ahmetonski

Durum: 1370 - 0 - 0 - 0 - 24.09.2016 21:01

Puan: 32648 - Sözlük Kaşarı

15 yıl önce kayıt oldu. 2.Nesil Yazar.

hmm...
  • /
  • 69

ayağından bağlanarak denize atılmış su samuru

antalya köpek eğitim merkezi skandalından sonra ülkemizde meydana gelmiş bir başka utanç verici olay. tekirdağ şarköy'de balıkçıların evcilleştirdiği ve hergün balık vererek beslediği su samuru dövülmüş ve ayağından bağlanarak suya atılmış halde ölü bulunmuş. olaya çok üzülen ve sinirlenen balıkçılar bölgede öldürülen 3. su samuru olduğunu da belirtmişler. ne diyeceğimi bilemiyorum. yurdun her yerinden hayvanlara yapılan işkence ve kadın cinayetleri haberleri gelmeye devam ediyor...

ps1: link verip kimsenin siniri bozmak istemedim.

ps2: birkaç ay önce de binbir emekle büyütülen ve insan ilgisi yüzünden evcilleşen akdeniz foku badem'i öldürmüştük... sahi biz bu kadar acımasız ve kötü kalpli ne zaman olduk?

antalya'daki köpek eğitim merkezindeki dayak rezaleti

malesef meraktan izlediğim videodur. ortasında ağlayacağımı hissederek kapadım. öylesine şiddetli ve ölümcül darbeler indiriyordu şerefsiz adam, köpeklerin acı dolu inlemeleri yüzünden mahvoldum. çaresiz hayvanlara karşı işkence ve dayak uygulayan şahıslar çok net sapıktır ve cezalandırılmaları gerekir. birçok gelişmiş ülkede hayvanlara uygulanan işkenceler ağır cezalarla cezalandırılır. seri katil ve ağır cinayet vakalarına karışmış birçok insanın çocukluk yıllarında hayvanlara işkenceden sorumlu olduğu istatistiklerle kanıtlanmışken yasalarımızın böyle olaylarda aciz kalması utanç vericidir. zaten bu ülkede ne doğru ki?

le fabuleux destin d amelie poulain

herkesin mutlu olmasını kendine düstur edinmiş, amelie'nin * maceralarının anlatıldığı film. film ziyadesiyle şeker tadındadır. hatta öylesine yoğun bir şeker aromasına sahiptirki bir süre sonra şekerden genziniz yanmaya başlar. amelie'nin başarısı ve başarısızlığı da bu noktadan sonra başlar. içinizin bir tarafı filmin pozitif ve naif yanıyla mutlu olurken, öbür yanı amelie gibi bir karakterin günümüz kapitalist sisteminde deli damgasını yiyececeğini ve belki de sonunda intihar edeceğini bilir. kanımca filmin en güzel sahnesi, amelie'nin sevdiği çocuğun kendisini tanımaması sonucunda suya dönüşüp yere döküldüğü andır. sinemanın büyüsü dedikleri şey belki de bu sahnede gizlidir.

ps: bu filmin müziklerini sevmeyenleri dövüyorlarmış.

bir yudum sevgi

1984 yapımı çok iyi bir atıf yılmaz filmi. senaryosu latife tekin ve fehmi yaşar tarafından yazılmıştır. mutsuz evliliklerinde boğulan cemal ve aygül'ün cinselliği ve aşkı birbirlerinde yeniden keşfetmelerini anlatır film. aygül rolünde hale soygazi, cemal rolünde ise kadir inanır müthiş oyunculuklar çıkarır. yer yer hüzünlü, yer yer komik olan film, kolay kolay bulunamayacak bir sahicilikle anlatır hikayesini. atıf yılmaz'ın kadınlık meselesini hamasi olmadan dillendirişi şapka çıkartılacak cinstendir. serra yılmaz'dan, macit koper'e ve hatta meral çetinkaya'ya oyuncu kadrosu yıldızlar karması şeklindedir. 21. antalya film festivali'nde en iyi yönetmen, en iyi kadın oyuncu, en iyi yardımcı erkek oyuncu ve en iyi film ödüllerini almıştır. bir rivayete göre filmi festival sırasında izleyen sadri alışık, ödüllere çok sinirlenmiş ve bu aleni porno diyerek jüriyle kavga etmiştir.

ps: müzikleri şahanedir...
ps2: kadir inanır'ın büyü bozdurmak için anadan üryan soyunup zıpladığı sahne pek seksidir.
ps3: evet bir zamanlar kadir inanır aşırı yakışıklıymış.

