti. gezi parkı zamanında gaz bombaları ile darbe yedi, sisin pusun altına gömüldü.
yine de bozmadı düzenini.
trafik yine aynı saatlerde kilitlenmeye devam etti,
insanlar yine tandoğan'dan kızılay'a yürümeyi tercih etti.
ve ben, ne olursa olursun cuma akşamları kızılay'da bir kafede oturup kahve içmeyi ve ankara'nın kalbini izlemekten vazgeçmedim.
(bkz:kurşuni renkler) babam gelir aklıma hep. (bkz:fikrimin ince gülü) babam hastayken bu şarkıyı televizyonda gördüğünde ağlamıştı. bi hastalığın bi insanı nasıl çaresiz hale getirdiğini gördüm. içim parçalandı. belki de yaşadığı yılları, geçmişte yaptıklarını, yapmak isteyip yapamadıklarını düşündü. bu iki şarkıyı duyunca içim gidiyo. gözlerim yaşarıyor. kendimi bi garip hissediyorum.
(bkz:we found love) üsteki kadar beni etkilemesi imkansız olsa da bunu duyunca da italyanın teki geliyor hala aklıma. bi adam 1 haftada nasıl bu kadar derine kazınır anlamam.
2 bölümünü de izlediğim dizi. televizyondan olsa hayatta izlemem. türk dizisini televizyonda izleyen arkadaşlara da helal olsun diyorum. 3 saat boyunca imkanı yok oturamam bi dizi için. youtubeda açıyorum, saçma sapan yerlerini geçerek 1 saatte bitiriyorum. yabancı dizi tadında izlemek bu olsa gerek.
neyse gelelim dizinin konusu ve oyuncularına.
gayet kaliteli bi ekip var görünürde. tek tek anlatacak olursak ( of be ne yazasım varmış ha)
(bkz:gökçe bahadır) : (oya) benim taaaa hayat bilgisi zamanından sevdiğim oyuncudur kendisi. insanlar o dizide barbie denen kızı severken ben hep törpü törpü derdim. oyunculuk olarak gerçekten çok beğeniyorum ama o da benim yaşlarda olduğunu belli etmiş. ne kadar makyaj olsa da kırışıklıklar belli oluyor. sorun yok gayet güzel bir kadın, iyi bir oyuncudur.
(bkz:bade işçil): karşımıza pelin olarak çıkan sarışın güzelimiz. ezelde şebnem olarak izlemiştim. ben nedense bu hatuna kısa saçı daha çok yakıştıranlardanım. gayet güzel oynamaktadır.
(bkz:aslıhan gürbüz): merve karakterine hayat veren bu hanımefendi dizinin yılanı, pelinin en yakın arkadaşıdır. uzak durulması gereken psikopat hatun profili. serhanı nasıl kafeslemiş benim için bi muamma. gerçek hayatta serhan gibi bi karakterin böyle bir kadınla evlenmesinin imkanı yok.
(bkz:tülin özen) şirin arzu karakteri. ben bu kadına meryemce zamanı hastaydım. mehmet günsüre mustafam deyişleri kulaklarımda çınlardı. nasıl naif, güzel ve tatlı bi kadınsa artık, heteroseksüel bi ilişkiye resmen gıpta etmiştim. yeniden bi dizide görmek fazlasıyla mutlu etti beni.
şimdi bu kadınlar çok iyi arkadaşlar lisede. pelin ve merve aşırı kıskanç tipler ve oyayı kıskanıyolar. 96 yazında pis bi iftirayla hem oyanın hem edip öğretmenin başını yakıyolar. 20 yıl sonra filan oya büyüdüğü mahalleye geri dönüyor ve olaylar olaylar.
biraz geriden gelsem de zirvenin anahtardan sonra 2. ağır topu olarak benim de zirve ile ilgili yorumlarımı yazmadan geçeceğimi düşünmediniz herhalde...
öncelikle zirvenin organizasyonunu sağlayan sevgili hazineciye çok teşekkür ederim uzun zamandır böyle keyifli bir zirveye katılmamıştım çok iyi geldi.
