bulaşanın hiv virüsü olduğu, aids(bkz: acquired immune deficiency syndrome) in virüs sebebi ile hastalığın ilerideki bir evresi olduğunun karıştırılması.
reese witherspoon hayranı biri olarak bir iki günde bitirdiğim mini dizi. 4 golden globe ve 8 emmy ödülü kazanmış* ufak tefek cinayetler için çakması denildi ama konu olarak tamamen farklı. sadece big little lies daki karakterlerden esinlenilerek bizdeki karakterler oluşturulmuş. zaten bir yapımın kaliteli olması için kısa tutulması en iyisi ama ikinici sezon sinyalleri verilmeye başlanmış.
hayatıma şu güzellikteki bir şarkıyı sokmuş dizidir ayrıca.
1961 yapımı başrollerini audrey hepburn ve george peppard ın paylaştığı romantik filmdir. öyle bir film ki gerçekten diyalogları, karakterlerin kendilerini ve yalnızlıklarını, platonik aşklarını ifade edişleriyle mükemmeldir. holly'nin tarzı ve gözlüklerine hayran kalırsınız. ve filmdeki en başarılı oyunculardan birisi de holly'nin isimsiz kedisidir. 2 defa da ödül almıştır bu kedicik. yani neresinden bakarsanız bakın sizi mest edecek, yüzünüzü güldürecek bir film. yeri çok çok ayrı çok özeldir. moon river şarkısını nerde duysam yere çöker ağlarım.
ilk entryi editledim ama yine de belirtelim istedim. buluşma yeri ve saatini netleştirdik. buluşma noktasında toplandıktan sonra yeme içme durumun göre mekan seçeceğiz. lokasyonumuzu da sürekli belirtiyor olacağız.
iğrenç kadın. vasıfsız işlevsiz haliyle hapishaneden canlı röportaj falan yapılcakmış. bu kadar da fırsata cevrilemezdi her şey. iyi reklam yaptı iyi piyasa yaptı. herkes de unutmuştu seren serengil diye birinin varlığını. utanmadan bir de 2017 de en cok ben konusuldum magazinde vs haberleri paylaşıyor. neyinle konuşuldun acaba?
elbette ki daha farklı olurdu her şey. bu çevreye daha önceden dahil olur bir sürü farklı şey yaşardım belki. ama hayatımızda her şeyin bir sebebi var. bizim için doğru olan zamanda buraya dahil olduk. o an olması gerektiği gibi yaşadık. 2 yıldır bazı konularda farkındalığım daha da arttı. biraz güç verdi elbette burada olmak. kendim gibi insanlarla tanışmak bişeyler paylaşmak hepsi çok güzel. hayatım değişti sözlük ve sözlüğün getirdiği güzellikler sayesinde. ama keşkelerle yaşayamayız. o yüzden en doğru zamanda burda olduğuma inanıyorum.
tlc de gösterilen ve orjinal ismi 'my 600 lb life' olan program. amerikan ölçü birimlerinin farklı olmasından dolayı 600 falan yazınca insanda bir şok etkisi bırakmıyor değil ilk başta. ama hastalar yine 300+ küsür kilolarda. ayrıca dr. now gibi tatlı bir adamı da bize tanıştıran program.
öyle bir psikoloji içine giriyorsunuz ki tam kaçamak yapacak ya da fast food yiyecekken bir köşeden hemen dr. nowzaradan çıkıp 'bu şekilde olmaz git 25 kilo vermeni istiyorum' diyecek gibi hissediyorsunuz.
ayrıca ilk iki sezondan sonra aşırı kilo veren kişilerin 2. evrede deri toplattırma ameliyatlarını izlediğimiz devam serisi 'my 600 lb life: where are they now' programı da mevcut.
m.ö. 400 lü yıllarda kurulmuş ürdün'de yer alan antik kent. kent derin bir kayalık vadinin içinde kayaların arasında inşa edildiği için yıllarca savaşlardan ve işgallerden kolayca korunmuş durumda. inanılmaz mistik bir havası var ayrıca. unesco'nun dünya kültür mirası listesinde olan antik kent ayrıca 2007 yılında dünyanın 7 harikası arasına girmiş.
