asıl adı esmeray diriker olan siyahi renkli pop şarkıcısı. 53 yaşında yakalandığı kanser hastalığı nedeniyle aramızdan ayrıldı. ölmeden kısa süre öncesine kadar maddi sorunlarla boğuştuğu ve müzik dünyasına çok kırgın olduğu yakınlarının iddiası. yakalandığı akciğer kanserinin tedavisine mali durumu yüzünden erken başlayamayan esmeray, hastalığın tüm vücudu sarması üzerine aylar içerisinde hayata veda etti. hastalığın son evresinde gel tezkere şarkısının hatrına tedavi masrafları gata tarafından karşılansada artık çok geçti. evinde ölmek istediğini söyleyerek hastaneyi terketti ve kısa süre içinde de vefat etti. kısa hayatında türk insanının hafızasına kazınmıs birçok hite imza attı. gel tezkere, unutama beni en çok sevilen şarkıları oldu. ironik bir şekilde bizzat trt tarafından düzenlenen şarkı yarışmasında birinci olan unutama beni, daha sonra aynı trt tarafından ahlaksız ve sakıncalı bulunarak yasaklandı. kendisini rahmetle anıyor ve unutama beni şarkısı eşliğinde anısına kadeh kaldırıyorum...
ioc yetkililerinin 2020 olimpiyatlarında koymayı düşünmedikleri iki spor dalı. yetkililerin açıklamasına göre uzun süredir gündemde olan ve tartışılan bu iki spor dalı artık olimpiyatlarda yer almayacak. boks insan sağlığını tehlikeye attığı için çıkartılırken, güreşin kural değişiklikleri ve ilgi azalması nedeniyle çıkarıldığı bildirildi. türkiye'nin iki spor dalında da fena sayılmayacak bir performansı olduğu için haber, türkiye için şok etkisi yarattı...
edit: son dakika itirazları ve oylama neticesinde boks kalmış.
ağır strateji hataları yaparak final haftasına giren yarışma. finale kalan tiplerin hiçbirinin star olabilme elektriği ve yeteneği yok. belki ayda için biraz şans var o da belki. barış akarsu taklidi ve ahmet kaya taklidi iki tip, bir daha bir daha nidaları eşliğinde rakiplerine fark attı. yani bir kişide demiyorki arkadaşım kendiniz olun taklitle bir bok olamazsınız... işin ilginç tarafı halk tarafından benimsenen ve sevilen iki tipin (erkam ve ayda) final haftasına girmeden düelloda çarpıştırılması oldu. mustafa sandal'ın beyinsizliğini de bu vesileyle görmüş olduk. arabeske karşı bir düşmanlığım yokta, herkesin arabesk söylemesinden midemiz bulandı. o ses arabesk'e dönmüş durumda yarışma. mesela ayda'ya ibrahim tatlıses söyletmek nasıl bir kafa ürünüdür? ya da erkam gibi ağır arabesk söyleyen bir adama tarkan söyletmek nasıl bir iq gerektiriyor? velhasıl yarışma ağır sıçtı. son anda selin'in de elenmesiyle benim için bu yarışma bitti. hiç olmazsa ayda kazansın...
ps: seneler önce kürtçe şarkı söylemek istiyorum dediği için çatal bıçaklar eşliğinde ülkeden kovulan ahmet kaya'yı meğer ne çok seviyormuş bu millet! riyakarlıkta dünya rekortmeniyiz vesselam... orijinalini öldürdük çakmasını sevelim styla...
tamamen asparagas haberdir. vampirizm belirtisi gösteren vakalar avrupada ve dünyada daha önce de görülmüştür. hatta kurbanlarının kanını içen ünlü seri katil( peter kürten) senelerce almanya'da dehşet saçmıştır. bu olsa olsa türkiye'de kayıtlara geçmiş ilk vaka olabilir.
heyecanla beklediğim yeni reha erdem filmi. başrolünde deniz hasgüler oynuyor. ilk gösterimi ifistanbul kapsamında yapılacak. reha erdem'in siyasi konulara pek dokunmadığını bildiğimiz için pkk'lı bir kadının örgütten kaçışını anlatan bu film nasıl birşey çıkacak herkes merakla bekliyor. filmde fazla diyalog olmadığı, varolan kısıtlı diyalogların tamamının da kürtçe olduğu biliniyor. reha erdem'in doğayı bir bütün olarak sahiplenme çabasının son halkası diye nitelendiriliyor film. berlin film festivali'nde ayakta alkışlandığı gelen bilgiler arasında. sadece filmin müziklerinin bile mükemmel olduğu duyumları heyecanımızı artırdı. şu dönemde savaş karşıtı bir film izlemek herkese iyi gelecektir...
veysel eroğlu'nun(orman ve su işleri bakanı) açıklamasına göre yakında açılacak olan türkiye'nin en yüksek barajının ismi. recep tayyip erdoğan üniversitesi'nden sonra bu topraklar bunu da görecek...
