antti

Durum: 797 - 0 - 0 - 0 - 25.10.2025 10:30

Puan: 13602 - Sözlük Kaşarı

12 yıl önce kayıt oldu. 5.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 40

queer theory

trans erkek

ülkemizde erkek dominasyonu olduğu için kendilerini göstermekte trans kadınlara nazaran çok daha az sorun yaşayan trans bireyler. görünürlükleri konusunda bu ülkede rüzgar erkoçlar gerçekten çok faydalı olmuştur. bazen f2m şeklinde de kısaltma ile tanımlanıyor.

barış sulu

öğrendiğimize göre milletvekili adayı olduktan sonra aldığı ölüm tehditleri yüzünden aras ile beraber almanya'ya iltica etmiş kendisi. yazık.

geylergeyi

bence süper nick olur bundan.

gabile.com

bir arkadaşım burayı tanımlarken "gey çukuru" demişti. içine girip dönen muhabbetleri görünce ne demek istediğini anladım.

bir başka arkadaşım da buranın sohbet kanallarında sosyolojik araştırma yapıyordu. "25m_atletik", "26m_sikici" gibi nickler alıp girdiğinde neredeyse hiç bir mesaj gelmezken, "22f_princess", "23cd_pasif" gibi nickler ile girdiğinde gelen onbinmilyon "merhaba" ile bilgisayarın ekranı kilitleniyordu. çok enteresan durumlardı. kız nickiyle girdiğimiz birinde sulanan birilerine "yahu burası gey sitesi değil mi, kızlara neden sarkıyorsunuz böyle?" sorularımıza yanıt olarak "millet sikecek delik arıyor, kız erkek eşek farketmiyor" diye cevaplar geliyordu. ülkemizdeki genel eşcinselliğin, hatta eşcinselliği geçtim, cinselliğin hali buysa, bizim işimiz hakkaten zor valla. ne tür bir sosyolojik sonuç çıkaracağımızı pek bilemedik biz şahsen. en mantıklısı şu herhalde: (bkz: götünüzü kollayın)

queer teorisi

(bkz: ibne teorisi)

aslında köklerini michel foucault'nun sosyal yapılandırmacılık teorilerinden, yani gerçekliğin hepsinin bir sosyal inşa eseri olduğunun (bir çeşit matrix felsefesi yani, matrix filmi nereden çıktı sanıyorsunuz?) ve kurgu gerçeklikler içerisinde yaşadığımızın, cinselliğin ve cinsiyetlerin de keza aynı şekilde sosyal olarak yapılandırılmış ve her zaman gerçeklerle örtüşmeyen ama kalıplara sokulmaya çalışılmış şeyler olduğu tezine dayanan kuram.

bu kuramın iyice geliştirilmesi ise judith butler'ın çalışmalarına dayanır. kendisi cinsiyet ve cinsellik kavramlarının belli kıstaslara oturtulmamasını, insan cinselliğinin etiketlenmeden uzak, ayrıştırma yaşanmadan, herkesin ve her cinsel davranışın " queer" çatısı altında tek bir bütün olarak kabul edilmesi gerektiğinden bahseder. ona göre bu lgbttiquiwyzx şeklinde giden adlandırmalar da anlamsızdır ve bu şekilde etiketlemeye gideceksek, bu kısaltmaların sonsuzluğa ulaşacağını zira dünya üzerindeki insan sayısı kadar farklı cinselliğin olduğunu savunur.

komünist işidir bunlar, aldanmayınız.

msm

men who have sex with men / erkeklerle seks yapan erkekler

her erkeklerle seks yapan erkek kendisini eşcinsel olarak nitelemediği, bu tür etiketlemelerin de üçüncü kişiler tarafından yapılmaması gerektiği konusunda politically correct olmaya çalışan sağlık çalışanlarının kullandığı tabir.

oğlum benim öğretmenim

sema yakar'ın 2006 yılında, radikal gazetesi'nin eşcinsellikle ilgili hazırladığı eşcinseller aşkı anlatıyor adlı dosya için kaleme aldığı, listag'ın kuruluşu için temel olmuş yazı. türkiye'deki lgbt hareketine lgbt ailelerinin ilk defa desteği olmuş bir yazı olarak tarihi öneme sahiptir. dosyanın diğer röportajlarını dosyanın başlığında bulabilirsiniz.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=196836

"çocuklarına çok düşkün bir anneydim. sanki hayatımı onlara adamıştım. dünya bir yana onlar bir yana diye düşünürdüm hep. sanki onlara bir şey olsa, ondan sonrası düşünemeyeceğim kadar karanlıktı.

tolga/oğlum ( boysan yakar) benim ikinci çocuğumdu. onu toplumun bakışına, toplumun beklentilerine göre yetiştirmeyi arzuluyordum. ideal annelik rolümü çok iyi oynadığıma kendimi inandırmıştım. çoğu annenin de yaptığı gibi sürekli çocuklarımı gözlemler, onların sıkıntılarını hafifletmeye çabalar, onların önünde gider yollarını açar, onları koruyup kollayarak hayatta yürümelerine yardım ederdim. bugünkü gözümle baktığımda onlara ne kadar bağımlı olduğumu görüyorum. onların yürümelerine yardım etmekten çok kontrol ettiğimi fark ediyorum.

ergenlikle birlikte oğlum gergin ve huzursuzdu. onda bir şeylerin değiştiğinin farkındaydım. onunla uzun konuşmalarımızdan, davranışlarından eşcinsel olabileceğini veya kendini öyle zannettiğinden şüpheleniyordum. ben de huzursuz ve gergin olmuştum. bu düşünceler aklıma geldikçe; 'yok canım, olur mu öyle şey? biz onu çok iyi yetiştiriyoruz’ diye kendimi kandırıyordum. bu kafa karışıklıkları elbette ki böyle süremezdi.

