nstrgt

Durum: 809 - 0 - 0 - 0 - 09.06.2025 10:38

Puan: 14710 - Sözlük Kaşarı

10 yıl önce kayıt oldu. 7.Nesil Yazar.

Instagram : cubby_boi
  • /
  • 41

iz bırakan kitap cümleleri

açlık oyunları serisinin ikinci kitabı olan ateşi yakalamak kitabında "alevler içindeki kız" olarak nitelendirilen ve isyanın simgesi olan katniss'in katıldığı ikinci açlık oyunları'nda suyla kaplı arenaya çıktığında sarf ettiği cümle :

" ı can only form one clear thought.
this is no place for a girl on fire. "

denemek

bir şeyi oldurmak adına gösterilen çabalama, girişim niyetinin gerçekleştirilmesi.

açık ilişki

çok açılmayın annecim boğulursunuz.

başlık parası

prezervatif fiyatıdır.

cinsel ilişkide kullanılmak anlamına gelen sözler

kutsalı kaybetmek, çaktırmak, emaneti koruyamamak, hunharca sahip olunmak, evrilip çevrilmek, bindirmek...

deli saçması

en saçma hareketler listesinde zirveyi zorlayacak bir şey için (bkz:başkasını seven birisini bile bile sevme) veya alternatif olarak (bkz:ilişkisi yakın zamanda sonlanmış kişiyle flört etme)

ayrıca bir hava yolu firması reklamında kullanılabilecek en saçma slogan için (bkz:77 santimin kıymetini oturanlar bilir)

sözlük yazarlarının hayat sloganları

cahilliğini yüzüne vuran bir başlık görünce sinirlenen yazar

yarası olduğu için gocunan yazardır. lakin kızdığı bu başlıklar insanları gerek eleştirel gerek mizahi şekilde öyle ya da böyle bir şekilde yapıcı anlamda dürtmeye yöneliktir ama o yazar bunu ofansif bir tutuma sahip olduğu için kınar , hatta yapılan yorumları ve eleştirileri haksız bir genelleme olarak atfederek muhalifliğin sınırlarını zorlamayı sever.

kültür veya genel kültür edinimi zorunlu olan bir şey değildir. kimseye zorunda olduğu iddiasında bulunulamaz. bu kendini geliştirme isteğiyle doğru orantılı bir denklemdir ve bu başlıklar kendini geliştirme konusunda geride kaldığımız çizgiyi göstermektedir. bu başlıklar altında da herkes özelinde yorum yapmak imkansız olduğu için genelleme de denebilecek yüzeysel yorum ve eleştiriler yapılır ve hedefteki kişilere bir itici kuvvet uygulanmaya çalışılır.

misal olarak kendimden örnek verecek olursam, ben genel kültürü inanılmaz düşük bir insanımdır. bilmediğim konu hakkında da biliyorumuşum gibi topa girip yorumlamak için kendimi zorlamam. ancak mevzu bahis konuda eksik olduğumu düşünür ya da hissedersem, bu konu hakkında bir bilgim ya da fikrim olmaması bana eksiklik hissettirirse konuyla alakalı bana konunun önemini farkettirecek yorum ve eleştirilerde bulunulabilir ve ben az önce saydığım koşullar bende oluşursa konu üzerine yönelirim. tam tersi yönde yönlendirmek adına konunun dikkat çekmesi için çeşitli yollarla eleştiriler ve yorumlarla bilinmesi gereken konuları ön plana kendime has yöntemlerle çıkabilirim. her insana özel ayrı ayrı çıkarımda bulunmakla uğraşmam. olası ihtimaller üzerinden genel ve yüzeysel bir yorum yapar karşılaştırma içerisine girerim. kendini geliştirmeye niye olan kendine çeki düzen verir, gelişmeye kapalı olan ise ya okumaz ya da okur geçer önemsemez. halbuki olaya pesimist yaklaşıp sinirlenmek yerine optimist yaklaşıp kendine ekleme yapmaya çalışmak daha kolaydır.

bu sebeplerden dolayı kısaca hem kendini hem de bu başlık sahiplerini yoran yazarlardır diyebilirim.

kitap okumayan biriyle sevgili olmak

yazmayı geçtim konuşmasına bile özen gösterme gereği duymayan bir yapıya sahip olduğundan dolayı iletişim kurmanın zorlaştığı, haliyle de uzlaşının zor olduğu bir durumdur.

