levent kırca
fatih altaylı ile muhbabbetinde zaman zaman sağlam ayarlar vermiş, zaman zamansa ucuz numaralara başvurmuş kişidir. iktidara muhalefet eden her sanatçıyı, işte kahraman diye ortalara salma halinin en çokta muhalefete zarar verdiğini ne zaman anlayacağız acaba? bayağılaşmadan da insanlara ayar vermek mümkün. terbiyesiz laflar etmek, belden aşağı esprilerle muhafazakar erki eleştirmek yarardan çok zarar getiriyor. haklıyken haksız konuma düşmemek için aklı başında insanlarla yola çıkmak lazım...
aile imamı
allahını, kitabını sikerim gibi küfürlerin sempatik bulunduğu şehir adana'da başlatılan uygulamadır. söz konusu şehir adana olduğuna göre her ihtimale hazırlıklı olmalıyız. ailelere hidayet götürmek isterken rakı-kebap yapan bir imam haberiyle türkiye çalkalanabilir.
ps: aile imamı evime gelirse küfrü yer. net!
mercimek çorbası
fasulyenin adı çıkmıs dedirten çorbadır. bağırsaklarına güvenen içsin...
o ses türkiye
ve hülya avşar yine şaşırtmadı! gitti iki cilveye mis gibi gölge'yi harcadı...
ps: ömer'in gitmesi skandaldı!
ps2: orhan gencebay şarkılarından gına geldi...
açık ilişki
bir tür ilüzyondur. eşcinsel ilişki ve evlilik dışı seks gibi netameli konularda ahlakçı kesilerek bizlere kan kusturan orta sınıf ahlakın peşinden gitmek kimseye fayda sağlamaz diye düşünüyorum. yapabileceğimi sanmıyorum ama açık ilişki yaşayan insanlara özgürlükçü ve liberal yaklaşımını da, ahlaksız ve kaltak lincini de doğru bulmuyorum. istemeyen böyle bir ilişki içine girmez...durum bu kadar basittir...
cloud atlas
ağır kapitalizm eleştirisi yapan filmdir. karışık kurgusu ve abd'li seyirci için fazla fikir barındıran altmetni nedeniyle de gişede batmıştır. özgürlük aşk, kölelik, kapitalizm gibi meseleleri karışık bir kurgu tekniğiyle anlatan filmin en azından en iyi makyaj ve uyarlama senaryo dalında oscar'a aday olacağını düşünmüştüm. yanılmışım. bu derece sert muhalefet yapan bir filmin oscar'larda hiç şansı olmayacağını düşünmeliydim. artık gereği kalmamış klonların mezbahalarda kesildiği ve sistemin insanları bir nevi yamyamları dönüştürdüğünü iddia eden sahnesi için bile defalarca izlenir. ilerde kült bir klasik olacağını düşünüyorum...
"okyanus dediğin nedir ki, bir sürü damla olmasa..."
ps: filmi din karşıtı ilan eden islamcılara ve radikal hristiyanlara kafam girsin.
avrupa'da gay olmak
hangi ülkede olduğunuza göre rahatlığı değişecek durumdur. polonya, bosna hersek, sırbistan gibi muhafazakar ülkelerde değilseniz bir hayli rahat edebilirsiniz. ispanya ya da danimarka gibi ülkelerde evlenebilir bazılarında da çocuk sahibi olabilirsiniz. balkan ülkeleri ve eski demirperde ülkelerinde ise problem yaşamanız yüksek ihtimaldir. bu ülkelerin çoğu katı muhafakazar değerlere bağlı ve ataerkil kültüre sahip yerlerdir. mesela sırbistan'da gay pride zaman zaman bir ölüm kalım meselesine dönüşmektedir. kimi zaman cinayetlerle sonuçlanan faşist saldırılar olmakta, kimi zamansa polisin dayaklarıyla bu yürüyüşler engellenmeye çalışılmaktadır.
ps: işin sosyal kısmı ise pekte matah değildir. doğrudur, avrupa'nın küçük şehirlerinde bile envai çeşit gay bar ve disco mevcuttur. lakin avrupa nüfusu hızla yaşlanmaktadır. dolayısıyla turist alan ve sanayisi gelişmiş büyük şehirlerde bile gay'lerin yaş ortalaması çok yüksektir. dolayısıyla o envai çeşit gay bar ve disco bir noktadan sonra huzurevi tadında görüntülere sahne olmaktadır...
