kulağıma güzel gelen melodiler bazen anlamını bilmesem de içime işliyor. portekizce, ispanyolca ve diğer dillerde birçok şarkı var böyle.
işin kötü yanı, bir şekilde bu şarkıların anlamını öğrenince bazen hayal kırıklığı da olabilir. mesela bir ispanyolca şarkı severdim, ne güzel romantik romantik dinlerdim aşk şarkısı sanıp, ispanyolca öğrenip çevirince bir baktım şarkının aşkla meşkle işi yok, ben de sizdenim, ben de halktan biriyim filan diyor şarkıda :)
öfff hiçbi şey yapamadım,
bildiğim her şeyi unuttum,
x'i de yazacaktım son anda yazamadım.
kesin kaldım.
hoca o bölümden çıkmayacak dedi bütün sınav o bölümden geldi.
vs. mızıldanmalar... genelde böyle diyenler en yüksek not alır.
pardon ayı sözlük zirvelerine "epey ara verilen ve artık yapılsa dediğim" dedim diye neden eksi yedim acaba? eksileyen nedenini açıklayabilir mi? eksilenecek nesi vardı?
dolores (allah rahmet eylesin) kısmen çocukken bolca cinsel tacize uğradığından olsa gerek, bu konuda çok hassastı ve bu konuya dikkat çekiyordu sık sık. çocuklara zulmü ve tacizi konu aldığı şarkılar yapması da cranberries'i ayrı bir yere koyuyor. irlanda'da ıra'nın öldürdüğü bir çocuk üzerine zombie gibi bir şarkı yazmış kadın. aynı şekilde bury the hatchet'ta fee fi fo isimli çocuk tacizini anlatan bir şarkısı daha var.
benim ilk gençliğimde hayatla mücadele yolumdu cranberries ve dolores. depremden sonra o zamanki arkadaş grubumla iyiyiz yaşıyoruz şifresiydi birbirimize gönderdiğimiz şarkılar ve sonrasında bir dostluğun simgesiydi.
2002 istanbul konserinde "take me doloreees" diye bağırmışlığım da vardı en önden.
haberi alınca yerimde kalakaldım. tekrar tekrar okudum. o bir grup değildi, benim bu hayata müziklerine tutunarak dayandığım iki gruptan biriydi... gençliğimdi, bütün anılarımdı. bir devir bitti... dolores o'riordian nasıl ölür? cranberries böyle nasıl bitebilir??
dolores'in zaten şöhretten yana dertli olduğu için sadece şarkıcı dolores'i öldürdüğünü, başka bir kimlikle başka bi yerde yaşamaya karar verdiğini düşünerek avunucam sanırım. bize öldüğünü söylüyorlar diycem ama bi yanım şöhretten uzak sessiz sakin bi yaşamı tercih ettiğine inanacak. ancak böyle atlatabilirim bunu.
karısını aldatmadıysa, suratı 6 film boyunca çarşamba pazarına döndüğü için zaar. adamın mesaisi dayak yemek ve atmak üzerine kurulu, ne ara aldatsın, üstelik her filmin sonunda tipi daha kayıyor.
herkes herkesi olduğu gibi kabul ediyor, deşarj oluyor, kimi zaman bambaşka bakış açılarına sahip insanlarla tanışıp fikrin genişliyor, bir de rahat hissediyorsun, ben gizliyim mesela, burda en kimseye anlatamadığım yönlerimi ortaya koyabiliyorum.
hayatımda bir kere bunu da denemiş olayım diye aktif olmayı denedim ama yok anam fecaat sıkıldım, zaten koptum bi on saniye sonra. herkes yerini bilecek, benden aktif olmaz. o yüzden bu deneyimim sayılmaz, hiç aktif olmadım, olmayı da düşünmedim diyen bir pasifim.
