kişilerin duygularını düşüncelerini kontrölden ibarettir. bu amaçlarla eğitim veren kurumlarda çocuklar üzerinde, yayın organlarıyla yetişkinler üzerinde deneysel yöntemlerle ortaya çıkar. toplumsal duygu ve düşüncelerin ani iniş çıkışlara sebep olan medyadır örneğin. gelişen olayları kışkırtıcı şekilde topluma iletebilecek veya yatıştırıcı bir şekilde sunabilen medya, kışkırtmasını bireylere yönelterek hedef gösterici bir nitelik alabilen, doğru ellerde olmadığı zaman başlı başına bir terörist grubudur.
yıldız tilbe'nin sultanımın gülüm albümünden vazgeçemediğim şarkısıdır.
gördüğüm düşlerin ömrü benden uzun
seni çok seviyorum mutsuzum
herşeyin bana inat
görmüyor yüzüm rahat
çok özlüyorum huzursuzum
ben sana dayanamam ayrı mı hiç duramam
gözlerinde gece olmuyor
güneşi perdeliyor bakışın
hem sana ihtiyacım var hem de bana delice
al beni bırakma hiçbir an bile kendime
aşkın benden de öte bir yere gidemem ki
sen benim kalbimsin ya
alma yaşayamam ki
o kollarda bulamazsın gerçek aşkı
yangınlarda sönemezsin benden ayrı
sen korksan da yine aynıyım aşığınım
öncelikle ilk itirafım 2016 yılına gelsin, maşallah nasıl geldin sindire sindire ben bile anlamakta güçlük çekiyorum. güya seninle anlaşmıştık hoş süprizlerle geleceğine dair.. havada asılı kalmış sigara dumanından ibaretim. ne yerim belli ne yurdum, sürekli yeni tekliflerle köşeden çıkıyorsun korkutuyorsun beni 2016.
ikinci mevzu ise anladım ki ilişki dediğin anlardan belki de an'dan ibaretmiş. yani gözünün önündeki kareler.. ne ne kadar sürdüğünün bir önemi var ne de ne yaşadığının, sadece hissettiklerinden ibaretmiş. biliyorum her zaman "ilk uçuşlar hep en yüksekten olur" ama bu kitaplarda bilimsel hali ile mevcut. yaşayınca yine "nerde kalmıştık" deyip yine kaldığın yerden devam ediyorsun. çakılınca yere yine kendine üzülüyorsun..
serdar ortaç'ın 96'da çıkardığı 2.albümünden bir şarkı. bana göre serdar ortaç'ın tek şarkısıdır.. hatta o yılların en iyi şarkıları arasında da yerini alabilir.
bu sabah sensiz açtım ellerimi
kara bir bulutun orda sen vardın
uyan uykudan uyan da gel yar aman
getir allahım
soramam seni hazan gülüm nerde
yaradan onu ayırdı cennetine
seni beklerdim gurbet elde bile
neden allahım
sana uzandım yine varamadım
veren allah aldı da doyamadım
seni göğsüme sarıp da uyuyamadım
neden allahım
birini aldın beni ne bıraktın
bu can onsuz yaşar mı sandın
yağmur oldum kapına dayandım
götür allahım
insanoğlunun yer yurt tutunma çabası içinde gelişen bir restleşme ya da mekanı kendi sentetik doğasını inşa ederek dönüştürme gayreti olarak açıklanabilir.
ilk çağlardan gelen bu gereksinim zaman içinde gereksinimden ziyade lüksü de üstüne eklemiştir. ilk çağlarda insanların mekana ihtiyaç duymasındaki sebep yırtıcı hayvanlardan ve doğa koşullarından korunmak amacıyla olsa da şimdi tam anlamıyla böyle değildir. mülkiyet, mahremiyet, lüks gibi kavramlar eklenince plazalardan aşağı inemez olduk..
mağaracılıktan komşuculuktan 21. yüzyıla doğru durmaksızın gelişen bir bireysellik de gösteriyor ki mekanlara fiziksel anlamda ihtiyaç duyarken artık psikoloji bunun önüne geçmiş ve psikolojik gereksinim gerekçesiyle mekanlarla örtünmeye başladık.. bununla birlikte ortaya tutunma, yaslanma ve dayanma gereksinimi de ortaya çıkmıştır; bizi çevreleyen sosyal, kültürel, coğrafi, politik ve psikolojik koşullara uygun bir biçimde sırtımızı yaslayıp dinlenmeye çalışıyoruz.
