jelibon kadar aromalı kıvamlı olmayan ancak bazen ciddi ciddi aşerdiğim tatlı yumuşak pastel renklerde olan şekerleme. bazen paket paket alıyorum. bunla yapılan cok güzel tatlılar var ayrıca. pofuduk pofuduk bişe. küçükken amerikan filmlerinde çizgi filmlerde falan kamp ateşine çubuk ve sopaların ucunda olan şeylerin marshmallow olduğunu öğrenene kadar baya zaman geçmişti. ben onları hep kuyruk yağı sanıyordum. neden kampta akşam muhabbetinde kuyruk yağı yesinler ki halbuki. bu da böyle bir kezbanlık işte
çocukluğumuzun en entellektüel oyunu. bu oyunla cidden bişeyler kanıtlama yarışına falan girerdik. boş derslerin vazgeçilmez oyunudur. suan günümüzdeki jenga tabu monopoly gibi kutu oyunlarının olmadığı zamanlar çok popülerdi.
hayvanlarda üreyen ama insanlarla da beslenen bir hayvanmış. kan emermiş. tercihen kedi köpek, bu hayvanları bulamadığında insanlara gelirmiş. bugün bir tanesiyle yakın temasta bulundum. hatır hutur kaşınıyorum kaç saattir. komik bir veteriner macerasının ardından kedimiz ve biz az da olsa rahatladık ancak macera bir süre daha devam edecek gibi duruyor. cidden pire için yorgan falan yakılacak sanırım*
içimden gecenlere duygularima tercüman olmus basliktir. zira yapim geregi buyuk adilmar atip cok hizli yuruyen bir insanim. hayir salina salina sülüne sülüne ohhh bi yuruyor adamlar gormeniz lazim. hadi yuruyorsun kenardan git be kardesim. hani oyle bir ivmeyle gidiyorum ki duramayip carpiyorum bile bazen. neyse nefret ettigim insan tiplerindendir.
fransızca 'geçit' anlamına gelen ve türkçeye direk geçmiş bir diğer sözcük. yürüyerek yapılan geçme töreni vs. yani sadece moda ile alakalı olmak zorunda değil.
fransızca 'agité' olan kelimenin türkçe halidir. aslında ajite etmek olarak türkçede kullanılır. ama yerinde duramayan, heyecanlı demektir. biraz anlam kayması yaşamış bir kelime sanırım.
bende bu aralar çok fazla dozda olan enerjimsi şey. herşey geçen gün güzel yüzlü bir arkadaşımızın yüzünde sigara sönmesiyle başladı. gözüme o kadar güzel görünürse olacağı o yani* sonra olaylar gelişti. normalde o kadar nazar değdiren bir insan değilim.
bugün ise pek sevmediğim termodinamik hocamızın ne kadar güzel giyindiğinin gözüme çarpması ile içimden 'ay pançosu da ne kadar güzelmiş' dememe kalmadan o pançonun yakasındaki tek büyük düğmesinin fırlayıp sınıfta duvarlara tahtalara çarpa çarpa gözden kaybolması ile devam etti olaylar. tam da ya cidden kenafir gözlü falan da değilim derken eve giden olayla tüy diktim üstüne. yanımdan geçen motorsikletli abilerimiz akrobatik hareketler yaparak motorsikletin önünü kaldırmak gibi bir gaflette bulundular. tam da ben 'ne kadar eğlenceli ama keşke bende biriyle öyle motorsikleti şaha kaldırıp aksiyon yaşasam' dememe kalmadan adamların biri bir yana diğeri bir yana motor bir yana fırladı. adamlar yerden zar zor kalkıp noldu lan falan derken ben ordan hızla uzaklaşıyordum.
yani diyeceğim o ki bu aralar benle takılanlarınız bi kıçınızı falan kaşıyın bi felak nas okuyun. yoksa valla kötü niyetimden değil. seviyorum sizi.