olmuyor olamıyor, bir hafta geçti ve gene engellenirim diye hiçbir şey yazamıyorum ona. çok seviyorum ve bir kere görmek için ölüyorum, bunu da içimi dökmek için yazıyorum çünkü kimse yok konuşacağım. kalbim kırılıyor çoğu zaman ama ondan olduğu için bunu bile seviyorum. onu görmek dokunmak tatillere çıkmak istiyorum ama o bunu istemiyor, ben de o ne diyosa evet diyorum yeter ki beni gene hayatından çıkarıp atmasın, fatih erdemci'nin yeni şarkısında dediği gibi: "olsun varsın, biz diye bi şey hiç olmasın varsın, olsun varsın ya, biz diye bi hiç olmasın varsın." yeniden whatzapta boş profil fotoğrafına bakacağıma yazmam ve fotoğrafıyla avunurum napıyım...
bu akşamki bölümde baya iyi geldi. şennur teyzenin sözlerine ve gizemin saçmalamasına çok gülüyorum. sanki gülse birsel de nasıl yazabileceğini biraz daha göstermiş oldu bu bölümle. severek izliyoruz.
hiç de içim almıyor ama..
ben öyle demiyom oğlum
araya gideceğine canıma gitsin
çiğ silikon mu bu?
fikri olmamak ama zikri olmak, elde tespih, ağızdan çer çöp kürdan sigara vb bir nesne düşürmemek, dilden erkeklik adamlık delikanlılık ve racon derslerini eksik etmemek, ahlak bekçiliği yapmak ama ahlaksızlığın müptelası olmak, cin olmadan adam çarpmak, medeniyet seviyesinin altında kalmak, kültür ve bilgi birikimi edinmemek, hayat üniversitesinden mezun olmak, yobazlık, kaba davranışlar sergilemek, hoşgörü ve nezaketten uzak olmak, kafasını kullanamadığı için yumruklarını kullanmaktır.
ayyhhhh dün gece son dakkalarda gerim gerim gerdiler. yani bir gerilim filmlerinde böyle gerildiğimi hatırlarım bir de bunun dünkü bölümünün son sahnesinde. allah sizi bildiği gibi yapsın e mi son anda dedim bunu göstermeyecekler, haftaya bırakacaklar ki öyle de oldu zaten. şu senarist arkadaşlar da oya karakterine daha anlamlı ve okkalı laf sokan replikler yazsalar da azıcık içimizin yağları erise ayol. o kadar sinirleniyor, atarlanıyor ama iş merve'nin karşısında konuşmaya gelince pıssssss balon gibi sönüyor. vallahi içim şişti yemin ederim yeter diye bağırasım geldi.
en sevdiğim hikayelerimden... bir gün kadıköy'den eminönü'ye geçmek üzere vapur beklerken, yanına oturup çaktırmadan seyrettiğim beyefendiyle bir hafta sonra halvet olmuştum. vizelerim vardı o hafta, yoksa daha erken olurdum. sene 2001 yaş 18. genelde toplu taşımalardan (otobüs, tramvay, metrobüs...) kaldırdım adamlarımı... hatta bi keresinde yanımdan yürüyüp giden bir adamla on beş dakka sonra apartman bodrumunda halvet...
tuna kiremitçi ile şapşahane bir düete imza atarak müzikal yönüyle de kalbimin kıvrımlarında taht kurmuş, ne yapsa izlerim oyunculardan... bu sıralar izlediğim tek dizi olan (bkz:ufak tefek cinayetler) 'de tersi pis doktor oya'yı oynuyor.
1) sürekli bir yalan dünyasında yaşamak zorundasınızdır, gizliyseniz hele aileye, iş arkadaşlarına, normal arkadaşlara (tabi gey dostu olmadığını bildiklerinize) yalan söylersiniz
2) homofobik bir toplumda yaşamanın getirisi, aşağılanır, hakarete uğrar, dövülür, tecavüze uğrar hatta öldürülürsünüz, ve o homofobik toplumun homofobik polislerince insan yerine konmazsınız, hatta onlar da size aynı muameleyi yapar
3) çoğu zaman iç dünyanızla ilgili karmaşaları kendi başınıza çözmeniz gerekir, dışarı anlatamazsınız, diğer geylerin de kendi dertleri olur onlar da bi yere kadar dinler
4) aileniz ve toplum tarafından ağır ithamlarla cezalandırılırsınız
5) size herkese g.tveren potansiyel muamelesi yapılabilir, gece s.ken adam gündüz size bir paçavraymışsınız gibi davranabilir, veya sarhoş muhabbetlerine meze yapar.
