netflix
bazı çeviriler çok rezil. örneğin "coco"yu kakao diye çevirmişler, kokain diye çevirecekleri yere.
yumurta
yumurtanın, eskiden şampuan olarak kullanılmış olmasının nedeni, yumurtanın emülsifiyer madde içermesinden dolayıdır. sabun, şampuan gibi temizlik maddeleri de böyle çalışır. temizlik ürünlerinin içindeki sürfektanlar, emülsifiyer gibi davranırlar. bir kimyasalın emülsifiyer olması için, o kimyasalın yağ ve suyu birbirine karıştırabilmesi gerekir. bildiğiniz gibi, yağ ve su birbirine karışmaz normalde. vücudumuzu temizlerken, aslında yaptığımız şey, vücuttaki yağı ve yağ tabanlı hücre zarı olan bakterileri uzaklaştırmaktır. peki yine yumurta kullansak olmaz mı? olur, ama birincisi, vegan kişiler yumurtayı tercih etmeyebilir. yani kimyasal kullanmayalım derken, hayvanlara daha çok zarar vermeye başlayabiliriz. ikincisi de, yumurtanın şampuan kadar temizlik hissi vermemesi. yani kafanıza yumurta çaldığınızı düşünün. temizlenirsiniz, ama temiz hisseder misiniz?
bu arada sabun deneyini yapabilirsiniz. bir miktar suda, sabun eritin. sabun eridikten sonra bir miktar yağ ekleyin. yağın su ile karıştığını, sıvının opak beyaza döndüğünü göreceksiniz. eğer yağın bir kısmı karışmadıysa, emülsifiyer az olabilir. daha çok sabun ekleyin.
palmiye
aynı zamanda hem arabesk(hurma), hem de elit(hindistan cevizi) olan bir bitki ailesi var mıdır acaba palmiye gibi.
edit: işin ilginç yanı, eğer bu aile olmasaydı, temizlik ürünleri de olmayabilirdi ya da olsa bile aşırı pahalı olurdu.
euro 2020
hayret, ilk kez nedense bizim gruba ermenistan ve belçika düşmemiş. hep öyle olurdu.
türkçe
türkçede eylemler cümlenin sonunda olduğu için, ingilizce konuşan kişiler, cümlenin sonunu bekliyormuş anlamak için.
bağlamsal diller
türkçe ve japonca, bunlardan ikisidir. türkçede örneğin "sil" dediğimizde, neyi kastettiğimiz, bağlamdan anlaşılır. ingilizcede bu sorun yok sanırım. bilgisayardaki bir dosyayı silmek istediğimizde "delete", camı silmek istediğimizde "clean" ya da "rub" kullanabiliyoruz.
japonca bağlamsallığın bokunu çıkarır. gramerleri bile bağlamsallığa yöneliktir. "gitmek" yazarsınız, o bağlama göre "gider", ya da "gidecek" olur. bağlama eğer eşsesli sözcükleri eklersek boku çıkar. "şi" sözcüğünün en az 5 tane falan anlamı vardır mesela. yazı dilinde bağlam olmayacağı için, japonların yazıda kanji kullanmalarının nedeni budur. konuşmada kanjiye gerek yok çünkü zaten konuşmaların bir bağlamı olmak zorundadır.
üstteki yazar
kendisiyle ben bile dalga geçiyorum. düşünün.
uboachan
yume nikki hayranlarının açmış olduğu bir chan panosu. burada en son madotsuki'ye bakıp otuz bir çektiklerini itiraf ediyorlardı.
hakkari
endemik bitki çok fazla bu ilde, ama teröristler yüzünden incelenemiyor. anca yürekli akademisyenler falan giderse. ya da kürt kökenli akademisyenler falan.
7chan
bu sitede bir aralar hayvan pornosu vardı bestiality adı altında. şimdi kaldırmışlar. kudurmuşlar.
8chan
4chan'in aptal klonu. daha ağır içerikler vardır ve daha mal insanlar vardır. yakın zamanlarda terörizm seviciliklerinden dolayı kapatılmıştır. 7chan'daki gibi zoofili yok neyse ki burada en azından.
düzenleme: bu amına kodumun oğullarının da 4chan orospu çocukluğundan bi farkı yok aslında. ikisi de bok çuvalı.
4chan
çok salak bi site. şöyle bi gireyim tekrardan dedim de, lgbt panosu bile ırkçı dolu. hala bu siteye giren insanlar var. reddit falan neyse de dört çan ne amk.
outbüro
olmadı. şöyle düşünmeye başladım: "daha websitesini kodlayamayan insanlar, bana yardım mı edecek?"
outbüro
niye "ü" kullanmışlar acaba. ayrıca üye olurken captcha hatası veriyor, üye olunmuyor. gösterip de vermemek için mi açılmış acaba?
mavi iksir
hiçbir kozmetik ham maddesinin üretilmediği türkiye'de mavi iksir mi üretilecekmiş? hem de mardin'de. gliserin görünce kaçan insanlar var bu ülkede.