kitap okuyan insan kelimenin, cümlelerin önemi bilir. düzgün, yerinde ve doğru bir biçimde kullanılan cümlelerin ne kadar etkili olduğunu bilir. mesela şu cümle itibariyle kitap okumayanların çoğunluğu bu girdiyi okumayı bırakmıştır. oysaki kitap okuyanlar, okuduğu kitaplar aracılığıyla geliştirdiği cümle yapıları sayesinde konuşmasıyla karşısındakini etkilemeyi başarır.

kitap okuyan insanla konuşmak, etkili hitabetleri doğrultusunda insanı büyüler ve dinledikçe dinlemek istersiniz. ama kitap okumayan insanı ne zaman susacak diye konuşmasını bitireceği zamanı bekleriz dinlemekten ziyade. bu yüzden kitap okuyan insanı gönül rahatlığıyla sevip sevgili olabilirsiniz. çünkü doyamazsınız, dinleyicisi izleyicisi olmak istersiniz.

okumayanlara ise sadece katlandığızı anlayana kadar sabretmeye devam edersiniz ancak. çünkü ne o dinletir kendini ne de sizi dinler. çünkü bir kitabı okuyacak kadar sabır, ilgi, alaka, merak yoktur onda. keşfetme duygusu yoktur. sizi de keşfetmez. yüzeysel ilgilenir. kapağına göre yargılar. açıp okumaz. kitap okumayan insanla sevgili olmak zordur bu yüzden. tabi siz de okumayanlardansanız orası başka.

edit: aşağıdaki haklı eleştiriden dolayı girdi boşluklar eklenerek ayrılmıştır.

afife jale

afife almamak gereken kadın oyuncudur. zira öncü bir kişiliktir.

üstteki yazara fotoğraf armağan et

hamlamak

vücudu tembelleştiren ofis düzeniyle bedenimin iyiden iyiye uyguladığı eylemdir. zira dün fiziksel kuvvet gerektiren bir iş yaptım. şuan ekmek hamuru kıvamında saldı vücudum kendini. gevşek gevşek oturuyorum. kol- bacak -sırt ağrısının bini bir para. adeta 4 aydır aralıksız koşmuşum da şimdi durmusum gibi bir yorgunluk. allah da bu canımı alsın da kurtulam hissiyatı. bitmisim haberim yok.

mahmood

esas adı alessandro mahmoud olup, kendisi italya'da sanremo müzik festivali 2019'u soldi isimli parçacısıyla kazanan ve aynı parçayla eurovision 2019'da italya'yı temsil etmesi teklifi alan ve temsil edecek olan, babası mısırlı annesi italyan olup, milano doğumlu olan müzisyendir. benim de favori parçalarımdan birisidir şarkısı, kıbrıs ile birinciliğe oynayacağını düşünmekteyim. ancak italya'da milliyeti ile alakalı sorgulamalar vardır babasının mısırlı olmasından ötürü. içisleri bakanı da matteo salvini: - "mahmood...bu mu en güzel italyan şarkısı? ben ultimo'yu (ikinci olan şarkıcı) seçerdim. siz ne dersiniz?" diye tweet falan atmış. yani öyle ya da böyle seçilmiş işte çocuk, destek olmak varken köstek olmak niye? milliyeti sebebiyle yeni nesli temsil edip etmediğini sorgulamak niye? italya'da doğmuş büyümüş, italyan vatandaşı işte. göçmen karşıtı olanlara,ırkçılığa inat iyi bir başarı elde eder umarım.

gamzeli erkek

belimde bir çift var sayılır mı? ama onlar ağzımla gülünce tatlı kılmıyor beni. başka bir eylem gerekiyor. götümle gülmek gibi mesela.

yasmin levy

naci en alamo ile insanın içini sızlatacak bir ses performansı sergilemiş kişidir. sözlerini anlamasanız da duygulanacağınız bir parça atıyorsanız buyrun :

