ahmetonski

Durum: 1370 - 0 - 0 - 0 - 24.09.2016 21:01

Puan: 32648 - Sözlük Kaşarı

15 yıl önce kayıt oldu. 2.Nesil Yazar.

hmm...
  • /
  • 69

her sevgilisine sen çok farklısın diyen gay

dönem başında bu sene çok çalışacağım diyen öğrenci kadar yalancıdır. kendisi de söylediklerine inanmıyordur lakin söylenişini hoş buluyordur. zaten bir süre sonra biten ilişkisi ardından ya gözyaşı dökecek ya da göbek atacaktır.

ps: biz ne adamlar sevdik zaten hiç yoktular...

lut kavmi

sadece islamiyet'te değil diğer tek tanrılı dinlerde de adı geçen ve helak olduğu iddia edilen kavim. lakin dindar arkadaşlara kötü bir haberim var çünkü lut kavmi helak edilirken ana nedenlerden biri seksüel sapmalardır. batı'da sodomi olarakta bilinen anal ilişki lut kavmi'nin yerleşim yeri sodom şehrinden türetilmiştir. yine arapça'da eşcinsellik lutilik olarak adlandırılır. dolayısıyla lut kavmi'nin helak olmasının ana nedenlerinden biri eşcinselliktir. yani yok şöyle sapıklardı, analarıyla yatıyorlardı falan demenizin manası yok. zira tüm tek tanrılı dinlerde ha ensest yapmışsınız ha eşcinsel ilişkiye girmişssiniz aynı kapıya çıkar. siz onlara göre sapıksınız. lut kavmi helak edildikten sonra insan soyunun devam etmesi için peygamber lut'un kendi kızlarıyla ilişkiye girme hikayesini ise siz sayın inananların yorumuna bırakıyorum...

emek sineması

yıkılmaması için bugün saat 16:00'da eylemlerin yapıldığı sinemadır. malesef son gelen haberlere göre insanlar tazyikli sularla ıslatılmış, biber gazıyla zehirlenmiş. costa gavras'ın eylemde polis zulmünden nasibini aldığı, ahmet şık'ın poslislerle tartıştığı söyleniyor. altyazı dergisinden berke göral ise gözaltına alınmış. biz bu şehri sahipsiz bıraktık...

sevdiceğinin ayağını yıkayıp suyunu içmek

şimdilerde şok edici gelse de osmanlı döneminde yaygın olarak yapıldığı söylenen romantizm ölçüsü. hatta bir dönem pargalı ibrahim paşa'nın kanuni'nin ayaklarını yıkadığı, bunu içtiği ve ab-ı hayat suyunu buldum diye şiirler yazdığı söylenir.

yaran türk filmi replikleri

her sahnesi ayrı bir efsane olan tosun paşa'dan geliyor:

aşk kalbimde yanan bir volkan gibidir
en sevdiğim tatlı kazandibidir

tek yön

dokun bana

nilüfer'in 1992 tarihli yine yeni yeniden albümünde yer alan yarı erotik, slow parça. çok ihtiraslı ve güzel bir eserdir. ara sıra aklınıza gelir, sakince dinlersiniz. sözleri şöyledir:


dostluğun bana yetmiyor
konuşurken düşlüyorum ellerini, özlüyorum...
dokun dokun bana
ne olur dokun bana
sevmek dokunmak demiştin
biliyorum sürmese de eskiye benzemese de
hala benim tek ezberim dokun bana
ne olur dokun bana

dinlemek beni kesmiyor
hasreti hafifletmiyor
dokun bana gizli olsun
dokun ne olursun dokun...

alıştığım ellerindi
özlediğim sevgilimdi
oyalama dostluğunla
katlanamam buna
dokun bana ne olur dokun...

