şengen vizesine dahil olmayan ülkedir. üzmüştür.* o değil de, şöyle x men mutantı gibi kaslı bir ginger bulup evlensem mi ne yapsam. kaslı beni ne yapsın gerçi.
bir aşkın nur yengi şarkısı. her dinlediğimde çıralı, olimpos sahilini hatırlarım. denizin bütün derdi alıp götürdüğü aklıma gelir. içimi çok ferahlatan bir şarkıdır ve klibin mavi, ferah teması da cabası. böyle burnuma ferah ferah deniz kokusu da gelir ooh. dinletiniz efendim. müziği incelterek dinleyince daha güzel olur.
antalya kaleiçi'nde eşcinsel dostu bir kafe* var, oranın üst katını ayırtabilirdik aslında. yaz zamanı, deniz havası da var, iyi gelirdi. ama ben gelmezdim, sadece öneri. *
bir hande yener şarkısı. bu şarkıyı her dinlediğimde ağzıma içinden dinazor çıkartmalarının çıktığı cips tadı geliyor. tadı böyle ekşimsi baharatlımsıydı, güzeldi. ama istisnasız olarak. yani açmamla tat gelmesi bir oluyor. bu şarkının çıktığı zamanlar o cips vardı, o yüzden herhalde. birazcık da digimon fliks taso heyecanı geliyor bir de.
japonlar gibi, yazılarında ilk önce kendi dillerini kullanıyorlar, canları sıkılınca da ingilizce'ye dönüyorlar. yazıları japonlar gibi kendi dillerine uyarlamakla uğraşmıyorlar; direk alıyorlar doğrudan.
spyro serisinin üçüncü oyunu. bence en eğlenceli oyunu budur spyro'nun. ayrıca en tuhaf karakterleri, mekanları ve atmosferi barındıran oyundur bana göre. oyunda spyro'dan başka karakterleri de yönetirsiniz ve bu karakterler de yeterince psikopattırlar.
spyro: sevimli ejderhamız. "bir oyun karakterine nasıl bu kadar sempati duyulur ki" sorusunun yanıtı.
sheila: kanguru. biraz hantaldır ama kodun mu oturtuyor. tema müziği:
sgt. byrds: tuhaf bir kuş. asker olmasının(!) verdiği psikopatlık da var. neden asker gibi davranıyor çözemedim. ilk kez kafesinden çııkarttığımızda yanında bir roket vardır. spyro, neden roketi kullanıp kafesten çıkmadığını sorar. byrds ise bu roketi bunun için saklıyorum deyip, moneybags'i bombalar. byrds'i kafese koyan, bu ayıdır. tema müziği:
agent 9: maymun, ama elinde lazer silahı var ve konuşması gayet akıllı bir insan gibi. tema müziği en sevdiğim:
bentley: bir yeti. bu karakter hakkında çok fazla şey hatırlamıyorum açıkçası. tema müziği:
ayrıca oyunda bize çok yardımı dokunan hunter adlı bir çita da var. çok sevimli de bir şey. bazı bölümlerde kapalı kapılar olur. önüne gelince müzik susar. önünde de not olur, "spyro benim bilmem neyde işim var, sonra gelicem -sheila-" falan diye. oraya gelince "acaba içeride ne var lan" diye merak edersiniz. genellikle orada küçük oyunlar olur. ya da normal bölüm de olabilir.
oyunun müzikleri çok iyidir. psikolojik tedavi* görevi görebilir hatta. en sevdiklerim:
(en sevdiğim)
(bu da en sevdiğim)
oyunda bir de moneybags adında bir ayı vardır. bu şerefsiz, sizin ilerlemeniz gereken yerleri bir şekilde kapatmıştır ve açmak için sizden para ister. bir de utanmadan espri yapar, "ah canım spyro'm, o paracıklarını almak için bunu yapmam gerek" gibi şeyler saçmalar. sheila'yı salmak için para istediğinde para vermeyi kabul etmezseniz "boşver üzülme spyro, zaten prenses onu perşembe günü idam edecek, kurtuluyor yani" tarzında şeyler söyler. gıcıktır.