sözlük yazarlarının çocuklukları

sürekli uğradığı zorbalıklardan dolayı yalnız kalmak için çok çabalayan bir çocuktum. içine kapanık ama yakın çevresine de bir o kadar da neşeli ve sevgi saçan, kibar, efendi, uysal ve azıcık çok bilmiş bir çocuktum. burnumun üzerinde belli olan bir damar vardı(sonrasında kayboldu), ve kaküllü saç kesimim olurdu hep. bu ikisinin birleşimiyle efemine bir görüntüm olmuş olmalı ki bazı oğlanlar sen kız mısın erkek mi diye sorardı. kırılırdım. o yüzden çocuklarla çok konuşmak istemezdim. kızlar böyle şeyleri umursamıyordu. bu yüzden onların yanında daha rahat hissediyor olduğum için daha önce de #398412 nolu entry'mde bahsettiğim sebeplerle belirttiğim gibi kızlarla oynardım. o aileleri tarafından kibarlık ve nezaket öğretilmemiş geleceğin budalalarının itiş kakışları da hiç bitmiyordu ve ben gücümün onlara yetmeyeceğini biliyordum.bir de şimdiki gibi 80 85 kiloluk bir ekmek hamuru değilim o zamanlar. cılız mı cılız bir çocuk. üflesen devrilecek yani. kaba kuvveti sıfırın altında bilmem kaç. bu yüzden daima sevilen kişi olmayı bir şekilde becerdim ve herkesi döven çocuklar bazen bana kızsa bile dokunmazlardı. ben yumruğumu değil aklımı kullanıyordum. bu da beni daha güçlü kılıyordu aslında. neyse onlardan uzak durup kızlarla oynuyorum diye oğlanlar burada da rahat vermeyip bu defa da "kız enes" ,"top enes" diyerek dalga geçip zorbalık ederlerdi. hal böyle olunca kızlarla da oynamayı bırakıp dışarı çıkmamaya başladım. neyse ki küçük olmama rağmen eve bilgisayar almıştık da ben evde sıkılmamı engelleyecek bilgisayar oyunları oynuyor ve dışarı çıkma ihtiyacı hissetmiyordum. en azından bu şekilde kimse benimle hiçbir şekilde dalga geçip canımı sıkamıyordu hiç kimse. canımı sıkan o zevzek ve gerzek çocuklarla okul dışında bir arada olmak ve onları görmek zorunda değildim artık. sonunda istediğim yalnız kalmaya sahiptim. ama içimde birikmiş bir sürü kırgınlık ve üzüntü vardı. bu kadar duyguyla ne yapacağımı bilemediğim için yazarak içimi dökmeye başladım ve yazılar yazma serüvenim. ayrıca iyi kötü bir şeyler de çizmeyi seviyordum. kompozisyonlar, hikayeler yazıyor, resim yapıyordum. yazdıkça, çizdikçe rahatlıyordum. bu konuda kendimi geliştirdim ve yarışmalara katılmaya başladım. katıldığım yarışmalarda hep birinci oldum ve ne ihtiyacım varsa ya da ne istiyorsam kazandığım ödül paralarıyla, altınlarla almaya başladım veyahut istediğim şeyi ödül olarak veren yarışmaları bulup onlara katılmaya başladım. kalemim hem öğretmenlerim hem müdürüm hem de arkadaşlarım tarafından çok beğeniliyordu ve bu başarıların verdiği gazla sinema yazarlığı okumak istiyordum ama ailemin memur kafasıyla düşünen zihniyetleri buna müsaade etmedi. yeteneğimi rafa kaldırmak zorunda kaldım. sonrası ise klasik şekilde gelişen türk gencinin hayat mücadelesi. ama öyle de ya da böyle, ben hep kendimce bazı şeyleri başarırken onlar erkek olmaya devam ettiler. şimdi onların bazısı uyuşturucu bataklığında kendini heba ediyor, bazıları ipsiz sapsız, bazıları hala işe yaramaz. erkeklikleri bir işe yaramadı yani. ben ise onların inandıklarının ve onların aksine erkek olarak gördükleri kişilerin sahip olduğu tüm sorumluluklara sahip mutlu bir hayata sahibim çok şükür. bu yüzden insanlar çocuklarına cinsiyet dayatmalarını erkek dediğin şöyledir kadın dediğin böyledir diye öncelikli göstermek yerine insan olmayı ve iyi kötü insan ayrımına dikkat etmeyi öğütlererse belki daha huzurlu bir geleceğin zemini atılmış olur. saygılar.

edit: cinsel kimliğim ile alakalı olarak her zaman kendimin farkında idim. ilkokulda bile biliyordum. kızlarla iyi anlaşsam da onlardan hoşlanmıyordum. ama etrafımda hiç erkeklerden hoşlanan erkek yoktu bu yüzden söyleyemiyordum kimseye. sonrasında uğradığım hakaretler sebebiyle bu şekilde kimsenin beni sevmeyeceğini, nefret edeceğini ve dışlayacağını anladığım için erkeklerden uzak durdum biraz da aslına bakarsanız. ama hiç itiraz etmedim kendime. kızlardan hoşlanmak için zorlamadım kendimi. hep barışıktım kendimle. sadece dışlanmak kırıcıydı.

konuşurken aşırı jest mimik kullanan insan

flash tv oyuncu seçmelerine gönderilmelidir. zira orada hep bu tarz doğallıktan uzak, abartılı tonlama, jest, mimikler ile hayattan soğuktan oyunculuklar mevcuttur. üzücü olan kısım bunları yaparken beden sabit bedene bağlı her şey fazlasıyla oynaktır. bildiğin flash tv dizi oyuncusu işte.

