ahmetonski

Durum: 1370 - 0 - 0 - 0 - 24.09.2016 21:01

Puan: 32648 - Sözlük Kaşarı

15 yıl önce kayıt oldu. 2.Nesil Yazar.

hmm...
  • /
  • 69

ido tatlıses

attığı "nerde bozuk var bizi bulur, boşum duyrulur" tweeti ile babasından devraldığı kıroluk bayrağını gururla taşıyan ünlü oğlu. sevgili kezbanlar tamam çocukta para var diye abanıyorsunuz da hiç mi mide yok lan sizde? bir bu, bir de ali ağaoğlu diyor ve kusmaya gidiyorum...

(bkz: babanı da sevmezdim sütoğlan)

anne yemeği

anneanne yemeği yanında sönüktür lakin gururuyla yenilir..

ayı sözlük'te az zeka gerektiren başlıkların fazla prim yapması

yaşam biçimi olarak trollüğü benimseyenlerin döktürdüğü başlık...

kanada

amerikalıların bizim köylü halimiz diye dalga geçtikleri memleket. bu söz biraz doğru biraz da yanlıştır. toronto, montreal, quebec, vancouver gibi şehirleri dışarda tutarsanız dünyanın en iç sıkıcı ve dandik ülkelerinden biridir. ülke hayvan gibi geniş sınırları ve kısıtlı nüfüsuyla bir tezatlar ülkesidir. göçmenlik sistemi ülke ekonomisini döndürür. fransızca ve ingilizce konuşulur. benki chicago'ya soğuk derdim bu sözümü kanada'ya gittiğimde yedim. hakikaten neden buraya insanlar taşınmış nasıl bir akılla buraya ülke kurmuşlar anlamıyorum. belki de benim adana'lılığımdan kaynaklanıyor bu soğuk düşmanlığı. abd'de geçirdiğim zaman kadar uzun süre geçirmedim ama gözlemlerime dayanarak şunları söyleyebilirim; abd'lilerin bu ülkeyle dalga geçmelerinde birkaç sebep var. bunlardan ilki kanada'daki düşük suç oranı. abd'liler bunu içten içe kıskanır ve sinir olurlar. daha sonra ülkedeki fransız etkisi ve fransızca konuşulan quebec, montreal gibi şehirlerin varlığı. malum abd'liler fransızlara kıl olurlar. dolayısıyla kardeş ülkeleri de olsa orda bulunan fransızların varlığı abd'lilerin sinirlerini bozar. ve pek tabi dünyanın en zengini ve güçlü memleketi olduklarını düşünen abd'lilerin en az kendileri kadar zengin memleket olan kanada'yı çekememe durumu. ve malum soru, uzun süreli kanada'da yaşarmıyım? buna çok net hayır diyebilirim. kanada'da da tuhaf bir yanılmasa var*. o kibar hallerini hiçbir zaman sahici bulmadım. açıkçası abd'nin orta büyüklükte, entellektüel düzeyi yüksek herhangi bir şehri kanada'daki düşük suç oranını ve huzurunu zaten sağlar. ilerde kuzey amerika'da yaşamayı düşünenler için seattle, san diego, portland, minneapolis gibi şehirleri düşünsünler derim. hayvan gibi büyük şehir olsun, kozmopolitlikten yıkılsın diyorsanız new york var. hiç başka seçenek düşünmeyin...

ps: illa kanada diyenlere gelsin: paranız çoksa vancouver'a yerleşebilirsiniz. yok daha makul ve kozmopolit bir yaşam istiyorsanız da toronto var.

ceviz reçeli

eskiden adana ve civarında da yapılan şimdilerdeyse sadece antakya'da rastlayabileceğiniz reçel türü. yemelere kıyılamayacak derecede lezzetli bir iştir. o kadar leziz ve zor yapılan bir reçeldir ki çoğu zaman tatlı olarak ikram edilir. ham, yeşil cevizden yapılır. cevizler soyulur ve iki hafta kadar suda bekletilir.* bir gün kadar da kireçli suda bekletilir. sonrasında kaynatılır. reçeliniz hazır.