oyunu emulatör yardımı ile bilgisayarınızda oynayabilirsiniz; bir de kol taktınız mı tam olur. ama oyunun şöyle bir kötülüğü vardır. spyro yapımcıları, spyro 2 ripto's rage'in satış rakamlarından memnun kalmamışlar ve sonraki oyunun korsan dağıtımını engellemek için checksum eklemişler oyunun kodlarına. checksum ne diye soracak olursanız, kısaca, herhangi bir data üzerinde birtakım algoritmalar uygulanır ve bunun sonucunda her dosyaya özel* bir değere sahip olunur. işte bu değer checksum değeridir ve dosyanın değişip değişmediğini kontrol etmek için kullanılır. oyunu kıranlar tabi ki bu dosyaları değiştiriyor ve bunun sonucunda checksum kontrol eden kodlar harekete geçiyor. böylece, oyun saçma sapan ilerliyor. örneğin birinci bölümü bitirdiğinizde, ikinci bölüme geçmek için kullanılan nesne, oyunda görünmüyor. ya da ikinci bölüme bir şekilde geçtiğinizde, bu bölümü de bitirip üçüncü bölüme geçtiğiniz zaman sizi oyun ikinci bölümün boss'una atıyor ve onu yenince de birinci bölüme yolluyor. üçüncü bölüme geçirtmiyor, vb. bu şekilde gıcıklıklar yapıp, zevk almanızı engelliyor oyun. bu nedenle de rahat rahat oynayamıyorsunuz bu oyunu. yani internetten indirdiğiniz iso'ların çoğunluğu hatalı çıkıyor. ben düzgün bir iso bulamadım. "e nasıl oynadın o zaman oyunu, her şeyini biliyorsun" diye sorarsanız, nasıl oynadım ben de bilmiyorum. en son bölüme geldiğim zaman boss'a gidememiştim, oyun beni ikinci bölüme atmıştı.
bazı salaklar dalga geçmese, tuhaf karşılamasa çoğu aktifin yapacağı şey. bi de bazen pasifler falan tuhaf karşılıyo. ulan ne güzel aktifin sikini yalıycak. ama yok, sen karşındakinin erkekliğine laf et sırf seni mutlu etmek istedi diye. karaktersiz...!
mao zedong'un iyice fıttırması ile savaş açtığı hayvan türü. tahıllardan otlanıyorlar diye 2 milyar serçeyi öldürünce ortalık haşere doluyor ve 3 yıl süren kıtlıkta 20 milyon kişi hayatını kaybediyor.
ekolojik dengeye cahil cesareti ile çomak sokma eğilimi diktatör egolarının bir ortak noktası galiba.
(bkz:kanal istanbul)
şunları kararlaştırdık başlangıç olarak:
-sitede eksi oy yok.
-sitede facebook'taki gibi sinirli falan koyacaktık ama onları şimdilik koymuyoruz.
-sitede lgbt ile ilgili kanal, en üstte tutturulacak ki heterolar görebilsin.
-artı 18 içerik olmayacak sitede.
-gönderileri en çok like alan, başlıkları en çok gönderi giren şeklinde sıralayabiliyoruz.
-ingilzce kanalı olacak, ama nasıl bir yol izleyeceğimizi bilemiyoruz. ingilizce bölümünü ayrı bi bölüm mü yapsak yoksa sadece kanal mı olsa?
daha tartışıyoruz. hiç bu kadar kendimi değerli hissetmemiştim canlar.
4 kişi yeni lgbt sitemizi konuşuyoruz ve gerisi ortalıkta yok. sorsan herkes aktivist, herkes ilerici. tabii ki konuşmak zorunda değilsiniz de en azından lgbt insanları sanki sizin umrunuzdaymış gibi davranmayın. seks başlığı açsaydık üşüşürdünüz hepiniz. gruptaki kişilerin o beğenmediğiniz lezbiyenler ve genderfluid'ler olması ironik. stonewall isyanını da translar zenciler başlatmıştı. onları da sevmiyorsunuz ya.
bu işte sırası ile şunlar yapılır:
-ilk önce adama bir gülücük atılır, o da sana güler, böyle gülücükler falan birbirini takip eder.
-daha sonra her iki taraf da azar ve iki taraf da birbirinin dudağına yapışır.
-birbirinin dillerini emerken kendinden geçen taraflardan sikici olan adam, diğerini soyar. soyduktan sonra pasif tarafın meme uçlarına yapışır.
-daha sonra yarrağa aç olan pasif, aktif olan adamın yarrağını 20 yıldır yarrak görmemişçesine ağzına alıp emmeye başlar.
