feridun düzağaç
beni bırakma şarkısı ile gözlerden damla damla yaş akıtan pop şarkıcısı. adana'da iken kendisiyle komşuluk yapmışlığım da vardır.
belki güneş bir gün bizim için doğar
belki korkuları hayallerimiz boğar
o masal günü gelinceye kadar; susuyorum
susadıkça yüzün düşer aklıma
korkar oldum düşlemekten
adını anarım çoğalır sesim
konuşmaktan düşünmekten özlemekten
kimse kimsenin herşeyi olamaz-mış
di'li geçmişten tek yaramsın sen
sensiz kimse mi kimsesiz miyim bilmem
hiç bilmek istemem;
hatta düşünemem
gel bak bir elimde gökyüzü var hala
ötekinde kayıp giden yıldızlar la la
korkular da benim umutlar da
beni bırakma
bulgaristan
kapkaç, soygun, kazıklanmak ne ararsanız bulabileceğiniz ab üyesi ülke. ingilizce bilen insan yok denecek kadar azdır. suratsızlık ve alkolden komaya girecek kadar içmek bir bulgar geleneğidir. ülkenin belli bölgelerinde yoğun türk nüfus yaşar(ayrıca çingene ve pomak azınlıkta vardır). çingene ve pomak nüfusun bir kısmı türkleşmiştir. zaten sıradan bir bulgar için çingene ve türk aynı şeyi ifade eder. ikiside tiksinilecek yaratıklardır. osmanlı imparatorluğu ile geçirilmiş onca sene dolayısıyla dillerine bir sürü türkçe kelime geçmiştir. ülkede müthiş rüşvet döner. polislik bir işiniz olursa vay halinize. rüşvet verirkende sakın utanıp, çekinmeyin. çıkarın ve parayı verin. bulgaristan'a illa gideceğim diyenler; ucuz kayak merkezleri ve kumarhaneler dışında ülkede dişe dokunur birşey yoktur.
ps1: sofya eh işte bir şehirdir.
ps2: şu sıralar ülkede büyük bir türk dizisi furyası yaşanıyor. yaprak dökümü ve muhteşem yüzyıl en çok izlenen diziler.
kuşum aydın
heteroseksüel numarası yapmaya devam eden şarkıcıdır. bugün gazetelere saç stilisti bilmemne hanımla evlendiği haberleri düşmüştür. kendisine acımayla karışık tiksindirici duygular besliyorum. en cahil insanın bile sırt dekolteli kıyafetlerle sunduğu programları alkışladığı günleri hatırlıyoruz. gün oldu devran döndü feminen erkeklere tvlerin kapıları kapandı(akp sağolsun). peki onca sene sonra kuşum aydın'ın ben normalim çıkışı yapmasına gerek varmıydı? zannediyormuki artık tv kapıları ona açılacak... kapitalist dünya böyledir aydın'cığım! birgün seni travestiye benziyorsun diye kovarlar. ertesi gün yaşlandın diye kapıdan giremezsin. zaten yakında serdar ortaç'ta evlenecek...
metin kaçan
çocuk halimle gazete sayfalarındaki tecavüz haberleriyle tanımıştım ilk onu. bir arkadaşıyla eski sevgilisine tecavüzle hatta öldüresiye işkence etmekle suçlanıyordu. cinayet, tecavüz, işkence olunca herkes üşüşmüştü habere. sonra herkes birbirini suçladı. yaptı, yapmadı derken unutuldu metin kaçan. sonra ağır romanı okudum. kaybedenleri ormanın içinden anlatıyordu. filmini de izledim... sarsılmıştım... ve seneler sonra köprüden atlayarak veda etti metin kaçan. karışık duygular içindeyim. ölüm temize çekiyormu acaba ruhları? olaya şahit olduğu iddia edilen cem yılmaz'ın şu an yaşadığı hayat ise insanı acı acı gülümsetiyor. umarım ruhu artık özgür kalmıştır ve o kadından özür dilemiştir...
hadise
o ses türkiye yarışmasında içindeki çirkef kezbanı ortaya çıkararak mide bulandıran pop şarkıcısı. serhat kidil adlı yarışmacı kendi dansını yüce kadın hadise'nin dansıyla kıyaslayınca yarışmada olanlar olmuş ve hadise yarışmacının yüzüne kezzap atmıştır(yani elinde olsa atardı,inanın). meğer diğer jüri üyesi hülya avşar daha alçakgönüllüymüşte haberimiz yokmuş. hadise'ciğim biz senin notunu eurovisiondaki performansınla verdik bebeğim.
ve malum diyalog:
- şu an haddini aşıyorsun... şu an aştın.