pamuk helva

eskiden okul önlerinde ve çocuk parklarında satılan pembe, sarı ve beyaz renkli tuhaf bir tatlı. ellerimiz ve ağzımız yapış yapış olsa da yemekten vazgeçmezdik. büyük marketlerde satılan envai çeşit jelibon, şeker ve çikolataların karşısında son çırpınışlarını vermekte...

kömbe

adana ve osmaniye'de tahin, tarçın ve yoğurtla karıştırılarak yapılan yuvarlak çörektir. çayla mükemmel gider. adana'da kaybolmaya yüz tutmuş bir lezzetken osmaniye'de kolaylıkla bulabilirsiniz. üzerine susam döküleni makbuldur. yurt genelinde etli ve tuzlu versiyonları olan kömbenin adana ve civarında pekmezli, tatlı bir çöreğe dönüşmesi ilginçtir.

ısırarak saat yapmak

80'li yıllarda çocuklar arasında pek bir moda olan komiklik. hala çocuklar yapıyormu bilmem ama biz pek eğlenir saati soranlara da eti kemik geçiyor cevabını verirdik. uzun süre kolumda izi kalsın diye kendimi ayı gibi ısırıp koluma kan oturtmuşluğum vardır.

turistleri taciz eden esnaf

istanbul'da sultanahmet genelinde bir türk geleneği olarak yaygınca gözlemleyebileceğiniz durum. dükkan önlerinden geçen turistleri kolundan çekerek içeri sokanından tutun, kendisine defol git dediği halde yavşak bir şekilde menüyü anlatmaya devam eden garsonlara kadar neler görürsünüz neler... güney sahillerindeki rezilliklere girmiyorum bile.

carrie

1976 yapımı korku filmidir. sissy spacek bu filmdeki rolüyle en iyi kadın oyuncu oscar'ını almıştır. julianne moore'lu ve chloe grace moretz'li remake'ini ise izlememize az kaldı. aşırı dinci bir hristiyan annenin yanında büyüyen ve lise arkadaşlarının tacizlerine maruz kalan carrie'nin yarı fantastik, korku dolu öyküsü stephen king'e aittir. yeni filmde dinci anne rolünde julianne moore'un olması filmle ilgili beklentileri yükseltiyor. film afişlerinde carrie'nin kanlı yüzünün altında yazan god wont save you abd'de tepkilere yol açmış. merakla bekiyoruz...

içip içip gece yarısı eski sevgiliyi aramak

sabahında utanç duyacağınız hadise. adı üstünde eski sevgili. bırakın herkes kendi sularında yüzsün... ah alkol ah!

çokomel jelatinlerini düzleştirmek

imkansızlıklar içerisinde geçirilen 80'li yılların olmazsa olmaz çocukluk uğraşı. içi çilekli köpük tabakasıyla kaplı, çikolatalı bisküvi yendikten sonra yaldızlı kağıdı atılmaz, bozuk parayla düzleştirilirdi. sevdiğiniz bir kitabın arasına koyulur, arada bakılırdı. bu işi belli bir hızla yapmak çok önemliydi. eğer fazla hızlı ve sert bir şekilde düzleştirmeye çalışırsanız jelatin yırtılırdı. hey gidi hey!

akil insanlar heyeti

gözlerin acun ve nihat doğan'ı aradığı heyettir. malum ülke ortamalasını bu tipler belirliyor. sırtınız yere gelmesin! *

edit: gelen tepkiler üzerine hülya avşar listeden çıkarılmış. yerine banu alkan gelsin diyorum ben!

