avukat
daha staja yeni başlayıp da gönenç gürkaynakmışçasına havalananlar vardır ki evlerden ırak. gezmeye bile ofis çantayla giderler, mütemadiyen resmi ve pahalı giyinirler, yaptıkları her paylaşımda ben avukatım demeye gelen ifadeler kullanırlar vs. seninle beraber her yıl 15 bin kişi o mesleğe adım atıyor, bireşimdahayok havaların niye? üstelik hukuk fakülteleri o kadar çoğalmış ve yapılan sınavların kalitesi o kadar düşmüştür ki bu fakülteleri kazanıp, mezun olabilmenin hiçbir aman aman bir tarafı kalmamıştır. hani o ortamlarda yaa çok zorlanıyoruz falan diyen tipler var ya, hepsi sadece sınav haftası eline kitaptır, nottur neyin alan tipler. daha dersin hocasının adını bile bilmezler. test sınavlardan geçecek kadar notlar alıp, fakülteye nasıl girdilerse öyle çıkarlar. sonra işte avukatlığını bu şekilde ortaya koymaya çalışan stilize 'tip'ler çıkar.
sözün özü ofis çantadan soğudum. no pamukkale travertenlerinde ofis çanta!
adama ve karisina tecavuz eden cinci hoca
hiç mi fringe izlemediniz yahu? diğer evrenden bu evrene bir şey getiriyorsanız, bu evrenden de o evrene aynı kütlede bir şey göndermelisiniz. bir üç harfliyi çıkarıp diğer üç harfliyi sokmanın hikmeti budur zaar, şaşılacak ne var?
ayı sözlük günlük
yalnızlık ihtiyacı diğer insanlara nazaran daha fazla olan asosyal bir insan olduğum halde şu günlerde gerçekten yalnız hissediyorum. bunda karantina sürecinde yakın olduğunu düşündüğüm arkadaşlarımla ipleri koparmamın da payı var tabii. aslında hep farklı dünyaların insanlarıydık ama hep bir şeyleri bastırdık. nihayetinde en olmayacak zamanda gerçek hislerimiz gün yüzüne çıktı. diğer bir sebep de üniversiteye başladığımdan beri heteroseksüel insanlara karşı önyargımın olması. maalesef onların beni hep hor göreceğini sandım. gay ortamından arkadaş edinmeye çalıştım ama tam tersi oldu. aynı kaderi paylaştığım insanlara ne yapsam yaranamazken, fakülte arkadaşlarım beni bağırlarına bastılar. kıymetlerini anladığımdaysa her şey için çok geçti, pandemi başladı. bugün maalesef sabahları bir günaydın mesajı, arada bir halimi hatırımı soran bir mesaj bile almıyorum. öyle işte.
neden yalnızsınız
herkesle uyuşamıyor olmamdan, maalesef.
uykusuzluk
tam da bugünlerde en büyük sorunumken gündemde görünce heyecanlandım. derdimi anlatabilme fırsatım oldu.
maalesef bir hafta on gündür falan muzdarip olduğum moral bozucu, zihinsel ve bedensel direnç kırıcı durum. önceleri sabaha karşı uyuyabilir durumdayken, şimdi öğle vakitlerinde uyuyabiliyorum. fakat bu uyku asla diğeri kadar dinlendirmiyor. gün içinde sürekli uykulu oluyorum evet hatta uykum geliyor ama şimdi uyursam gece uyuyamam diyip uyumuyorum. gece oluyor sanki sabah uykusu olan kişi ben değilmişim gibi bir türlü uykuya dalamıyorum. sabahları uyumamaya, geceleri uyumaya çalışarak zamanım akıp gidiyor. hani allah'tan öğrenciyim bir de çalışıyor olsam gerçekten berbat bir durum olurdu.