+ ben haddimi aşmak istemedim.
- aştın
+ bizzat belirttim
- ama aştın
+ gerçekten
- hayır aştın serhat
+ ama
- aştın
ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar
cem yılmaz
türkiye'de stand up'ın atasıdır. sempatik ve hazırcevap olduğu malumdur. lakin göklere çıkarılacak bir yetenek değildir. senelerdir aynı şovun ekmeğini yemekte ve kral olduğu iddiasıyla ortalarda dolaşmaktadır. durum öyle bir hal almıştırki gak dese gülünmekte, guk dese kahkaha atılmaktadır. vasatlığın herşeyi belirlediği ülkemiz topraklarında şaşılacak birşey olmasa da insanın artık isyan edesi geliyor.
ps: bir
huysuz virjin değildir. virjin, sırtını müstehcenliğe dayamış olsa da yılmaz ne onun kadar cüretkar ne de onun kadar hazırcevaptır.
lale mansur
birçok iyi filmde oynamasına rağmen aslında kötü bir oyuncudur. özellikle sesini tonlarken hata yapar. 90'lar ve 2000'lerin başındaki görece liberal sanat ortamını iyi değerlendirmiş ve cüretkar rolleri kabul ederek ünlü olmuştur. lale mansur'u meşhur eden film hiç kuşkusuz
düş gezginleri'dir. bu filmde lezbiyen bir hayat kadınını canlandıran lale mansur, altın portakal'ı kazanmıştır. siyasi olarak aktif olduğu bir dönem de vardır. siyasi tutuklular ve kayıplar için mitinglere katılmış, azınlık gruplarının sesini duyurmaya çalışmıştır. bir ara yetmez ama evetçi gruplarla dirsek teması içindedeydi ve referandumda evet oyu için reklam karşısına dahi geçmişti. şimdilerde evet oyu verdiği için çok pişman olduğunu ve kandırıldığını söylüyor... kendisine geçmiş olsun diyorum...
ps: bir müjde ar değil!
ido
kullandıkları feribotlar istanbul'un denizi ve iklim şartları için uygun değildir. malesef yapılan bir yanlışlık sonucu ya da başka bir nedenle büyük göller ve durgun sular için kullanılan feribotlar satın alınmıştır. bu yüzden uyduruk bir yağmurlu günde ya da azıcık bir karayel esintisinde bile seferler iptal edilir. senelerdir kimse çok yoğun ve sert kışlar geçiren ama feribot ulaşımını aksatmayan ülkeleri düşünüp bir kıyaslamaya gitmez. özelleştirildikten sonra yolcuyu kazıklama işini abartmışlar ve esnek fiyatlandırma adı altında soygun işinde çitayı yükseltmişlerdir.
new york
sonbahar'da gidilmesi elzem şehir. bu mevsimde central park'taki ağaçlar öyle bir renk cümbüşü yaratırki kendinizi çok ama çok iyi hissedersiniz. hatta gaza gelip mevsimlik bir aşk yaşamanız da mümkündür. gökdelenlerle dolu kent merkezinde böylesine büyük bir yeşil alan, göletler, ördekler, köprüler bilmemki ne diyeyim... ben gittiğimde manhattan sheraton'da kaldım. pişman değilim fakat daha iyi ve makul fiyatlı oteller bulabilirsiniz. new york'la ilgili söylenen klişe lafların hepsi doğrudur. bu kent dünyanın en kozmopolit şehridir(abd'lilerin melting point dediği cinsten). çok kalabalık bir kent merkezi ve her ırktan insanın cirit attığı meydanları ve sokakları vardır. buna bir de özellikle yaz aylarında tavan yapan turist kalabalığını eklerseniz durumu anlayabilirsiniz. şehirde dünyanın en iyi müzeleri, restaurantları ve gece kulüpleri vardır. çok büyük bir kent olduğu için her keseye uygun alışveriş ve yeme-içme seçenekleri mevcuttur. sunny-side adındaki mahallede bol bol türk görme şansınız da mevcuttur. bildiğim kadarıyla abd'deki en yoğun türk nüfusu chicago ve new york'ta bulunmakta. çok özledim keratayı!
