uzak doğu mutfağı yemeklerine çok yakışan özellikle sushi yerken bol bol bandığım sos. soya ve soya ürünlerinin çok fazla tüketilmesi erkelerde östrojen hormonu salgılanmasını arttırıyormuş sanırım. o yüzden sadece uzak doğu yemekleriyle sınırlı kalmasını tercih ettiğimdir.
üstüne baya çalıştığım dans türüdür. bunu yapabilmek için biraz kalçanızın olması gerek tabiki. yoksa miley cyrus gibi kuru götünüzle yaptınız mı komik duruyor.
geçen gün çok fazla heveslendiğim ama cesaret edipte gerçekleştiremediğim eylem. lavabo basında saçımı keserken içeceğim içkilerimi bile hazırlamıştım oysaki. ama kıyamadım saçlarıma. arkadan toplanabilecek kadar uzunlar çünkü*
bayılarak izlediğim ve cartoon network de her başladığında havalara zıpladığım 3 ayı arkadaşın maceralarını anlatan çizgi dizi. san fransisco'da yaşamalarısosyal medya bağımlılıkları tinderdan arkadaş falan arayıp date e gitmeleri vs çok hoşuma gidiyor. güncel konulara çok güzel değiniyorlar. ve bölümlerin çok kısa olması sebebiyle arka arkaya birkaç bölüm sıkılmadan izleyebiliyorsunuz. favorim tabiki de panda* ve bence kendisi gay
yummy yummy look so good *
bence gayet tatlı bir eylemdir. ailelerimizin yıllarca verdigi emeği gozleriyle gormeye hakları vardır. zaten kayıt salonlarına velileri almayarak kendi kaydını kendin yaptırma zorunluluğu vardır. anne baba kardes bahçede bekleyiversindir. bir iki de fotograf cektirip oğlunun/kızının okuyacağı dirsek çürüteceği fakülteleri, yuvarlanacağı çimleri görüp sonlanacak eylemdir. neden bu kadar büyütülür anlamadım. onların yüzündeki mutluluk yeter halbuki
yaa bu başlığı açtığı için sevgili yazarımız bilmiyorum a teşekkür ediyorum öncelikle. şimdi burası benim en en çok merak ettiğim yerlerden birisidir. hayallerimin şehri olan pariste veba salgını başlamasından dolayı şehirdeki mezarlıklardaki 6 milyondan fazla insan ait kemik eskiden taş ocağı olan bir bölgeye taşınmıştır. bu işlem sadece geceleri yapılmıştır. 280 km ye kadar ulaşan taş ocaklarının tünellerinde şu anda sergi olarak ziyaret edilebilen bir kısım vardır.
catacombların girişinde 'arréte cest ici l'empire de la mort' yazar yani 'durun. burası ölümün imparatorluğu'. ayrıca tünellere izinsiz girmek yasaktır. polislere yakalanırsanız başınıza kötü işler gelebilir. tabi bunu kimse dinlemiyor ve birgün gidince bende o tünellere girmek istiyorum tabiki de. bu olayları konu alan 'as above, so below' isimli amerikan yapımı bir found footage film vardır. olayın en güzel yanı tünellerden şehrin herhangi bir noktasına random olarak çıkabilmeniz. kendinizi bir anda place de la république de bulabilirsiniz.
tünellerde sadece sergi için istiflenmiş kemiklerin dışında milyonlarca kemikle dolu tüneller de vardır. bir zamanlar cok meshur olan paris underground partilerine ve graffiti sanatçılarına ev sahipliği yapan tünellerde ayrıca bazı dini grupların ayinler yaptığı alanlar bulunmaktadır. tünelin girişi . eğer tünellere girecekseniz kesinlikle diz boyunda botlar giymeniz gerekmektedir çünkü tünel içinde yer yer belinizi aşan su birikintileri vardır.