bazı şeylerin özel ve güzel olduğuna inanmıştım. her şeyin düzelebileceğine inancım tamken, elimden gelen her şeyi yapmama rağmen olmadı. o kadar kırgınım ki. hayatımda hep yalnız olduğumu düşünmüştüm, uzun bir süre karşı çıktım, direndim ama zamanla o kadar bağlanmışım ki bu düşünceye, kötü günlerimi yalnız geçireceğimi hiç düşünmüyordum. artık çabalayamıyorum bile. kendimi böyle savunmasız bıraktığım için o kadar kızgınım ki.
ben artık bir köşede gizli gizli gözyaşı döküp mutsuz olmak istemiyorum sözlük.
yalnız isek kendimiz seçmişizdir. yalnız olmamız ve kendi yolumuzu yürümemiz, yolun sonunda da kendimizi tamamlamamız gerektiği için yalnızız. su akar yolunu bulur. tek başına tamamlanamayan diğer yarısını tamamlayacak olanları bulur.
vücut tarafından yoğun strese karşı verilen bir savaş olan bu sendrom, kalp krizine benzer bulgulara sahiptir. 1990 yılında japon hiraru sato tarafından keşfedilmiştir. tıptaki diğer adı (bkz:apikal balon sendromu) dur.
kişinin sürekli olarak kendini bitkin ve mutsuz hissetmesi, dinlenmekle bile kendini iyi hissedememesi gibi sorunlarla ortaya çıkan bir durumdur. (bkz: bağışıklık sistemi) önemlidir.
sözlükteki naftalin beyinli yazarlarımızın artık yazmamaları gerekiyor. sözlüğün eski zamanların beri yazan bu yapışkan insanlar bir sülük gibi sözlüğün kanını emiyor. yeni olan her yazara düşmanlık besleyip sözlükte gergin bir hava yaratıyorlar.
lütfen bi salın artık. gençlerin önünü açın. sizin vaktiniz geçti.
akıllara özlem tekin ablamızın "aşk her şeyi affeder mi?" şarkısını getiren başlık olmuştur. aldatmanın altında yatan sebepler de gözden geçirilmeli misal bağlanmaktan kaçmak gibi skdkdh. neyse şarkı sözümüzü iliştirelim.
çok üzgünüm istemeden
seni dün gece aldattım
kim olduğu mühim değil
sana bağlanmaktan kaçtım
çok üzgünüm istemeden
bir bakışa aldandım
inan bana bütün sabah
pişmanlıktan ağladım
aşk herşeyi affeder mi
dersin zamanla geçer mi
güzel günlerin hatrına
aşk herseyi affeder mi.
ilk olarak boşluk bırakmadan, gözü yoran uzun destanlar yazarsanız kimsenin okuyası gelmez zaten. bunun kitap okumakla alakası yok bence.
herkesin kitap okuma şekli farklı olabilir. evet bir kitabı eline alıp sayfaları çevirerek okuması hoş bir duygu ancak artık teknolojinin pik yaptıgı bir çağdayız. kindle veya tablet gibi cihazlarda milyonlarca e-booka ulaşılabiliyor.
son zamanlarda çıkan "dostoyevski okumayan insanla konuşmak" yok "hegel'i bilmeyen insanla sevgili olmak" gibi türeyen başlıklardan gına geldi. belki o adam senin hakkında bir kelime edemeyeceğin bir konu üzerinde master yapacak kadar bilgili. belki her gün atom fiziğiyle ilgili makaleler okuyor.
kendi standartlarına uymayan insanlara "cahil" demek de yeni moda oldu sanırım. genelleme yapıp insanları bu genelleme havuzunda yargılamadan önce çok kitap okuyarak geliştirdiğiniz beyninizi kullanıp bir düşünün bence.
an itibari ile ysk denen sözde kurumun kararı ile gerçekleşen olaydır. millet iradesinin ve demokrasinin yok sayıldığı, onlarca insanın aptal yerine konulduğu korkunç bir olay.
gelecekte utançla hatırlanacak bu karar için, cb ve akp sokakta mız mızlanan bir çocuk gibi yenilgiyi kabul etmemiş, "tek adam rejimi" nin gücünü kullanarak seçimleri iptal ettirmiştir.
artık gerçekten hiçbir şeye inancım kalmadı. lanet olsun böyle işe ya. günlerce ysk merkezlerinde çuvalların üzerinde oylar çalınmasın, bir şey olmasın diye uyuyan insanların emekleri her şey bir anda yok oldu. sırf hırs için. hırsınızda boğulursunuz inşallah.