bir gün onu soru yağmuruna tuttum. beş saatlik sürenin ardından bana eşcinsel olduğunu söyledi. işte o an ondaki rahatlamayı gözlerinde gördüm. ağlamayı kesişini ve sakinleştiğini çok net hatırlıyorum. tabii ondaki rahatlamanın aksine benim de başıma dünya yıkılmıştı. yıllar önce babamı kaybettiğimde de böyle bir acı yaşamıştım… kayıp… 17 senedir tanıdığım oğlumu kaybetmiştim. onunla kendini vareden ben de kendimi kaybetmiştim. şimdi onu hiç tanımıyordum.

kafamda onunla ilgili oluşturduğum tüm örneklerden uzaktı bu eşcinsellik… ne hisseder? neler düşünür? daha doğrusu nedir bu eşcinsellik? benim çok iyi tanıdığımı zannettiğim oğlum yoktu artık. sanki bir yabancıydı karşımda duran. bir müddet bir psikologdan yardım aldık. psikolog beni kendime döndürdü. bu arada eşcinsellikle ilgili makaleler, kitaplar okumaya başladım. bilgilendikçe korkum azalmaya başladı. toplumun neden eşcinsellerden korktuğunu anlamaya başladım. bilgisizlik ve yeni bilgiye direnmek en kötü hastalıklar bence. onu yeniden tanımaya ve keşfetmeye başladım. bu çalkalanma döneminde hep şunu düşündüm. bir insanı sevmekten öte nereye gidebilirdim ki? onu değiştirmeye zorlamak, olmak istemediği bir kalıba sokmaya çalışmak sadece aptallıktı. o benim evladımdı, canımdan bir parçamdı ve ben onu çok seviyordum. neden korkuyordum ki? benim istemediğim biri olmasından mı? hayallerime ters düştüğü için mi? fark ettim ki ben onu şimdiye kadar hep koşullu sevmişim. koşullu sevmek beklenti barındırır. istedikleri gerçekleşince insan sevdiğini düşünür…. ben doğru sevgiyi öğrenmek istedim. önce kendimi severek işe başladım. bu sayede çocuklarımı daha çok sevdiğimi fark ettim.

onunla birlikte sanki ben yeniden doğdum. kendimi yeniden tanıdım. hayatım ve hayata bakışım tamamıyla değişti. arkadaşları, sevgilileri ve çevresiyle tanıştıkça yepyeni şeyler öğrendim, keyif aldım. geç de olsa kendime onun sayesinde 'ben kimim?’ diye sorabildim. işte bunun için o benim öğretmenim. iyi ki oğlum eşcinsel yönelimini bizimle paylaştı. bu sayede dünyaya ve insanlara bakış açım artık farklı.

buradan eşcinsel annelerine sesleniyorum. lütfen çocuklarınızı dinleyin, onlara yakın olun. önyargılarınızla onları korkutmayın, değiştirmeye çalışmayın. belki onlar yerine asıl değişmesi gerekenler sizlersiniz. bu çevre dediğimiz, toplum dediğimiz kurallarına uymaya çaba sarfettiğimiz sistemin hatalı olabileceğini düşünün. okumaktan kaçmayın ve kendinizi bilgilendirin. bizler onlara mutlu bireyler olmaları adına artık tüm dünyada hastalık olmadığı kabul edilmiş bir gerçeği reddederek sadece mutsuz gelecekler hazırlıyoruz. oysa ki gerçek sevgi kabullenicidir, çocuklarınıza bakarken hep şöyle düşünmeye çalışın: şimdi, burda 'sevgi’ olsa ne yapardı?”

listag

ilk bir araya gelip de çekirdek kadroyu oluşturan kişiler (aynı zamanda benim çocuğum filmi kadrosudur da) şunlar: sema yakar, pınar özer, günseli dum, şule ceylan, ömer ceylan, nilgül yalçınoğlu, zeki yalçınoğlu.

m2f

male to female, erkekten kadına transseksüel anlamındaki kısaltma.

(bkz: f2m)

f2m

female to male, kadından erkeğe transseksüel anlamındaki kısaltma.

(bkz: m2f)

pınar özer

listag annesi, bir m2f trans annesi, bütün listag anne babaları içerisinde sanırım en eğlenceli, en dobra, en canayakın, en tatlı olanı. lambda'daki açılma sohbetlerinde en çok ilgiyi o alıyordu zira o kadar sevgi dolu, o kadar insanların acılarını anlayan hisseden, bizi bağrına basan o kadar güzel birisiydi ki, anlatamam. en çok onun olduğu toplantılarda ağlıyorduk. ailesinin onu nasıl dışladığını orada utana sıkıla anlatan 18 yaşındaki çocuğa "gel yavrum" deyip herkesin ortasında sarılması, çocuğun gözyaşları içerisinde kalması, bizim de o odada olanlar olarak böhür böhür ağlamamıza neden olmuştu. "ben kırmızı kuşağımla gelin oldum, benim nerem aktivist, ben evinde turşular kuran sıradan bir anneyim sadece" diyen çok tatlı bir kadındı, ama aktivistin allahı olmuştu kendisi. benim çocuğum filminde en acıklı ve en vurucu hikaye de kendisinindir zaten. o benim bir tanem, o benim kahramanım.