18 mayıs 2019 ayı sözlük eurovision zirvesi

kızlaaaar yeni bir zirve ile yine karşınızdayım. kesin katılacağını bildirenlerin sayısına göre olur diyorum. kalabalık bir sayıya ulaşırsak bir mekan belirlenir şuan için neresi bilemiyorum ama halledilir. üç beş kişiyle kalırsak da birimizin evinde falan olur en kötü ihtimal. benim kapılar sonuna kadar açık. evin kapıları yani. bence bi düşünün ona göre hareket edelim derim.

(bkz:eurovision 2019)

kesinleşmiş mekan: rosso cafe ve karaoke bar
katip mustafa çelebi mahallesi, ayhan ışık sk. no:8, 34435 beyoğlu/istanbul

saat :19:00'da orada olalım, 20:00 da başlıyor diye biliyorum. netlesince yine guncellerim bakarak olun.

eurovision 2019

çok bilir nstrgt olarak hemen kritiklerimi paylaşıyorum.

cyprus: replay ile modern melodili altyapıya sahip hoplatmalı pop müziğiyle birinciliğe aday gösteriyorum. ilk beş garanti gibi.

malta: chamelon ile kıbrıs'a rakip olur, çekişir bunlar. ilk beş etti iki.

ıtaly: soldi ile son zamanların yükselişe geçen rap tarzıyla belli bir kitleyi kafalar.

north macedonia: proud ile bu yılın mesaj verme çabasını üstlenen ülke.

portugal: telemóveis ile bu yılın sıkıcı otantiklik tarzı bunlara denk gelmiş. madem açtık izleyeceğiz mecbur katılımcıları.

greece: komşu better love ile oldukça batılı bir pop parça ile karşımızda. şansı iyi değerendirmiş.

spain: la venda ile son yıllarda tutan ritimlerini fırsat bilip yine dans ettirmeye niyetli risksiz bir parçayla girmişler. ilk beşi zorlar.

czech republic : friend of a friend ile ilk beş adaylarımdan. nakaratı ağızlara takılır ben söyleyeyim.

san marino: say na na na 'yı söyleyen tük asıllı serhat'ın (ikinci defa katılıyormuş bir de, ilk şarkısı yeterince kötü değilmiş gibi) korkunç ingilizcesiyle ve ucuz pop müziğiyle (ki şarkı söyler gibi değil de konuşur gibi söylüyor) yine sıfır puan çekeceği garanti.

switzerland: she got me ile dinleyenleri coşturacağı kesin. ilk beşte bence.

denmark: love is forever ile sesi hoş kendisi minnoş hanımefendinin müziğine verdiğim artı oy helalühoştur. güzel bir katkısı olacak. ilk beşin diğer adayı.

iceland: hatrið mun sigra ile resmen deneysel çalışmışlar. dikkat çekecekleri kesin. klipleri distopik.

france: roi'yi söyleyen bilal hassani ile , conchita wurst'un yaptığı primi gören fransa durur mu yapıştırmış cevabı.

latvia: that night ile dingin tatlı dinlenesi bir şarkıya sahiptir.

australia: zero gravity'yi avant garde kostum giyer sesi daha iyi göstersin diye operavari söyler, altına da biraz beat ekleyerek günceli yakalayıp puan toplayak.

diğerlerinde sıkıldığım için yazmaya gerek görmedim. siz dinler karar verirsiniz.
katılırım derseniz 18 mayıs 2019 ayı sözlük eurovision zirvesi bile yapılabilir. ülkeleri destekler, hayır bu kazanacak diye kavga ederiz falan.