miami
miami'ye yok yeaa birşeye benzemiyor diyenlere allahtan acil akıl fikir diliyorum. miami demek süper gece hayatı, kriz geçirtmeyen sıcak hava, kolaylıkla gidilen tropik yerler, sanat galerileri, her daim canlı alışveriş caddeleri, okyanusta yüzme şansı ve pek tabiki çüş dedirten gay beach demektir. bir insan deniz kıyısındaki bir tatil kentinden daha ne bekler bilemiyorum... olumsuz olarak söyleyebileceğim tek şey güvenlik sorunudur. şehrin belli bölgeleri abd'nin en tehlikeli gettolarından bazılarını barındırır. ama korkmaya ve alta sıçmaya gerek yok. lakin turistlerin cirit attığı bölgeler böyle suç alanlarına hayli uzaktır. yine de dikkatli olmanızda fayda var. ben canımı sokakta buldum diyorsanız meksikalı ve latin katillerin cirit attığı mahallelere gidip yan bakmanız yeterli olacaktır. lincoln street'te elele tutuşan gayleri görüp dumura uğrayabilir, ocean drive'de palmiyeler arasında okyanus keyfi yapabilir, gay beach'de taş gibi adamlara bakıp iç geçirebilirsiniz...
ps:yerleşebilirim, o derece seviyorum...
gay futbolcu
bir dönem pascal nouma ile ilgili böyle iddialar ortaya atılmış ama konu kapanmıştır. bjk'li futbolcular, pascal'ın soyunma odasında sporcu külotu(hani şu götü açık beyaz don) ile dolaşmasından yakınmış ve el şakalarını yönetime şikayet etmişlerdir. bu konu nouma tarafından doğrulanmış lakin gay iddialarını onları çok seviyorum ama gay değilim be abicim şeklinde cevaplamıştır... ahhh ah!
(bkz:
pascal nouma)
uzaylı zekiye
fazlasıyla absürt ve tuhaf bir diziydi. zekiye normal şartlarda neredeyse gerizekalı bir kızken, güneşin belli dönemlerinde zekası artan ve üstün güçleri olan bir karakterdi. kızımız, özel güçlerini kazanmadan önce gözlerini kırmızıya dönüştürür ve donardı. komik bir de müziği vardı. sadece
seden kızıltunç'un hatrına bile izlenir.
ps:90'lı yıllarda (star tv'in ilk günlerinde) yine seden kızıltunç'un oynadığı
sihirli safiye diye bir dizi daha yapıldı ama tutmadı.
fuse tea
ananas-mangolusu mükemmel, karpuzlusu facia olan buzlu çay markasıdır.
kuşum aydın'ın full aktif olması
bu arada kuşum aydın'ın malum anısı birebir madiclara blogspot'dan alınmış. keşke kaynak belirtilseydi...
hayko cepkin
melekler şarkısı ile insanı kendinden geçiren rock şarkıcısı.
