ciwan

Durum: 3159 - 0 - 0 - 0 - 06.01.2025 17:09

Puan: 63954 - Sözlük Kevaşesi

Live Seviyesi: Yayıncı

16 yıl önce kayıt oldu.
1.Nesil Yazar.

REWEND
  • /
  • 158

homojen dergi

emeğinize ellerinize sağlık.o kadar profesyonel ve dolu dolu ki sanki e dergi değil basılı dergi.emek veren herkes, canı gönülden tebrik ederim.

eşcinsel evliliğe izin vermeyen memurun tutuklanması

amerikada meydana gelen ben garip ortadoğu ülkesi ibnesinin kafasının almadığı hadise.efendim memurumuz homofobikliği yüzünden bir eşcinsel çiftin nikahını kıymıyor ve anayasal hakkı gasp ettiği için devlet evet devlet tarafından hapse atılıyor.yüce rabbim hep amerigaya veriyor böyle güzellikleri.şu garip müslüman kullarına da nasip edersin inşallah.

http://www.radikal.com.tr/dunya/escinsel...

halk eğitimi merkezi

annemin okuma yazma öğrendiği başarılı öğretim kurumu.eğitimi ortalamanın üzerindedir.içinde bazı meslek edindirme kurslarıda gayet işe yarar.

göbeği içeri çekmekten fıtık olmak

yakında başıma gelecek hadise.allah korusun böyle bir gün hem kasılıp hem göbeği içeri çekerken yürürken aniden fıtık olup kıvranıcam yerlerde.

hoşlanılan beyin eli götünde iş makinası çalışması seyretmesi

bünye de ufak bir şaşkınlık yaratsada sonra ne kadar halktan ve sade diye mutlu olabilirsin.milli sporumuz iş makinası ve inşaat izlemek sonuçta.

bütün arkadaşların eşcinsel veya kadın olması

şanslı insan olabilir.heteroseksül tayfa ile fazla anlaşamıyorum.muhabbetleri belli kadın-seks-futbol-siyaset.bu çemberden çıkanlar fazla yok.ayrıca gizli bir ibne olduğum için insanlarla belli bir samimiyetten sonra aşk ve seks hayatına getiriyor muhabbeti.yalan söylemek zorunda kalıyorum.32 yıllık hayatım boyunca çok fazla yalan söylediğim için artık dayanılmaz bir hale geldi yalan söylemek.heteroseksüellerle çok yakın arkadaş olamıyorum bu yüzden.belki de aralarında çok iyi ve beni anlayabilecek insanlar mevcuttur ama bunu ortaya çıkarmaya dahi uğraşmıyorum.eşcinsellik insanı bu şekilde yönlendiriyor malesef.kendilerine açık olduğum iki heteroseksüel arkadaşım var onlarda başka şehirlerde yaşıyorlar.
eşcinsel arkadaşım ise saysısı 4 ü geçmiyor.galiba sorun bende arkadaş edinmekte sıkıntı çekiyorum ama bu halimden de şikayetçi değilim.insanları tanımak beni yoruyor.dertleri,hayalleri,istekleri,aşkları,aileleri gibi şeyleri dinlemek istemiyorum.dinleyince beyin ve duygusal yönden çok ağır geliyor.sınırlı arkadaş çevresi gayet streil ve konforlu.yenilerine gerek yok.ister heteroseksüel ister gey olsun.az insan çok huzur.

eminönü'ndeki baklava izdihamı

az önce rast gele izledim.üzüldüm şimdi bir çok düşünce,siyasi parti,sivil toplum kuruluşları bunların daha iyi bir hayat sürmesi için çabalıyor.
lan boş işler onlar.sen bu halk için mücadele ediyorsun.yüzde sekseni bu milletin uğraşmaya değmez wallahi.

duyulan en tuhaf isimler

webrenk

para veriyon mu la sen reklama ?

müslüman eşcinsel

ayrıştırmalarınız da bitmedi gitti.biri dinin saçmalığından diğeri islamın eşcinselleri cehennemde yakacağından falan bahsetmiş.müslümanım ve diinle ilgili sıkıntım yok.inancımı yaşayıp yaşamamam öbür tarafta yanıp yanmıyacağım,götümü siktirmem gibi şeyler hep beni alakadar eder.bşka birinin düşüncemi sorgulamasına veya ne kadar salak olduğumu söylemesine gerek yok.tercihler yargılanmaz.tercih kişiyi bağlar.ben müslüman değil diye kimseye laf etmiyorsam minik beyninlle sende bana laf etme.beni doğru yola çekmeye çalışma.hesabı yaratandan başkasına vermiyeceğim.yanarsam da yanmazsam da bu benim derdim.sen ateizmi seçip ona göre yaşa bu benim sikimde değil bende senin sikinde olmayayım sana zahmet.
siktiğimin memeleketinde herkes hoca herkes akıl küpü herkes yaşam koçu olmuş.

alevi

mumla ilgili.fantazileri vardir evet hatta sazla da ilgili.bazilarinin dünyaya gelme yoluna mum damlatip saz sokarlar lakin genede akillanmaz bunlar.hakaretleri kaynağıni validene sor delikanlı. o bilir belki sendeki bu travmatik nefreti.postneonetal dönemde kafana bir saz darbesi almış olablirsin.

alevi

bazı veledi zinaların hakkında mumlu iftiraflar attığı grup.şimdi efendim bunların büyük ihtimal babalarına bir alevi veya kürt olmadı bir feminen eşcinsel ortak olmuş ondan bu kadar dertleri.aleviler mum falan söndürmez yüzlerce yıldır yapılan katliam ve iftiralardan sadece bir tanesidir bu.eğer hiç alevi tanımadıysa bir daha ki sefere geldiğinde tanıştırayım bizzat ona sorsun o yazar.
küfrün bile az kaldığı arizona kertenkelesi kılıklı umumi hane mahsülü adamın entirisi hala orda duruyor ya oda kimin ayıbı acaba ?

