türk mutfağı'nın en yaratıcı ve seksi yemeklerinden birisidir. etlisi ayrı, zeytinyağlısı ayrı orgazm çığlıkları attırır. bu kadar lezzetli bir yemeği dünyaya tanıtamayan insanımıza da ne desek boş. koca abd'de türk mutfağı'nı adam akıllı yapan yer belki bulursunuz... varsa yoksa dönerci, kebapçı! yeter ulan yeter... sinirlendim sözlük...
güney afrika doğumlu, güzeller güzeli hollywood oyuncusu. son pamuk prenses filminde hain üvey anneyi oynamış tabiri caizse yardırmıştır. sert ve seksi bir duruşu vardır. monster filmiyle oscar almış ve bu da ona kaliteli filmlerin kapısını açmıştır. zamanında istanbul film festivali'ne geldiği ve benim de onu istiklal caddesi'nde yürürken gördüğüm doğrudur. kendisine olan sonsuz kredim, (bir abd kanalında) türkiye'nin başkenti budapeşte çok güzeldi demesiyle son bulmuştur. ahh charlize ahh! bu kadar güzel ama hıyar olmak zorunda mıydın?
gaziantep'in ardından güneydoğu bölgesinin en büyük şehri. seneler önce gittiğimde kafamdaki onlarca önyargıyı silip atmıştı. müthiş geri kalmış ve muhafazakar bir yer beklerken tersi bir görüntüyle karşılaşmıştım. bir hayli şehirleşmiş ve kent kültürü olan bir yer. bölgedeki en büyük şehirlerden biri olduğu için köyden kente göç sorunuyla boğuşuyor. halkı son derece politize ve yardımsever. kent merkezinde bulunan uzunca bir alışveriş caddesi var; ismi ofis caddesi. kentte ciddi sayıda memur ve asker ikamet ediyor. diyarbakır'da bulunan dicle üniversitesi çok büyük ve köklü bir üniversite. malesef yaşanan terör olayları üniversitenin adını geriletmiş durumda. söylenenlere göre güneydoğu dışından gelen öğrenci sayısında bir hayli azalma olmuş. yolunuz diyarbakır'a düşerse melengiç kahvesi içmeyi ve sac kebabı yemeyi ihmal etmeyin...
an itibarıyla berbat şarkı söyleyen bir rus gencine tüm jüri dönmüştür. yarışmadaki sanatsal kalite yine zirvede! paçozlaşmayın sevgili jüri... neyse birazdan kavga çıkacak tanıtımlara göre. heyecanla bekliyoruz efenim...
avrupa medeniyetinin temellerinin atıldığı ülke. nüfusu 10 milyon civarındadır ve ülke nüfusunun önemli bir bölümü atina'da yaşar. ab'ye girdikten sonra sanayisi gerilemiş, turizm gelirleri artmıştır. uzunca bir süre yunanistan'da bulunmuş bir insan olarak şu kadarını söyleyebilirim; kendini italyan sanan türklere yunanlı denir. malesef yunanlıların türklerle ilgili nefreti sıradan vatandaştan, eğitimli kitleye kadar herkesin genlerine işlemiş durumda denilebilir. çok yakın arkadaş olduğunuzu düşündüğünüz, sol görüşlü arkadaşınız bile aniden kuzey kıbrıs'taki tüm türklerin sürülmesi gerektiği gibi fantastik fikirler öne sürebilir ya da nazi sempatizanları tarafından atina'nın ana caddesinde dayak yiyebilirsiniz. koca yunanistan'da türk kahvesi satan yer yoktur çünkü onun adı greek coffee'dir. 80'li yıllarda türk kahvesi denmesi ayıp sayılmış ve tüm cafelerden bir bir bu ibare kaldırılmıştır. ortak yemeklerimiz olduğu doğrudur. fakat iki halkında daha başarılı olduğu yemekler ve tatlılar vardır. türkler tatlı ve sebze yemeklerinde daha başarılı, yunanlılarsa deniz ürünleri konusunda daha iyilerdir. atina, istanbul gibi bir kentten sonra bir hayli sıkıcı ve yavan, selanik'se izmir'in daha bakımlı ve küçük halidir. yunan adaları ise insanın aklını başından alacak kadar güzeldir. rodos dışında hiçbir adada türk nüfus kalmamıştır. yunanistan ekonomik bakımdan siki tuttuğu için türk turistler kıymete binmiştir. ucuz ve türk sahillerinden daha temiz olduğu için neredeyse tüm adalar türk turistlerin işgali altındadır. size tavsiyem yunan adaları dışında yunanistan gezmek için çok kasmamanız. adalar arasında sakız, rodos, midilli ve nisyros'u tavsiye ederim.