(bkz: imam osurursa cemaat sıçar)

her gay ihaneti tadacaktır

yanılsamadır. hetero ilişkilerde durum farklı da, en ahlaksız bir bizlermiyiz sanıyorsunuz? kapitalist yaşam ve sosyal medya insan ilişkilerini paramparça etti. birkaç senelik bağlılık ardından kendimize yeniliyoruz. suç eşcinsellikte değil bizde... doymak bilmeyen iştahımız bizim katilimiz... sevgili olduğu halde grindr kullanmaya devam edenler, yalnız başına tekyöne gidip fıldır fıldır etrafta tur atanlar, iki vücut çalışmış adamı eşine tercih edenler... siz akşamları yatakta sarılacağınız bir bir adam ya da kadın isterken bir de başkalarını hayatıma nasıl dahil ederim diye düşünürseniz ilişkiniz çöker. bu benim için de geçerli başkaları içinde... şu her gay şöyledir, bu böyledir arabesk kalıplarından da vazgeçin. her gay kendi bacağından asılır. başarabilen için sevmek güzeldir.

nesfit fruits

tropik meyveli kahvalti gevreği. corn flakes çok sevmeyen beni bile ağına düşüren diet ürün. içindeki kuru meyveler lezzetine lezzet katar. yoğurtla karıştırdığınızda da ayrı bir orgazm yaşarsınız... yiyin gari!

emek sineması

emek sineması, istanbul'un önemli tarihi binalarındandı. malesef yıkımından önce kötü işletmecilik yüzünden can çekişiyordu. yenilenmeyen iç ve dış cephesi yüzünden mekan küf kokuyor, cicili bicili avm sinemaları yüzünden de seyirci kaybediyordu. lakin çok önemli bir tarihi değeri vardı. sinema olarak değil ama müze ya da istanbul film festivali için kurumsal bina olarak değerlendirilebilirdi. emek için yıkım kararı alınmadan önce tüm sinema yazarlarına mail atmış, o zamanlar ön gösterimlere katıldığım için hepsiyle konuşmuştum. bakın bu sinema çöküyor başına bir iş gelecek dediğimde hiçbiri ilgi göstermemişti. şimdi günah çıkarır gibi röportajlar veriyor, festival açılışında protesto konuşmaları yapıyorlar. emek sineması'nı sinemacılar da istanbul halkı da el birliğiyle yıkıma itti. hafızası olmayan, kültürel ve tarihi değerlerine sahip çıkamayan bir halktan bir cacık olmaz. şu an yapılan eylemleri de samimiyetsiz buluyorum... ben en azından arkadaşlarımla o sinemada festival filmlerini izledim. siz avm'lerde patlamış mısırlarınızı yiyin...

the walking dead

azıcık spoiler içerir

saçları zombie salgınında bile sarıya boyalı, libido şampiyonu andrea'mı öldürdüler. kendisine etek sarı sen etekten sarısan adlı acıklı türküyle veda ediyorum.

en yaratıcı küfürler

"ağzına salıncak kurar sallana sallana sıçarım..."

ps: memleketim adana'ya saygılarımı sunuyorum!
  • /
  • 69
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 1370

grup sekse geç kalan kişi

umduğunu değil bulduğunu yemeye mahkum insan...

doktor bilal

90'lı yıllarda bir hayli popüler olan, şimdinin muhafazakar tv ekranları içinse fazla feminen kaçan şarkıcı. aynı klasmandaki fatih ürek, aldo, kuşum aydın ve arto'da ekran yasağından nasibini almış durumda. hiç unutmam rahmetli defne joy foster, doktor bilal'in evini programı için ziyaret ettiğinde, yatak odasında kutu kutu ağda bulmuştu. ikisi de çok gülmüşlerdi. hey gidi 90'lar hey...

ilber ortaylı

bir dönem bilkent üniversitesi'nde ders veren popüler tarihçi. dersine girmek her babayiğidin harcı değildi. ders sırasında konudan konuya atlar, güncel siyasetten, etimolojiye ne ararsanız tartışırdı. osmanlı'ya inanılmaz derecede hayrandı. aptal türkler, gerzek araplar gibi cümlelerde sık sık ağzından kaçardı. osmanlı'ya vakıf olduğu doğrudur ama tarafsız bir tarihçi olduğunu söylemek zordur.

tunatuan

taramalı tüfek gibi konuşan sevimli yazar.