biseksüel

sayın arkadaşlar, sadece biseksüellerin değil, lgbt herkesin heyecan içinde okuyabileceği, benim bir ara geceli gündüzlü bir hafta içinde tüm yazılarını müthiş bir gey romanı okuyormuşcasına ayılıp bayılarak okuduğum çok güzel bir blog var, kaçırmayın derim. eleman istanbul'da yaşayan, çok düzgün bir adam, yaşadığı aşkları, düşüncelerini, mutluluklarını ve depresyonlarını çok güzel şekilde paylaşmış. maalesef artık yazmıyor ama yazılar hala duruyor. adamın hayatının içine o kadar girmiştim ki, bir noktadan sonra arkadaşımmış gibi hissetmeye başlamış, mail falan yazmıştım, güzel de cevap almıştım. çok tatlı biri ama biraz bahtsız. umarım yazmadığı son bir yılda işleri yoluna girmiştir. bir göz atın derim:

http://biseksuel.blogspot.com.tr/

müslüman eşcinsel

konu ile ilgilenenler için bence fena olmayan bir kaynak olarak: http://gayislam.blogspot.com.tr/

gayislam

bu isimde bir blog vardı, gayet de sağlam, eşcinsel dostu yazılar yazan, dindar kesimden gey bir arkadaş yazıyordu. konuları da gayet dini temellere oturtan, hadislerden ayetlerden şundan bundan referans verecek şekilde, dolu dolu yazıyordu. din ve eşcinsellik ilişkilerini merak edenler bir gözatsın derim. ben bir ara okuyordum, enteresan geliyordu. gördüğüm kadarıyla artık fazla yazmıyor.

http://gayislam.blogspot.com.tr/

gay for pay

kurt wild vardı, temiz yüzlü bir arkadaşımızdı, maşallah yemediği yarrak kalmamıştı, dediğine göre de güzel bir karısı ve 4 çocuğu vardı. tyra banks'in programına çıkmıştı da, "ben daha çok " bottom" olmayı tercih ediyorum çünkü o şekilde tahrik olmadığım insanlara sertleşmek zorunda kalmıyorum" demişti. bizim milletin gay değilim aktifim argümanına farklı bir açıdan yaklaşmıştı bence, devrimciydi.

şahika yüksel

türkiye'de lgbt sorunlarıyla ilgili, bu işler trendy olmadan çok önceden çalışmalarıyla tanınmış, türkiye'de lgbt sağlık sorunları ile ilgili olan belki de en üst seviyedeki hekim. lafını da esirgemeyen, televizyon programlarına da çıkıp konuşan harika bir kadın.

seven kaptan

lgbti ruh sağlığı sempozyumunda kendini pek çok oturumda izleme şansına sahip oldum ve dostum, bu kadın bir harika. böyle dobra tipli hatunlardan çok hoşlanırım zaten, kendisinin tavırları falan çok hoştu. istanbul'da eşcinselliği ve buna bağlı kendine güven vs. sorunları yaşayan bir arkadaşım, bu kadından aldığı psikoterapiler ile kendini çok iyi toparladığını, kadının psikoterapist olarak da harika olduğunu söylemişti.

süper bilgilendirici şu yazısı da kaçırılmamalı bence: http://t24.com.tr/haber/dr-seven-kaptan-escinselligin-tedavisi-olsa-heteroseksuel-insanlar-da-escinsel-yapilabilirdi,207036

tarık akan

1970'lerin melodramlarının uzun boylu, yeşil gözlü yakışıklısı abi. 1970'lerin sonuna doğru ve 1980'lerde politik dozu yüksek filmlere kaymıştır. kıllı, güzel vücutlu bir abimizdir kendisi, 1980 darbesi zamanındaki işkenceleri anlatan bir filmde çırılçıplak soyulup işkenceye maruz bırakıldığı bir filmi hatırlıyorum çocukken izlediğim, öyle bir filme böyle bir yorum yapılmaz belki ama napim, beğenmiştim amk.

tolga savacı

bu da 90'ların yakışıklısı, yeşil gözlü bir abimizdi. aylin livaneli adlı gereksiz kızımızla evlenmişti. sonradan saçları kırlaştı, daha bir seksi oldu maşallah.
  • /
  • 40

evdeki bütün dolapların ağzına kadar dolu olması

kendi odam harici bizim evdede bu durum söz konusu. ayrica buna ek olarak birnirinden bağimsiz esya kombinasyonlarida söz konusu. bunun sosyoekonomik durumla alakasi olduğu kadar bence kişisel seçimler dogrultusunda da geliştiğini düşünüyorum. birsuru farkli bardak, tabak takımı, bircok farkli nevresim, ivir zivir hiç bilmiyorum... zaten anneannem gecekondu ile başlamiş hayatinda, annemde gece konduda büyümüş. toplayicilik ve serbest birakamama hali soz konusu. ben çok sıkılıyorum bu düzensizlil ve karmasadan mesela. ablam evden tasindi ve ben onun odasina geçtim. annem benim odamı da doldurdu uç ay icerisinde. saka gibi. tabii ki çöp ev değil ama çok fazla esyada yok değil.
benim bazamin altini bosalttiğim için ve hicbir sey istemediğim için odamda, yatagimin altinda da icten içe arzusu var ama caktirmiyor. ben de annemin aksine çok minimalist oldum. bir bavula sigacak kadar esyam var. baska da bir seyim yok. tabii kitaplarim hariç... çok sey attim, yok ettim, hediye ettim. hayatimda da hicbir sey degismedi. esyalarla iliskimize goz atmamiz gerekiyor.

one child nation

çin’in 1979’dan 2015’e kadar uyguladığı tek çocuk politikasının toplumda yarattığı etkileri ele alan 2019 yapımı bir belgesel. bu kadar uzun bir süre bu politikanın uygulanmış olması, toplumun sessiz kalarak boyun eğmesi gerçekten üzücü.

la serenissima

bir dönem sanırım tvlerde sinyal müziği, jenerik müziği o bu müziği için çokça kullanılmış parça. ben aşağıdaki rondo veneziano halinden bahsediyorum.

