ahmetonski

Durum: 1370 - 0 - 0 - 0 - 24.09.2016 21:01

Puan: 32648 - Sözlük Kaşarı

15 yıl önce kayıt oldu. 2.Nesil Yazar.

hmm...
  • /
  • 69

marmaray aşırı elleme sonucu bozulmuştur

muhteşem yüzyıl

42 ülkeye hakları satılmış, türkiye'nin uluslararası anlamda en başarılı dizisiydi. ve gelinen nokta koca bir sıfır! senarist diziyi bırakmış. diziye ruhunu veren yönetmenler diziyi bırakmış. diziyi izlenir kılan en önemli unsur meryem uzerli ikna edilme gibi bir şans varken şutlanmış... çok yazık... hala izleyenler varsa sabırlar diliyorum!

marmaray

ilk gününden arıza yapan, sirkeci'de inmek isteyenleri üsküdar'da bırakan asrın projesi! işte bunlar hep elektrik lobisi...

tylol hot

aniden tansiyon düşüren ve sizi hayvan gibi uyutan grip ilacı. dikkatli kullanıldığı takdirde mucizeler yaratır. sezonu açmıştır...

ayı sözlük yazarlarının en sevdiği şehirler

innpera sporting club

hayatı şişli, taksim ve beşiktaş hattında geçenler için iyi bir fitness club opsiyonu. taksim sıraselviler innpera hotel içinde yer alan club, makul fiyatları, havuzu, türk hamamı ve fazla kalabalık olmayan yapısıyla fena sayılmayacak bir seçenek. aynı otel gezi sürecinin en civcivli ve korkunç günlerinde kapılarını direnişçilere açmış, içeriye sığınan direnişçileri polise teslim etmeyerek çok iyi bir sınav da vermiştir. paranızı iğrenç işletmelere vermek yerine geziye destek veren bir yere verebilir, yepisyeni bir fitness club'da grup derslerine girerek fitleşebilirsiniz.

ps: ohaa resmen tanıtım yaptım! hahaha!

american horror story coven

ikinci bölümü ile biz sevenlerini ekrana çivilemiş dizidir. ölümsüzlüğe mahkum olmuş ve kendisini öldürmeleri için yalvaran madam delphin karakteri(kathy bates) inanılmaz iyi gidiyor. jessica lange deseniz sadece sigara içse yeter, o derece iyi oynuyor. her sezon diziye mutlaka sokulan eşcinsel karakter kontenjanını bu sezon diriltme gücü bulunan lilly rabe üstlenecek gibi duruyor. bu arada o yılanlı sevişme sahnesi neydi öyle ya? o neydi gızzz diye bağırasım geldi...

gezi partisi

durup dururken sevgiliye ters davranma isteği gelmesi

beraber yaşayan sevgililerde zaman zaman görülen durum. birbirlerinin yüzünü mütemadiyen gören, sosyal hayatları iç içe geçmiş, uyumdan yıkılan sevgililer aniden yelloza bağlayıp ne olur beni daha az sev tadında karmaşık ve gergin haller içine girebilir. oluruna bırakın... geçer gider. hatta pişmanlık nedeniyle ters tavırlar yerini pamuk şekeri hallere bırakabilir...

nargile

sigara içmeyen bendenizi ağına düşürmeye çalışan meret. evde içmesi kendinizi muhteşem sülüman gibi hissetmenize sebebiyet verebilir... tömbeki kalitesi çok önemlidir. hindistan cevizli ve şeftalili tömbekimi geçenlerde aktardan aldım... çocuk gibi mutluyum!

özgüveninin nedeni anlaşılmayan insan

sürekli bir öfke ve kibirle gezen, herkesi ve herşeyi eleştiren lakin kendi meziyetlerini bir türlü ortaya seremeyen insan tipidir. aşağılık kompleksinden yıkılan yurdum gayi malesef buna iyi bir örnektir...