dilek hanif imzalı skandal kostümlerdir. medyaya sızan fotoğraflar öylesine iğrenç ve estetikten yoksun görünüyor ki ne diyeceğimi bilemedim. etek boylarının uzunluğu, cübbeye benzeyen tuhaf kombinasyonlar, fes giymiş kadınlar...bence kadınlar kırmızı beyaz, oya işlemeli burka giysinler. hem neme lazım namahrem var! ayrıca host ve hostesler de ayrı kabinlerde çalışsın! apronda deve kesme faciasından sonraki en büyük skandal yolda.
fevkaledenin fevkinde diyebileceğim jön. ulaşılabilir bir yakışıklılığı olduğu için sinemaya da tv'ye de çok yakışıyor. oyunculuğunu konuşturduğu başka dilde aşk filmini izlemediyseniz izleyin. benim canımı sıkmayın...
herkes mantıklı ve ideal olan şeyleri yazmış. bari bende maddesel birşey yazayım! scheweppes ginger ale tabiki!niye yok türkiye'de? onca ossuruk içecek geldi geldi geçti şu ülkeden... bir allahın kulu da ginger ale getirelim demedi. teessüfler türkiye!
güneydoğu anadolu bölgesi'ne özgü kahve çeşidi. söylenenlere göre en güzeli diyarbakır'da yapılıyormuş. ziyaretlerimden birinde diyarbakır'da içmiştim. yerel tatları denemeye meraklı olduğum içinde ne güzel kokuyor, tadı da hoş şeklinde zihnimde yer edinmiş. amma velakin istanbul'da bir daha içtiğimde fenalık geçirdim. aşırı derecede yağlı ve ağır bir içecek. kimi içecekler ve yemekler vardır, sadece kendi coğrafyasında güzeldir. menengiç kahvesi de böyle birşey bence...
90'lı yıllarda bir hayli popüler olan, şimdinin muhafazakar tv ekranları içinse fazla feminen kaçan şarkıcı. aynı klasmandaki fatih ürek, aldo, kuşum aydın ve arto'da ekran yasağından nasibini almış durumda. hiç unutmam rahmetli defne joy foster, doktor bilal'in evini programı için ziyaret ettiğinde, yatak odasında kutu kutu ağda bulmuştu. ikisi de çok gülmüşlerdi. hey gidi 90'lar hey...
bir dönem bilkent üniversitesi'nde ders veren popüler tarihçi. dersine girmek her babayiğidin harcı değildi. ders sırasında konudan konuya atlar, güncel siyasetten, etimolojiye ne ararsanız tartışırdı. osmanlı'ya inanılmaz derecede hayrandı. aptal türkler, gerzek araplar gibi cümlelerde sık sık ağzından kaçardı. osmanlı'ya vakıf olduğu doğrudur ama tarafsız bir tarihçi olduğunu söylemek zordur.
halk müziğine yeni bir arayış ve nefes getirmek istediklerini söyleyen enfes grup. tüm türküleri incelikle ve duygu dolu söylemişler. öyleki dinlerken gözleriniz doluyor... ezim ezim eziliyor yüreğim türküsü bundan daha iyi söylenemezdi...
habertürk'te öteki gündem programına çıkan ismet özel'in gündeme bomba gibi düşen açıklamasıdır. trollük müessesinin şairlere kadar indiğini göstermesi açısından da eşşsizdir. hazarlar ve gagavuzlar gibi musevi ve hristiyan türkleri ne yapacağız desem onlar türk değil diyecek demekki! peki göktürkler'i falan ne yapacağız hacı desem nafile. zat ayrıca harf inkilabıyla geleceğimizin çalındığını ve türkçe diye bir dil olmadığını da belirtmiş. şahsen ben namaz kılmıyorum ve gayet türküm. ama önce insanım...*
islamiyet, toptan tu kaka ilan edilebilecek ya da hoşgörü öznesi olarak sunulabilecek yekpare bir din değildir. tıpkı hristiyanlık, musevilik ya da diğer dinler gibi. diğer ülkelerdeki( özellikle de hristiyan coğrafyadaki) yaygın özeleştiri yapabilme hakkının nasıl doğduğu ve hangi ortamlardan geçerek bu noktaya kavuştuğunu anlamak karmaşık ve zor bir süreçtir. islam coğrafyası 12. yüzyıla kadar bilim ve sanatta tüm dünyadan daha ileri ve saygın bir durum sergilerken endülüs emevilerinin çöküşüyle tersi bir sarmala girmiş ve tıkanmıştır. ispanya'da kurulan islam medeniyeti kadınların eğitim gördüğü üniversiteleriyle, başarılı siyasi yapısıyla islamiyete yöneltilen eleştirilerin aksini ispat edebilen yegane örneklerden biriydi. şu an yücelttiğimiz hristiyan ittifakın bu medeniyeti yok etmesiyle islamiyet aşağıya doğru yuvarlanmaya başlamıştır. ilginç ve tartışmaya açık iddialardan biri de osmanlı imparatorluğu'nun tüm arap ve asya coğrafyasını emperyal nedenlerle sömürmesi ve bu nedenle islamiyetin gerilemesinin hızlanmasıdır. bu iddia tartışmaya açıktır ama üzerinde düşünmeye değerdir. hristiyan batının şu an içinde bulunduğu özgür ve liberal ortamın dinlerinin islamiyetten daha hoşgörülü olmasıyla alakası yoktur. kilise ile uzun üren ve milyonların ölümüyle sonuçlanan uzun ve kanlı mezhep savaşları, ardından gelen reform dalgası hristiyan erki durdurmuş ve seküler düzeni yaygınlaşmıştır. islami toplumlar ise bu esnada yerinde saymış ve kibirli vaziyette elindekiyle yetinmiştir. her dinin kendine has olumsuzlukları ve bazı olumlu özellikleri vardır. islamiyetin diğer dinlerden ne çok matah ne de daha fazla kötü özelliği vardır. islam coğraftasının genelinin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal çöküntü müslümanlıkla ilgili imaja da yansımakta, malesef doğu medeniyeti eşittir yamyamlık gibi bir sonuç çıkmaktadır. kişisel görüşüm dinlerin misyonunu tamamladığı yönünde. herhangi bir dinin yaşadığımız dönem itibariyle bize bilgi ve ahlaki gelişme sağlaması çok zordur.