ps: rahmetli anneannemin yaptığı domates, karpuz kabuğu reçeli gibi işler şimdilerde moda oldu. kadıncağız bunları hobi gibi yapardı. hey gidi hey...

behind blue eyes

amerika'da aşık olduğum dönemler... bisiklet sürüyorum ve aniden radyoda bu şarkı çalmaya başlıyor. hüngür şakır ağlıyorum ve aklımda sadece o mavi gözler var. bu şarkı öyle bir şarkıdır işte...

çocukken korku filmi izlemek

kaçınılmaz durumdur. neredeyse herkes çocukken altına işeyeceğini tahmin ettiği halde korku filmi izleme deneyimi yaşamıştır. merak, kendini kanıtlama isteği, büyüdüğünü ispatlama ya da buna benzer herhangi bir nedenle çocuklar bu işi yapar. tabi bu filmler çocuk bünyesinde gece uyuyamama, karanlıktan korkma, alta işeme, eve sapıkların gireceği korkusu gibi envai çeşit fobiye ve manyaklığa sebep olur. video kasetlerin revaçta olduğu dönemde sürüyle korku filmini ablamın bok yemesiyle 8-9 yaşlarında deneyimlemiş bir insanım. evil dead, the shining, nightmare on elm street, texas chainsaw massacre gibi kült filmler bünyemde travma etkisi yaratmıştı. geceler boyu uyumamış ama bu filmleri izlemekten yine de vazgeçmemiştim. geriye dönüp baktığımda çocukken yapılması gereken en son işlerden biriymiş korku filmi izlemek...

ps: trt1'de cuma geceleri 12'den sonra gerilim ve korku filmleri yayınlanırdı. herkes uyuduktan sonra kriz geçirerek izlerdim. hey gidi hey!

dövme

doğru desen ya da figürün seçilmesiyle kişiyi ultra seksi hale getiren ten aksesuarı.

ps: üzgünüm fit vücut şart. lömbürdek vücutlarda iyi durmuyor...

hansel and gretel

2007 yapımı güney kore gerilim filmi. orijinal ismi henjel gwa geuretel. karısıyla yaptığı hararetli telefon konuşması esnasında kaza geçiren kahramanımız kendisine yardım eden küçük bir kızın peşine takılarak ormanın derinliklerine iner. burda çok güzel bahçeli bir konağa ulaşan adam şaşkınlıklar içindedir. evin heryeri noel süsleri, oyuncaklar ve şekerlemelerle doludur. ilk günün yorgunluğuyla uyuyakalan adamımız, evdeki anne-baba ve çocuklarda birşeylerin ters olduğunu çok geçmeden anlayacaktır. aile, bağlanma korkusu, hırs gibi altmetinlere sahip film gerçekten harika bir seyir vaadediyor. mükemmel görselliği ve fantastik tadıyla hansel and gretel çok iyi bir geceyarısı filmi...

tarçın

boza'nın saz arkadaşıdır...

seviyorsan git sik bence

seviyorsan git konuş bence'nin hırt versiyonu. one night stand bağımlısı odun ruhlular için ideal bir önerme olabilir...

abi seviyorsan git konuş bence

arkadaşının platonik aşkını dinlemekten yorulmuş adamın isyanıdır. genelde içki içilirken isyanlı bir ses tonuyla söylendiği gibi gözler belermiş modda cinnet haliyle söylendiği de olur..