köpekle uyumak

her gece yaptığım eylem. beygir boyutlarında, rüyasında uluyan ve yine rüyasında koştuğunu zannedip patilerini hareket ettiren bir hıyarı izlemek çoğu zaman bana iyi geliyor. ayı gibi olmasına rağmen çift kişilik yatakta götünüze girerek hareket etmenize engel olması ise olayın bonusudur. geç saatlere kadar oturduğum zamanlar yatağa benden önce gider ve gece ortasında uyanıp hala uyumamışsın tadında salona gelip homurdanır... köpekler böyle yaratıklardır... çok sever, çok sevilirler!

kılıçdaroğlu'nun yerine chp'nin başında olması gereken şahıs

mezardan atatürk'ü getirseniz hiçbir sonuç alamayacağınız durumdur. türkiye'nin yakın siyasi tarihini ve seçim sonuçlarını incelendiğinizde durum kabak gibi ortaya çıkar. türkiye ezelden beri sağcı ve muhafazakar seçmen kitlesine sahiptir. tüm dünyada özgürlük rüzgarlarının estiği, solun yıkıp geçtiği 70'lerde bile chp'nin oyu en fazla %40'larda dolaşmıştır ki o zamanlar güneydoğu'lu kürt seçmenin kendi partisi yoktur. yani bir zamanlar doğu ve güneydoğu'nun yaklaşık %10'luk oyu chp'ye daha sonra da türevi shp'ye gitmişti. dolayısıyla bu oy oranını çıkardığınızda chp gibi sosyal demokrasi iddiasındaki bir partinin alabileceği tavan oy türkiye'de %30'dur. bu da akp gibi sağcı ve dincileri bünyesinde toplamış bir partiyi altetmeye yetmez. o yüzden şu gelsin partinin başına geçsin şeklindeki kahraman beklentileri çözüm olamaz. chp'nin lider probleminden ziyade kendi içindeki ulusalcılar ve yenilikçi sosyal demokratlar gerilimini çözmesi gerekiyor.

the psychology of dictatorship

first lady emine erdoğan'a abd ziyaretinde hediye edilen kitap. kitabın ismini türkçe'ye çevirecek olursak şöyle bir şey ortaya çıkıyor: diktatörlüğün psikolojisi. artık kitapla first lady'imize ne anlatmak istedilerse... emine erdoğan'ın elinde kitapla sırıtan tam sayfa pozlarıni internetten görebilirsiniz. bakarken utanmakla kahkaha atmak arasında kararsız kaldım...

3 artı 1

oğuzhan koç, eser yenenler ve ibrahim büyükak'ın sunduğu komik numarası yapan program. komik olmaya çalışmışlar ama ortaya facia birşey çıkmış. programın genel gidişatına bakacak olursam en fazla 6 bölüm veriyorum. bu şekil zorlama ve maço esprilere vasat türk halkı bile doydu. başka kapıya çocuklar...

ps: bu salak program yüzünden 1 kadın 1 erkek tek güne düştü...

sevgilisiyle gezen eski sevgiliye rastlamak

ultra yapay bir ortamın oluşmasına sebebiyet veren durum. çoğu zaman taraflar birbirini görmezlikten gelir ya da medeni numarası yaparak hal hatır sorar. bakmayın siz şarkılarda ayrılıkta sevdaya dahil dendiğine.

ya ya ya ya

arabaya atlayıp tatile gitme isteği uyandıran şarkı. sinan akçıl faciasından kurtulmak hande'ye iyi gelmiş.

dr pepper

asidi azaltılmış cola'ya karabiber ekleyin; karşınızda dr pepper! sanılanın aksine abd gibi memleketlerde de seveni azdır. yine de sevenleri kendisini hiçbir şeye değişmez. zamanında bu içeceği chicago sınırlarında çılgınca tüketen ablama bunun yerine elma çekirdeğini ısır aynı tuhaf tadı alırsın demiştim de yüzüme terlik fırlatmıştı!

long island iced tea

içinizdeki gizlenen adamı ortaya çıkaran, coşturan, sapıttıran, ani şekilde sarhoş eden, tatlı kokteyl. büyük bardakta gelir. abovv içimi hafifmiş diyip, 2-3 bardağı devirdiğinizde kaymış gözleriniz ve şirazesinden çıkmış benliğinizle geceye hazırsınızdır. ihtiva ettikleri:

1 oz. gin
1 oz. light rum
1 oz. white tequila
1 oz. triple sec
1 oz. vodka
2 oz. sweet-n-sour mix
1 oz. cola

ps: denemek istiyorum diyenler asmalı mescit civarına uğrasın...

başka türlü bir şey

uzaklara dalmanıza ve hayatı sorgulamanıza sebebiyet veren hisli yeni türkü şarkısı. sözlerinin güzelliği bir yana müziği de enfestir. bir rivayete göre can yücel bu şiiri datça için yazmıştır...

başka türlü bir şey benim istediğim
ne ağaca benzer ne de buluta
burası gibi değil gideceğim memleket
denizi ayrı deniz havası ayrı hava

nerde gördüklerim nerde o beklediğim
rengi başka tadı başka
bir başka yolculuk dalından düşmek yere
yasadığından uzun
bir tatlı yolculuk dalından inmek yere
ağacın yüksekliğince dalın yüksekliğince
rüzgarda
ve bir yeni ömür vardığın çimen yeşilliğince...

başka türlü bir şey benim istediğim
ne ağaca benzer ne de buluta
burası gibi değil gidecegim memleket
denizi ayrı deniz havası ayrı hava

nerde gördüklerim nerde o beklediğim
rengi başka tadı başka...

sevişmek için otele davet eden insan

istanbul'un hayli turistik bir şehir olmasından mütevelli abes kaçmayacak durumdur. buraya gelen gay turistlerin şehrin ortasında çadır kiralayıp şevişmesi beklenemez sanırım.

en beğenilen eşcinsel temalı on film

bilmemne mutfağı

trollerin sevdiği yemekleri içinde bulunduran mutfak.

(bkz: illallah dedirten mutfak başlıkları)

trt'nin eurovision 2013'ü yayınlamaması

eşcinsel evliliği destekleyen finlandiya şarkısı ve bu seneki şovların gayrı ahlaki içerikli olması nedeniyle alınmış karardır. trt yaptığı açıklamada; türkiye bu sene yok dolayısıyla rating almayacağını düşündük. ayrıca devlet kanalına yakışmayacak görüntüler barındıran bazı şarkılar var açıklamasını yaptı. trt'nin bu seneki yarışmayı yayınlamayacağı için türkiye'nin gelecek seneki yarışmaya katılma hakkını kaybedeceği konuşuluyor. nihayet baldır bacakları görünen kadın şarkıcılardan ve eşcinsel içerkli şovlardan kurtulmuş oldular... kutlu olsun... bunun yerine trt'de bol bol türkçe olimpiyatlar'ını izler bülent arınç'la beraber gözyaşı dökeriz...

ayı sözlük birinci istanbul fasıl zirvesi

hayli eğlenceli ve zihin açıcı geçmiştir. assolist kimliğimden ödün vermeyerek geç katılsamda gece arkadaşlığın ne kadar güzel birşey olduğunu bana tekrar kanıtlamıştır. dedikodudan, aşk meşk meselelerine ordan sözlüğün genel gidişatına kadar herşey iki arada bir derede konuşulmuştur. ilerleyen saatlerde bv bear'in fondipleri ulen bu çocuk eve nasıl dönecek gibi sorulara sebebiyet verse de sütliman şekilde insanlar dağılmıştır. beni masa üstlerine çıkarıp oynatmak için kendini paralayan ve bir ölçüde başarılı olan naringergedan'a burdan teessüflerimi iletiyorum. zirve ekibinin bir kısmı tek yön'de feneri noktalamaya giderken biz başka bir grup olarak starbucks'da kahve lüpürdetip sabaha karşı 3'te evlere dağıldık... taa edirne'den zirve için gelen ve evimize misafir olan fikir intihali'nin bıyıklarını yolmamı isteyenler bana özelden mesaj atabilir... kadehimi ayı sözlüğe kaldırıyorum!

ps: gözler elit ayı max blum'u aramadı değil...

hatay mutfağı

kova burcu

kadınlı erkekli arkadaş olarak harika, partner olaraksa facia bir burçtur.

ps: sevgili olmak istediğini söyleyen bir kovaya, kenan ışık misali uzun süre son kararın mı diye sormanızda fayda vardır. yoksa en yakın durakta aldatıldığınızla kalırsınız.
  • /
  • 69
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 1370

grup sekse geç kalan kişi

umduğunu değil bulduğunu yemeye mahkum insan...