şarjlı dikey süpürge

böyle başlıklar subliminal mesaj içeriyor genelde. yoksa kim ne yapsın ayı sözlükte elektrikli süpürge entrisini. cihat deyince nasıl aklımıza erotik geliyorsa dik duran sert bişeyden bahsediyor yazar kör göze parmak sokar gibi. şarjlı diye belirtiyor yani tekrar tekrar yapabilirim diyor. vakumlu bir cihaz seçilmesi de tesadüf değil tabi ki!!

geylerin şehir merkezinde yaşamayı tercih etmesi

çocuk olunca arabasız olmuyor. araba olunca da şehir merkezi tam bir işkence. evimin önünde otopark olmasına rağmen arabamı çıkarmaktan, trafiğe girmekten gittiğim yerde park yeri atamaktan nefret ediyorum. o yüzden heteroseksüeller bir süre sonra şehrin çeperlerine sürüklenirken gayler dayanabiliyor merkezde olmanın bu negatif taraflarına.

Toplam entry sayısı: 797

ayı sözlük günlük

geçen cumartesi günü bir çift olarak bir akşam yemeğine çağırıldık. erkek arkadaşım iki şişe şarap almış, ben de güzel bir çiçek yaptırdım, onu götürdük. çağıran kişi erkek arkadaşımın italyan yoga hocası. yemekte bir çift daha vardı, bir karı-koca daha. böylece biri eşcinsel 3 çift olarak akşam yemeği yedik. son derece de normal geçti. ama tabii benim için bir başka ilk oldu.

dün akşam da ev partisine çağırdı beni erkek arkadaşım, oraya gittim, orada da 8-9 kişi kadardık. yemek sofrasında erkek arkadaşım "aşkım kırmayıp geldiğin için teşekkür ederim" dedi, sonra da herkese "antti benim hayatımdaki en güzel şey" diye beni takdim etti. herkes gülümsedi falan. o sofradaki tek eşcinsel çift de bizdik bu arada. vallaha rüya gibi geliyor bu olan bitenler. nazar değdirmeyin ha, umarım hepiniz bu şekilde olan ortamları yaşarsınız. erkek arkadaşım benim hayatımda en önemli rol modelim oldu. aslında açıldıktan sonra türkiye'deki kendi arkadaş çevremde de bu şekilde erkek arkadaşımı tanıştırabilirim gibi geldi. yalnız yurtdışında bu işler daha kolay evet.

hayırlı evlat

ana babasına ileri yaşlarında destek olan kişi sanırım. babamın son ameliyatinda yanında oldum, iki hafta yanlarında kaldım. babamı sağ salim çıkardık hastaneden. yaşlanınca insanlar bir gariban kalıyorlar. anne babamın bankacılık ve edevlet işlemleriyle, cep telefonu problemleriyle, vergi fatura ödemeleriyle falan ben uğraşıyorum uzunca bir süredir. son bir kaç yıldır yurtdisina tatillere götürüyorum. bu son yanlarında bulunusumda da babamın eskiyen cep telefonunu yeniledim, evin de temizliği kolaylaşsın diye şarjlı dikey süpürge aldım, sonra da evi bütün dolapları sifonyerleri çeke çeke bir güzel temizledim. evleri çöp evden hallice, annem herseyi biriktiriyor. evde geçirdiğim süre boyunca gizli gizli torba torba eşya da attım, eski gazeteler, kağıtlar, torbalar, plastik kutular, kavanozlar, tarihi geçmiş ilaçlar, neler neler. bozulmuş bir iki eşyayı tamir ettim, kaplaması kalkmış mobilyaları yapıştırdım, böyle ot bok bir dünya iş yaptım. ayrılırken pek çok dualarını aldım. kendi yaşamımı pek amaçsız buluyorum ama en azından anne babama sahip çıkıyorum, bu biraz kendimi iyi hissettiriyor.

hayırlı evlat kategorisine giriyorum sanırım. babam diyor kaç kişinin evladı ana babasıyla bu kadar ilgileniyor diye. öte yandan bu hayırlı evlatlık işi de şans işi anne baba için. abim kendisine faydası olmayan hiç bir işe karışmaz mesela. ayrıca ben de evli çocuklu biri olsaydım veya ne bileyim zamanında yurt dışına falan taşınmış olsaydım tüm bunları nasıl yapacaktım. bu son olayda bunları düşündüm. hayat olasiliklara atılan zarlar gerçekten.

bu arada garip olan şu ki, babamı gayet sevsem de anneme beni her zaman ihmal ettiğinden, hiç zaman ayirmadigindan, sıkıntım olduğunu söylediğimde hep başından attığından (kendisi de bitmeyen depresyonda olduğundan duygusal sorun duymaya katlanamıyor) dolayı hala çılgın öfke duymaktayim, o öfke hiç geçmedi. hala anneme sarılamıyorum yıllardır. buna rağmen gene de her işlerine de koşuyorum. böyle de oluyormuş demek.