aklını kaçırıp tünellerde kaybolan televizyoncuya ait video
pariste rogar kapakları bile ne güzel açılıyor allahım
as above so below trailer
kesinlikle çocukluğumda bana travma yaşatmış (bkz: signs) işaretler filminde doğum gününü uzaylıların bastığı sahnedir. işte o korkunç sahne hala korkarım
bazı şeylerin özel ve güzel olduğuna inanmıştım. her şeyin düzelebileceğine inancım tamken, elimden gelen her şeyi yapmama rağmen olmadı. o kadar kırgınım ki. hayatımda hep yalnız olduğumu düşünmüştüm, uzun bir süre karşı çıktım, direndim ama zamanla o kadar bağlanmışım ki bu düşünceye, kötü günlerimi yalnız geçireceğimi hiç düşünmüyordum. artık çabalayamıyorum bile. kendimi böyle savunmasız bıraktığım için o kadar kızgınım ki.
ben artık bir köşede gizli gizli gözyaşı döküp mutsuz olmak istemiyorum sözlük.
yalnız isek kendimiz seçmişizdir. yalnız olmamız ve kendi yolumuzu yürümemiz, yolun sonunda da kendimizi tamamlamamız gerektiği için yalnızız. su akar yolunu bulur. tek başına tamamlanamayan diğer yarısını tamamlayacak olanları bulur.
vücut tarafından yoğun strese karşı verilen bir savaş olan bu sendrom, kalp krizine benzer bulgulara sahiptir. 1990 yılında japon hiraru sato tarafından keşfedilmiştir. tıptaki diğer adı (bkz:apikal balon sendromu) dur.
kişinin sürekli olarak kendini bitkin ve mutsuz hissetmesi, dinlenmekle bile kendini iyi hissedememesi gibi sorunlarla ortaya çıkan bir durumdur. (bkz: bağışıklık sistemi) önemlidir.
sözlükteki naftalin beyinli yazarlarımızın artık yazmamaları gerekiyor. sözlüğün eski zamanların beri yazan bu yapışkan insanlar bir sülük gibi sözlüğün kanını emiyor. yeni olan her yazara düşmanlık besleyip sözlükte gergin bir hava yaratıyorlar.
lütfen bi salın artık. gençlerin önünü açın. sizin vaktiniz geçti.
akıllara özlem tekin ablamızın "aşk her şeyi affeder mi?" şarkısını getiren başlık olmuştur. aldatmanın altında yatan sebepler de gözden geçirilmeli misal bağlanmaktan kaçmak gibi skdkdh. neyse şarkı sözümüzü iliştirelim.
çok üzgünüm istemeden
seni dün gece aldattım
kim olduğu mühim değil
sana bağlanmaktan kaçtım
çok üzgünüm istemeden
bir bakışa aldandım
inan bana bütün sabah
pişmanlıktan ağladım
aşk herşeyi affeder mi
dersin zamanla geçer mi
güzel günlerin hatrına
aşk herseyi affeder mi.
ilk olarak boşluk bırakmadan, gözü yoran uzun destanlar yazarsanız kimsenin okuyası gelmez zaten. bunun kitap okumakla alakası yok bence.
herkesin kitap okuma şekli farklı olabilir. evet bir kitabı eline alıp sayfaları çevirerek okuması hoş bir duygu ancak artık teknolojinin pik yaptıgı bir çağdayız. kindle veya tablet gibi cihazlarda milyonlarca e-booka ulaşılabiliyor.
son zamanlarda çıkan "dostoyevski okumayan insanla konuşmak" yok "hegel'i bilmeyen insanla sevgili olmak" gibi türeyen başlıklardan gına geldi. belki o adam senin hakkında bir kelime edemeyeceğin bir konu üzerinde master yapacak kadar bilgili. belki her gün atom fiziğiyle ilgili makaleler okuyor.
kendi standartlarına uymayan insanlara "cahil" demek de yeni moda oldu sanırım. genelleme yapıp insanları bu genelleme havuzunda yargılamadan önce çok kitap okuyarak geliştirdiğiniz beyninizi kullanıp bir düşünün bence.
an itibari ile ysk denen sözde kurumun kararı ile gerçekleşen olaydır. millet iradesinin ve demokrasinin yok sayıldığı, onlarca insanın aptal yerine konulduğu korkunç bir olay.
gelecekte utançla hatırlanacak bu karar için, cb ve akp sokakta mız mızlanan bir çocuk gibi yenilgiyi kabul etmemiş, "tek adam rejimi" nin gücünü kullanarak seçimleri iptal ettirmiştir.