ayı sözlük
yeterince özgürlükçü ve lgbt bireyler için yararlı olduğunu düşündüğüm canım sözlük. kendimi kabullenmemde büyük bir yeri var. 4-5 senedir takılıyorum sözlükte; homofobisini kusanı da gördüm, yeşilli-sarılı-kırmızılı birtakım grupların ağzından konuşanı da, muhazakar olup gaziye sataşanı da...hepsini kabullendim, insanların ifade özgürlüğüne verdim ama kabullenemediğim ve dark bear'ın yerinde olsam benim de uçurağım yazarlar var: bunlar sözlük kurallarını sistematik olarak ihlal etmeyi kendilerine duruş edinmişler, özgürlükten anladıkları da bu. kendilerince bu şekilde eğleniyorlar. fakat bir söz var, "nerede insan, orada toplum; nerede toplum, orada hukuk". sözlüğün yazarlar ve okurlar için daha kaliteli, nitelikli, sürdürülebilir ve albenili bir ortam olması için kurallara ihtiyacı var. editörken bu kuralları hatırlatmaktan, yazarları uyarmaktan gına geliyordu ve söyledikleri şuydu: "amaaan". bunu söyleyen insanların uçuruldukları zaman da "amaaan" demelerini bekliyorum, herkese sağlıklı günler diliyorum. ayı sözlük özgür bir ortam, özgürce yazın.
üstteki yazar
sözlükte zekasıyla ve karizmasıyla çekemediğim bir yazar değildir. ama sanırım birkaç defa daha sürtüşürsek kehanet kendini gerçekleştirecek ve çekememeye başlayacağım. yarın bi entrylerini okuyayım bakayım belki zeka kokuyorlardır da kıskanırım.
nur yerlitaş
allah rahmet eylesin. ekranlardan gördüğüm kadarıyla çok içli, esaslı bir insandı. ama maalesef etrafındaki insanlar ona hiç benzemiyorlarmış. beraber iş yaptığı, ekranlara çıktığı insanlardan yalandan bir başsağlığı dileyip daha yarım saat olmadan öbürsü gün yapacağı programın paylaşımını yapanı mı ararsın, ürün reklamı yapanını mı? magazinel insanların ne kadar hissizleştiğini, samimiyetsizleştiğini bugün fark ettim. "nurellam nur içinde yat çok üzgünüm bu arada yarınki programımız olaaay! ayrıca efsane bb kremi de linkteki sayfadan alabilirsiniz!!" gerçekten bu nedir ya?
nude arşivinin arasından eski sevgilinin fotoğrafını açıp efkarlanmak
evet çok utanıyorum. aslında eski sevgilim değil, karşılıksız sevdiğim, hayatımın tek aşkı. aklıma geliyor, şöyle açayım bir fotoğrafını uzun uzun izleyeyim, eski günlere geri döneyim diyorum ama aklıma o fotoğrafların hala nude arşivinin arasında olduğu geliyor. yüzlerce yarak kürek fotoğrafı arasından utana sıkıla onun fotoğrafını arıyorum. zaten his mis kalmıyor, "hissini sikeyim senin" diyorum kendi kendime. her defasında o fotoğrafları başka bir yere taşımayı düşünüyorum ama erteliyorum. sanırım hiçbir zaman o fotoğrafları ayıklayıp başka bir yere taşıyamayacağım ve doğru düzgün hislenemeyeceğim.
10 nisan 2020 sokağa çıkma yasağı
tam olarak göz boyamaya yönelik olduğunu düşünmediğim yasaktır. insanlar haftasonu işe gitmiyorlarken bari yasak uygulamak, gerekmediği halde sokağa çıkmayı, sosyal teması engelleyecektir. bundan sonraki haftasonları da aynı yasağın uygulanacağını ve söz konusu amacı gerçekleştireceğini düşünüyorum. ayrıca bir diğer amaç da sanırım insanları uzun süreli sokağa çıkma yasağına hazırlamak. vatandaşlarımız hala işin ciddiyetinin farkında değildi ve yarınlar yokmuşçasına yaşıyordu. bu yasak onlara evde kalmak için hazırlığını yap, silkelen ve kendine gel, her an her şey olabilir mesajını verecektir.