tek eşlilik

hayatım boyunca, oldum bittim tekeşli yaşadım, sanırım benim cinsel karakterim bu şekilde. bunun nedeni olarak geç açılmam, ondan önce kızlarla ilişki yaşamış olmam mı nedendir bilmiyorum, kızlarla da tekeşliydim, kimseyi aldatmadım, açıldıktan kısa bir süre sonra da sevgilim oldu ve hala devam ediyoruz. açılma süreci çalkantılarımda bir ara çokeşli diyemeyeceğim ama, tek gecelik yaşadığım bir çok kişinin girip çıktığı çalkantılı, sıkıntılı ama bence yaşanması gereken bir dönem de yaşadım, o kısımdan da aslında pişman değilim, ama öyle o kucaktan bu kucağa bir hayat nasıl geçer bilmiyorum zira benim hissettiğim, bir noktadan sonra, kalktığım her yataktan içimde derin bir duygusal boşluk, bir tükenmişlik hissiyle kalktığımdı. bir noktadan sonra bu duygu benim içimi yemeye başladığında durup "ne yapıyorum ben amk?" demiştim kendime. burada tekeşli yaşamı övüp orta sınıf ahlakı dayatmacılığı yapmak da istemiyorum, sonuçta herkes nasıl rahat ediyorsa öyle yaşasın derim, yalnız bir ilişkide güzel bir cinsel uyum, güzel bir arkadaşlık, güven, sevgi ve şefkat olması beni daha çok mutlu ettiriyor, onu biliyorum. bir de belki de öyle dramatik ayrılıklar, aldatmalar falan da yaşamadım ben, o nedenle ruhum da fazla örselenmedi o konuda, bu nedenle de böyle rahat konuşabiliyorum, bilmiyorum. açık ilişki yaşayanlar da öyle mutluysa sorun yok bence, hatta romantik ilişki yaşamayıp farklı kişilerle sadece seks ilişkisi yaşayanlar da ok, ama "etrafta bir sürü bal toplayacak çiçek varken neden sadece tek bir çiçekle yetineyim" veya "zaten bi yaştan sonra seçeneklerim azalacak, o zaman durulmak zorunda kalacağım, hazır gençken seksin dibine vurayım" şeklinde artık bir cinsel gözü doymama mı denir ne denir, bana pek uymuyor. bir de ben biraz da mr. play it safe, yani fazla riske atılmayı, maceradan maceraya koşmayı falan seven biri değilim, nedeni o da olabilir, kafamın rahat olması, huzurlu olmak daha önemli benim için, maceraları başka konularda yaşamayı tercih ediyorum. bunun dışında tekeşli bir eşcinsel yaşam da bu ülkede çok süper kolay birşey değil, yine de her sıkıntınızı paylaşabileceğiniz, derdinizi dinleyip ortak olan, size yardım eden, iş yerindeyken size komikli resimler gönderen, tatillerde beraber dünyayı gezdiğiniz bir eşinizin olması dünyanın en güzel zenginliklerinden biri bence. kendimi kısıtlanmış hissediyor muyum? pek değil aslında. elbette orada burada görüp çok beğendiğim, cinsel çekim hissetiğim başka erkekler oluyor, ama zaten her cinsel çekim duyduğunuz insanla yatıyor değilsiniz zaten, hatta çok az bir yüzdesiyle yatabilirsiniz (çoğu karşıcinsel zaten muhtemelen), bir de yatsanız nolcak zaten, yatmak için bir sürü emek, diyelim işler yolunda gitti yattınız, sonrasında gene aynı boşluk, anlamsız geliyor. bir de yani sevgiliyle abazan muhabbeti yapmak konusunda bir sıkıntım yok, bu da aklıma gelenleri paylaşma konusunda da beni kısıtlamıyor, o yüzden genel olarak kısıtlanmış hissetmiyorum diyebilirim.

eşcinsellerin danışabileceği psikologlar

sözlük dışı kimseler de kolay bulabilsin diye jenerik bir başlık açmaya gayret ettim fakat asıl konu lgbti+ bireylerin danışabileceği ve psikolojik yardım alabileceği psikolog ve psikiyatristler veri tabanı gibi birşey. ben bu bilgileri elde etmekte çok zorlandım zira önceden rastgele sayılabilecek bir şekilde gittiğim bir psikolog hanım bana saçma sapan şeyler söyleyip gittiğime gideceğime pişman etmişti ve kafanız buhranlıyken bir de böyle bir deneyim yaşamak hiç hoş birşey değil. lgbt durumlarından haberi olmayan hatta daha kötüsü son derece yanlış şekilde haberdar olan ruh sağlığı çalışanları bulunmaktayken, psikolojik yardım ihtiyacınız olursa böyle birine çatmamak için tavsiye ihtiyacı oluyor. ben o tavsiyeleri çok zor buldum, buradan paylaşmak istedim, belki başka birilerinin işine yarar.

ankara
ceren göker
gökçe silsüpür
irem yıldız (madalyon psikiyatri merkezi)
harika özel (madalyon psikiyatri merkezi)
selçuk candansayar
koray başar (özellikle trans konularında)

istanbul
şahika yüksel (özellikle trans konularında)
seven kaptan
ardıl bayram şahin

izmir
ışıl vahip
nezaket kaya
nur engindeniz

cetad eğitimini tamamlamış terapistlerin türkiye genelindeki listesinden de faydalanılabilir. http://www.cetad.org.tr/listtherapists.aspx?menu=19

fiyatları ucuz değil, özeller seans başına 200-300 tl, devlet hastanesinde 110 tl muayene parası var. bulunduğunuz şehirdeki lgbt derneğiyle iletişime geçerek, müşkül durumdaki lgbt bireylere daha uygun fiyatlı hizmet veren psikolog tavsiyesi de isteyebilirsiniz.

ayrıca (bkz: lgbt psikolojik yardım)

uzun süreli ilişki

"ilişki emek istemez" diyebilen kişilerin cidden kaç düzgün ilişki yaşayabildiklerini, bu ilişki dediklerini kaç zaman kazasız belasız, saygı sevgi sınırları içerisinde götürebildiklerini merak ettim. varsa öyle kolay ilişki, açıklasınlar sırrını da bizler de faydalanalım.

benim tecrübem şu ki, ilişki gayet karşılıklı emek, fedakarlık, anlayış, özveri, gerektiğinde geri adım atmak, gerektiğinde suyuna gitmek vs. tarzı davranışlar gerektiriyor. öte yandan bunu sevdiğinizden, güvendiğinizden ve içinizden öyle geldiğinden yapmanız gerekiyor. eğer ilişki için gerekli o emeği kasarak, istemeyerek, zorla, lanet ede ede yapacaksanız, işte o ilişki gitmez. emek vermek ile zorlamak arasında bir fark var, o karıştırılmış sanırım.