mum söndürmek

bak hele bak veledi zinaya bak hele yobaza bak hele anasi belli babasi elliye sikerim senin açacağın başlığı. ulan hristiyan siki yalayip gelip buraya alevilere laf ediyor.sen kimsin lan godoşun peydahi.
sen gel.hele bir daha bu ülkeye de gör bakalım pis kurdu, mum söndü oynayan aleviyi feminen eşcinseli.sen bu insanlara ananin sictigi azinla laf mi edeceksin ?

hiç yapmadığım halde birine açıkca küfür ediyorum. yabu entiriyi silin yada hepsini silin.bu veledi zina kim oluyorda aleviye kür de hakaret esiyor????

tanrının kuraltanımaz kulları

ahmet t. karamustafa nın deyim yerindeyse deli dervişleri anlatan kitabı.kitapta 1200-1550 yıllarında genelde osmanlı yurdu ve islam alemindeki tarikatlara bağlı dervişlerin özellikleri anlatılmaktadır.cinsel organlarına demir halka takan,saçları ve kaşlarını kazıyan,yaz-kış post ile gezen,çalgıcı ve daha nice çeşitli dervileri anlatır.kitapta ayrıca bazı tarikat kollarında eşcinselliğin sıradan göründüğü de anlatılmaktadır.genelde ismaili yani şia islamiyetinin çılgın dervişlerini hayatı meraklısı için gayet ilginç.temin etmek için:

http://www.idefix.com/kitap/tanrinin-kur...

rind

tasavvuf'da vecd yani allah aşkıyla deli divane olma kendinden geçme halidir.dünya nimetlerinden vazgeçip sadece allaha kavuşmak için yapılan tüm aşırılıkları ifade eder.bunlar fazla oruç tutmak sema yada semah dönmek gibi ritüellerdir.

kuran-ı kerim

islamiyeti yegane kaynağı olan kitap.tüm müslümanların rehberi olan kitap.bozulmamıştır ve kıyamete kadar bozulmayacaktır.islam peygamberine vahiy yolu ile gönderilmiş.daha sonra islma halifesi ebu bekir tarafından 634 yılında bir araya getirilmiş ve halife osman zamanında çoğaltılmıştır.içinde 114 sure bulunmaktadır.

radyokarbon çalışmaları ve % 99 doğruluk payı ile hz.muhammed'in ölümünden 40 yıl sonrasına sonrasına tarihlenen bilinen en eski kur’ân metinlerinden biri san'a, yemen elyazmalarıdır.

nedim

divan edebiyatının kralı olan eşcinsel şair.
şiirlerinde çoğu zaman erkeklere olan aşkını, hayranlığını, onların derdinden düştüğü halleri osmanlıca dilinin en zengin kelimeleriyle anlatır.
öğretildiği gibi şiirleri kadınlara değil genç erkeklere yazılmıştır.divan edebiyatı denildiğinde zirveyi oynar. onun ve ondan sonra gelen tüm şairlerin hemfikir olduğu konu, nedim gibi şairin bir daha dünyaya gelmeyeceğidir.
dili tıpkı tüm eşcinseller gibi parıtılı, gösterişli ve aşırı abartılıdır. lale devrinin şatafatlı eğlence alemlerinde kucağında sevgilisi elinde şarabıyla aşka gelip durmadan gazel söylemiştir.rivayete göre patrona halil isyanında konakta koli keserken yakalanmamak için damdan kaçarken düşüp ölmüştür.nur içinde yat büyük ceddim torunların senin kadar güzel şiir yazamasa da hala erkeklere olan aşklarını dilleri döndüğünce anlatıyor.

tahammül mülkünü yıktın hülagü han mısın kafir
aman dünyayı yaktın ateş-i suzan mısın kafir

kız oğlan nazı nazın şeh-levend avazı avazın
belasın bende bilmem kız mısın oğlan mısın kafir

ne ma'ni gösterir duşundaki ol ateşin atlas
ki ya'ni şu'le-i can-suz-ı hüsn ü an mısın kafir

nedir bu gizli gizli ahlar çak-i giribanlar
aceb bir şuha sen de aşık-ı nalan mısın kafir

sana kimisi ''canım'' kimi cananım deyu söyler
nesin sen doğru söyle can mısın canan mısın kafir

şarab-ı ateşinin keyf-i ruyun şu'lelendirmiş
bu haletle çerağ-ı meclis-i mestan mısın kafir

neden bakarsın sık sık böyle mir'at-ı mücellaya
meğer sen dahi kendi hüsnüne hayran mısın kafir

nedim-i zarı bir kafir esir etmiş işitmişdim
sen ol cellad-ı din ol düşmen-i iman mısın kafir


günümüz türkçesi ile:

tahammül ülkesini yıktın, hülagü han mısın kafir? aman! dünyayı yaktın yakıcı ateş misin kafir?

nazın kızoğlan nazı, bağrışın şehlevend (delikanlı) bağırışı; belasın, ben de bilmem kız mısın, oğlan mısın kafir?

omzundaki o kırmızı atlas ne anlama gelir? yani güzelliğin can yakan alevi misin kafir?

bu gizli gizli ahlar, yaka yırtmalar nedir? acaba sen de bir şuhun inleyen aşıkı mısın kafir?

sana kimisi canım kimisi cananım der, nesin sen doğru söyle? can mısın, canan mısın kafir?