doktor bilal

90'lı yıllarda bir hayli popüler olan, şimdinin muhafazakar tv ekranları içinse fazla feminen kaçan şarkıcı. aynı klasmandaki fatih ürek, aldo, kuşum aydın ve arto'da ekran yasağından nasibini almış durumda. hiç unutmam rahmetli defne joy foster, doktor bilal'in evini programı için ziyaret ettiğinde, yatak odasında kutu kutu ağda bulmuştu. ikisi de çok gülmüşlerdi. hey gidi 90'lar hey...

ilber ortaylı

bir dönem bilkent üniversitesi'nde ders veren popüler tarihçi. dersine girmek her babayiğidin harcı değildi. ders sırasında konudan konuya atlar, güncel siyasetten, etimolojiye ne ararsanız tartışırdı. osmanlı'ya inanılmaz derecede hayrandı. aptal türkler, gerzek araplar gibi cümlelerde sık sık ağzından kaçardı. osmanlı'ya vakıf olduğu doğrudur ama tarafsız bir tarihçi olduğunu söylemek zordur.

tunatuan

taramalı tüfek gibi konuşan sevimli yazar.

grup abdal

halk müziğine yeni bir arayış ve nefes getirmek istediklerini söyleyen enfes grup. tüm türküleri incelikle ve duygu dolu söylemişler. öyleki dinlerken gözleriniz doluyor... ezim ezim eziliyor yüreğim türküsü bundan daha iyi söylenemezdi...

namaz kılmayan türk değildir

habertürk'te öteki gündem programına çıkan ismet özel'in gündeme bomba gibi düşen açıklamasıdır. trollük müessesinin şairlere kadar indiğini göstermesi açısından da eşşsizdir. hazarlar ve gagavuzlar gibi musevi ve hristiyan türkleri ne yapacağız desem onlar türk değil diyecek demekki! peki göktürkler'i falan ne yapacağız hacı desem nafile. zat ayrıca harf inkilabıyla geleceğimizin çalındığını ve türkçe diye bir dil olmadığını da belirtmiş. şahsen ben namaz kılmıyorum ve gayet türküm. ama önce insanım...*

müslümanlığı güzel bir din sanmak

islamiyet, toptan tu kaka ilan edilebilecek ya da hoşgörü öznesi olarak sunulabilecek yekpare bir din değildir. tıpkı hristiyanlık, musevilik ya da diğer dinler gibi. diğer ülkelerdeki( özellikle de hristiyan coğrafyadaki) yaygın özeleştiri yapabilme hakkının nasıl doğduğu ve hangi ortamlardan geçerek bu noktaya kavuştuğunu anlamak karmaşık ve zor bir süreçtir. islam coğrafyası 12. yüzyıla kadar bilim ve sanatta tüm dünyadan daha ileri ve saygın bir durum sergilerken endülüs emevilerinin çöküşüyle tersi bir sarmala girmiş ve tıkanmıştır. ispanya'da kurulan islam medeniyeti kadınların eğitim gördüğü üniversiteleriyle, başarılı siyasi yapısıyla islamiyete yöneltilen eleştirilerin aksini ispat edebilen yegane örneklerden biriydi. şu an yücelttiğimiz hristiyan ittifakın bu medeniyeti yok etmesiyle islamiyet aşağıya doğru yuvarlanmaya başlamıştır. ilginç ve tartışmaya açık iddialardan biri de osmanlı imparatorluğu'nun tüm arap ve asya coğrafyasını emperyal nedenlerle sömürmesi ve bu nedenle islamiyetin gerilemesinin hızlanmasıdır. bu iddia tartışmaya açıktır ama üzerinde düşünmeye değerdir. hristiyan batının şu an içinde bulunduğu özgür ve liberal ortamın dinlerinin islamiyetten daha hoşgörülü olmasıyla alakası yoktur. kilise ile uzun üren ve milyonların ölümüyle sonuçlanan uzun ve kanlı mezhep savaşları, ardından gelen reform dalgası hristiyan erki durdurmuş ve seküler düzeni yaygınlaşmıştır. islami toplumlar ise bu esnada yerinde saymış ve kibirli vaziyette elindekiyle yetinmiştir. her dinin kendine has olumsuzlukları ve bazı olumlu özellikleri vardır. islamiyetin diğer dinlerden ne çok matah ne de daha fazla kötü özelliği vardır. islam coğraftasının genelinin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal çöküntü müslümanlıkla ilgili imaja da yansımakta, malesef doğu medeniyeti eşittir yamyamlık gibi bir sonuç çıkmaktadır. kişisel görüşüm dinlerin misyonunu tamamladığı yönünde. herhangi bir dinin yaşadığımız dönem itibariyle bize bilgi ve ahlaki gelişme sağlaması çok zordur.