şenay
kariyerine 70'li yıllarda şerif yüzbaşıoğlu'nun(eşi) orkestrasında şarkılar söylerek başlayan kadın pop şarkıcısı. malesef dün hayata gözlerini yummuştur. herkesin ezbere bildiği
sev kardeşim ve
hayat bayram olsa şarkılarını senelerce chp mitinglerinde söylemiştir. birçok uluslararası festivale katılmış ve şarkılarının bazıları avrupa ülkelerinde hit olmuştur. honki ponki adlı albümü bazı avrupalı yapımcıların dikkatini çekmiş ve kendisine büyük çaplı bir ingilizce albüm yapılması gündemdeyken eşini kaybedince akıl sağlığıyla ilgili problemler yaşamaya başlamış ve müzik piyasısından silinip gitmiştir. söylenenlere göre eşinin ardından aylarca ağlamış ve neticesinde gözlerinde körlük başlamıştır. şenay, eşi olmayan bir hayatı elinin tersiyle itmiş ve neticede 60 yaş gibi genç sayılabilecek bir yaşta kendisini ölümün kollarına bırakmıştır. nur içinde yatsın...
arap baharı
yoksulluk, işsizlik ve demokrasi eksikliğine karşı tunus'ta fitili ateşlenen kitle hareketiydi. lakin bir süre sonra ne idüğü belirsiz dış kaynaklı bir devrim hareketine dönüştü. kaddafi, esad, mübarek gibi diktatör ve soyguncu hanedanlara direnmek ve onlara karşı demokratik mücadele vermek iyi güzelde yerine ne koymak istediğini bilmezseniz bu iş çok zor. sırf bu yüzden arap devrimi'nin en önemli ayağı olan mısır bir felakate sürüklendi. mısır'da mübarek'i düşüren ve halk hareketini başlatan seküler genç kitle ve liberaller seçimlerden ağır bir yenilgiyle ayrıldılar. yine mısır'da kendi iktidarını ve liderlik sultasını güçlendirmek isteyen müslüman kardeşler anayasayı şeriat kanunlarına göre revize etti. halk tarihinde görülmemiş biçimde ikiye ayrıldı. çatışmalar hala sürüyor. tunus'da iktidara gelen islamcı parti ülkedeki sosyal hayatı tamamen traşladı. içki, kadın hakları ve üniversitelerle ilgili bazı yasalar revize edildi. türkiye'den sonra laik hukuka sahip sayılabilecek yegane ülke tunus bugün zina için kırbacı tartışıyor. libya ise kabile kültürünün devam ettiği bir ülke olduğu için gelecekte neler yaşanacağı belirsiz. suriye'de ise esad'ı devirmek için olabilecek en kötü yol seçildi. sünni islamcılardan oluşan blok, batı ülkeleri ve bazı körfez ülkeleri tarafından her yönden destekleniyor. şimdi suriye'de yaşananlar arap baharı'nın ne yöne doğru evrildiğini kanıtlar nitelikte. arap baharı'nın en büyük problemi bir ideolojisinin olmamasıydı. ayrıca bu kitle eylemlerini sürükleyecek fikri altyapı yoksunluğu ve karizmatik lider eksikliği de bu bahar şiddetli kışa çevirmiş durumda. zaten başkasının parası ve yardımıyla ne devrim olur ne de demokrasi. öyle acıklı bir durumki demokrasi isteyen ülkelere bir bir şeriat ya da sulandırılmış şeriat geliyor. yetmiyor doğal kaynakların yönetimi bu bahara yardımcı olan ülkelere sonuna kadar açılıyor. zaten aklıbaşında herkes suudi arabistan, katar gibi pespaye devletlerin bu bahara çılgınca para akıtmasından arap baharı'nın rengini çözebilir. söyleyebileceğim son şey bu kadersiz ülkelerin bir kucaktan başka bir kucağa yuvarlandığıdır. keşke gerçekten bir devrim olsaydı...
biscolata carlos
pascal nouma'dan sonraki ikinci tercihim! paket yapın evde yiyeceğim...
intikam
abd'de rating rekorları kıran revenge isimli dizinin türk versiyonu. bugün izleyeyim dedim,izlemez olaydım! beren saat'in o peruğu nedir? tarlabaşı'ndan peruk alsalardı daha kaliteli dururdu. ayrıca intikam bazen sıcak bir çorbadır nasıl bir repliktir? bu arada dizide bir köpek var,zaman hesaplamama göre 20 yaşında falan...gülmek için arada izlerim!
ps: gözler nebahat çehre'yi aradı, bulamadı...