kızıl şarabın keyfi yüzünü alevlendirmiş, şu halle sarhoşlar meclisinin mumu musun kafir?

parlak aynaya neden böyle sık sık bakıyorsun? meğer sen de kendi güzelliğine hayran mısın kafir?

inleyen nedim'i bir kafirin tutsak ettiğini işitmiştim; o din celladı, o iman düşmanı sen misin kafir?
.........................

gazel-4

sen gülersin gül gibi ben bülbül-i nalanınam
mest-i medhuş-i temaşa-yi leb-i handanınam

bana kul olsun deyü hacet ne ferman etmeye
ben senin çoktan efendim bende-i fermanınam

har isem de gülşen-i hüsnünde harım ben hele
hak isem de bari hak-i rah-ı müşk-efşanınam

olsam üftade gubar-asa yine pest olmazam
çünki ey servi bülend üftade-i damanınam

laleler sagarların pür kılmak ister sakiya
ben dahi muhtac-ı lutf u talib-i ihsanınam

sen demişsin kim kimin hayranıdır bilmem nedim
nazeninim pek bilirsin kim senin hayranınam

günümüz türkçesi ile:

sen gül gibi gülüyorsun, ben senin inleyen bülbülünüm; gülen dudağının temaşasının başı dönen sarhoşuyum.

bana kul olsun diye ferman etmeye ne gerek var? efendim, ben çoktan senin fermanının kuluyum.

diken isem de ben senin güzelliğinin gül bahçesinde dikenim; toprak isem de bari misk saçan yolunun toprağıyım.

toz gibi düşkün olsam da yine alçalmam: çünkü, ey yüksek servi! senin eteğinin düşkünüyüm.

ey saki! laleler kadehlerini doldurmak ister; ben dahi lütfunun muhtacı ve ihsanının isteklisiyim.

sen demişsin ki; nedim kimin hayranıdır bilmem? nazlım! pek iyi bilirsin ki senin hayranınım.

dutch kelimesinin almanyayla alakalı olduğunu sanan yazarlar

dutch kelimesi danimarka almanlarının karda yürüken datç datç diye ses çıkarmasından geldiğini bilmeyen yazar açıklamasıdır.ayrıca auslander büyük birleşik alamanyaya ait olmayandır.alaman olmayan herkes avrupada ve dünyanın gerikalanında yabancı olmaya mahkumdur.

tanrı alamanı korusun ve yüceltsin.

ırkçılık

islam peygamberinin veda hutbesinde yasakladığı hastalıktır.kuranda da açıkça yasaklanmıştır.lakin müslümanalar allahu ekber diye din kardeşini gayet rahat öldürebiliyor.bir ırkı üstün görüp diğerlerinin ona köle olduğunu düşünüyor.malum camia sadece kendi ırkına dua eder mesala.
islamın doğduğu topraklar ise günümüzde çok daha ilerisi aşiretçilik vardır.suudlar arasında başka aşiretten olanlar kolay kolay sevilmez.

yazarlardan insanlığa öğütler

sevgili mal insanlık...
din-dil-ırk-mezhep-cinsel kimlik gibi aptalca şeyler için binlerce yıldır kendinizi yok ediyorsunuz.
hala bir gram ilerlemediniz umarım soyunuz kısa zaman da tükenir ve bu dünya hayvan ve bitkilere kalır.
ok öptm bye.
  • /
  • 158

işsizlik

işsizlik olgusundan çok başka şeyler konuşmamız gerektiğine inanıyorum. sözlüğü okuyan var mı yok mu bilmiyorum ama kendi düşüncelerimi yazmayı seviyorum.
öncelikle ben z kuşağı dediğimiz 1996 - 2015 doğumlu olan tayfadanım. 2000-2005 aralığında doğdum diyebilirim. gerçek yaşımı gizlilik nedenlerinden dolayı vermek istemiyorum. ailede 3. nesilim ve ilk nesil anneannem ve dedemdi 0'dan başladılar.

annneannem yunanistan göçmeni, dedem ise anadolunun bir köyünden ıstanbul'a göçmüş ailesiz, köksüz bir adamdı. babannem de yine annesiz ve babasız kalmış, istanbula göçmüş bir kadın, dede ise yine genç yaşında iç anadolundan biryerlerden ıstanbul'a gelmiş bir adam. yani kısacası genel aile yapısının sosyoekonomik yapısı ve eğitim seviyeleri anlaşılabilir. anneannem tütünde çalışmış, dedem pazarcılık, limonculuk ve belediye kanalizasyon işinde çalışmış. annemler üç kardeş. annem tek lise mezunu olan kişi kardeşleri arasında. yani kısacası ailenin genel sosyoekonomik ve eğitim seviyesi anlaşılabilmiştir diye düşünüyorum. baba tarafında da benzerlikler söz konusu.

ilk okul dönemlerimde ve ortaokul dönemlerimde mesleklere, paraya hayata dair pek bir düşüncem yoktuç ot gibi okula gidip geliyordum. kendi çapımda başarılı bir öğrenci olsam dahi yeteneklerimi yoğun bir şekilde geliştirmek adına çeşitli pratikler yapmıyordum. ana hedefim yüksek notlar almaktı. aynı zamanda kendi çapımda resim çizerdim, kitap okurdum. annemin çeşitli yönlendirmeleri doğrultusunda iyi bir öğrenci olmak kafama kazınmıştı ve genel olarak bana emek veriliyordu. (yeterli, yetersiz, faydacı kısmını konuşmuyoruz ki birçok şeyin yetersiz kaldığını zaten biliyorum) ellinden geldiğince diyelim bu emek kısmına. lise mezunu bir kadından, kendi kendine bir şeyler yapmayı deneyimlemiş, orrtalama bir zeka seviyesi olan, ailesi tarafınan çok da desteklenmemiş bir kadın ne kadar yapabiliyorsa artık.