günde 28478283 kere hesaba girmek
karantina süreci boyunca hesabınıza günde 28478283 kere girmeniz normaldir. psikiyatristlere başvurmanıza gerek yoktur. hesabınız size günde 28478283 kere girmeye başladığında psikiyatri servisine başvurabilirsiniz.
soft mu hard mı
soft pornoların da kesinlikle ayrı bir hazzı var. bir kere heyecanınız sürekli diri kalıyor çünkü bir kerede am-sik-delik görüp merakınızı gideremiyorsunuz. gözünüz sürekli bir penis, bir delik arıyor. apış arası karanlıkları, pozisyon değişiklikleri heyecanınızı sürekli tekrar diriltiyor. hardcore bir pornoda yanı başınızdaki kitap kadar normalleşen penis, softcore pornoda videoyu durdurup, geri sarıp apış arası karanlıklarında, pozisyon değişikleri sırasında yakalayabildiğiniz her parçasıyla sizi tekrar uyaran bir cisme dönüşüyor.
covid-19
komplo teorilerine genelde itibar etmem ama dünyada hemen hiçbir ülkenin bu virüsün yayılmasına karşı doğru dürüst önlem almaması, adeta virüse kucak açması beni şaşkınlığa ve acabalara gark ediyor. avrupa ülkeri bile doğru dürüst önlem almadı ve en kötü senaryolar, liderler tarafından halka yedirilmeye çalışılıyor.
(bkz:
merkel'in nüfusun çoğuna virüs bulaşacak açıklaması)
(bkz:
macron'un dehşete düşüren corona raporu)
bunun yanında virüs hasta, zayıf, yaşlı insanlarda ölümcül oluyor; genç ve sağlıklı insanlarda hafifçe geçiştiriliyorken;
birilerinin nazist planlarını hayata geçirdiği düşüncesini kafamdan çıkaramıyorum.
fahrettin koca'nın gereksiz övülmesi
vaka tablosunun italya örneğinden farklı olmadığının anlaşıldığı şu günlerde bile devam eden durum. hayretlerdeyim.
italya, 6. gün vaka sayısı: 21
türkiye, 6. gün vaka sayısı: 47
italya 10. gün vaka sayısı: 323
türkiye 8. gün vaka sayısı: 191
muhtemelen 10. gün yine italya'yla başa baş gideceğiz.
gerçekten merak ediyorum: yurt dışından gelen o kadar insanı karantinaya almayan, geri kalanını apar topar göstermelik bir karantinaya alan (22 müftülük görevlisi karantinadan ayrıldı, umreciler taşıyan otobüsten bir kız çocuğu inip başka bir araca binip ayrıldı), vatandaşa yeterli test imkanı sunmayan, rakamları gecenin bir vakti şaibeli olarak açıklayan bu beyefendinin nesi bu kadar övülüyor?
edit: şimdiden söyleyeyim bütün sağlık çalışanlarına olduğu gibi bakana da bu süreçteki emeğinden dolayı minnettarım. ama kendisi kesinlikle bir üstün başarı örneği göstermedi, göstermiyor.
edit: 10. gün öngörümüz daha 8. günde gerçekleşti bile. vaka sayısı 359 oldu.
covid-19
vaka sayısının 191 olmasından da önemlisi, yapılan açıklamalarda öncekilerde olduğu gibi "yurt dışından gelen, karantinada olan, yurt dışı temaslı vatandaşın çevresi..." gibi ibareleri göremiyor oluşumuz. eğer yurt dışından gelen, karantinada olanlardan çıksaydı bu vakalar durum kontrol altında diye düşünerek belki bir nebze rahatlayabilirdik ama muhtemelen söz konusu vakalar içimizden çıkıyor. daha önce yurt dışından gelip de zorunlu karantinaya alınmayaların çoktan bütün ülkeye virüsü yaydığını düşünüyorum.
toplumumuzun, özellikle de riskli grupta yer aldıkları halde yaşlılarımızın bilinçsizliği yüzünden maalesef korkunç bir tablo yalnızca bir adım ötemizde.