(bkz: seviyorsan git sik bence)

teledünya

kablo tv'nin digitürk süsü verilmiş hali. malesef uzun süredir aboneyim ve olmaya da devam edeceğim. apartmanımızda uydu anten takmak görüntü kirliliği nedeniyle yasak olduğu için mecburum. hayır versailles sarayında oturuyorum da benmi farkında değilim acaba? neyse konudan uzaklaşmayayım... servislerinin eline düşmeyin. telefonla ulaşmak çok zor. ulaşırsanız da yardıma gelmeleri asırlar sürüyor. belgesel kanalları ve planet türk dışında güzel kanalları yok. ben animal planet ve discovery id hastasi olduğum için o kanallardan çok memnunum. planet türk'te türk filmi açlığımı zaman zaman gideriyor. onun dışında better than nothing diyeyim siz anlayın.

ps: envai çeşit dinci kanalın varlığı(semerkand tv, mehtap tv vb) tiksinme hali yaratabilir... kahpe kader!

ayı sözlük'ü terk etme sebepleri

ey kibir sen nelere kadirsin dedirten başlık. sanki gidenlerin neden gittiğine dair yoğun bir kamuoyu baskısı ve ilgisi var. yani beğenmediysen efendi gibi gidersin. nedir bu arka fonda dramatik müzikler, dur laf çarpayımlar, sözlüğe bir takım yakıştırmalar?

matt leblanc

zannımca friends dizisindeki en yakışıklı elemandı. yine de canlandırdığı joey karakteri kadar salak olabilirmi acaba diye düşündüğüm zamanlar olmuştur.*

ps: yaşlanınca saçları beyazlamış, gideri artmıştır. *
ps2: yeni dizisi episodes'u hiç sevmiyorum. birde emmy aldı bu diziyle, pes!

yemek yapan erkek

güzel yemek yapan erkek seksi erkektir. candır, canandır, öpülür, sevilir...

suriyeli dilenciler

ne idüğü belirsiz suriye politikamız sonucunda memlekette cirit atan kaçak suriyelilerin içine düştüğü durumdur. insanları yerlerinden yurtlarından ederek iç savaşa destek veren türkiye, bakalım daha ne gibi iflas sonuçları yaşayacak? bugünlerde eminönü ve sultanahmet civarına giderseniz ağlayan ithal dilencilerimizi görebilirsiniz.

müslüm gürses

haydi abbas vakit tamam demiş ve aramızdan ayrılmıştır. yaptığı müzikle aram pek hoş olmasa da türünün babalarından kabul edildiği için unutulmayacaktır.

hapşırırken insanlıktan çıkmak

hapşırırken koca bir mahalleyi inletme ve etrafa partikül yağmuru yaşatma eylemidir. bu tür insanlar 8 şiddetindeki sesli hapşırıklarına rağmen hiçbirşey olmamış gibi hayatlarına devam eder ve bizi sinir ederler...

(bkz: evlerden ırak)

wolverine

kanada'da cupcake yapıyorum ve elitim diye numara yapan fotosunu ayı sözlük yazarlarının sucuk pişirme olarak algılaması yüzünden kazdığı kuyuya düşen yazardır.

ps:ohh dövdüm rahatladım! *
  • /
  • 69
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 1370

grup sekse geç kalan kişi

umduğunu değil bulduğunu yemeye mahkum insan...

doktor bilal

90'lı yıllarda bir hayli popüler olan, şimdinin muhafazakar tv ekranları içinse fazla feminen kaçan şarkıcı. aynı klasmandaki fatih ürek, aldo, kuşum aydın ve arto'da ekran yasağından nasibini almış durumda. hiç unutmam rahmetli defne joy foster, doktor bilal'in evini programı için ziyaret ettiğinde, yatak odasında kutu kutu ağda bulmuştu. ikisi de çok gülmüşlerdi. hey gidi 90'lar hey...

ilber ortaylı

bir dönem bilkent üniversitesi'nde ders veren popüler tarihçi. dersine girmek her babayiğidin harcı değildi. ders sırasında konudan konuya atlar, güncel siyasetten, etimolojiye ne ararsanız tartışırdı. osmanlı'ya inanılmaz derecede hayrandı. aptal türkler, gerzek araplar gibi cümlelerde sık sık ağzından kaçardı. osmanlı'ya vakıf olduğu doğrudur ama tarafsız bir tarihçi olduğunu söylemek zordur.