lise ilk iki yılım yine kafam kuma gömülü bir şekilde devam ettim ama onbirinci sınıfta alan seçme muhabbetleri başladığı noktada kafamı kumdan çıkarttım ve gerçeklikle yüzleşmeye başladım. hayatın başından beri bana anlatılan şey memur kafasında şuydu; iyi bir lise, iyi üniversite, staj, meslek sonrasında para, kariyer, seyehat aile filan falan. klasik hikaye bildiğiniz gibi. benim onbirinci sınıf dönemimde işlerin hiç de böyle olmadığını anladım. ülke ekonomisi boka sarıyordu, kimse yaptığı işten memnun değildi, üniversiteler saçmalamaya başlamıştı, işsizlik hat saffadaydı. dünya zaten sonbirkaç senede çok hızlı bir şekilde değişti. sanayi devrimi yaşandı bitti. şuanda başlıbaşına bambaşka bir devrimin içindeyiz. yapay zeka devrimi.

sanayi devrimi sonrası fabriaklar kuruldu, işlerde çalışıldı, üretimler yapıldı, birkaç parça varlık edinilindiyse edinilindi.(anneannem, annemlerin dönemi) ve şuanda dünyada birçok farklı sektörde tokluk var. her şey zaten çok sayıda üretildi, yapıldı, hatta şuanda dünyada herkese yetecek kadar giysi de olduğu söyleniyor ama hepsi ya depolarda ya da imha ediliyor çünkü marka değerleri bozulmaması lazım. kapitalizm 101.

yapay zekanın gelişi ile birlikte bazı meslek alanları daralmaya başladı, insanalar işssiz kalmaya başladı. ve gelecekte bu durum daha da artacak gibi duruyor. yetişkinlerin hayal ettikleri plan ellerinde mi patlamaya başladı, götümüzde mi patlamaya başladı bilmiyorum ama dünya genelinde iyi bir noktaya ilerlemediğimiz çok açık ve net.

fakirler, zenginler için çalışır durumda. her şey parayla ilgili ve ucuz olan her şeyde aslında ürünün bir parçası da sensin. ucuz ye hastalan, ilaç al iyi olmaya çalış, ilaca paran mı yetmiyor? kredi çek, ilaca öde stres yap çünkü kredi borcun var daha çok hastalan ve sistem içerisinde daha çok çalış ya da yerinde say. basic slaverity system. bunları tek gören kişi ben miyim diye düşünüyorum ama bu konularda hiç konuşmadığımızı farkediyorum.
kendimi bazen koca bir matrix içerisinde hissediyorum. apartmanlara kapatılmış, zamanında şehirlere daha konforlu bir yaşam için göç etmiş, bir şekilde gelmiş minik fareler. her şey para ile ilgili. "güzel" üniversiteler okumak istememizin sebebi akademik kaygılar, bilim üretmek, akademiye katkı sunmak vb değildi birçoğumuzun, özellikle sosyoekonomik dargelirli ailelerin çocukları bunları ana hedef olarak arzuyabildiklerini düşünmüyorum(arzulaynlar vardrı tabii ki ama istisna olduğuna inanıyorum) daha karnını doyuramazken, kitap alamazken, şuradan şuraya nasıl gidecğinin hesabını yaparken, üşürken, hastayken herhalde dünyaya bilim getireceğim, sanat getireceğim derdi ve motviasyonu ile kimse tutuşmadı. birçok kişinin ana motivasyonu ki doğal olarak daha iyi yaşam standartlarına sahip olmaktı. o okulların, işlerin, mesleklerin arzulanmasının sebebi de temel olarak bununla ilgili "daha iyi yaşam standartlarına sahip olmak enazından temel seviye" ki temelden kastıma hala birçok kişi ulaşabilmiş değil. karnımız doyuyor, kiramızı ödüyoruz, işe gidip geliyoruz çok şükür rabbime bir temel değildir. temel işsiz kalma korkusununun ortadan kalktığı noktada ve 3 yıl işssiz de kalsan hayatında ve standartlarına bir şey değişmeyeceği noktada başlar...

şehirlere hapsedildik, köyler boşaltıldı ve yoğun bir şekilde plansız bir şekilde kentlere göç yaşandı. herhangi bir mal varlığın yoksa sıçtın ki bazı insanlar görüyorum bu konuda sıfır noktasındalar. anadan, babadan kalacak bir şey de yok ortada.
çok sevdiğim bir alıntı var;
"baban seni memum yapabilmek için tarlarınını sattı, sense şimdi kirasını zarzor ödediğin odanda, dokuz beş hayatında kendi küçük toprak parçanı hayal ediyorsun"
koca bir trajedi! koskocaman bir trajedi içerisindeyiz. aklım almıyor, büyük bir trajedi bu.

iş alanları daralıyor, mal, mülk edinmek eskisinden çok daha zor ve asgari ücretle mal edinilebileceğini düşünmüyorum bile. bu artık bir hayal, koca bir hayal. hükümet hiçbir zaman yanınızda olmadı sefil halk. memurluk seksi bir şey değildi, hiçbir zaman da olmadı.
olayın bime, a101'e, burgerking, mcdonalds a girmek olmadığını, bilmem nerde baristalık, garsonluk olmadığını biliyorum. üniversite mezunu olmak bir işe yaramıyor. her şey tamamen seninle ilgili, çevrenle ilgili, ailenle ilgili, şansınla ilgili... iş sahibi olmak için bile paranın olması lazım. meslek sahibi olmak için bile paranın olması lazım. zenginler daha çok zenginleşiyor ve fakirler daha çok fakirleşiyor.