(bkz:
camiye gitmeye devam edeceğiz harekatı)
(bkz:
umreden dönenlerin zorunlu karantinadan erzuruma kaçma girişimi)
(bkz:
konyada zorunlu karantinadan kaçmaya çalışan umreciler)
umreden dönenlerin karantinaya alınması
medine’den ankara’ya ve konya'ya gelen umre yolcuları, sağlık taramasından geçirilerek karantinaya alınmak üzere öğrenci yurtlarına götürüldü. gençlik ve spor bakanlığı’ndan yapılan açıklamada umre’den gelenlerin konya ve ankara’daki yurtlarda karantinaya alındığı bildirildi. ankara'da 3, konya'da 2 öğrenci yurdunun karantina için hazırlandığı öğrenildi. karantinaya alan kişi sayısının ise 10 bin 330 olduğu açıklandı.
https://www.google.com/amp/s/www.hurriye...
üniversite öğrencilerinin mağdur edildiği bir olay. yurtlardaki öğrencilere haber verilmeksizin, gidilmeyecek zamanda umreye giden, dönünce de 14 gün kuralına uymayan örümcek beyinliler söz konusu yurtlara apar topar yerleştirildi. tatili yurtta geçirmeyi düşünen öğrenci arkadaşlar gecenin 3'ünde uyandırılıp apar topar gönderilirken, daha önce memleketine giden öğrencilerin geride kalan eşyalarına ne olduğu ise muamma.
maalesef bu yurtlardan birinde ben de kalıyorum. üniversiteler tatil edilince memlekete dönmüştüm. geride kalan eşyalarım vardı. bugün bizim yurdun karantina için kullanıldığını öğrendim. eşyalarıma ne olacak diye kara kara düşünüyorum. masaların üzerindeki, komodinlerdeki, dolaplardaki, çekmecelerdeki onca eşyamın çalınması, enfekte olması, zarara uğratılması ihtimalleri beni korkutuyor.
bunlar yetmiyormuş gibi sosyal medyada linç edilen de biziz. kimse öğrencilere haber vermeyen idareyi suçlamıyor. kimse böyle bir zamanda umreye giden, dönünce de 14 gün kuralına uymayıp hem toplumun sağlığını riske atan hem de idareyi zorunlu karantinaya mecbur bırakıp öğrencileri mağdur eden örümcek beyinlileri suçlamıyor. herkes toplumun sağlığı için öğrencilerin böyle bir fedakarlık yapması gerektiğini, ağlaklık etmememizi, devletin yurdu üzerinde istediği gibi tasarruf edebileceğini (sanki bu yurda para ödemiyoruz da bedava kalıyoruz) söylüyor.
sözün kısası başta o umreciler olmak üzere mağduriyetime sebep olan hiç kimseye hakkımı helal etmiyorum.
aşk
minik kalbimin kaldıramayacağını anladığım heyecan. dün mesela kantinin bahçesine çıkınca ansızın onu gördüm, ne yapacağımı şaşırdım. bi keresinde de tramvaya binerken gördüm onu, hemen diğer kapıya koştum. o gün omzuma dokunup, "pardon geçebilir miyim?" bile dedi. bence yeterli bu kadar heyecan.
hornet kezbanlarından inciler
yüzü güzele kırk günde doyarsın da siki güzele kırk yılda doyamazsın.
ayı sözlük dertleşecek insan veritabanı
insanların dertlerini dinlemeyi artık sevmiyorum. sanırım onlara yardım edecek, onların derdiyle dertlenecek halim kalmadığından. eskiden böyle değildi hatta ben eşelerdim. insanların gizli, büyük dertlerini arardım. ve insanlar bana anlatmayı severdi. psikolog gibi olduğumu mutlaka psikolog olmayı düşünmem gerektiğini söylerlerdi. öyle işte.
birinden soğumak için nedenler
erkekler için konuşuyorum: kezban - evet kezban- olması; amsalak olması; yamuk sikine, yamuk ayak tırnağına bakmayıp kendini çağatay ulusoy sanması; ne de olsa insanlar beni her halimle sevecek diye düşünüp kendini geliştirmemesi, cahil kalması...