(bkz: yetenek sizsiniz türkiye )

gravity

son yılların en önemli sinema filmi. neredeyse tüm sinema eleştirmenleri 3d teknolojisinde bundan daha iyi bir film çekilmediği konusunda hemfikir. filmin dinsel ve bilimsel çok ilginç metaforlar barındırdığı da gerçek. türkiye'deki insanların papağan gibi tekrarladığı hrıstiyanlık propogandası iddialarının aksine avrupalı ve abd'li eleştirmenlerin filmi farklı değerlendirdiği açık. aptal değilseniz filmin belli sahnelerinin açıkça doğum ve anne karnına dair göndermelerle dolu olduğunu anlayabilirsiniz. son sahnenin evrimin sudan başladığı yönünde okumalara açık olduğu da düşünülebilir. bu arada mutlaka ama mutlaka 3d izleyin. uzay, varoluş gibi meseleleri düşünürken aksiyon dolu saatlerin nasıl geçtiğini anlamayacaksınız. 17 dakilalık uzun plan uzaya savrulma anı muhtemelen sinema tarihine geçecek. filmin oscarları toplayacağı da şimdiden belli. kısacası gidin ve izleyin...

ps: sandra bullock feci kas yapmış...

american horror story coven

ikinci sezonu asylum ile beklentileri tavan yaptırmış dizidir. çıta öyle yükselmiştirki 3. sezon coven'de iyi bir iş çıkarsalar bile başyapıt kıvamında birşey çıkmazsa fanlar tarafından yerin dibine sokulması olasıdır. dün izlediğim ilk bölüm bende karmaşık hisler uyandırdı. birinci ve ikinci sezondan tanıdığımız bazı önemli karakterleri farklı rollerde benimsemekte zorlandım. bir çeşit hogwarts büyücülük okulu kıvamında bir görüntü sergileyen cadılar okulu teması ilginç bir konuya evrilmezse ergen hikayesi olma riski taşıyor. yaşlılık depresyonu yüzünden dehşet saçan jessica lange şahane ama asıl sürprizi fransız cadı kathy bates yaşatabilir. bekleyelim, görelim...

ps: müzikler yine şahane!

richard dawkins

eşcinsellik mutasyondur tesbitinde bulunmuş sözde bilimadamı. hakkında sürüyle teori üretilen, hala fikir birliğine varılamayan, tıp kitaplarından hastalık olarak çıkartılan, evlilik hakkını medeni ülkelerin çoğunda yavaş yavaş kazanan eşcinsellere inanılmaz bir yaftalamayla karşı karşıyayız. yaptığı uyduruk iki üç gözlem ardından beyzade richard şöyle buyurmuş:
''embriyo sürecindeki kopyalama hataları eşcinsellik de dahil olmak üzere pek çok bozukluğa (eşcinsellik bozukluktur çünkü hayatta kalmanın en önemli amacı olan kendini kopyalama sürecinde kısırdır) yol açar.''
basit bilimsel bilgimle bir sürü hata barındıran bu önermeyi tartışmak istiyorum! birincisi mutasyon ve bozukluk aynı anlama gelmez. ikincisi bazı gözlemlerden yola çıkarak bunu söylüyorsa bu sadece bir önerme olur. zira kesinliğe ulaşmak için çok fazla gözlem ve kanıt gerekir. bunu bilimsel sonuç diye tartışmaya açıyorsa son derece ahlaksız bir adam olduğunu kolayca söyleyebilirim. ateizmi modernite diye göklere çıkaran birçok kitabını benim de okuduğum bu adamı çağdışı bu yaklaşımıyla nedeniyle kınıyorum. hakaret ettiği yobazlardan tek farkı kendisinin ateist olmasıymış.

kimseye karıştığımız yok ama kabul edilemez

bir hüseyin çelik beyanı! atv'de sunuculuk yapan kadının kıyafetini fazla açık bulan beyzade böyle bir açıklama yapmış. birde götünden bazı elementler uydurarak dünyada da durum böyle demiş. kendisine yakın zamanda uydu alıp dünya tvlerini takip etmesini öneririm. *

ps: bakan, bize yakın kanalsın ayağını denk al dediği gibi seçimler öncesi muhafazakar seçmene de şirin gözükmüştür. köftehor seni...
ps2: atv, sunucuyu kovmayı düşünüyormuş. pes!