-aktif adam ıslandıktan ve kıvama geldikten sonra o anki zevkin verdiği güçle pasif olanı güçlü ve kıllı kollarıyla kaldırır ve kucağa oturtur.
-öpüşmeler burada da devam eder. pasif olan, bir yandan da aktif olan erkeğin yumuşacık vücudunu eller, erkeğe sarılır ve kokusunu içine çeker. o sıcaklık hiçbir şeyde yoktur. bir anlığına da olsa bütün dertlerinden kurtulmuştur.
-daha sonra aktif adam iyice azar ve pasif olan erkeği kucağında hoplatmaya başlar.
-aktif olan seksi adam pasifin götünü dağıtırken, git gel yaparken, pasif olan erkek kendinden geçmiştir. o an tek düşündüğü şey, ne kadar güvenli olduğu, güven veren bir erkeğin kollarında olduğudur.
-bu sırada aktif olan adam hala adamı kucağında hoplatmaktadır. bir yandan da birbirinin boyunları, vücutlarını öperler.
-pasif olan erkek, o azgınlıkta aktif olan adamın parmaklarını yalamaya başlar. ellerinde emmediği yer bırakmaz.
-daha sonra aktif olan adam bağırmaya başlar. o yüzündeki hoşlanma ifadesi, adamın kendisinden bile seksidir. daha sonra seni yarrağına götürür ve yüzüne patlar.
-aktif adam, pasif adamın meme uçlarına yarrağını sürter. alınan zevk, iki taraf için de tarifsizdir.
-seksi elleriyle sana o güzel spermlerini yedirir. bir yandan aktif adamın seksi ellerinin tadına da bakmaktadır pasif olan erkek.
-daha sonra aktif adam, pasif olanı koltuğa tekrar oturtur ve tekrar sikmeye başlar.
-pasif adam yüzünden anlaşılacağı kadarıyla zevkten çıldırmıştır ve boşalmak üzeredir. büyük ve azgın bir bağırışla partnerinin vücuduna boşalır.
-ikisi de rahatlamış bir şekilde birbirine sarılarak, ne kadar güzel bir erkekle seks yaptığını düşünür iki taraf da. geriye kalmış tek şey vardır, o da büyük bir rahatlık hissi.
türkçe ve japonca, bunlardan ikisidir. türkçede örneğin "sil" dediğimizde, neyi kastettiğimiz, bağlamdan anlaşılır. ingilizcede bu sorun yok sanırım. bilgisayardaki bir dosyayı silmek istediğimizde "delete", camı silmek istediğimizde "clean" ya da "rub" kullanabiliyoruz.
japonca bağlamsallığın bokunu çıkarır. gramerleri bile bağlamsallığa yöneliktir. "gitmek" yazarsınız, o bağlama göre "gider", ya da "gidecek" olur. bağlama eğer eşsesli sözcükleri eklersek boku çıkar. "şi" sözcüğünün en az 5 tane falan anlamı vardır mesela. yazı dilinde bağlam olmayacağı için, japonların yazıda kanji kullanmalarının nedeni budur. konuşmada kanjiye gerek yok çünkü zaten konuşmaların bir bağlamı olmak zorundadır.
bu işte sırası ile şunlar yapılır:
-ilk önce adama bir gülücük atılır, o da sana güler, böyle gülücükler falan birbirini takip eder.
-daha sonra her iki taraf da azar ve iki taraf da birbirinin dudağına yapışır.
-birbirinin dillerini emerken kendinden geçen taraflardan sikici olan adam, diğerini soyar. soyduktan sonra pasif tarafın meme uçlarına yapışır.
-daha sonra yarrağa aç olan pasif, aktif olan adamın yarrağını 20 yıldır yarrak görmemişçesine ağzına alıp emmeye başlar.
-aktif adam ıslandıktan ve kıvama geldikten sonra o anki zevkin verdiği güçle pasif olanı güçlü ve kıllı kollarıyla kaldırır ve kucağa oturtur.
-öpüşmeler burada da devam eder. pasif olan, bir yandan da aktif olan erkeğin yumuşacık vücudunu eller, erkeğe sarılır ve kokusunu içine çeker. o sıcaklık hiçbir şeyde yoktur. bir anlığına da olsa bütün dertlerinden kurtulmuştur.
-daha sonra aktif adam iyice azar ve pasif olan erkeği kucağında hoplatmaya başlar.