sikiyle ceviz kırmak
hangi ilin neyi meşhur
adana
kebap
pamuk
sıcak
yakışıklı erkek popülasyonu
en uyduruğundan enteline sanatçı skalası(barış manço, şener şen, abidin dino, yaşar, ferdi tayfur, murat göğebakan, ayşe hatun önal, feridun düzağaç, fatih terim, kıvaç tatlıtuğ, yeliz yeşilmen bu böyle uzar gider...).
kadınlara ait her ayrıntıyı bilen erkek
adana'da halk arasında
avrat hasan olarak adlandırılan erkek tipidir.
kıbrıs
türkiye kıyılarında envai çeşit sahil kenti ve kasabası dururken gidilmesi gereksiz adadır. hatta ada romantizmi yaşamak istiyorsanız mis gibi bozcaada varken bahis konusu yapmak bile saçmadır. ama bazı pozitif yönleri de yok değildir. kendi deyişleriyle gıprıs şiveşi pek sevimli pek hoştur. yerli tanıdıklarınız da varsa ada mutfağını deneyebilir orgazmik tatlarla haşır neşir olabilirsiniz. girne en güzel şehirdir(kale ve çevresini mutlaka gezin). diğer şehirleri(ki şehir demeye bin şahit ister) turisitik açıdan gezmek için ideal değildir. hele başkent lefkoşa faciadır. ada suyu sıcaklığı bir hayli sıcaktır. güneyde olmasının etkisiyle su sıcaklığı mersin, antalya kırması bir derecede sabittir. gelelim negatif yönlerine. kıbrıs çok pahalı bir yer. ev kiraları, markette satılan şeyler, otel fiyatları herşey abartılı bir fiyata sahip. genelleme yapmak istemem ama ada halkı da tembel. dolayısıyla hizmet sektörü de çoğu zaman vasat ve vasat altı. adada su sıkıntısı var. musluktan akan suya da güvenmeyin. türkiye'den gelen türklerle ilgili inanılmaz bir önyargı var. türkiye'nin türk nüfusu artırmak için mersin, adana ve hatay'ın varoşlarından gönderdiği yığınlar malesef ada kültürüne uyum sağlayamamış. adalıların da kibirli ve tuhaf ayrımcılığı garip bir kontrast oluşturuyor kıbrıs'ta. birde yerliler uyduruk işlerde çalışmak istemiyorlar ama inşaatlarda ve diğer basit işlerde çalışmak için gelen vatandaşlara da laf ediyorlar. işin ilginci yerlilerin bu biz ve siz kavgasının temeli pekte sağlam değil. ada kültürüne uyum sağlayamayan yığınları anlıyorumda kendilerine mal ettikleri o kültüre ait pek birşey göremedim. gördüğüm şey müthiş bir ingiliz hayranlığı ve para hırsı oldu. güney kısmına geçme şansı da yakaladım. türk tarafından tamamen farklı yer güney kıbrıs. ab'den gelen yardımlar ve kara para güneyi resmen ihya etmiş. aynen türk tarafında olduğu gibi kumarhane turizmi burda da geçerli. türklerden nefret ediyorlar. işin en acıklı yönü adada beraber yaşama deneyimi olan yaşlılar türklere karşı daha normal hisler beslerken genç nüfus türklerden hem korkuyor hem de tiksiniyor. larnaka en büyük kentleri. turizmden ciddi olarak faydalandıkları belli. lakin aynen yunanistan gibi iflas ettiler. akıbetleri şimdilik belirsiz. demem o ki kumarhane, temiz deniz ve bazı lezzetli seçenekler dışında kıbrıs'ın pek bir numarası yok. illa gideceğim diyenler aşırı sıcak olan temmuz-ağustos yerine haziran-eylül aylarını tercih etsin...
ayınızı nasıl alırsınız
stocky olsun canımı yesin...
capri-sun
ortaokul yıllarında kutusunu şişirip, patlatmak için aldığım meyve suyu. itiraf etmek gerekirse tadı çok kötüydü...