artık gerçekten hiçbir şeye inancım kalmadı. lanet olsun böyle işe ya. günlerce ysk merkezlerinde çuvalların üzerinde oylar çalınmasın, bir şey olmasın diye uyuyan insanların emekleri her şey bir anda yok oldu. sırf hırs için. hırsınızda boğulursunuz inşallah.
herkes hayal kurar, kurduğu hayallerde yaşar ama bazılarımız bunun ayarını fazla kaçırıyoruz. "her şey güzel olacak, mutlu olacağız" falan diye kendimizi kandırıyoruz.
kirlenmiş insanların, duygusuz ve kalpsiz silüetlerinden kaçıp kendi kabuklarımıza sıkışıyoruz. kabuğun içinde işliyoruz kendimizi ilmek ilmek. bir gün o kabuğu kırıp, kanatlarımızı açıp özgürlüğe ve mutluluğa uçacağımıza inanıyoruz. ama bilmiyoruz ki o kabuk çok kalın, kırılması çok zor.
bugün de güzel hayaller kurduk. kendimize sözler verdik "onlar gibi olmayacağız!" diye. gerçek olur olmaz bilemeyiz ama ümidimizi kaybetmeyelim yeter.
yeni tanışılan entelektüel kişi ile popüler kültür üzerine başlayan hararetli bir konuşma esnasında üzerine tartışılabilecek bir konudur. sonuçta bu dünyada oscillation hareketini yapan tek şey foucault sarkacı değildir. başka pendulumlar da vardır.
anoreksik vücudu ve küçük memeleri ile 2013 yılına damga vuran miley cyrus 24 saatte 19 milyon izlenme ile göğüslediği youtube rekorunu sonrasında 19.6 milyonla nicki minaj anaconda'ya kaptırmıştır. çıplak bir şekilde sallandığı yıkım topu şarkısını şimdilerde tekrar barıştığı eski nişanlısı chris hemsworth için yazmıştı.
sohbet iki tarafında inşaat alanında balyozları yalaması ile son bulur.
an itibari ile ysk denen sözde kurumun kararı ile gerçekleşen olaydır. millet iradesinin ve demokrasinin yok sayıldığı, onlarca insanın aptal yerine konulduğu korkunç bir olay.
gelecekte utançla hatırlanacak bu karar için, cb ve akp sokakta mız mızlanan bir çocuk gibi yenilgiyi kabul etmemiş, "tek adam rejimi" nin gücünü kullanarak seçimleri iptal ettirmiştir.
artık gerçekten hiçbir şeye inancım kalmadı. lanet olsun böyle işe ya. günlerce ysk merkezlerinde çuvalların üzerinde oylar çalınmasın, bir şey olmasın diye uyuyan insanların emekleri her şey bir anda yok oldu. sırf hırs için. hırsınızda boğulursunuz inşallah.
bomboş kıro bir adam. bir içerik de üretebildiği yok. iki gözü renkli diye ergenleri düşürüyor işte. "yeteneksizlik is the new trend" akımının öncüsü olabilir bu şahıs o derece boş.
yalnız yaşayan herhangi bir insanla bir gayin hiçbir farkı yoktur. o yüzden yalnız yaşayan gay başlığını protesto ederek buraya yazıyorum.
şuan ki şartlarımla yapamadığım ama bir gün yapacağıma inandığım eylem. kendi başına yaşamak. sadece sana ait bir yer. çok güzel olsa gerek. yalnızlık çoğu zaman sevdiğim bir şey değil ama bir evi paylaşması da çoğu zaman zor.
kendi evimin içinde kendi mutluluklarımı yaratacağım günler umarım bir an önce gelir. şuraya yalnız yaşamakla ilgili şu güzel illüstrasyonları bırakıyorum
allah kimseyi aç gezerken, evine et süt alamazken suriyelileri savunacak kadar rezil bir konuma düşürmesin. yazık.
edit: hiç bir zaman giremeyeceğimiz ab'ye yaranmak için suriyelileri kendi ülkemizde tutmak da ayrı bir rezillik. "omo poroyo ab veroyo" amk babasının hayrına vermiyor heralde. suriyelilerin pislikleri kendilerine bulaşmasın diye veriyor.
edit 2: bazı yazarlarımızın (bkz: pollyannacılık) oynamayı çok sevdiğini gösteren başlık.