çocuğunun eşcinsel olduğunu öğrenmek
aileler destek grubuna gitmeliymiş. türkiye'de böyle bir şeyin olacağını sanmıyorum. daha çocuğunu sinemaya götürmekten aciz ailelerden bahsediyoruz. üç tarafı denizlerle çevrili ülkede deniz görmemiş çocuklar var. kaldı ki zaten eşcinsel evliliklerin yasal olduğu birleşik devletler, birleşik krallık gibi ülkelerde bile sorumsuz aileler var. norveçlilerin %80'inin eşcinsel evliliklere karşı olduğunu okumuştum hatta bir yerde. bu dünyadan pek bir şey beklemeyin, aileleriniz kabul etmiyorsa üzülmeyin. benimkiler mesela bu konuda tepkisiz kalmışlardı, ben de ona bile şükretmiştim. bir de bazı lgbt bireyler var ki, kendilerini dünyanın en önemli bireyleri olarak görüyorlar. onlara göre herkes onları kabul etmeli, herkes birbirini sevmeli falan. yok öyle bir dünya. kimse kimseyi sevmek zorunda değil. ki atıyorum 7 milyar insan lgbt bireyleri olduğu gibi kabul etti, geri kalan insanlar illa lgbt bireylerden nefret edecek. lgbt'nin içinde de ayrışmalar var. mesela ben lgbt komünitesine ait hissetmiyorum kendimi, eşcinsel olmama rağmen. gençlere tavsiyem, high school musical tarzı "her şey güzel, cennetteyiz" tarzı gösterileri izlemek yerine 90'ların animelerini falan izleyin. çünkü o animeler kötülük ile iyiliğin, kesinlikle hayatımızda olacağını ve önemli olanın bu iki tarafı dengelemek olduğunu öğretiyor. bence biraz daha gerçekçi olun.
urfalı şarkıcının gay seks görüntüsü
değil o. ama yine de güzel adammış aktif. daddyciyim de.
internetin artık heyecanlandırmaması
uzun süredir dikkat ettiğim bir durum. 2005 civarı falan, eve interneti ilk kez getirdiğimiz zamanlar, internet explorer gibi yavaş bir tarayıcıdan internete giriyor olmama rağmen, google açıldığı zaman aşırı bir şekilde heyecanlanırdım ve google'a girecek birçok anahtar sözcük bulurdum. girdiğim sitelerde birçok içerik bulurdum. şimdi bakıyorum da, google'ı sadece dizide duyduğum bir göndermenin ne olduğunu bulmak için falan kullanıyorum. eskiden her iş için ayrı bir site vardı. digimon için, digimon forumu bulurdum mesela. ya da bir film için başka bir site. şimdi digimon'u da facebook'ta konuşuyorsun, filmleri de orada konuşuyorsun. girdiğimiz en fazla 10 tane site var. gerisine uğramıyoruz bile. internetteki içerikler çok saçma ve bayıyor. o kadar film, dizi, tarifler falan olmasına rağmen hiç heyecanlandırmıyor hiçbir şey. instagram'a giriyorsun, tuhaf tuhaf insanlar, dans falan ediyor. mal mal şeyler. gay hesapları takip ediyorsun, adam bildiğin reklam panosu. sürekli vücudunu, götünü başını sergiliyor. internetteki mim'ler eskiden güldürürdü. şimdi hepsi zorlama. insanlar salak salak şeylere gülüyor. ben küçüklükten beridir japonya'ya gitmek isterdim mesela. sonra neyse, olamayacağını anladım. youtube'da bir tane video gördüm, kıro adamın birisi sırf parası olduğu için japonya'ya gitmiş, her yeri gezmiş. o kadar japonca öğreniyorsun, japon kültürüyle ilgileniyorsun, hiçbir işe yaramıyor. yeni şeyler öğreniyorsun, hiçbir işe yaramıyor.
internet artık çoğunluğa hitap ediyor. internet artık senin komşuna, akrabalarına, arkadaşlarına hava atmak için. eskiden bir oyun paylaştığımda internette, "aa ne güzel olmuş" diyorlardı. şimdi eğer özgün ve emek verilmiş bir çalışma atarsan internete, inanılmaz bir şekilde dalga geçiyor ve küçük düşürüyorlar. internet, bencil ve karşıdakini umursamayan kişiler tarafından kullanılıyor. "aman çocuğum kötülük görmesin, üzülmesin hep mutlu olsun, hayattaki gerçekleri görmesin" diye diye büyütülüyorlar. daha sonra da işte okul saldırıları oluyor amerika'da falan.
alın okuyun:
https://nypost.com/2018/11/01/founder-of...
çıplaklıktan utanmak
nedense ayaklarımı ve ellerimi gösterirken de utanıyorum. kendim o organlara cinsel organ olarak baktığım için midir nedir?
ayı sözlük yazarlarının en tuhaf takıntıları
okb olduğum için, ilişkiye gireceğim adamı seyreltilmiş çamaşır suyundan geçiririm ve son bir kez etil alkolle cilalarım. ondan sonra %80'lik sodyum lauril sülfat ile bir güzel yıkarım. ayrıca oturduğum yerleri de hep kötü olay olduktan sonra temizlerim.