eşcinsel ilişkilerin yarınsızlığı

valla bu algı tamamen ilişkiden ne beklediğiniz ile alakalı. evlenemiyor olmak, çocuk sahibi olamıyor olmak, toplumun onaylamıyor olması ilişkinin kısa ömürlü olmasını gerektiren şeyler değil. ha siz bu nedenlerden ötürü gidip eninde sonunda karşı cinsten biriyle evleneceğim kabullenmesiyle işe giriyorsanız, işte o zaman bu ifade anlam kazanıyor. gerçekten böyle düşünen ama bunu açıkca ifade etmeyen kişilerle beraber olan ve ilişkisinin devamlı olacağını uman eşcinsel kardeşlerimize buradan allahtan sabır diliyorum.

benim durumum tam böyle gelişmedi, kafayı sıyırmaya başlayıp ya delirmek ya açılmak ikileminde kalıp açıldıktan (ve ferahladıktan) sonra aradan bir zaman geçti, bir boşluğa düştüm, sonra paniğe kapılıp tekrar bir kızla beraber olmaya çalıştım, onda da elime yüzüme bulaştırdım, gerçekten hatırlamak istemediğim şeyler yaşadım. o dönemde kafaya dank etti ki, ben bir kızla birşey götürebilecek durumda değilim. işte tam o noktada, uzun yıllar boyunca hayatımın içine sıçan kafa karışıklığından artık tam o noktada vazgeçmem ve bir karara varmam gerektiğini anladım. arada kalmak, o mu bu mu ikilemleri yaşamak ne bana iyi geliyordu, ne ilişki kurmaya çalıştığım insanlara. tam o noktada kesin kabule geçtim, bir daha geri bakmayacağım dedim.

o noktadan sonra da önümde duran seçenek ya o daldan o dala konan kuş, ya da düzenli, mantıklı, güvenli, huzurlu bir ilişkiydi. ben ilk seçenekteki gibi birisi zaten hayatım boyunca olamadım, bir kere ciddi denedim, işleri oyun oynar gibi ele aldım ama bir noktadan sonra yarattığı duygusal boşluğun yarattığı girdap beni çok fena içine çekmeye başladı. feci bir his. o noktada o saçma hayatımdan da vazgeçtim. bilmemkaç yaşıma gelip de hala elinde hornet dolanan biri olmak istemediğimi anladım. ondan sonra da hayat benzer düşünen birini çıkardı karşıma allaha şükür.

eşcinsel ilişkilerin karşıcinsel ilişkilerden farkı ne bilmiyorum, erkek doğası mı, toplumsal ötekileştirme mi, nedir yani? ilk defa bu dünyaya girdiğimde, bu farkın nedenini anlamaya çalışıyordum, çok garip geliyordu. şimdi hala anlayabilmiş değilim de artık kabullendim ve üstünde düşünmüyorum. toplumsal kabulün yüksek olduğu liberal batı ülkelerinde durum nasıl, daha mı yarınlı ilişkiler, bilmiyorum. ama bu saçmalığın nedeninin toplumsal koşullardan da kaynaklandığına kesinlikle eminim, bu ülkede eşcinsel bir ilişki yürütmek zor, ama imkansız değil, ayrıca başka ilişkilerin de başka sıkıntıları oluyor, eşcinseliz diye karalar bağlamak zorunda olduğumuzu da düşünmüyorum. ne kendine acımak ne öğrenilmiş çaresizlik hoş şeyler değil.

herkese kendi düşündükleriyle uyumlu insanların nasip olmasını dilerim. ya da en azından dürüst insanların.

eşcinsellerin danışabileceği psikologlar

sözlük dışı kimseler de kolay bulabilsin diye jenerik bir başlık açmaya gayret ettim fakat asıl konu lgbti+ bireylerin danışabileceği ve psikolojik yardım alabileceği psikolog ve psikiyatristler veri tabanı gibi birşey. ben bu bilgileri elde etmekte çok zorlandım zira önceden rastgele sayılabilecek bir şekilde gittiğim bir psikolog hanım bana saçma sapan şeyler söyleyip gittiğime gideceğime pişman etmişti ve kafanız buhranlıyken bir de böyle bir deneyim yaşamak hiç hoş birşey değil. lgbt durumlarından haberi olmayan hatta daha kötüsü son derece yanlış şekilde haberdar olan ruh sağlığı çalışanları bulunmaktayken, psikolojik yardım ihtiyacınız olursa böyle birine çatmamak için tavsiye ihtiyacı oluyor. ben o tavsiyeleri çok zor buldum, buradan paylaşmak istedim, belki başka birilerinin işine yarar.

ankara
ceren göker
gökçe silsüpür
irem yıldız (madalyon psikiyatri merkezi)
harika özel (madalyon psikiyatri merkezi)
selçuk candansayar
koray başar (özellikle trans konularında)

istanbul
şahika yüksel (özellikle trans konularında)
seven kaptan
ardıl bayram şahin

izmir
ışıl vahip
nezaket kaya
nur engindeniz

cetad eğitimini tamamlamış terapistlerin türkiye genelindeki listesinden de faydalanılabilir. http://www.cetad.org.tr/listtherapists.aspx?menu=19

fiyatları ucuz değil, özeller seans başına 200-300 tl, devlet hastanesinde 110 tl muayene parası var. bulunduğunuz şehirdeki lgbt derneğiyle iletişime geçerek, müşkül durumdaki lgbt bireylere daha uygun fiyatlı hizmet veren psikolog tavsiyesi de isteyebilirsiniz.

ayrıca (bkz: lgbt psikolojik yardım)

ayı sözlük itiraf

bugün geyler lezbiyenler konferansı gala gecesindeydim. avrupanin her köşesinden queer kişilerle tanıştım. bulunduğumuz ülkenin başbakan yardımcısı çıktı konuşma yaptı, daha lgbt kişilere ne hakları vermeyi planladiklarindan bahsetti. maşallah, lezbiyen çiftlere ücretsiz ivf hizmeti bile veriliyor bu ülkede, biz türkiye'de bir yürüyüş bile yapamazken elalemin konuştuğu konulara bak. neyse iyi yedirip icirdiler. yarın sabahın köründen öğleden sonraya kadar da resepsiyonda durup gelene geçene yardım edicem. gönüllüluk güzel bir şey, ayrıca öğretici. şimdi de tramvaydayim, erkek arkadaşıma gidiyorum. bu geceyi onda geciricem, yarın türkiyeye ailesini ziyarete gidiyor, gitmeden birlikte olalım dedim. neyse onun yokluğunda bu konferansla şunla bunla oyalanacagim, gene iyi denk geldi. erkek arkadaşım dünya iyisi bir insan, onu bulmuş olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. allah herkese gönlüne göre birini versin inşallah. iyi geceler herkese.