mekana kadim dostum anahtarla birlikte buluşup geldik, mekanın üst katına çıktığımızda bir portatif yazı tahtasında birşeyler anlatan birisi ve dinleyen bir grup gördük ilk olarak doğal olarak biraz şaşırdık zirveler artık sunum tarzı mı yapılıyor diye birbirimize anlamsız bir bakış attıktan sonra en köşedeki masada oturan eski bir tanıdığı*aknarazı gördüm selamlaşmak için yanına gittiğimde kendisinin de sözlükte yazdığını ve zirve için geldiğini öğrendiğimde kısa süreli bir şaşkınlık* yaşadıktan sonra masaya oturup sohbete başladık. kısa bir süre sonra çekingen bir tavırla masaya * yaklaştı ve daha önceki zirveye ilk katılımdaki çekingenliği bildiğimden "evet düşündüğün kişiler biziz dedik ve sohbete devam ettik. daha sonra senseisplinter ve pena da aramıza katıldı* ve çok keyifli, vaktin nasıl geçtiğini anlamadığımız bir zirve daha geçti. katılan herkese çok teşekkür ederim, keyifli ve mutlaka en kısa sürede tekrarlamamız gereken bir akşam oldu...
en sevdiğim eurovision parçalarındandır, nilüfer de albümünde yorumlamıştır bu şarkıyı,
sözleri ;
kaç gündür hasretinle alevlenirken düşünceler
ben çılgın ben yine gözlerinin hapsindeyim
kaç gündür hasretinle alevlenirken düşünceler
ben çılgın ben yine gözlerinin hapsindeyim
ellerim yüzümde, susmuş dudaklarım
isyanlarda gönlüm, zaman gardiyandir
ah... ben yine gözlerinin hapsindeyim
aman vermez hasretin, ay ay ay...
ay la la la la... la la la la... içimde martılar
ay la la la la... la la la... sen gözyaşlarımdasın
kaç gündür hasretinle alevlenirken düşünceler
ben çılgın ben yine gözlerinin hapsindeyim
ellerim yüzümde, susmuş dudaklarım
isyanlarda gönlüm, zaman gardiyandır
ah... ben yine gözlerinin hapsindeyim
aman vermez hasretin, ay ay ay...
ay la la la la... la la la la... içimde martılar
ay la la la la... la la la... sen gözyaşlarımdasın
ay la la la la... la la la la... akşam firarları
ay la la la la... la la la... sen gözyaşlarımdasın
sinema yazarları derneği (siyad), 2017 yılı türkiye sineması ödüllerinde “en iyi yardımcı kadın oyuncu” ödülüne layık görülmüştür biblom benim. ödülün anons edildiğindeki sevinci görülmeye değer. lgbt görünürlüğü adına verdiği mücadelede kazandığı bu ödül çok önemli bence. tebrikler biblom...
19. bölümde tülayın selahattin çakaler'e söylemesi için yaptığı şu benzetmelerle beni benden alan yalan dünya karakteri.
- sen insanı silikon askısı kopan sutyen gibi yarı yolda bırakan bir tipsin de...
- sen adeta yaz başı beyaz bıngıl vücuda bikini denediğimde yaşadığım hayel kırıklığı, ümitsizliksin de...
- basen genişleyince small beden külotun yanlarda bıraktığı iz gibi sadece bende geçici bir iz bıraktın de...
- selülit gibisin, senden kurtulmak istiyorum de...
zaman zaman başıma gelen hadise. sanırım çevresel koşullardan ziyade kendi iç meselelerimle ilgili oluyor bazen bana da. ama "her zaman söylüyorum sözlükte kimseyi zorla tutmuyoruz, kimseye "nooolur kal" demiyoruz. birileri daha iyisini yapana kadar şuan en iyisi budur yavrular. susun ve yalamaya devam edin. daha iyi bir sözlük kurucusu ortaya çıkana kadar da benimkiyle idare edeceksiniz, yada çekip gideceksiniz. net." olayın tam olarak ne olduğunu bilmemekle birlikte tarzında bir yaklaşımın bir sözlük admini tarafından düşülmüş ve dile getirilmiş olması beni çok üzdü. iyi günlerim de kötü günlerim de oldu burada paylaştığım... bu kadar...
zirveye giderken kafamda bir ton soru işareti olmasını sağlayan ve içten içe korkutan yazar. acaba gerçek hayatta da mesajlarda olduğu gibi anlaması zor cümleler kurup beynimi yakmaya çalışacak mı diye derin düşüncelere dalmış olsam da garson çağırır gibi işaretler yapıp beni masasına davet eden ve sonra da zirve sonunda ayrılana kadar yalnız bırakmayan yazarcan. bayağı uzun ve derin mevzularda uzun uzun sohbet ettiğimiz* aynı okulun aynı mekanlarında çok özel anılarımızı paylaştığımız ve zirve haricinde de sık sık görüşeceğimizin sinyallerini verdiğimiz keyifli, zeki, hazırcevap ve espirili adam. böyle bir zirve organize edip yüksek katılım sağlamak için çabaladığın ve bu kadar güzel ev sahipliği yaptığın için ayrıca teşekkürler... tanıştığıma çok memnun oldum...