tunatuan

taramalı tüfek gibi konuşan sevimli yazar.

grup abdal

halk müziğine yeni bir arayış ve nefes getirmek istediklerini söyleyen enfes grup. tüm türküleri incelikle ve duygu dolu söylemişler. öyleki dinlerken gözleriniz doluyor... ezim ezim eziliyor yüreğim türküsü bundan daha iyi söylenemezdi...

namaz kılmayan türk değildir

habertürk'te öteki gündem programına çıkan ismet özel'in gündeme bomba gibi düşen açıklamasıdır. trollük müessesinin şairlere kadar indiğini göstermesi açısından da eşşsizdir. hazarlar ve gagavuzlar gibi musevi ve hristiyan türkleri ne yapacağız desem onlar türk değil diyecek demekki! peki göktürkler'i falan ne yapacağız hacı desem nafile. zat ayrıca harf inkilabıyla geleceğimizin çalındığını ve türkçe diye bir dil olmadığını da belirtmiş. şahsen ben namaz kılmıyorum ve gayet türküm. ama önce insanım...*

müslümanlığı güzel bir din sanmak

islamiyet, toptan tu kaka ilan edilebilecek ya da hoşgörü öznesi olarak sunulabilecek yekpare bir din değildir. tıpkı hristiyanlık, musevilik ya da diğer dinler gibi. diğer ülkelerdeki( özellikle de hristiyan coğrafyadaki) yaygın özeleştiri yapabilme hakkının nasıl doğduğu ve hangi ortamlardan geçerek bu noktaya kavuştuğunu anlamak karmaşık ve zor bir süreçtir. islam coğrafyası 12. yüzyıla kadar bilim ve sanatta tüm dünyadan daha ileri ve saygın bir durum sergilerken endülüs emevilerinin çöküşüyle tersi bir sarmala girmiş ve tıkanmıştır. ispanya'da kurulan islam medeniyeti kadınların eğitim gördüğü üniversiteleriyle, başarılı siyasi yapısıyla islamiyete yöneltilen eleştirilerin aksini ispat edebilen yegane örneklerden biriydi. şu an yücelttiğimiz hristiyan ittifakın bu medeniyeti yok etmesiyle islamiyet aşağıya doğru yuvarlanmaya başlamıştır. ilginç ve tartışmaya açık iddialardan biri de osmanlı imparatorluğu'nun tüm arap ve asya coğrafyasını emperyal nedenlerle sömürmesi ve bu nedenle islamiyetin gerilemesinin hızlanmasıdır. bu iddia tartışmaya açıktır ama üzerinde düşünmeye değerdir. hristiyan batının şu an içinde bulunduğu özgür ve liberal ortamın dinlerinin islamiyetten daha hoşgörülü olmasıyla alakası yoktur. kilise ile uzun üren ve milyonların ölümüyle sonuçlanan uzun ve kanlı mezhep savaşları, ardından gelen reform dalgası hristiyan erki durdurmuş ve seküler düzeni yaygınlaşmıştır. islami toplumlar ise bu esnada yerinde saymış ve kibirli vaziyette elindekiyle yetinmiştir. her dinin kendine has olumsuzlukları ve bazı olumlu özellikleri vardır. islamiyetin diğer dinlerden ne çok matah ne de daha fazla kötü özelliği vardır. islam coğraftasının genelinin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal çöküntü müslümanlıkla ilgili imaja da yansımakta, malesef doğu medeniyeti eşittir yamyamlık gibi bir sonuç çıkmaktadır. kişisel görüşüm dinlerin misyonunu tamamladığı yönünde. herhangi bir dinin yaşadığımız dönem itibariyle bize bilgi ve ahlaki gelişme sağlaması çok zordur.

ps: evet ateistim.