küçüklüğümde çok merak ettiğim şehirlerden biri. böyle ülkeleri tek tek anlatan ansiklopedilerimiz vardı. her ülkenin güzel resimlerinin olduğu. şimdi kalmış mıdır ayakta mıdır hiçbir fikrim yok ama çok güzel saraylar mabetler vardı bu şehirde. bütün orta doğu aynı sona doğru giderken yok olmadan görmek istediğim bir başka yer ise (bkz: petra antik kenti)
sütlü tatlılara bayılan birisi olarak en favorim. hele ki annennem yaptıysa günlerce yerim yerim dururum. içine cok az biberiye yaprağı da eklenmişse pişirilirken böyle bir lezzet şöleni olamaz. bol bol tarçın dökün üstüne sevgili sözlük. afiyet olsun.
bazı şeylerin özel ve güzel olduğuna inanmıştım. her şeyin düzelebileceğine inancım tamken, elimden gelen her şeyi yapmama rağmen olmadı. o kadar kırgınım ki. hayatımda hep yalnız olduğumu düşünmüştüm, uzun bir süre karşı çıktım, direndim ama zamanla o kadar bağlanmışım ki bu düşünceye, kötü günlerimi yalnız geçireceğimi hiç düşünmüyordum. artık çabalayamıyorum bile. kendimi böyle savunmasız bıraktığım için o kadar kızgınım ki.
ben artık bir köşede gizli gizli gözyaşı döküp mutsuz olmak istemiyorum sözlük.
yalnız isek kendimiz seçmişizdir. yalnız olmamız ve kendi yolumuzu yürümemiz, yolun sonunda da kendimizi tamamlamamız gerektiği için yalnızız. su akar yolunu bulur. tek başına tamamlanamayan diğer yarısını tamamlayacak olanları bulur.
vücut tarafından yoğun strese karşı verilen bir savaş olan bu sendrom, kalp krizine benzer bulgulara sahiptir. 1990 yılında japon hiraru sato tarafından keşfedilmiştir. tıptaki diğer adı (bkz:apikal balon sendromu) dur.
kişinin sürekli olarak kendini bitkin ve mutsuz hissetmesi, dinlenmekle bile kendini iyi hissedememesi gibi sorunlarla ortaya çıkan bir durumdur. (bkz: bağışıklık sistemi) önemlidir.
sözlükteki naftalin beyinli yazarlarımızın artık yazmamaları gerekiyor. sözlüğün eski zamanların beri yazan bu yapışkan insanlar bir sülük gibi sözlüğün kanını emiyor. yeni olan her yazara düşmanlık besleyip sözlükte gergin bir hava yaratıyorlar.
lütfen bi salın artık. gençlerin önünü açın. sizin vaktiniz geçti.
akıllara özlem tekin ablamızın "aşk her şeyi affeder mi?" şarkısını getiren başlık olmuştur. aldatmanın altında yatan sebepler de gözden geçirilmeli misal bağlanmaktan kaçmak gibi skdkdh. neyse şarkı sözümüzü iliştirelim.
çok üzgünüm istemeden
seni dün gece aldattım
kim olduğu mühim değil
sana bağlanmaktan kaçtım
çok üzgünüm istemeden
bir bakışa aldandım
inan bana bütün sabah
pişmanlıktan ağladım
aşk herşeyi affeder mi
dersin zamanla geçer mi
güzel günlerin hatrına
aşk herseyi affeder mi.
ilk olarak boşluk bırakmadan, gözü yoran uzun destanlar yazarsanız kimsenin okuyası gelmez zaten. bunun kitap okumakla alakası yok bence.
herkesin kitap okuma şekli farklı olabilir. evet bir kitabı eline alıp sayfaları çevirerek okuması hoş bir duygu ancak artık teknolojinin pik yaptıgı bir çağdayız. kindle veya tablet gibi cihazlarda milyonlarca e-booka ulaşılabiliyor.
son zamanlarda çıkan "dostoyevski okumayan insanla konuşmak" yok "hegel'i bilmeyen insanla sevgili olmak" gibi türeyen başlıklardan gına geldi. belki o adam senin hakkında bir kelime edemeyeceğin bir konu üzerinde master yapacak kadar bilgili. belki her gün atom fiziğiyle ilgili makaleler okuyor.
kendi standartlarına uymayan insanlara "cahil" demek de yeni moda oldu sanırım. genelleme yapıp insanları bu genelleme havuzunda yargılamadan önce çok kitap okuyarak geliştirdiğiniz beyninizi kullanıp bir düşünün bence.
an itibari ile ysk denen sözde kurumun kararı ile gerçekleşen olaydır. millet iradesinin ve demokrasinin yok sayıldığı, onlarca insanın aptal yerine konulduğu korkunç bir olay.