6) başınıza bir şey geldiğinizde, tecavüze uğradığınızda polise gidemezsiniz, zira polisin aklında sizin bu halinizle zaten davetiye çıkarmış olduğuna dair bir önyargısı vardır
offf bu kadar yazdım içim şişti, gerisini siz tamamlayın.
eve gidip duş almak, sonra gerizekalıya bağlamak, "aneeeymm hasta oldum ben aids oldum" diye kendini kahretmek, adama mesajlar atmak, "bir daha sikilmek için yalvarsam da gebersem de bana yazma, mesaj atsam da cevaplama" gibi saçma sapan mesajlar atmak, sonra adam gerçekten mesaj atmadığında neden mesaj atmıyorsun diye evine gitmek ve bir daha kendini siktirmek. sonra alışıyorsun tabi.
seni özlüyorum deli kadın, bütün bu dünyanın kiri pası içinde ekranlardan yansıyan ve bize her şeye rağmen umut var dedirten temiz sevincini, neşeni ve kaleminden akan yüreğini özlüyorum, senin en ince espri yaparken bile gözlerindeki derin bakışı, en ciddi konuda bile muzip yorumlarını, kısaca seni özlüyorum deli kadın. bir resmine bakarken bile binlerce kare geçiyor gözümden, seni hiç tanımadım, tanıma imkanı bulamadım, ancak ben seni hep sevdim, senin bu dünyaya kattığın güzelliği sevdim, tüm dünyanın akılları bir araya gelse senin tek bir yorumla herkesi susturabilme becerini sevdim.
ama neyi sevmedim biliyo musun? daha seninle tanışmadan çekip gitmeni, daha şarkılar şiirler tamamlanmamışken çekip gitmeni, tabiri caizse daha karpuz kesecekken zengin kalkışı yapar gibi 80 +/- 60 yaşın baharında çekip gitmeni... yarım kaldı şarkılar, şiirler, daha çok şarkı var yazacak... daha fazla söz söyleyemem, söz söylemede senin eline su dökemem, senin sözünün üstüne söz söyleyemem, sadece diyebilirim ki, ulaşıyosa bu yazılar bir yerden sana, bir el salla oralardan bana. deli kızım uyan, bir tek sensin duyan!!! bu dünyada bize bir bakış borcun kaldı, acelen ne, bekle aysel!
müslümanlık ve islam özünde -aslında her dinde olduğu gibi- kardeşlik, hoşgörü, barış gibi güzel mesajlar içeren bir din. insanoğlunun elinde oyuncağa çevrildiği için sürekli kötü ve berbat bir din izlenimi yaratılan ancak insanların amellerinden dolayı bütün bir dinin alaşağı edilmesini doğru bulmuyorum, sonuçta ortada ortak ve güzel bir mesaj var ve sorun bu mesajı insanların kendilerine yonta yonta saçma sapan ve müslümanlıkla bağdaşmayan uygulamalara giderek yanlış bir müslümanlık izlenimi oluşturmasıdır. kulaktan dolma bilgilere pabuç bırakmamak için herkesin bir kere okuması gerektiğini düşünüyorum.
gerizekalıdır, komplekslidir, derdi varsa yüzleşmek yerine bu şekilde derdini anlatabileceğini sanandır, siktir olup gitsindir, sözlükten uzaklaşma nedenidir. böyle şeyler yapmamalıdır!!! hadi bunu da eksile gerzek dingil!
sanırım bazı yabancı nickli yazarların adlarını okumakta güçlük çeken yabancı dili iyi olmayan yazarcanlar için açılmış başlık. yoksa adı atıyorum karpuzsever olan bir yazarın nicki başka nasıl okunabilir ki?