italyan erkeği

bir yunan erkeği değildir... *

chicago

4 sene aradan sonra tekrar kavuştuğum şehir. yine yemyeşil parklar, herbiri nevi şahsına münhasır modern heykeller, downtown'ta gökdelenlerin sayısının hala arttığını görerek şaşırmalar, lincoln park'taki şık mahallelerde piyasa yapmalar, seneler önce dönme kararı almama ettiğim küfürler, en az new york'taki kadar iyi restaurantlara onların yarısı kadar para ödemeler, sex shoplardan arkadaşlara komik hediyeler almalar, sabahın köründe göl kenarında koşan hulk ve wolverine kılıklı adamlara bakarak hain fantaziler üretmeler, abd'de coca cola'nın tadının bok gibi olduğunu tekrar teyid etmeler, karşılaştığım eğitimli amerikalarının gezi parkı olaylarına istinaden beni kutlamaları, durup dururken ağlamayan, şımartılmamış parkta koşup oynayan çocuklar, ve beni sinir etmek istercesine ılık ve güneşli günler... ah chicago ah! güzelsin vesselam!

ps: ve evet büyük umutlarla ve idealist solcu havalarında yurdu döndüğüm zamana şimdi götümle gülüyorum...birgün yeniden, kim bilir...

yılmaz özdil

halk tv'de müjdat gezen ve uğur dündar'la çıktığı programda esad'la röportaj yapan kadın gazeteciye durup dururken hönküren, kimse türkiye başbakanına hakaret edemez tadında dumura uğrutan açıklamalar yapan gazetecidir. dünden beri herkes çok üzgün. yeni bir barbaros şansal travması yaşıyorlarlar. esad diktatörmüş, başbakan hakkında nasıl böyle konuşabilirmiş falan filan... yahu be adam sen daha önce diktatör karşılaştırması yaptığın yazında bunların içinde en cahili tayyip hiç olmazsa diğerleri doktordu, ingilizce biliyordu yazmıştın. hey gidi hey! zaten hürriyet gibi bir gazetede herkes işten atılırken kalması kimsenin dikkatini çekmemişti. işte kurt gazeteci kartlarını böyle oynuyor. kemalistlerin ekmeğini uzun süredir yiyor, biraz da öbür taraftan yesin. ekşisözlük ve twitter'da akp'lilerin kutlamalarına mazhar olmuş durumda. siz siz olun sırf akp ve tayyip'e çakıyor, laiklik diye inliyor diye birilerinin arkasından gitmeyin. sonunda böyle duvara toslarsınız.

(bkz: barbaros şansal reloaded)