heteroseksüel erkeklerin gaylerden çok daha yakışıklı ve cezbedici olması

uzun süreli ilişki

"ilişki emek istemez" diyebilen kişilerin cidden kaç düzgün ilişki yaşayabildiklerini, bu ilişki dediklerini kaç zaman kazasız belasız, saygı sevgi sınırları içerisinde götürebildiklerini merak ettim. varsa öyle kolay ilişki, açıklasınlar sırrını da bizler de faydalanalım.

benim tecrübem şu ki, ilişki gayet karşılıklı emek, fedakarlık, anlayış, özveri, gerektiğinde geri adım atmak, gerektiğinde suyuna gitmek vs. tarzı davranışlar gerektiriyor. öte yandan bunu sevdiğinizden, güvendiğinizden ve içinizden öyle geldiğinden yapmanız gerekiyor. eğer ilişki için gerekli o emeği kasarak, istemeyerek, zorla, lanet ede ede yapacaksanız, işte o ilişki gitmez. emek vermek ile zorlamak arasında bir fark var, o karıştırılmış sanırım.

hoşlanılan erkeğe açılamamak

valla gey milletinde böyle şeylerin olmaması gerekir zira bu tür başlıklardaki durumlar, daha çok orada burada gördüğünüz, size çekici gelen insanlara nasıl yaklaşacağınızı bilememeyi anlatır ama türkiye'de bir eşcinselseniz, orada burada gördüğünüz adamlara uluorta, eşcinsel olduğundan emin olmadan hiç açılmayın bence. karşınızdakinin eşcinsel olma olasılığı (ve bunu kabullenmiş olma olasılığı, ve birileriyle ilişkiye açık olma olasılığı vs) %2'den daha düşükken, bu kadar düşük bir yüzdeyle kocaman bir riske girmenin hiç bir mantığı yok. yok eşcinselliğinden emin gibisiniz ama eleman gene de açık etmiyor bu durumu, bu gibi tiplerle de uğraşmaya gerek yok, büyük ihtimal açıldığınızda "ne münasebet, sen beni ne zannettin vs" tarzı savunmaya geçecek, hiiiiiç ama hiç gereği yok böyle durumların. ulan sonuçta internet çağında yaşıyoruz, elinizin altında böyle bir nimet varken buradaki yüzlerce olasılığı değerlendirmeyip, bunun yerine böyle süper riskli işlere girmenin ne anlamı var? vay efendim ben aşık oldum galiba, vay efendim çok tatlı çocuk ama, vay efendim onun da benim gibi zedelenmiş duyguları var beni bir tek o anlarlar falan feşmekan... geçecen bunları, fasa fiso. gey dediğin adam akıllı olur, bu özellikle tehditlerle dolu cangıl dünyada geyler daha çocukluklarından başlayarak nasıl hayatta kalacaklarını sürekli hesaplayarak belli bir yaşa gelirler. böyle naif duygusallıkların hiç bir mantığı yok. elemana açılacan da seni bütün dünyaya ifşa etmeyecek, ba ba ba ba... sikerler öyle işi. böyle saçmalıklara girmek yerine alırsın eline interneti, tanışma sitelerinden sana mantıklı, aklı başında gelen profillerle şansını denersin, ki orada bile kendini kabullenememiş, aklı mantığı olmayan mal tiplerden bir sürü var, ama sonuçta senin kafana uyacak, cinselliğiyle belli bir noktaya kadar barışmış (en azından bir profil açabilecek kadar) tiplerle karşılaşma olasılığın daha yüksek. üstüne doğru dürüst bir profili de varsa, kendini düzgün cümlelerle ifade edebilmişse, eli yüzü düzgünse, zamanını ve duygularını böyle tiplerle iletişim kurmak için kullan. mal mısınız kardeşim sokakta, okulda, otobüste bilmemnerede gördüğünüz tatlı çocuğa, elinizde hiç bir başka veri yokken açılmaya? atatürk ne demiş, benim geyim akıllıdır, zekidir, çeviktir, aynı zamanda o aklını kullanmasını bilir. ne güzel demiş atamız. siz de atanızdan feyz alın ulan biraz. kıps, hadi yallah.

aileye ve yakın çevreye eşcinsel olduğunu açıklayamama nedenleri

içselleştirilmiş homofobinin insanlara neler yazdırabildiğini gösteren nedenler. eşcinsel kişilerin öncelikle kendi kafalarındaki önyargıları yıkabilmeleri gerekiyor ve bu bile oldukça sancılı ve emek isteyen bir süreç. okumak öğrenmek lazım, yoksa toplumun bizlere zerk ettiği homofobiyle kendimizi ve çevremizi algılıyor, sonra böyle yazılar yazıyoruz.