grup abdal

halk müziğine yeni bir arayış ve nefes getirmek istediklerini söyleyen enfes grup. tüm türküleri incelikle ve duygu dolu söylemişler. öyleki dinlerken gözleriniz doluyor... ezim ezim eziliyor yüreğim türküsü bundan daha iyi söylenemezdi...

namaz kılmayan türk değildir

habertürk'te öteki gündem programına çıkan ismet özel'in gündeme bomba gibi düşen açıklamasıdır. trollük müessesinin şairlere kadar indiğini göstermesi açısından da eşşsizdir. hazarlar ve gagavuzlar gibi musevi ve hristiyan türkleri ne yapacağız desem onlar türk değil diyecek demekki! peki göktürkler'i falan ne yapacağız hacı desem nafile. zat ayrıca harf inkilabıyla geleceğimizin çalındığını ve türkçe diye bir dil olmadığını da belirtmiş. şahsen ben namaz kılmıyorum ve gayet türküm. ama önce insanım...*

müslümanlığı güzel bir din sanmak

islamiyet, toptan tu kaka ilan edilebilecek ya da hoşgörü öznesi olarak sunulabilecek yekpare bir din değildir. tıpkı hristiyanlık, musevilik ya da diğer dinler gibi. diğer ülkelerdeki( özellikle de hristiyan coğrafyadaki) yaygın özeleştiri yapabilme hakkının nasıl doğduğu ve hangi ortamlardan geçerek bu noktaya kavuştuğunu anlamak karmaşık ve zor bir süreçtir. islam coğrafyası 12. yüzyıla kadar bilim ve sanatta tüm dünyadan daha ileri ve saygın bir durum sergilerken endülüs emevilerinin çöküşüyle tersi bir sarmala girmiş ve tıkanmıştır. ispanya'da kurulan islam medeniyeti kadınların eğitim gördüğü üniversiteleriyle, başarılı siyasi yapısıyla islamiyete yöneltilen eleştirilerin aksini ispat edebilen yegane örneklerden biriydi. şu an yücelttiğimiz hristiyan ittifakın bu medeniyeti yok etmesiyle islamiyet aşağıya doğru yuvarlanmaya başlamıştır. ilginç ve tartışmaya açık iddialardan biri de osmanlı imparatorluğu'nun tüm arap ve asya coğrafyasını emperyal nedenlerle sömürmesi ve bu nedenle islamiyetin gerilemesinin hızlanmasıdır. bu iddia tartışmaya açıktır ama üzerinde düşünmeye değerdir. hristiyan batının şu an içinde bulunduğu özgür ve liberal ortamın dinlerinin islamiyetten daha hoşgörülü olmasıyla alakası yoktur. kilise ile uzun üren ve milyonların ölümüyle sonuçlanan uzun ve kanlı mezhep savaşları, ardından gelen reform dalgası hristiyan erki durdurmuş ve seküler düzeni yaygınlaşmıştır. islami toplumlar ise bu esnada yerinde saymış ve kibirli vaziyette elindekiyle yetinmiştir. her dinin kendine has olumsuzlukları ve bazı olumlu özellikleri vardır. islamiyetin diğer dinlerden ne çok matah ne de daha fazla kötü özelliği vardır. islam coğraftasının genelinin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal çöküntü müslümanlıkla ilgili imaja da yansımakta, malesef doğu medeniyeti eşittir yamyamlık gibi bir sonuç çıkmaktadır. kişisel görüşüm dinlerin misyonunu tamamladığı yönünde. herhangi bir dinin yaşadığımız dönem itibariyle bize bilgi ve ahlaki gelişme sağlaması çok zordur.

ps: evet ateistim.