amerika birleşik devletleri

kişi başına düşen milli geliri avrupa standartlarında olan lakin yaşam biçimi ve kafa yapısı olarak hem onlara benzeyen hem de benzemeyen bir memlekettir abd. abd'liler çoğu avrupalı'dan daha fazla kazanırlar ve birçok avrupalının yarısı kadar vergi öderler. süper avantajlıymış gibi görünen bu yapının dezantajı da vardır. abd sağlık hizmetleri, anormal ölçülerde pahalıdır. abd'de sigortası olmayan bir insanın iflas etmemesi ancak mucizelere bağlıdır. aynı şekilde sağlık sigortası da müthiş pahalıdır. obama'nın fakirler için ücretsiz hale getirmeye çalıştığı sağlık sistemi abd'nin kamburudur. avrupa'ya benzemeyen şeylerden biri de gelir dağılımı eşitsizliğidir. bizim gibi uyduruk ülkelerdeki kadar olmasa da gelir dağılımı bozukluğu vardır. büyük kentlerde zencilerin ve latinlerin yaşadığı görece fakir ve sosyal yapısı bozuk olan mahalleler mevcuttur. lakin abd'de avrupa tipi bir ırkçılık yoktur. ülkede akıl almayacak ölçüde farklı ırk, din ve dil mevcuttur. belli problemlere rağmen abd, yaşamak için avrupa'dan çok daha ideal bir yerdir. biraz kafanız çalışıyorsa ve hırslarınız varsa abd iyi bir seçenek olacaktır. abd, bir göçmen için herkesin hayalini kurduğu iskandinavya ülkelerinden daha iyi bir yaşam sunabilir. ırkçı partilerin ilk üçe oynadığı, nüfus ve dinamizm açısından problem yaşayan batı avrupa, abd yanında oldukça kötü koşullar sunar. her kim olursanız olun, iş bulup tutunursanız abd bir şekilde sizi kabul eder. kuşaklar geçtiği halde hala ötekileştirme sorunu yaşayan almanyalı türkler'in sorunları amerikan toplumu için anormal şeylerdir. avrupa çok süper, amerika bok gibi diye ezberden konuşan insanların gözden kaçırdığı en önemli şey gizli ırkçılıktır. örnek ülke olarak gösterilen norveç'te bile faşist ırkçı parti ikinci parti olarak çıkabilir, türk ya da zenci iseniz sıradan işlere bile kabul edilmeyebilirsiniz. abd nesillerdir göç almaktadır. ülke kuruluş felsefesini ve yapısını göçlerle sağlamıştır. avrupa ırkçıdır çünkü göçlere alışamamıştır ve nüfusun azlığı halka bunu tehdit gibi algılatır. amerika çöküyor oğlum diyenler de var ama yanılıyorlar. herkesin birbirinin gözünü oyduğu ortadoğu, ırkçılığın ve yaşlı nüfusun tavan yaptığı avrupa ve insan haklarının yerlerde süründüğü türkiye yanında abd rüya gibidir. halihazırda abd şalteri indirdi haberleri cumhuriyetçiler ve demokratlar arasındaki sağlık reformu yüzünden yaşanan çekişme yüzündendir. yani abd'nin battığı falan yoktur. ailesi sosyalist kökenli, kendisi sosyal demokrat ve abd dış politikalarından tiksinen bir insan olarak bunları yazıyorum. durum budur. abd'yi kanada,bazı batı avrupa ülkeleri ve avustrulya gibi ülkeler dışında hiçbir ülkeyle sosyal yaşam açısından kıyaslayamam. şayet göçmenlik hayaliniz varsa birinci adayınız olması mantıklıdır.

jetlag

şu an bendenizi kıvrandıran feci rahatsızlıktır. doğudan batıya giderken çok rahatsız etmezken , batıdan doğuya gelirken sizi kıvrandırır. anlamsız saatlerde uykunuz gelirken, sabaha karşı faltaşı gözlerle tavanı izleyerek uyanabilirsiniz. boyun devrilsin jetlag...
  • /
  • 69
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 1370

grup sekse geç kalan kişi

umduğunu değil bulduğunu yemeye mahkum insan...

doktor bilal

90'lı yıllarda bir hayli popüler olan, şimdinin muhafazakar tv ekranları içinse fazla feminen kaçan şarkıcı. aynı klasmandaki fatih ürek, aldo, kuşum aydın ve arto'da ekran yasağından nasibini almış durumda. hiç unutmam rahmetli defne joy foster, doktor bilal'in evini programı için ziyaret ettiğinde, yatak odasında kutu kutu ağda bulmuştu. ikisi de çok gülmüşlerdi. hey gidi 90'lar hey...

ilber ortaylı

bir dönem bilkent üniversitesi'nde ders veren popüler tarihçi. dersine girmek her babayiğidin harcı değildi. ders sırasında konudan konuya atlar, güncel siyasetten, etimolojiye ne ararsanız tartışırdı. osmanlı'ya inanılmaz derecede hayrandı. aptal türkler, gerzek araplar gibi cümlelerde sık sık ağzından kaçardı. osmanlı'ya vakıf olduğu doğrudur ama tarafsız bir tarihçi olduğunu söylemek zordur.