uzak mesafe ilişkisi

valla yıllardır yürüttüğüm ilişki türü. ilk başta aynı şehirdeydik, o nedenle temelimiz sağlam. sonra ayrı şehirlere düştük iş nedeniyle. istenirse her haftasonu gidilebilecek bir mesafede ama her haftasonu gitmek gelmek de yorucu olabiliyor. bir de ikimizin de bazı haftasonları yapacak başka bir işi oluyor. gene de ayda minimum bir-iki haftasonu görüşüyoruz. onun dışında her gün mutlaka telefon görüşmesi. bu herhalde ilişkiyi sürdürebilmek için en önemli şey. 7 yıldır babamın hastalığı nedeniyle iki-üç ay fiziksel olarak görüşemediğimiz oldu ama telefonla hiç görüşmediğimiz bir gün bile olmadı. tabii bu ilişkinin temelinde ciddi bir güven ve sevginin bulunması lazım. bu şekilde gidiyor valla, yakın zamanda bir araya gelebilecek gibi de gözükmüyoruz. belki böyle olması da iyi, arada sürekli bir özlem de oluyor, ilişki hızlı tüketilmiyor. bilmiyorum, her ilişki çok biricik dinamiklerle şekilleniyor. sana uyan başkasına uymaz. iki tarafın da ekonomik ve sosyal olarak belli bir rahatlık düzeyinde olması elzem bence. ayrıca ikimiz de tek yaşıyoruz, birimizden biri ailesi yanında olsa gene zor olurdu herhalde. ikimiz de bu ilişkinin ikimize çok iyi geldiğinin bilincindeyiz, o yüzden de koruyoruz. bir de ikimiz de öyle gözü dışarıda, seks yapmazsa ölecek tipler değiliz, işinde gücünde, belli bir yaşa gelmiş, hayatta ne istediğini iyi kötü çözmüş, evcimen tipleriz. bu nedenle zaten aramızda bir güven ortamı var. gelecekten ne beklemeliyim pek bilmiyorum ama şu zamana kadar götürdük işte, halimden memnunum. ideal dünyalarda yaşamıyoruz, herşey mükemmel olmazsa olmaz diyen biri de değilim. iyi ki böyle sevgi dolu bir ilişkim var diye yatıp kalkıp dua ediyorum aslına bakarsanız. düzgün, kafanın anlaştığı, seni seven, güvendiğin bir insan bulmak kolay değil, hatta bayağı şans. bunun çok bilincindeyim, o nedenle çok özen gösteriyorum bu ilişkiye. allah nazarlardan saklasın bizi.

ak parti lgbti bireyleri

bence ülkenin lgbt hak ve özgürlükleri hareketi için sağlıklı çalışması son derece elzem olan, görünürlüklerinin artmasını ve daha çok ortalarda seslerini çıkarmalarını can-ı gönülden dileyeceğim bir oluşum bu ak lgbt grubu. açıklamalarını okudum, hem bu ülkenin muhafazakarı hem de lgbt kişiler olarak tam da söylenmeleri beklenecek herşeyi söylemişler adamlar. eşcinselliklerini kabul ederek muhafazakar kimlik ile bağdaştırabilmeleri bile bence başlıbaşına çok olumlu bir gelişme. eminim ki bu ülkenin eşcinsellerinin ezici çoğunluğu, kendilerini anlamlandırma evresinde bu gurubun retoriğini görerek inanılmaz rahatlayacaklardır.

söylemlerinde çok da rahatsız edici birşey göremedim ben. en kötü tarafları, kendilerinin bu şekilde bir "ak lgbt" hareketi yapabilecek kadar cesaretlenebilecekleri bir ortamı hazırlayan bu ülkede 20 küsür senedir fena halde zor bir mücadele veren halihazırdaki anaakım lgbt hareketini "onlar terbiyesizler, onlar ahlaksızlar" şeklinde dışlamaları. ama bu tarzın da, destekleyicisi oldukları sağ hareketin sürekli yaptığı atatürk saldırıları ve "cehape zihniyeti" ötekileştirmelerinden temel olarak bir farkı olmadığı için, savundukları politik görüşle gayet tutarlı.

öte yandan şöyle bir paragraf açıklamaları da aslında bu ülkenin lgbt hareketi için hiç de fena gelmedi bana:

“bizler; cumhurbaşkanımız recep tayyip erdoğan’ı ve ak parti’yi, ülkemiz ve geleceğimiz bakımından daima destekleyeceğiz. bundan kimsenin şüphesi olmasın. ülkemiz açısından yapılan onca yatırımı görmezden gelecek kadar nankör değiliz. lgbti hak ve özgürlükleri’nin, ak parti hükümeti tarafından mutlaka anayasada olacağından eminiz. gerekiyorsa hükümet ile anayasal hak ve özgürlükleri düzenleyen maddeler için çalışmaya da hazırız. eşcinselliğin, ülkemizde yeteri kadar anlatılmadığının ya da yanlış anlatıldığının farkındayız. insan olduğumuzun unutulup, özellikle tv kanallarında, eşcinsellerin bir komedi unsuru olarak işlenmesi, hakarete varan söylemlerin, onur kırıcı davranışların, ayrımcılığın, bir son bulması ve cinsel kimliğe bakılmaksızın kişisel hakların korunması, eşcinsellikten çok, insani bir hak olduğunu vurgulamak gerekir. 80 milyon insanın arasında lgbti bireyleride vardır. dışlamak, ötekileştirmek, hiç bir insani duygu ile bağdaşmamaktadır. lgbti bireyleri hak ve özgürlükleri bir lütuf değil. bir hak olduğunu bilmek gereklidir. bu sadece ülkemizde değil, dünyanın birçok yerinde bu tür olaylara rastlamak mümkün. ben bunların, 2023 hedeflerine emin adımlarla ilerleyen türkiyemiz de çözüleceğinden eminim."

yine de gerçek ilerlemeyi bugüne kadar yaptığı gibi, bunların ahlaksızlar diye suçladığı halihazırdaki lgbt hareketi yapmaya devam edecektir. bu arkadaşlar onların açtığı yolu genişletirler ancak. ama halktaki geniş kitleler lgbtleri kabul edecekse de bu ak lgbtciler sayesinde olacak o da.

kılsız erkek

bal döküp yalamak gibi fantazileriniz varsa tercih edilesi erkek türü. ağza kıl gelince hoş olmuyor bence.