-aktif olan seksi adam pasifin götünü dağıtırken, git gel yaparken, pasif olan erkek kendinden geçmiştir. o an tek düşündüğü şey, ne kadar güvenli olduğu, güven veren bir erkeğin kollarında olduğudur.
-bu sırada aktif olan adam hala adamı kucağında hoplatmaktadır. bir yandan da birbirinin boyunları, vücutlarını öperler.
-pasif olan erkek, o azgınlıkta aktif olan adamın parmaklarını yalamaya başlar. ellerinde emmediği yer bırakmaz.
-daha sonra aktif olan adam bağırmaya başlar. o yüzündeki hoşlanma ifadesi, adamın kendisinden bile seksidir. daha sonra seni yarrağına götürür ve yüzüne patlar.
-aktif adam, pasif adamın meme uçlarına yarrağını sürter. alınan zevk, iki taraf için de tarifsizdir.
-seksi elleriyle sana o güzel spermlerini yedirir. bir yandan aktif adamın seksi ellerinin tadına da bakmaktadır pasif olan erkek.
-daha sonra aktif adam, pasif olanı koltuğa tekrar oturtur ve tekrar sikmeye başlar.
-pasif adam yüzünden anlaşılacağı kadarıyla zevkten çıldırmıştır ve boşalmak üzeredir. büyük ve azgın bir bağırışla partnerinin vücuduna boşalır.
-ikisi de rahatlamış bir şekilde birbirine sarılarak, ne kadar güzel bir erkekle seks yaptığını düşünür iki taraf da. geriye kalmış tek şey vardır, o da büyük bir rahatlık hissi.
elimde kitap vardı, deniz kıyısında okumuştum, daha sonra eve gitmek için yürümeye başladım. bir parkın önünden geçerken, yakışıklı bir adam* bana ingilizce bir şeyler söyledi. ben de ingilizce bildiğim için yanına gittim ve "pardon anlayamadım" dedim. adam meğersem benden hoşlanmış, niyeti kötü.* beni eve götürüp cinsel münasebet uygulayacak üzerimde.* adam iran'lıymış. ben "olmaz öyle şey, ben namuslu bir insanım efendim" deyince bana "ama biz iran'da bu kadar rahat olamıyoruz, senden cinsel olarak etkilendim dedi" ve bunu demesi ile penisi erekte olması bir oldu. "ellemek istemez misin" dedi. ben de bu durumda çok kırıldım ve "afedersiniz ama ben ahlaksız değilim" dedim. "heterolar bizi yanlış tanıyor" diye ekledim. adam işi iyice abarttı ve daha önce hiç duymadığım cümleler kurdu. "ben senin ağzına boşalırken, sen de benim penisime sakso çekersin" dedi. benim bu lafı duymamla şoke olmam bir oldu. o şokla elimdeki kitabı düşürdüm ve ağlamaya başladım. "sizin yüzünden onca emek verilen gay onur yürüyüşlerinin amacı boşa çıkıyor!" diye bağırdım. o anda adam yanlış bir şey yaptığını anladı ve sustu. hiçbir şey diyemedi. oradan geçen heteroseksüeller de bir an duraksadı ve "inanamıyorum, ne kadar namuslu bir gay" dedi. daha sonra heteroseksüellerin gay'lere karşı olan fikirleri bir anda değişti. eve doğru giderken dağların ardında gökkuşağı belirdi ondan sonra.
düzenleme: az önce bu yazımı okuyan bir anne özel mesaj attı. gay oğlu için çok endişelenmiş ve bir anda bu sözlüğü bulmuş. buradaki yazıları okurken ahlaksızlıklar karşısında morali bozulmuş, ama benim yazımı okuduktan sonra "iyi gay'ler de varmış" diye düşünmüş ve rahat bir nefes almış.
abim iphone'un videoyu yavaşlatma özelliğini gösterdi. benim ilk düşündüğüm şey, "sperm çıkarken yavaşlatsak nasıl olur acaba" oldu. ne kadar iğrencim.
kendisine yapılan yardım karşısında kösteklik yapan yazar. yok terbiyesizmişim de, ırkçıymışım da. sen dua et ben sana yardım ettim, yoksa rüyanda bile zor görürdün o insanları.
videodakiler gay değil. drag galiba. zaten bu tiplere bakıp da aşağılamamak olmazdı. insanlar gaylik adı altında türlü maymunluklar yapabiliyor. arap şerefsizini savunmuyorum elbette ama birbirilerini yemelerini istiyorum sadece.