tunatuan

taramalı tüfek gibi konuşan sevimli yazar.

grup abdal

halk müziğine yeni bir arayış ve nefes getirmek istediklerini söyleyen enfes grup. tüm türküleri incelikle ve duygu dolu söylemişler. öyleki dinlerken gözleriniz doluyor... ezim ezim eziliyor yüreğim türküsü bundan daha iyi söylenemezdi...

namaz kılmayan türk değildir

habertürk'te öteki gündem programına çıkan ismet özel'in gündeme bomba gibi düşen açıklamasıdır. trollük müessesinin şairlere kadar indiğini göstermesi açısından da eşşsizdir. hazarlar ve gagavuzlar gibi musevi ve hristiyan türkleri ne yapacağız desem onlar türk değil diyecek demekki! peki göktürkler'i falan ne yapacağız hacı desem nafile. zat ayrıca harf inkilabıyla geleceğimizin çalındığını ve türkçe diye bir dil olmadığını da belirtmiş. şahsen ben namaz kılmıyorum ve gayet türküm. ama önce insanım...*

müslümanlığı güzel bir din sanmak

islamiyet, toptan tu kaka ilan edilebilecek ya da hoşgörü öznesi olarak sunulabilecek yekpare bir din değildir. tıpkı hristiyanlık, musevilik ya da diğer dinler gibi. diğer ülkelerdeki( özellikle de hristiyan coğrafyadaki) yaygın özeleştiri yapabilme hakkının nasıl doğduğu ve hangi ortamlardan geçerek bu noktaya kavuştuğunu anlamak karmaşık ve zor bir süreçtir. islam coğrafyası 12. yüzyıla kadar bilim ve sanatta tüm dünyadan daha ileri ve saygın bir durum sergilerken endülüs emevilerinin çöküşüyle tersi bir sarmala girmiş ve tıkanmıştır. ispanya'da kurulan islam medeniyeti kadınların eğitim gördüğü üniversiteleriyle, başarılı siyasi yapısıyla islamiyete yöneltilen eleştirilerin aksini ispat edebilen yegane örneklerden biriydi. şu an yücelttiğimiz hristiyan ittifakın bu medeniyeti yok etmesiyle islamiyet aşağıya doğru yuvarlanmaya başlamıştır. ilginç ve tartışmaya açık iddialardan biri de osmanlı imparatorluğu'nun tüm arap ve asya coğrafyasını emperyal nedenlerle sömürmesi ve bu nedenle islamiyetin gerilemesinin hızlanmasıdır. bu iddia tartışmaya açıktır ama üzerinde düşünmeye değerdir. hristiyan batının şu an içinde bulunduğu özgür ve liberal ortamın dinlerinin islamiyetten daha hoşgörülü olmasıyla alakası yoktur. kilise ile uzun üren ve milyonların ölümüyle sonuçlanan uzun ve kanlı mezhep savaşları, ardından gelen reform dalgası hristiyan erki durdurmuş ve seküler düzeni yaygınlaşmıştır. islami toplumlar ise bu esnada yerinde saymış ve kibirli vaziyette elindekiyle yetinmiştir. her dinin kendine has olumsuzlukları ve bazı olumlu özellikleri vardır. islamiyetin diğer dinlerden ne çok matah ne de daha fazla kötü özelliği vardır. islam coğraftasının genelinin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal çöküntü müslümanlıkla ilgili imaja da yansımakta, malesef doğu medeniyeti eşittir yamyamlık gibi bir sonuç çıkmaktadır. kişisel görüşüm dinlerin misyonunu tamamladığı yönünde. herhangi bir dinin yaşadığımız dönem itibariyle bize bilgi ve ahlaki gelişme sağlaması çok zordur.

ps: evet ateistim.