ps: evet ateistim.

her türlü hayvandan korkan uyuz kız

sokak hayvanlarına gulyabani muamelesi yapan kızdır. çoğu çevreden ilgi görmek ya da sevgilisine poz yapmak için böyle tavırlar sergiler. mırıl mırıl gezen bir sokak kedisi ya da size mahsun gözlerle bakan bir köpek bu kız için potansiyel bir seri katildir. klasik sözleri bu kedi burdan gitçek ozaan, ıyyy oturamam ben buraya gibi sevgi sözleridir. böyle insanları görünce çekinmeden ağızlarına kürekle vurunuz.

kadınları hafifçe dövüp korkutabilirsiniz

8 mart dünya kadınlar gününü sayfasında yazdığı bu güzide sözlerle kutlayan akp kırıkkale il başkanı mehmet demir'in beyanatı. memleketimi yöneten akp zihniyeti için emekçi kadınlar günü işte bunu ifade ediyor... zatın sözlerini değiştirmeden aktarıyorum:

" eğer onlar sizden izinsiz razı olmadığınız kimseleri aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe dövüp korkutabilirsiniz. kadınların sizin üzerinizdeki hakları ise örfe göre her türlü yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir..."

sözlüğün bokunu çıkartmak

sözlükte yeniyim. lakin bazı şeyleri hayretle izliyorum. biraz eğlenmek, biraz bilgilenmek, biraz sosyalleşmek için kurulduğuna inandığım bir sözlükte böylesine gruplaşmaların olması ve kişilerin birbirinden bu denli huzursuz olması çok tuhaf. sosyal medya ve internet bazen insanın içindeki canavarı ortaya çıkarıyor. daha önceki entrylerimde söylediğim gibi nefret söylemi içermediği sürece herkes herşeyi söyleyebilmeli. aynı fikirde olmadığımız ve karakteri bizimkiyle taban tabana zıt insanlara aşık olabiliyorsak, arkadaş niye olamayalım?

bilmemne mutfağı

trollerin sevdiği yemekleri içinde bulunduran mutfak.

(bkz: illallah dedirten mutfak başlıkları)

mustafa ceceli

bütün şarkıları aynı ton ve nağmeyle söyleyen hacı şarkıcı. yüzüne baktıkça içim sıkılıyor. kezban'ların sevdiği romantik şarkılar genelde mustafa ceceli ve farhat göçer'den çıkar. nice hanzo düğün töreninde gelin ve damatın ilk dans şarkısını ceceli ağabeyimiz söylemiştir.

içinde türk ve atatürk geçen entrylerin eksilenmesi

her konuda 126 bin parçaya bölünmeyi matah birşey zanneden türkiye toplumunun sözlüğe yansımış halidir.

seviyorsan git sik bence

seviyorsan git konuş bence'nin hırt versiyonu. one night stand bağımlısı odun ruhlular için ideal bir önerme olabilir...

emek sineması

emek sineması, istanbul'un önemli tarihi binalarındandı. malesef yıkımından önce kötü işletmecilik yüzünden can çekişiyordu. yenilenmeyen iç ve dış cephesi yüzünden mekan küf kokuyor, cicili bicili avm sinemaları yüzünden de seyirci kaybediyordu. lakin çok önemli bir tarihi değeri vardı. sinema olarak değil ama müze ya da istanbul film festivali için kurumsal bina olarak değerlendirilebilirdi. emek için yıkım kararı alınmadan önce tüm sinema yazarlarına mail atmış, o zamanlar ön gösterimlere katıldığım için hepsiyle konuşmuştum. bakın bu sinema çöküyor başına bir iş gelecek dediğimde hiçbiri ilgi göstermemişti. şimdi günah çıkarır gibi röportajlar veriyor, festival açılışında protesto konuşmaları yapıyorlar. emek sineması'nı sinemacılar da istanbul halkı da el birliğiyle yıkıma itti. hafızası olmayan, kültürel ve tarihi değerlerine sahip çıkamayan bir halktan bir cacık olmaz. şu an yapılan eylemleri de samimiyetsiz buluyorum... ben en azından arkadaşlarımla o sinemada festival filmlerini izledim. siz avm'lerde patlamış mısırlarınızı yiyin...