şehir hayatında, birikimsiz ve tek başına işssizlik çok berbat bir şey. deneyimlemedim ama hayal edebiliyorum. aile evinde olan işssizlik de bence oldukça zor. uzun süre sonra gelen değersizlik ve bir işe yaramıyormuşluk hissi heleki yaş ilerideyse oldukça sıkıcıdır eminim ki. e okul okuduk kendimize göre bir şeyler yaptık? her şey mi yetersiz düşüncesi can sıkıcı olabilir.
toprağı işlemeyi bilmiyoruz, kendimizi beslemeyi bilmiyoruz, ağaçları bilmiyoruz, hayvanları bilmiyoruz. o meta işimizi kaybediyorsak marketten yemek dahi alamıyoruz. bu normal mi ? kendimizi nasıl besleyeceğiz? ölmememiz lazım!! köylere dönüş ve yeni köylerin düşlenmesi gerektiğine inanıyorum. herkes yeni şehirler düşleyelim diyor. hayır kardeşim, yeni şehir filan düşlemek istemiyorum ama. şehir zaten yapısı gereği insan yaşamına uygun bir alan değil. başta zaten estetik yok edildi. kare kare, gri, toprak tonları apartmanlar, parksız yeşilsiz yerler. beyaz çirkin florasan ışıklar, alışveriş merkezleri. konfor bence bu değil.

ben bunları görüyorum, hissediyorum ve anlıyorum. köy yaşantısı çok kolay, muhteşem harikadır demiyorum ama iyi planlanırsa keyifli olabilir diyorum. hiçbir şey bilmeyişimin eksikliğini de yaşıyorum. hayvana dair bir şey bilmem, ağaca dair bir şey bilmem, ota dair bir şey bilmem. doğada birçok farklı ot var yenilebilir, pişirilebilen. hiçbirini bilmiyoruz mesela. elime kazma kürek almamışımdır mesela, ev yapmayı bilmiyorum mesela. teknik beceri isteten şeyleri bilmek şart. bence bir erkek olarak bunlar çok büyük eksiklikler. atalarımız ev yapıyormuş, avlanıyormuş, ateş yakıyor, pişiriyor, inşa ediyormuş aile kuruyorlarmış ya . ki biz daha kendi evimizi inşa etmekten, kendi yemeğimizi yetiştirmekten aciz yaratıklarız. laptop başına geçmiş kambur bir şekilde entry giriyorum mesela.

insanlık çok yoğun bir şekilde asimile edilmiş durumda ve kölelik sisteminin içine çekilmiş durumda. çıkış yolu arıyorum? neler yapabileceğimi düşünüyorum, ortalama insan ömrü 90 yıl.
ilk 20 çocukluk vb, biraz büyümek
20-30 bir şeyler i oluşturmayı deneyimleme hali. şansliysanız 24 gibi bir şeyler yapmaya başlamışlık.
30-40 neler oluyor lan, ben napıyorum, naptım napıcam hali
40-50 biraz daha olgunluk, geçmişin meyvelerini yeme ya dahesaplaşma
50-60 biraz daha sakinlik huzur arayışı, amelelik için uygun yaşlar değil.
60-70 dinlence, eğlence hayat geçti bitti
70-80 çeşitli yaşlılık halleri, wise bir adamsanız wise manlik yaparsınız yoksa kimse sizi siklemez
80-90 dedelik!
90-100 daha ne yapasın yaşadın yaşayacağını!

tabii bu anlattıklarım kişiden kişiye de çok değişkenlik gösteriyor. aile faktörü çok önemli, çocukluğu ve gençliği nasıl deneyimlediğimiz, miraslar ve mal varlıkları, arkamızda birileri var mı yok mu, yaşanılan ülke ki avrupa ülkeleri belirli bir finanssal stabilite sağlasa dahi geçmiş yıllarda orada da zengin olamazsınız. devlet kontrolü daha çok üzerinizdedir, iş kurmak, fabrika kurmak vıdı vıdı çok da kolay değil.

olay her ne kadar işssizlik olsa dahi, zaten yapılmaya çalışılan şey bu insan denilen canlıyı sistemin içerisinde tutmak, sistemin içerisinde iyi bir fare değilse de ölmesini sağlamak, değersiz hissettirmek, hasta etmek, her türlü dış uyarıcı ile kolay bir şekilde buluşturmak ve daha çok hasta etmek, derin hipnozda ve uykuda kalmasını sağlamak. kısacası kendinizi suçlamayın ve elinizden gelenin en iyisini yapın. sistemi değiştiremiyorsanız dahi, sistem sevicilik yapmayın ve o sikindirik işlerinizi birer başarı ile gibi göstermeyi bırakın. kimseyi yargılamayın. bu süreçleri atlatmış olduğunuz noktada da ki atlatırsanız bir yaralı parmağa işememezlik yapmayın. olay tamamen mental.

aileye açılmak

boşvermişlik psikolosine batık olduğum zamanlarda yapmayı düşünmüşlüğüm olan eylem. ama iyi ki yapmamışım. tavsiyem de yapmamınız yönünde. hatta sadece aile değil, hiç kimseye açılmayın. hiç kimseye güvenmeyin. açılınca belki kabulenirler, beni ben olduğum için severler falan filan... bu noktada da şunu söyleyebilirim: ne ailenizden, ne hiç kimseden, ne de hayattan bir şey bekleyin. mevcut durumunuzla kabullenin aile ilişkinizi, her şeye rağmen, hayatta yalnız olduğunuzu bilerek mutlu olmaya çalışın.