her türlü hayvandan korkan uyuz kız

sokak hayvanlarına gulyabani muamelesi yapan kızdır. çoğu çevreden ilgi görmek ya da sevgilisine poz yapmak için böyle tavırlar sergiler. mırıl mırıl gezen bir sokak kedisi ya da size mahsun gözlerle bakan bir köpek bu kız için potansiyel bir seri katildir. klasik sözleri bu kedi burdan gitçek ozaan, ıyyy oturamam ben buraya gibi sevgi sözleridir. böyle insanları görünce çekinmeden ağızlarına kürekle vurunuz.

kadınları hafifçe dövüp korkutabilirsiniz

8 mart dünya kadınlar gününü sayfasında yazdığı bu güzide sözlerle kutlayan akp kırıkkale il başkanı mehmet demir'in beyanatı. memleketimi yöneten akp zihniyeti için emekçi kadınlar günü işte bunu ifade ediyor... zatın sözlerini değiştirmeden aktarıyorum:

" eğer onlar sizden izinsiz razı olmadığınız kimseleri aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe dövüp korkutabilirsiniz. kadınların sizin üzerinizdeki hakları ise örfe göre her türlü yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir..."

sözlüğün bokunu çıkartmak

sözlükte yeniyim. lakin bazı şeyleri hayretle izliyorum. biraz eğlenmek, biraz bilgilenmek, biraz sosyalleşmek için kurulduğuna inandığım bir sözlükte böylesine gruplaşmaların olması ve kişilerin birbirinden bu denli huzursuz olması çok tuhaf. sosyal medya ve internet bazen insanın içindeki canavarı ortaya çıkarıyor. daha önceki entrylerimde söylediğim gibi nefret söylemi içermediği sürece herkes herşeyi söyleyebilmeli. aynı fikirde olmadığımız ve karakteri bizimkiyle taban tabana zıt insanlara aşık olabiliyorsak, arkadaş niye olamayalım?

bilmemne mutfağı

trollerin sevdiği yemekleri içinde bulunduran mutfak.

(bkz: illallah dedirten mutfak başlıkları)

mustafa ceceli

bütün şarkıları aynı ton ve nağmeyle söyleyen hacı şarkıcı. yüzüne baktıkça içim sıkılıyor. kezban'ların sevdiği romantik şarkılar genelde mustafa ceceli ve farhat göçer'den çıkar. nice hanzo düğün töreninde gelin ve damatın ilk dans şarkısını ceceli ağabeyimiz söylemiştir.

içinde türk ve atatürk geçen entrylerin eksilenmesi

her konuda 126 bin parçaya bölünmeyi matah birşey zanneden türkiye toplumunun sözlüğe yansımış halidir.

seviyorsan git sik bence

seviyorsan git konuş bence'nin hırt versiyonu. one night stand bağımlısı odun ruhlular için ideal bir önerme olabilir...

emek sineması

emek sineması, istanbul'un önemli tarihi binalarındandı. malesef yıkımından önce kötü işletmecilik yüzünden can çekişiyordu. yenilenmeyen iç ve dış cephesi yüzünden mekan küf kokuyor, cicili bicili avm sinemaları yüzünden de seyirci kaybediyordu. lakin çok önemli bir tarihi değeri vardı. sinema olarak değil ama müze ya da istanbul film festivali için kurumsal bina olarak değerlendirilebilirdi. emek için yıkım kararı alınmadan önce tüm sinema yazarlarına mail atmış, o zamanlar ön gösterimlere katıldığım için hepsiyle konuşmuştum. bakın bu sinema çöküyor başına bir iş gelecek dediğimde hiçbiri ilgi göstermemişti. şimdi günah çıkarır gibi röportajlar veriyor, festival açılışında protesto konuşmaları yapıyorlar. emek sineması'nı sinemacılar da istanbul halkı da el birliğiyle yıkıma itti. hafızası olmayan, kültürel ve tarihi değerlerine sahip çıkamayan bir halktan bir cacık olmaz. şu an yapılan eylemleri de samimiyetsiz buluyorum... ben en azından arkadaşlarımla o sinemada festival filmlerini izledim. siz avm'lerde patlamış mısırlarınızı yiyin...