hayatın gerçeklerini öğreniyorsun.
-güzel bir ortama girdiğin zaman "ooh ben bunlarla kaynaşırım şimdi, ne güzel artık sıkılmam herhalde" diye düşünüyorsun. daha sonra her şeyin o kadar iç açıcı olmadığını anlıyorsun. örneğin kimse seninle arkadaş olmaya yanaşmıyor, ya da gruplaşmalar oluyor. gruplaşmalar kızışıyor, ortam dağılabiliyor bazen. sende de böyle olmuş olabilir. sen zirveye katıldığın zaman iyi niyetli bir şeyler düşünmüşsün, ama zirvedeki arkadaşlar bu şekilde düşünmemiş olabilir. yakın birine ihtiyaç duymamış olabilirler.
depresyon olayına gelince, depresyon bir nevi hastalık gibi bir şey. depresyon halindeyken, her şeyin düzeleceğini düşünemiyorsun. sen o kişiye mesaj attığında "ne düzelmesi ya" diye düşünmüş olabilir. tabi insanın kişisel yargılarının sönmemesi de gerekiyor depresyon anında. örneğin birkaç hafta öncesine kadar depresyonda olduğumu belirttiğim zaman, birçok yazardan mesaj gelmişti. evet, o zaman geçeceğe benzemiyordu kafamdaki olaylar
*, ama karşıdaki bir yazarın sana yardım etmeye çalıştığını anlayınca, o kişiye ya hislerimi anlatıyordum, ya da geçmeyeceğini düşünüyorsam, yardım edemediğini düşünüyorsam o kişinin, kibarca konuşmayı kesiyordum. herkes benim gibi düşünmüyor olabilir ama. belki depresyon halindeyken, başkalarının mesajlarına yanıt vermemeyi tercih ediyor olabilir bazı kişiler.
benim karşıdaki insana yakın davranmamamın nedeni şahsen şu: karşıdaki kişiye çok sıcak davrandığınızda sizi yanlış anlayabiliyor. örneğin flört etmeye çalıştığınızı sanabiliyor.
* o nedenle soğuk davranmak, ilgisiz davranmak, bazı durumlarda gerekebiliyor.
peki ne yapmalı? abimin bu durumlarda çok güzel bir sözü aklıma geliyor. yavaş yavaş ben de alışmaya başladım.
yapacak bir şey yok