her türlü hayvandan korkan uyuz kız

sokak hayvanlarına gulyabani muamelesi yapan kızdır. çoğu çevreden ilgi görmek ya da sevgilisine poz yapmak için böyle tavırlar sergiler. mırıl mırıl gezen bir sokak kedisi ya da size mahsun gözlerle bakan bir köpek bu kız için potansiyel bir seri katildir. klasik sözleri bu kedi burdan gitçek ozaan, ıyyy oturamam ben buraya gibi sevgi sözleridir. böyle insanları görünce çekinmeden ağızlarına kürekle vurunuz.

kadınları hafifçe dövüp korkutabilirsiniz

8 mart dünya kadınlar gününü sayfasında yazdığı bu güzide sözlerle kutlayan akp kırıkkale il başkanı mehmet demir'in beyanatı. memleketimi yöneten akp zihniyeti için emekçi kadınlar günü işte bunu ifade ediyor... zatın sözlerini değiştirmeden aktarıyorum:

" eğer onlar sizden izinsiz razı olmadığınız kimseleri aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe dövüp korkutabilirsiniz. kadınların sizin üzerinizdeki hakları ise örfe göre her türlü yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir..."

sözlüğün bokunu çıkartmak

sözlükte yeniyim. lakin bazı şeyleri hayretle izliyorum. biraz eğlenmek, biraz bilgilenmek, biraz sosyalleşmek için kurulduğuna inandığım bir sözlükte böylesine gruplaşmaların olması ve kişilerin birbirinden bu denli huzursuz olması çok tuhaf. sosyal medya ve internet bazen insanın içindeki canavarı ortaya çıkarıyor. daha önceki entrylerimde söylediğim gibi nefret söylemi içermediği sürece herkes herşeyi söyleyebilmeli. aynı fikirde olmadığımız ve karakteri bizimkiyle taban tabana zıt insanlara aşık olabiliyorsak, arkadaş niye olamayalım?

bilmemne mutfağı

trollerin sevdiği yemekleri içinde bulunduran mutfak.

(bkz: illallah dedirten mutfak başlıkları)

mustafa ceceli

bütün şarkıları aynı ton ve nağmeyle söyleyen hacı şarkıcı. yüzüne baktıkça içim sıkılıyor. kezban'ların sevdiği romantik şarkılar genelde mustafa ceceli ve farhat göçer'den çıkar. nice hanzo düğün töreninde gelin ve damatın ilk dans şarkısını ceceli ağabeyimiz söylemiştir.

içinde türk ve atatürk geçen entrylerin eksilenmesi

her konuda 126 bin parçaya bölünmeyi matah birşey zanneden türkiye toplumunun sözlüğe yansımış halidir.

seviyorsan git sik bence

seviyorsan git konuş bence'nin hırt versiyonu. one night stand bağımlısı odun ruhlular için ideal bir önerme olabilir...

emek sineması

emek sineması, istanbul'un önemli tarihi binalarındandı. malesef yıkımından önce kötü işletmecilik yüzünden can çekişiyordu. yenilenmeyen iç ve dış cephesi yüzünden mekan küf kokuyor, cicili bicili avm sinemaları yüzünden de seyirci kaybediyordu. lakin çok önemli bir tarihi değeri vardı. sinema olarak değil ama müze ya da istanbul film festivali için kurumsal bina olarak değerlendirilebilirdi. emek için yıkım kararı alınmadan önce tüm sinema yazarlarına mail atmış, o zamanlar ön gösterimlere katıldığım için hepsiyle konuşmuştum. bakın bu sinema çöküyor başına bir iş gelecek dediğimde hiçbiri ilgi göstermemişti. şimdi günah çıkarır gibi röportajlar veriyor, festival açılışında protesto konuşmaları yapıyorlar. emek sineması'nı sinemacılar da istanbul halkı da el birliğiyle yıkıma itti. hafızası olmayan, kültürel ve tarihi değerlerine sahip çıkamayan bir halktan bir cacık olmaz. şu an yapılan eylemleri de samimiyetsiz buluyorum... ben en azından arkadaşlarımla o sinemada festival filmlerini izledim. siz avm'lerde patlamış mısırlarınızı yiyin...