ha tabii bunlar sadece benim tavsiyelerim. her insanın gerçekliği, yürüdüğü-yürüyeceği yol farklıdır. ben sadece kendi gerçekliğimden bahsettim o kadar.

edit: madem o kadar hiç kimseye güvenmeyin falan dedim, neden kimseye güvenmediğimi de olaylar üzerinden anlatayım. ilki lise son sınıfta aşık olduğum çocuğa açılmam şeklinde oldu. o da beni sevmiyor olsa bile, en azından gidip de bunu millete yaymaz diye düşünmüştüm. sonuçta o ağırbaşlı, iyi mi iyi kalpli, sincap gibi bir insandı. ama ben ona açıldıktan yıllar sonra beni kuzenlerine ifşalayıp, maskara etti. aslında ben de seni seviyordum minvalinde şeyler yazmıştı ki, meğer beni oynatıyormuş. en büyük rüyam gerçekleşti sanırken gerçeği öğrendim. üstüne bir de etmediği hakaret kalmadı. telefonda resmen nefret kustu. "insan arkadaşım dediği insana o gözle bakar mı?" demişti ki, umarım aynısını bir gün bir kız ona söyler. aynı hakaretleri eder, aynı şekilde aşağılar...
ikincisi de çok yakın olduğum bir arkadaşım üzerinden gerçekleşti. kendisi zaman zaman çok samimi davranırdı. hatta samimiyet falan biraz masum kalır, baya baya oynaştığı zamanlar olurdu. sonradan öğrendim ki myjudas bana yavşıyor gibisinden şeyler yayıyormuş ortamlarda. arkamdan tek atıp tuttuğu da bu değil tabii, hemen her konu da arkamdan attırıyormuş. bu söylediğim insan da herkesin çok efendi, dürüst, güvenilir bildiği biri. herkes bir yana ben de yıllarca öyle biri olduğunu sanmıştım. ama hayat işte acı gerçekleri yüzünüze böyle böyle çarpıyor.

leila's brothers

saeed roustayi'nin yazıp yönettiği 2022 yapımı iran filmi. tam anlamıyla bir ortadoğulu aile draması. ortadoğu toplumlarının neden bu kadar acı çektiğini çok iyi özetliyor. kız çocuklarının erkek çocukları kadar değer görmediği, “itibardan tasarruf edilmeyen” ama geleceğin göz göre göre heba edildiği, aile içinde bile güven ve dayanışmanın olmadığı, yalanların hakim olduğu bir düzen... böylesine kırılgan bir yapının, trump’ın attığı bir tweetle sarsılması ise çok tanıdık.

fragman:
https://youtu.be/AVyl6MX985k?feature=sha...

tek yön

taksim'deki gay club. daha önce şahika ve bigudiye gitmiştim ama tekyöne ilk gidişimdi ay bence fazla pahalı :( 530 lira giriş parası ödedik 100 lira vestiyer 33lük bira 360 gibi uçuk bi rakamdı. yani müzikler şovlar eğlenceli ama değer mi emin değilim. bi de pasifleri de aktifleri de maskülen, benim gibi zırıllara ekmek yoktu asdasdad ay hafif göz makyajıma bile beyaz tüylü eleman evde kalmış makyajı demesin mi... ay o güvenlikler gece rüyama girsinler asjdasd kapıda gülüp pas veren esmer içerde tek pas vermiyor ama gidersem tekrar vestiyerdeki laçonun numarasını almaya giderim ama gitmeye gerek yok ya

doktor sevgili

denendi %100 çalışmıyor.

müstakbel 2 dr. sevgili adayı daha var yolda, diğerlerini deneyip en kısa zamanda onlara dönüş yapacağım hacı abi.*

(bkz: çöp ego)

(bkz: üzerinden dr sıfatını alınca geriye bir bok kalmıyor)

zevk alınan ufak sapıklıklar

ankara oyun havası dinliyorum.baya etkili bir meditasyon.depresyondan çıkarıyor. tavsiye edilir.

elit gay kriterleri

ocak 2025 itibariyle kanun hükmünde kararnameyle kriterler yenilenecekmiş. kulislerden aldığımız bilgilere göre iphone dışında telefon kullanan arkadaşlar artık elit gay sayılmayacakmış. ha zaten sayılmıyordu da bu sefer kesinmiş. süre de uzatılmayacakmış. o android telefonu gözünüze mi sokarsınız yoksa krediyle iphone olayına mı girersiniz bilemiyorum. olmadı yurtdışından getirip 6 ay sonra kapanan ihponelar var onları da deneyebilirsiniz. neyse elitlik zor. ben emekli cd olduğum için kategori dışıyım.

heidi

çocukken çok dikkatimizi çekmese de, isviçre'nin utanç veren sözleşmeli köle çocuk işçiler sisteminde hayat süren bir çocuktur.

(bkz:verdingkinder)

https://www.akasyam.com/yazi/avrupanin-c...