amerikalı fast food zinciri. hamburgerleri burger king ve mc donald's gibi yerlerle kıyaslandığında çok ama çok lezzetlidir. menü aldığınızda sınırsız içecek seçeneğiyle coşabilirsiniz. şimdilik sadece cevahir alışveriş merkezinde şubesi vardır. diğer fast food zincirlerinden bir diğer farkı da parayı ödedikten sonra numara sistemiyle siparişinizin ayağınıza gelmesidir. abd'deki dev boyut hamburger çeşitlerini türkiye pazarına henüz sokmamışlardır. denemediyseniz orgazmik milk shake'lerini de deneyin derim.
orhan gencebay'ın 60. sanat yılı hatırına yayınlanan albüm. içinde büyük beklentiyle dinleyip kustuğum şarkılar da oldu, bayıldığım sürprizler de oldu. albümün en büyük sorunu düzenlemelerin zayıf kalması ve bazı gereksiz şarkıcıların işe dahil edilmesi.
dinci cenahın aman ne efendi, über hoşgörülü diye bayıldığı gazeteci. ama ne hikmetse bu hoşgörülü gazeteci, düzenli olarak kadınlara, eşcinsellere ve muhaliflere nefret dolu sözler sarfeder. son zaman gazetesi reklamında da tüm türkiye'yi kucaklarken görüyoruz kendisini. riyakarlıkta sınır tanımayan cemaat tayfası için rol modeli olabilir fakat bizim için sadece takiyyeci bir çakma aydındır efendim.
80'li yıllarda arabesk söylemiş hatta arapça albümler çıkarmış türk pop sanatçısı. caz gırtlağı olduğu doğrudur. lakin türkiye'de bunun hiçbir karşılığı olmadığı için kimi iyi kimi kötü pop albümleri yapmıştır. en iyi albümü de olay olay'dır. nükhet duru ile beraber tam yıldızlaşamamış eski popçular klasmanında değerlendirilebilir.
bağımsız amerikan filmlerinde de, yüksek bütçeli hollywood filmlerinde de oynayan mavi gözlü, yakışıklı jön. kendisine senelerdir hastayım lakin o soyad ne allah aşkına?
termal kaynakları, ormanları ve su havzalarıyla doğal bir cennet. lakin bu cennetten köşeyi aşırı dinci arap turistler dışında pek sallayan yok. doğru dürüst bir turizm yatırımının olmaması bir yana çevredeki ormanlık arazi allaha emanet öylece duruyor. şehrin beş yıldızlı tek bir oteli var! gerisi daha düşük yıldızlı ve pansiyon şeklinde hizmet veriyor. cumhuriyetin ilk yıllarında özellikle istanbul ahalisinin kaplıcalarından faydalanmak için akın ettiği şehirde, bugün arap turist patlaması var. yerli halk 99 depreminden sonra şehrin çok kan kaybettiğini söylüyor. izmit ve adapazarı gibi akp'ye yakın bir şehir de olmadığı için devletin hizmetlerinden minimum ölçüde faydalanabiliyor. şehre biraz makyaj yapılsa ve turizme ağırlık verilse çok şeyler başarabilir. yine de bir haftasonu istanbul'dan yoruldum derseniz yalova iyi bir seçenek olabilir. şelalelerde ve ormanlarında fotoğraf çekebilir, kaplıca tesislerinde konaklayabilirsiniz.