cemil ipekçi
bir dönemin ünlü modacısıdır. eski kuşak modacılar arasında saygın bir yeri vardır. lakin son dönemde kibrine yenik düşmüş ve boyundan büyük açıklamalarıyla kendi başarısına gölge düşürmüştür. muhafazakar olduğunu açıklamış. kadınların bikini ve mini etek giymesini eleştirmiştir. beyzademiz heteroseksüel olsa karısına bunları giymeyi de yasaklarmış. ne tuhaftırki bu açıklamarı yaptığı sırada thy ve bazı devlet firmalarının açtığı ihaleleri kazanmıştır. yeni kuşak modacılara(yerli-yabancı farketmez) sürekli sallayan ve durmadan kendi işlerini öven ipekçi bey'e basma entari soslu kıyafetler de bir yere kadar demek istiyorum. birde ne cesur, eşcinsel olduğunu açıkladı durumu var. doğruya doğru, bizimki gibi ataerkil ülkelerde eşcinsel olduğunu açıklamak çok zor iştir. lakin katıldığı her tv programında kendi deneyimlerini ve yaşantısını baz alarak eşcinselliği bu minvalde açıklamak neyin nesidir? mesela her programda eşcinselliği bir seçim diye anlatıyor. ve ne tuhaftırki ben eşcinselliğimi seçtiğimi hatırlamıyorum. zaten hiçbirimizde seçmedik. yükselen siyasi rüzgara göre şekil alan sözde aydın ve sanatçılara zerre saygı duymuyorum. onlardan sanatçı değil olsa olsa zanaatkar olur.
ps: kendi açıklamasına göre akp, bodrum gölköy belediyesi için kendisine belediye başkanlığı adaylığı teklif etmiş. ve biraz önce akp sümme haşaaa, mümkün değil diye bir açıklama yaptı. bilenler bilir cemil ipekçi cihangir kahve'de falan aniden yanınıza oturup anlatmaya başlayabilir. ve o anlattıkça siz utanırsınız. kafası çoğu zaman güzel olduğu için çok takılmamak lazım.
american horror story
spoiler
american horror story asylum 10.bölümde, sister jude(jessica lange) elektroşok tedavisi yüzünden tırtlamıştır. isimleri hafızasında tutmaya çalışırken pikaptan name game adlı şarkıyı çalar ve hayalinde tüm tımarhane ekibiyle danseder. işte sadece bu sahne için bile izlenir bu dizi.
ps: malesef name game'li sahneyi koyamadım. henüz nete kaliteli versiyonu düşmemiş...
ayı sözlük yazarlarının hiç öğrenemedikleri
kravat bağlamayı ve kişilere hakettiği şekilde
* muamele etmeyi bir türlü öğrenemedim...
neyinkafasilabu
sevimlilik muskası, yer yer atarlı egeli. tanıyınca seversiniz, hatta vazgeçemezsiniz.
2013 oscar ödülleri
moonrise kingdom'un en iyi özgün senaryo dışında adaylık almaması sürpriz olurken,
cloud atlas'ın neredeyse yok sayılması haksızlık olarak gözüme çarptı.
django unchained'in adaylıklarını gereksiz buldum. anlaşılan o ki quentin tarantino flash tv'ye dizi çekse artık 120 dalda adaylık alacak. adam öylesine bir overrated hare yarattıki etrafında ne çekse aday oluyor. artık bir gelenek haline gelen sıradışı romantik komedi kontenjanını bu sene
silver linings playbook kaptı. filmi bir hayli merak ediyorum. lord of the rings'in etinden sütünden faydalanma hadisesi bu sefer işe yaramadı.
hobbit dişe dokunur bir adaylık alamamış. iyi gişe yapsada box office'te harikalar yaratamadı. hobbit ikinci bölümünde de çılgın gişe yapmaz ve adaylık alamazsa stüdyolar, büyük bütçeli fantastik filmlere bir süre ara verebilir.
argo içinse fazla konuşmak gereksiz. abd'liler yakın siyasi geçmişleriyle ilgili bir film çekildiği zaman kayıtsız kalamıyorlar. eli yüzü düzgün ama çok dişe dokunur bir film değil argo. ödüllendirileceğine ise hiç kuşkum yok. umarım tüm önemli ödülleri
life of pi kapar.
porter
kafa adama benziyor ve güzel yazıyor... takipteyim!
ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar
zuhal olcay-sizi gözlerdim hep