gelecekte utançla hatırlanacak bu karar için, cb ve akp sokakta mız mızlanan bir çocuk gibi yenilgiyi kabul etmemiş, "tek adam rejimi" nin gücünü kullanarak seçimleri iptal ettirmiştir.
artık gerçekten hiçbir şeye inancım kalmadı. lanet olsun böyle işe ya. günlerce ysk merkezlerinde çuvalların üzerinde oylar çalınmasın, bir şey olmasın diye uyuyan insanların emekleri her şey bir anda yok oldu. sırf hırs için. hırsınızda boğulursunuz inşallah.
herkes hayal kurar, kurduğu hayallerde yaşar ama bazılarımız bunun ayarını fazla kaçırıyoruz. "her şey güzel olacak, mutlu olacağız" falan diye kendimizi kandırıyoruz.
kirlenmiş insanların, duygusuz ve kalpsiz silüetlerinden kaçıp kendi kabuklarımıza sıkışıyoruz. kabuğun içinde işliyoruz kendimizi ilmek ilmek. bir gün o kabuğu kırıp, kanatlarımızı açıp özgürlüğe ve mutluluğa uçacağımıza inanıyoruz. ama bilmiyoruz ki o kabuk çok kalın, kırılması çok zor.
bugün de güzel hayaller kurduk. kendimize sözler verdik "onlar gibi olmayacağız!" diye. gerçek olur olmaz bilemeyiz ama ümidimizi kaybetmeyelim yeter.
yeni tanışılan entelektüel kişi ile popüler kültür üzerine başlayan hararetli bir konuşma esnasında üzerine tartışılabilecek bir konudur. sonuçta bu dünyada oscillation hareketini yapan tek şey foucault sarkacı değildir. başka pendulumlar da vardır.
anoreksik vücudu ve küçük memeleri ile 2013 yılına damga vuran miley cyrus 24 saatte 19 milyon izlenme ile göğüslediği youtube rekorunu sonrasında 19.6 milyonla nicki minaj anaconda'ya kaptırmıştır. çıplak bir şekilde sallandığı yıkım topu şarkısını şimdilerde tekrar barıştığı eski nişanlısı chris hemsworth için yazmıştı.
sohbet iki tarafında inşaat alanında balyozları yalaması ile son bulur.
an itibari ile ysk denen sözde kurumun kararı ile gerçekleşen olaydır. millet iradesinin ve demokrasinin yok sayıldığı, onlarca insanın aptal yerine konulduğu korkunç bir olay.
gelecekte utançla hatırlanacak bu karar için, cb ve akp sokakta mız mızlanan bir çocuk gibi yenilgiyi kabul etmemiş, "tek adam rejimi" nin gücünü kullanarak seçimleri iptal ettirmiştir.
artık gerçekten hiçbir şeye inancım kalmadı. lanet olsun böyle işe ya. günlerce ysk merkezlerinde çuvalların üzerinde oylar çalınmasın, bir şey olmasın diye uyuyan insanların emekleri her şey bir anda yok oldu. sırf hırs için. hırsınızda boğulursunuz inşallah.
bomboş kıro bir adam. bir içerik de üretebildiği yok. iki gözü renkli diye ergenleri düşürüyor işte. "yeteneksizlik is the new trend" akımının öncüsü olabilir bu şahıs o derece boş.
yalnız yaşayan herhangi bir insanla bir gayin hiçbir farkı yoktur. o yüzden yalnız yaşayan gay başlığını protesto ederek buraya yazıyorum.
şuan ki şartlarımla yapamadığım ama bir gün yapacağıma inandığım eylem. kendi başına yaşamak. sadece sana ait bir yer. çok güzel olsa gerek. yalnızlık çoğu zaman sevdiğim bir şey değil ama bir evi paylaşması da çoğu zaman zor.
kendi evimin içinde kendi mutluluklarımı yaratacağım günler umarım bir an önce gelir. şuraya yalnız yaşamakla ilgili şu güzel illüstrasyonları bırakıyorum
allah kimseyi aç gezerken, evine et süt alamazken suriyelileri savunacak kadar rezil bir konuma düşürmesin. yazık.
edit: hiç bir zaman giremeyeceğimiz ab'ye yaranmak için suriyelileri kendi ülkemizde tutmak da ayrı bir rezillik. "omo poroyo ab veroyo" amk babasının hayrına vermiyor heralde. suriyelilerin pislikleri kendilerine bulaşmasın diye veriyor.
edit 2: bazı yazarlarımızın (bkz: pollyannacılık) oynamayı çok sevdiğini gösteren başlık.