90'lı yıllarda bir hayli popüler olan, şimdinin muhafazakar tv ekranları içinse fazla feminen kaçan şarkıcı. aynı klasmandaki fatih ürek, aldo, kuşum aydın ve arto'da ekran yasağından nasibini almış durumda. hiç unutmam rahmetli defne joy foster, doktor bilal'in evini programı için ziyaret ettiğinde, yatak odasında kutu kutu ağda bulmuştu. ikisi de çok gülmüşlerdi. hey gidi 90'lar hey...
bir dönem bilkent üniversitesi'nde ders veren popüler tarihçi. dersine girmek her babayiğidin harcı değildi. ders sırasında konudan konuya atlar, güncel siyasetten, etimolojiye ne ararsanız tartışırdı. osmanlı'ya inanılmaz derecede hayrandı. aptal türkler, gerzek araplar gibi cümlelerde sık sık ağzından kaçardı. osmanlı'ya vakıf olduğu doğrudur ama tarafsız bir tarihçi olduğunu söylemek zordur.
halk müziğine yeni bir arayış ve nefes getirmek istediklerini söyleyen enfes grup. tüm türküleri incelikle ve duygu dolu söylemişler. öyleki dinlerken gözleriniz doluyor... ezim ezim eziliyor yüreğim türküsü bundan daha iyi söylenemezdi...
habertürk'te öteki gündem programına çıkan ismet özel'in gündeme bomba gibi düşen açıklamasıdır. trollük müessesinin şairlere kadar indiğini göstermesi açısından da eşşsizdir. hazarlar ve gagavuzlar gibi musevi ve hristiyan türkleri ne yapacağız desem onlar türk değil diyecek demekki! peki göktürkler'i falan ne yapacağız hacı desem nafile. zat ayrıca harf inkilabıyla geleceğimizin çalındığını ve türkçe diye bir dil olmadığını da belirtmiş. şahsen ben namaz kılmıyorum ve gayet türküm. ama önce insanım...*
islamiyet, toptan tu kaka ilan edilebilecek ya da hoşgörü öznesi olarak sunulabilecek yekpare bir din değildir. tıpkı hristiyanlık, musevilik ya da diğer dinler gibi. diğer ülkelerdeki( özellikle de hristiyan coğrafyadaki) yaygın özeleştiri yapabilme hakkının nasıl doğduğu ve hangi ortamlardan geçerek bu noktaya kavuştuğunu anlamak karmaşık ve zor bir süreçtir. islam coğrafyası 12. yüzyıla kadar bilim ve sanatta tüm dünyadan daha ileri ve saygın bir durum sergilerken endülüs emevilerinin çöküşüyle tersi bir sarmala girmiş ve tıkanmıştır. ispanya'da kurulan islam medeniyeti kadınların eğitim gördüğü üniversiteleriyle, başarılı siyasi yapısıyla islamiyete yöneltilen eleştirilerin aksini ispat edebilen yegane örneklerden biriydi. şu an yücelttiğimiz hristiyan ittifakın bu medeniyeti yok etmesiyle islamiyet aşağıya doğru yuvarlanmaya başlamıştır. ilginç ve tartışmaya açık iddialardan biri de osmanlı imparatorluğu'nun tüm arap ve asya coğrafyasını emperyal nedenlerle sömürmesi ve bu nedenle islamiyetin gerilemesinin hızlanmasıdır. bu iddia tartışmaya açıktır ama üzerinde düşünmeye değerdir. hristiyan batının şu an içinde bulunduğu özgür ve liberal ortamın dinlerinin islamiyetten daha hoşgörülü olmasıyla alakası yoktur. kilise ile uzun üren ve milyonların ölümüyle sonuçlanan uzun ve kanlı mezhep savaşları, ardından gelen reform dalgası hristiyan erki durdurmuş ve seküler düzeni yaygınlaşmıştır. islami toplumlar ise bu esnada yerinde saymış ve kibirli vaziyette elindekiyle yetinmiştir. her dinin kendine has olumsuzlukları ve bazı olumlu özellikleri vardır. islamiyetin diğer dinlerden ne çok matah ne de daha fazla kötü özelliği vardır. islam coğraftasının genelinin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal çöküntü müslümanlıkla ilgili imaja da yansımakta, malesef doğu medeniyeti eşittir yamyamlık gibi bir sonuç çıkmaktadır. kişisel görüşüm dinlerin misyonunu tamamladığı yönünde. herhangi bir dinin yaşadığımız dönem itibariyle bize bilgi ve ahlaki gelişme sağlaması çok zordur.