Toplam entry sayısı: 3159

hoşlanılan erkeğin kadınsı çıkması

kazığa oturtulup cümle alemi ibne için yakmak gerekir bunu.hatta ergen yeni nesil ibneler için masal yapıp hikayesini ders olarak okutmak lazımdır.çünkü kadınsı olduğu için bizi elaleme rezil eder çünkü biz harbi erkeğizdir götümüzü ancak bir erkek sikebilir.zaten biz gey bile değiliz heteroyuz ama ibne sikiyoruz.e mubarek adam hepimizin içinde dışında bilumum yerlerinde kadınsılık yokmu var.iki ibne birbirini gördüğünde abla naaaaber demiyomu diyo.tanışma esnasın da sikinin büyüklüğünden kıllarına kadar sormuyormusun soruyosun.aktifim gay değilim diyenlere ibnelik dersi verirken niye tüm homofobilkiğini kadınsı eşcinsellerden çıkarıyosun.ha tutmaz yatmazsın orası ayrı ama kendi türünü bukadar dışlaman ne demek oluyor.
*

çok yediği halde kilo alamayan gay

ikbal uzuner ayşenur halil cinayetleri

bu olay bana yaşamimiz boyu ölüm ile kolkola yürüdüğümüzü hatirlatti. ayni o kız gibi bizi de sorgusuz sualsiz var oluşumuzdan dolayı oldurecek binlerce insan var dışarda. empati yaptığımdan mıdır nedir çok üzüldüm.
bizler bir nebze olsun alışkınız oldurulmeye, işten atılmaya, bize karşı işlenen suçlarda adaletin uygulanmamasina.
sıra kadınlarca geldi artık.

keşke penisim olmasaydı denilen anlar

penisin fermuara sikisdigi anlarda.
aboo dunyanin en kotu ani.
mevlam gokte ucan kusa vermesin.

ankara

ulu tengrinin istirahatgahı olmadı haricinde bir numarası yok.bşr birde belki anadolu medeniyetler müzesi

toplumun en dejenere olmuş kesimi

dominant kültür kendinden farklı olanları hep dejenere olmakla suçlamıştır. türkiye'de eşcinsel, metalci, ateist olmak hep dejenerelik olarak değerlendirilmiştir.avrupa'da din değiştirip müslüman olanlar, amerika'da zenciler de dejeneredir. neden?
çünkü sosyal normlara ters olan bir kültür geliştirmişlerdir.

eşcinselliğe gelince:

-kanunen tanınıyor muyuz?
-yaşam hakkımız güvence altında mı?
-evlenebiliyor muyuz?
-evlat edine biliyormuyuz?
-hayat arkadaşımızla karşılıklı olarak tüm haklarımızdan* yararlanabiliyor muyuz?

soruların cevabı hayırsa kusura bakmayın ama s..erim öle toplumu s..erim öle dejenereliği. tüm bunlardan ve daha fazlasından beni mahrum bırakan bu sistemin en dejeneresiyim amk.kimliğimi açıklayınca tek ekmek teknem fuhuş ya da kadın kılığında şarkıcılık oluyorsa bu benim dejenereliğimden değil toplumun ikiyüzlülüğündendir.

hoşlanılan erkeğin kadınsı çıkması

kazığa oturtulup cümle alemi ibne için yakmak gerekir bunu.hatta ergen yeni nesil ibneler için masal yapıp hikayesini ders olarak okutmak lazımdır.çünkü kadınsı olduğu için bizi elaleme rezil eder çünkü biz harbi erkeğizdir götümüzü ancak bir erkek sikebilir.zaten biz gey bile değiliz heteroyuz ama ibne sikiyoruz.e mubarek adam hepimizin içinde dışında bilumum yerlerinde kadınsılık yokmu var.iki ibne birbirini gördüğünde abla naaaaber demiyomu diyo.tanışma esnasın da sikinin büyüklüğünden kıllarına kadar sormuyormusun soruyosun.aktifim gay değilim diyenlere ibnelik dersi verirken niye tüm homofobilkiğini kadınsı eşcinsellerden çıkarıyosun.ha tutmaz yatmazsın orası ayrı ama kendi türünü bukadar dışlaman ne demek oluyor.
*

ayı sözlük yazarlarının askerlik anıları

vatan haini adlandırılan bir ibne olarak uzun dönem yaptığım zorunlu görev.ülkenin en doğusunda üç ülkenin sınırı olan bir yerde yaptım askerliğimi.mesleğim gereği revir de yaptım.lakin alt devre olduğum için 3 ay hem revir temizleyip hem sınır nöbeti tuttum.-45 derece de her gün 2 saat dikildim.gündüzleri aralıksız paspas çektim.o lanet beyaz parkeler askerlerin her içeriye girişinde kirleniyordu.obsesif komutan da leke görürsem seni sikerim dediği için mecbur elimden paspas düşmüyordu.yemek,içtima,nöbet,rev,r,enjeksiyon,pansuman derken günde sadece 3 saat uyuyabiliyordum.
çavuş olup revir sorumlu askeri olduktan sonra en azından biraz rahatladım.
komutan pek siklemediği için muayene hariç tüm tıbbi işlemleri ben yapıyordum.kalifiye eleman da olmadığı için her şey bana kalmıştı.gerçi sonradan bir askeri yetiştirdim rahatladım.askerliğim boyunca gördüklerim beni pek etkilemdi lakin normal insanları kafayı yedirtecek şeyler gerçekleşti.