sokak hayvanlarına gulyabani muamelesi yapan kızdır. çoğu çevreden ilgi görmek ya da sevgilisine poz yapmak için böyle tavırlar sergiler. mırıl mırıl gezen bir sokak kedisi ya da size mahsun gözlerle bakan bir köpek bu kız için potansiyel bir seri katildir. klasik sözleri bu kedi burdan gitçek ozaan, ıyyy oturamam ben buraya gibi sevgi sözleridir. böyle insanları görünce çekinmeden ağızlarına kürekle vurunuz.
8 mart dünya kadınlar gününü sayfasında yazdığı bu güzide sözlerle kutlayan akp kırıkkale il başkanı mehmet demir'in beyanatı. memleketimi yöneten akp zihniyeti için emekçi kadınlar günü işte bunu ifade ediyor... zatın sözlerini değiştirmeden aktarıyorum:
" eğer onlar sizden izinsiz razı olmadığınız kimseleri aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe dövüp korkutabilirsiniz. kadınların sizin üzerinizdeki hakları ise örfe göre her türlü yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir..."
sözlükte yeniyim. lakin bazı şeyleri hayretle izliyorum. biraz eğlenmek, biraz bilgilenmek, biraz sosyalleşmek için kurulduğuna inandığım bir sözlükte böylesine gruplaşmaların olması ve kişilerin birbirinden bu denli huzursuz olması çok tuhaf. sosyal medya ve internet bazen insanın içindeki canavarı ortaya çıkarıyor. daha önceki entrylerimde söylediğim gibi nefret söylemi içermediği sürece herkes herşeyi söyleyebilmeli. aynı fikirde olmadığımız ve karakteri bizimkiyle taban tabana zıt insanlara aşık olabiliyorsak, arkadaş niye olamayalım?
bütün şarkıları aynı ton ve nağmeyle söyleyen hacı şarkıcı. yüzüne baktıkça içim sıkılıyor. kezban'ların sevdiği romantik şarkılar genelde mustafa ceceli ve farhat göçer'den çıkar. nice hanzo düğün töreninde gelin ve damatın ilk dans şarkısını ceceli ağabeyimiz söylemiştir.
emek sineması, istanbul'un önemli tarihi binalarındandı. malesef yıkımından önce kötü işletmecilik yüzünden can çekişiyordu. yenilenmeyen iç ve dış cephesi yüzünden mekan küf kokuyor, cicili bicili avm sinemaları yüzünden de seyirci kaybediyordu. lakin çok önemli bir tarihi değeri vardı. sinema olarak değil ama müze ya da istanbul film festivali için kurumsal bina olarak değerlendirilebilirdi. emek için yıkım kararı alınmadan önce tüm sinema yazarlarına mail atmış, o zamanlar ön gösterimlere katıldığım için hepsiyle konuşmuştum. bakın bu sinema çöküyor başına bir iş gelecek dediğimde hiçbiri ilgi göstermemişti. şimdi günah çıkarır gibi röportajlar veriyor, festival açılışında protesto konuşmaları yapıyorlar. emek sineması'nı sinemacılar da istanbul halkı da el birliğiyle yıkıma itti. hafızası olmayan, kültürel ve tarihi değerlerine sahip çıkamayan bir halktan bir cacık olmaz. şu an yapılan eylemleri de samimiyetsiz buluyorum... ben en azından arkadaşlarımla o sinemada festival filmlerini izledim. siz avm'lerde patlamış mısırlarınızı yiyin...