sokak hayvanlarına gulyabani muamelesi yapan kızdır. çoğu çevreden ilgi görmek ya da sevgilisine poz yapmak için böyle tavırlar sergiler. mırıl mırıl gezen bir sokak kedisi ya da size mahsun gözlerle bakan bir köpek bu kız için potansiyel bir seri katildir. klasik sözleri bu kedi burdan gitçek ozaan, ıyyy oturamam ben buraya gibi sevgi sözleridir. böyle insanları görünce çekinmeden ağızlarına kürekle vurunuz.
8 mart dünya kadınlar gününü sayfasında yazdığı bu güzide sözlerle kutlayan akp kırıkkale il başkanı mehmet demir'in beyanatı. memleketimi yöneten akp zihniyeti için emekçi kadınlar günü işte bunu ifade ediyor... zatın sözlerini değiştirmeden aktarıyorum:
" eğer onlar sizden izinsiz razı olmadığınız kimseleri aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe dövüp korkutabilirsiniz. kadınların sizin üzerinizdeki hakları ise örfe göre her türlü yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir..."
sözlükte yeniyim. lakin bazı şeyleri hayretle izliyorum. biraz eğlenmek, biraz bilgilenmek, biraz sosyalleşmek için kurulduğuna inandığım bir sözlükte böylesine gruplaşmaların olması ve kişilerin birbirinden bu denli huzursuz olması çok tuhaf. sosyal medya ve internet bazen insanın içindeki canavarı ortaya çıkarıyor. daha önceki entrylerimde söylediğim gibi nefret söylemi içermediği sürece herkes herşeyi söyleyebilmeli. aynı fikirde olmadığımız ve karakteri bizimkiyle taban tabana zıt insanlara aşık olabiliyorsak, arkadaş niye olamayalım?
bütün şarkıları aynı ton ve nağmeyle söyleyen hacı şarkıcı. yüzüne baktıkça içim sıkılıyor. kezban'ların sevdiği romantik şarkılar genelde mustafa ceceli ve farhat göçer'den çıkar. nice hanzo düğün töreninde gelin ve damatın ilk dans şarkısını ceceli ağabeyimiz söylemiştir.
emek sineması, istanbul'un önemli tarihi binalarındandı. malesef yıkımından önce kötü işletmecilik yüzünden can çekişiyordu. yenilenmeyen iç ve dış cephesi yüzünden mekan küf kokuyor, cicili bicili avm sinemaları yüzünden de seyirci kaybediyordu. lakin çok önemli bir tarihi değeri vardı. sinema olarak değil ama müze ya da istanbul film festivali için kurumsal bina olarak değerlendirilebilirdi. emek için yıkım kararı alınmadan önce tüm sinema yazarlarına mail atmış, o zamanlar ön gösterimlere katıldığım için hepsiyle konuşmuştum. bakın bu sinema çöküyor başına bir iş gelecek dediğimde hiçbiri ilgi göstermemişti. şimdi günah çıkarır gibi röportajlar veriyor, festival açılışında protesto konuşmaları yapıyorlar. emek sineması'nı sinemacılar da istanbul halkı da el birliğiyle yıkıma itti. hafızası olmayan, kültürel ve tarihi değerlerine sahip çıkamayan bir halktan bir cacık olmaz. şu an yapılan eylemleri de samimiyetsiz buluyorum... ben en azından arkadaşlarımla o sinemada festival filmlerini izledim. siz avm'lerde patlamış mısırlarınızı yiyin...