-kendini vuran askerin paramparça göğüs kafesini kimse dokunmadığı için tek başıma ceset torbasına koydum.
-mayınla oynarken elinde patlatan askerin paramparça eline daha fazla görüp kafayı sıyırmaması için arda arda sakinleştirici yapıp bir yanda da bir şey olamaycak elini kurtaracağız diye teselli etmeye çalıştım.
-40 derece askeri banyoda sırf ateşi düşsün 20 dakika boyunca ellerimle yıkadım.
-kendini vurmak isteyen bir askeri 3 saat konuşarak ikna etmeye çalıştım.
-sivilde maddi durumu el vermediği için ameliyat olamayacak askerleri bin bir yalaklık.rica minnet ile ameliyatlarını yaptırdım.
-3 veremli askerin taburdan çıkış yasak olduğu için tedavilerini yaptım.verem çok çabuk bulaşan bir hastalıktır bu arada.
-hepatit b hastası bir askere sırf bana bulaşır bana ne sen yap lan diyen komutana küfür ederek sütur attım.
-soğuktan dolayı parmak uçları kangren olan askere sabaha kadar uyumadan başını bekledim.
-tilki ısıran bir askerin kuduz aşısını yaptırmak için komutana saatlerce yaptırdım.komutanlar pek askeri siklemez çünkü onlardan çok var.
-dev örümceklerin kendine saldıracağını düşünen şizofren askeri ikna etmek için gecenin bir yarısı nöbet kulesinin tepesine çıkarak indirdim.gördüğü halisülasyondan dolayı benimde düşman olduğumu söyleyip tüfeği bana doğrultmuştu.
-krize girip kollarını,bacaklarını,boynunu,yer kalmayınca da kalçasını kesen askere 200 den fazla sütur attım.komutana kalsa hiç dokunmamam gerekıyordu ve dikiş atmamı yasaklamıştı.sonucunda tokat dahi yedim yaptığım için.
-yanan askere çocuğum gibi 1 hafta boyunca sevgi şefkat gösterip tedavisini yaptım.
-ilaç içip intihar eden askerin boğazına sokup kusturdum.parmağımı koparacak kadar ısırmıştı gavat.
-her gün kıl dönmesi pansumanı yaptım.bilen bilir iğrenç gelir çoğuna.analarının yapamıyacağı bakımı yaptım.

daha unuttuğum ve yazmak istemediğim bir sürü macera geçti başımdan.bana vatan haini terörist diyen arkadaşlara bir şeyleri kanıtlamak için yazmıyorum bunları.askerliğin ne kadar boktan bir şey olduğunu göstermek için yazıyorum.türk askerinin canı ve kanı ucuzudur.beş kuruş değer vermezler orda insana.yoksul her yerde olduğu gibi orda da değersizdir.bu ve bunun gibi zor durumlarda askerlik yapan ana kuzularını ölüme göndermek için salyalarını akıta akıta böğürenler bunları düşünün.düşünün ki ders alın.allaha şükür askerliği yaptım.eğer normal bir askerlik yapsaydım kafayı yerdim.bu çarka bu pis sisteme hizmet zulüm gelirdi.ben sevdiğim işi yapıp insanların derdine çare olmaya çalıştım.

kürtçe

türkiye'de türkçeden sonra en fazla konuşulan dil.
babamın konuştuğu, benim sadece anlayabildiğim kayıp lisanım.
maalesef diğer azınlık diller gibi eğitim dili değildir.
diğer diyorum zazaca, lazca, çerkesce*gibi diller de konuşan insanların en tabi hakkı olan ana dilde eğitimden yoksundur. bu ülkede sadece kürtler ana dilde eğitim istemiyolar:

zazaca*:http://zazader.org/

lazca *:9eb
çerkesce *:http://www.hurriyet.com.tr/gundem/204500...

bu dilleri konuşan insanlar bu ülke için can verirken çoğu türkçe bilmiyordu. kanlarıyla kurdukları memleketlerin de ana dilde eğitim almaları en doğal ve yaratılıştan gelen haklarıdır. bunu engellemek vatan millet sakarya edebiyatıyla savunanları bölücülükle suçlamak, cehaletten başka bir şey değildir.

gusül abdesti alan geyler

müslüman ibnedir.dininin gereğini yapıyordur.aşağılanmayı yada taşak konusu olmayı hak etmeyendir.ne milliyetçi, ne kemalist ne de muhafazakarlıkla alakası yoktur.
dini ritüellerinin yerine getirmekle muhafazakarlık arasındaki farkı bilmeyen ibnelere her hangi bir şey açıklamak zorunda da değildir.

leyla zana

davasının sahibi kadındır.inançları uğruna hayatının en güzelyıllarını dört duvar arasında geçirmiştir.düşüncelerini seven de sevmeyende dik duruşunu takdir eder.

biseksüel

ibne olmaktan tırsanların uydurduğu birşey.inanmıyorum ben böyle bir yönelime, ya siyahsın ya beyaz grisi yok bu işin.yok aşk cinsiyet tanımazmış, zevk almanın yolları farklıymış fasa fiso bunlar. biseksüelliği legalleştirme çabaları kardeşim.*

biseksüelleri eleştirmenin bifobi sayılması

yurdum biseksüellerinin için de bulunduğu durum.
kabul edin kafanız karışık çift taraflı oynuyorsunuz ve bunların zararını en çok geyler görüyor.geylerin hayatı zatenhiç kolay değil ve bunu bazılarınız çok daha zorlaştırıyorsunuz.zora düştüğünüz de biseksüel olduğunuzu öne sürüp ekstra saygı ve takdir beklerken bu bahaneniz çok can yakıyor.
ayrıca kendinizi aklamak için geylerin sadık olmayan,feminen,seks düşkünü diye suçlamak sizi daha çok komik duruma düşürüyor.*


edit:eleştiriye açıklığınız gözlerimi yaşarttı

sırrı süreyya önder

bdp heyetinin karadeniz turu

seyirlik orta oyunu oynamaya niyetlenmiş bdp'li arkadaşlar.
sinoplu arkadaşlar da restlerini görmüş şiddetli bir karşılık vermişler.bunun trabzon ayağını düşünemiyorum bile.
amaçları dialogmu demokrasi ihracımı yoksa var olan ön yargıları pekiştirmek mi insan düşünmeden edemiyor.
bazı şeylerin konuşulmaya başlandığı dönem de nereden çıktı bu rezalet.devlet bahçelinin diyarbekir'de miting yapma kararı kadar saçma ve provakatörce.
Henüz takip ettiği biri yok.
devark.cloud tarafından geliştirildi.