dolayısıyla ortaya çıkan sonuç; doğada bulduğumuz oyuklar, kapalı mekanlar ile yetinemeyişimiz.. mekanlarla olan duygusal düşünsel bağlarımız da vardır. zamanla mekanların eşyaların enerjisini kaybettiğini ve sonucunda duygusal bağımızı ortadan kaldırdığını savunsam da mekanların üstümüze kurduğu otorite yadsınamaz, örneğin, bu oda deniz görüyor oturma odası olmalı gibi..
patlamadan bu ana kadar sürekli feysbuka bakıp duruyorum ankara'daki tanıdığım insanlar ne yapmış merakıyla.. bir kısmı patlama bölgesinden dakikalar öncesinden ordan geçmiş, bir kısmı da çeşitli sebeplerle orda olması gerekirken aksilikler çıkmış ve geç kalmış vs. ardından feysbuk "hayattayım, güvendeyim" gibi bir icat çıkardı ve birçok kişi bunu işaretledi..
dakikalarla hayatta kalabildiğin anlık bildirimlerle güvende olabildiğin yer: yeni türkiye
edit: ve lütfen her ne olacaksa bir an önce olsun, topluca ölüyor muyuz göç mü ediyoruz, oracı buracı mı oluyoruz ne olacaksa nolur olsun artık. zerre de umrumda değil. 1 kişi geldi ve gitmiyor resmen türkiye'nin altını üstüne üstünü altına getiriyor, ne iyi ediyor diye de ezik ezik izliyoruz..
hem türk müziği, hem türk sineması için dönüm noktaları yaratmış, yeni başlangıçlara vesile olmuş türkiye'nin en önemli değerlerinden biridir. kızı müjde ar'ın annesini anlattığı ntv yapımı belgeseli mutlaka izlemelisiniz.
nevizadede bira içilebilir diye düşündük aslanım’ın üst katı, saat olarak da 19:00 şeklinde belirledik. daha şiddetli bir önerisi olan varsa belirleyebilir mekan ve saat önemli değil
bursalı bir grup sanırım en bilinen şarkısı kasvetli kutlama, şarkıyı dinlerken bana enjoy the silence’ı hatırlatıyor. buram buram kalite grup, gothic tarzları the cure tadında, gerçekten zamanın ötesinde şarkılar yapıyorlar.
son zamanlarda jakuzi ile beraber yükselişe geçen iki gruptan biri kanımca
bu klişeyi yapmak istiyorum, belki bir gram farkındalık oluşur. eskiden çok güzel yazan insanlar vardı burda yazdıklarını okurken keyif aldığım okudukça öğrendiğim epey değerli insanlar.. eskiden dediğim 2-3 yıl öncesine kadar belki, daha sonra genç yazar arkadaşlar geldi kendi heyecanlarını acemiliklerini buraya yansıttılar(insan özenmiyor değil)
fakat yine de hiçbir şekilde eskilerin yerini tutmadı. birileri sinirlenecek belki beğenmiyorsan siktir git de diyebilirler yine de eski bir alışkanlık var. ara sıra bakmaktan hep keyif alıyorum buraya..
gayet de güzel olmuş. arabada köşede sokak ortasında bir kadını para verip sikerken iyi, eylemde çıplak görmek kötü. hayırlı işler türkiye!
femen neden feministlerin marjinal insanların eşcinsellerin hoşuna gidiyor da türkiye vatandaşı insanların aynısını yapması hoşunuza kaçmıyor? neyini beğenmedin canım? gelinlik giymiş gay, maskülen kıyafetli lezbiyen, makyajlı insanlar güzel duruyor da çıplak olan hayat kadınları veya lezbiyen her ne ise bu mu çirkin durdu.
herşey el altından yürüsün gitsin nasılsa bilinmiyorum mantığı midemi bulandırdı nasıl bir ikiyüzlülükse bu.
farklı nokta atışları, net oluşu, çeşitli betimlemeleri ile hep dikkatimi çekmiştir.
hepsinin dışında on numara beş yıldız yüreği olan sevdiğim bir yazardır.