her türlü hayvandan korkan uyuz kız

sokak hayvanlarına gulyabani muamelesi yapan kızdır. çoğu çevreden ilgi görmek ya da sevgilisine poz yapmak için böyle tavırlar sergiler. mırıl mırıl gezen bir sokak kedisi ya da size mahsun gözlerle bakan bir köpek bu kız için potansiyel bir seri katildir. klasik sözleri bu kedi burdan gitçek ozaan, ıyyy oturamam ben buraya gibi sevgi sözleridir. böyle insanları görünce çekinmeden ağızlarına kürekle vurunuz.

kadınları hafifçe dövüp korkutabilirsiniz

8 mart dünya kadınlar gününü sayfasında yazdığı bu güzide sözlerle kutlayan akp kırıkkale il başkanı mehmet demir'in beyanatı. memleketimi yöneten akp zihniyeti için emekçi kadınlar günü işte bunu ifade ediyor... zatın sözlerini değiştirmeden aktarıyorum:

" eğer onlar sizden izinsiz razı olmadığınız kimseleri aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe dövüp korkutabilirsiniz. kadınların sizin üzerinizdeki hakları ise örfe göre her türlü yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir..."

sözlüğün bokunu çıkartmak

sözlükte yeniyim. lakin bazı şeyleri hayretle izliyorum. biraz eğlenmek, biraz bilgilenmek, biraz sosyalleşmek için kurulduğuna inandığım bir sözlükte böylesine gruplaşmaların olması ve kişilerin birbirinden bu denli huzursuz olması çok tuhaf. sosyal medya ve internet bazen insanın içindeki canavarı ortaya çıkarıyor. daha önceki entrylerimde söylediğim gibi nefret söylemi içermediği sürece herkes herşeyi söyleyebilmeli. aynı fikirde olmadığımız ve karakteri bizimkiyle taban tabana zıt insanlara aşık olabiliyorsak, arkadaş niye olamayalım?

bilmemne mutfağı

trollerin sevdiği yemekleri içinde bulunduran mutfak.

(bkz: illallah dedirten mutfak başlıkları)

mustafa ceceli

bütün şarkıları aynı ton ve nağmeyle söyleyen hacı şarkıcı. yüzüne baktıkça içim sıkılıyor. kezban'ların sevdiği romantik şarkılar genelde mustafa ceceli ve farhat göçer'den çıkar. nice hanzo düğün töreninde gelin ve damatın ilk dans şarkısını ceceli ağabeyimiz söylemiştir.

içinde türk ve atatürk geçen entrylerin eksilenmesi

her konuda 126 bin parçaya bölünmeyi matah birşey zanneden türkiye toplumunun sözlüğe yansımış halidir.

seviyorsan git sik bence

seviyorsan git konuş bence'nin hırt versiyonu. one night stand bağımlısı odun ruhlular için ideal bir önerme olabilir...

emek sineması

emek sineması, istanbul'un önemli tarihi binalarındandı. malesef yıkımından önce kötü işletmecilik yüzünden can çekişiyordu. yenilenmeyen iç ve dış cephesi yüzünden mekan küf kokuyor, cicili bicili avm sinemaları yüzünden de seyirci kaybediyordu. lakin çok önemli bir tarihi değeri vardı. sinema olarak değil ama müze ya da istanbul film festivali için kurumsal bina olarak değerlendirilebilirdi. emek için yıkım kararı alınmadan önce tüm sinema yazarlarına mail atmış, o zamanlar ön gösterimlere katıldığım için hepsiyle konuşmuştum. bakın bu sinema çöküyor başına bir iş gelecek dediğimde hiçbiri ilgi göstermemişti. şimdi günah çıkarır gibi röportajlar veriyor, festival açılışında protesto konuşmaları yapıyorlar. emek sineması'nı sinemacılar da istanbul halkı da el birliğiyle yıkıma itti. hafızası olmayan, kültürel ve tarihi değerlerine sahip çıkamayan bir halktan bir cacık olmaz. şu an yapılan eylemleri de samimiyetsiz buluyorum... ben en azından arkadaşlarımla o sinemada festival filmlerini izledim. siz avm'lerde patlamış mısırlarınızı yiyin...