herkes hayal kurar, kurduğu hayallerde yaşar ama bazılarımız bunun ayarını fazla kaçırıyoruz. "her şey güzel olacak, mutlu olacağız" falan diye kendimizi kandırıyoruz.
kirlenmiş insanların, duygusuz ve kalpsiz silüetlerinden kaçıp kendi kabuklarımıza sıkışıyoruz. kabuğun içinde işliyoruz kendimizi ilmek ilmek. bir gün o kabuğu kırıp, kanatlarımızı açıp özgürlüğe ve mutluluğa uçacağımıza inanıyoruz. ama bilmiyoruz ki o kabuk çok kalın, kırılması çok zor.
bugün de güzel hayaller kurduk. kendimize sözler verdik "onlar gibi olmayacağız!" diye. gerçek olur olmaz bilemeyiz ama ümidimizi kaybetmeyelim yeter.
yeni tanışılan entelektüel kişi ile popüler kültür üzerine başlayan hararetli bir konuşma esnasında üzerine tartışılabilecek bir konudur. sonuçta bu dünyada oscillation hareketini yapan tek şey foucault sarkacı değildir. başka pendulumlar da vardır.
anoreksik vücudu ve küçük memeleri ile 2013 yılına damga vuran miley cyrus 24 saatte 19 milyon izlenme ile göğüslediği youtube rekorunu sonrasında 19.6 milyonla nicki minaj anaconda'ya kaptırmıştır. çıplak bir şekilde sallandığı yıkım topu şarkısını şimdilerde tekrar barıştığı eski nişanlısı chris hemsworth için yazmıştı.
sohbet iki tarafında inşaat alanında balyozları yalaması ile son bulur.
an itibari ile ysk denen sözde kurumun kararı ile gerçekleşen olaydır. millet iradesinin ve demokrasinin yok sayıldığı, onlarca insanın aptal yerine konulduğu korkunç bir olay.
gelecekte utançla hatırlanacak bu karar için, cb ve akp sokakta mız mızlanan bir çocuk gibi yenilgiyi kabul etmemiş, "tek adam rejimi" nin gücünü kullanarak seçimleri iptal ettirmiştir.
artık gerçekten hiçbir şeye inancım kalmadı. lanet olsun böyle işe ya. günlerce ysk merkezlerinde çuvalların üzerinde oylar çalınmasın, bir şey olmasın diye uyuyan insanların emekleri her şey bir anda yok oldu. sırf hırs için. hırsınızda boğulursunuz inşallah.
bomboş kıro bir adam. bir içerik de üretebildiği yok. iki gözü renkli diye ergenleri düşürüyor işte. "yeteneksizlik is the new trend" akımının öncüsü olabilir bu şahıs o derece boş.
yalnız yaşayan herhangi bir insanla bir gayin hiçbir farkı yoktur. o yüzden yalnız yaşayan gay başlığını protesto ederek buraya yazıyorum.
şuan ki şartlarımla yapamadığım ama bir gün yapacağıma inandığım eylem. kendi başına yaşamak. sadece sana ait bir yer. çok güzel olsa gerek. yalnızlık çoğu zaman sevdiğim bir şey değil ama bir evi paylaşması da çoğu zaman zor.
kendi evimin içinde kendi mutluluklarımı yaratacağım günler umarım bir an önce gelir. şuraya yalnız yaşamakla ilgili şu güzel illüstrasyonları bırakıyorum
allah kimseyi aç gezerken, evine et süt alamazken suriyelileri savunacak kadar rezil bir konuma düşürmesin. yazık.
edit: hiç bir zaman giremeyeceğimiz ab'ye yaranmak için suriyelileri kendi ülkemizde tutmak da ayrı bir rezillik. "omo poroyo ab veroyo" amk babasının hayrına vermiyor heralde. suriyelilerin pislikleri kendilerine bulaşmasın diye veriyor.
edit 2: bazı yazarlarımızın (bkz: pollyannacılık) oynamayı çok sevdiğini gösteren başlık.