25.03 editi : italya'yı dinledikçe artan beğenim ile kesinlikle ilk beşe eklemekle kalmayıp kıbrıs ile birinciliğe aday gösteriyorum.

sevgilinin hegel kim diye sorması

şey deyil mi? deterjan markası. ha o henkel miydi? *
  • /
  • 41

kavramsız ve kimliksiz bir hayat tahayyülü

“efendim, kimliksiz yaşamakmış! hani çarşıdan alınmaz, pazarda satılmaz bir şey varsa o da kimliktir ki, ana sütü gibi helâldir. insan dediğin, bir mahalleye, bir sokağa, hiç olmadı bir memleket böreğine benzer; içi karışıktır ama her malzemenin bir adı vardır.

tahayyül sahibine ister istemez sorası geliyor insanın. yoksa sen yaratılış hatası mısın, evrenin boşta kalmış paragrafı mı? madem ne kadınsın ne erkek, ne inanan ne inkârcı, ne sağ ne sol... o vakit seni kim doyurur, kim gömer, mezar taşına ne yazarız? ‘hiçlikte yaşamış, boşlukta göçmüştür’ mü insan dediğin biraz da aidiyettir; yoksa yolda yürüyen bir gölge olur, selam versen yankı yapmaz!”

herkesle iyi geçinen insan modeli

ben. tam bir ortam orospusuyumdur. ortamdaki herkesle özel bir arkadaşlık kurup sürekli dedikodu bombardımanına tutulan kişiyimdir. kendime bayılıyorum.

baba olmak

öğretmen olduğumdan mı yoksa erken yaşta emmi olduğumdan mı bilmiyorum çoktan tatmış olduğumu düşünüyorum bu duyguyu

cenazemde çalınmasını istediğim şarkılar

alizade - estafurla

"estağfirullah ne anlama gelir?
bu kelime, bağışlanma dilerim ve allah'ın merhametine sığınırım manasına gelir."

tam bir cenaze marşı.

amına koyayım

cinsiyetçi bir küfürdür.

illa küfretmek istiyorsanız götüne koyayım deyin bari.

kitap okumayan biriyle sevgili olmak

kitap okumak eyleminin sembolik bir şey olduğunu düşünecek olursak, kendisine hiç bir şey katmayacak birisiyle hayatını paylaşma çabası genelde büyük hüsran ile sonuçlanıyor.

biseksüel erkeklerin gayleri seks aracı olarak görüp kadınlara aşık olması

yalnız burda kendi aramızda bile birilerini genelliyor olmak ne kadar üzücü. lezbiyenler maskülen, gayler feminendir stereotypeından farksız bu genelleme.

çirkin gaylere tavsiyeler

çirkin erkek yoktur az efekt vardır.

homojen dergi 14. sayı

yazıları tamamiyle okudum. herkesin eline sağlık.

homojen dergi 14. sayı

iyi oldu okuyacak bir şey arıyordum artık var kaliteli bir. dergi.

Toplam entry sayısı: 809

pasif bir direnis

yukarıdakilerin tamamına ters düşecek ama ben yazar arkadaşımıza nedense kayıt olduğum günden beri en çok önyargı topladığım kişi diyerek başlayacağım. altını çiziyorum kendisini tanımadan bende oluşan önyargılar yığını var bunlar sadece teorik iddialar olarak sıralanacak. dolu dolu yazdığını düşünmüyorum bu yüzden fırtına öncesi sessizlik savının üzerini çizdim, çok aktif olduğu doğru ama sürekli kendi açtığı başlıklarda yazıyor gibi geliyor, başlıklara bakıyorum devamını getiren kimse yine çoğu zaman yok, getiren üç beş kişi de yine karşılıklı pohpohlaştığına inandığım sabit yazarlar. alternatif yazdığı çok şey göremedim çünkü yazdıkları hep aynı tonda ilerliyor ve çizgi olarak çoktan tekrara düşmüş gibi geliyor. girdisini görünce kesin yine okunacak bir şey yazdı demeyi çok istiyorum ama şimdilik bu sefer önyargılarım yıkılacak mi acaba diye okuyorum ki bu negatif bir yaklaşım dahi olsa sonuç olarak merakla takip ediyorum. bu kesinlikle karalama kampanyası değil dediğim gibi kim olduğuna dair hiçbir fikrim yok. iletişim dahi kurmadık, bu yazdıklarım belki çok eksi tepki alacak bilemiyorum ama dediğim gibi bende istemsiz oluşan önyargıları belirtmek istedim ki içimde kalmasın. nefret etmediğim ama sevmeyi çok istediğim bri yazar. başarılar diler saygılar sunarım.

aşık olmak

adam game of thrones dizisindeki night king gibi ölüyü diriltti be daha ne yapsın!

sevgi neydi? sevgi emmekti. aman emekti. bütün emeklerim feda olsun sana.

18 mayıs 2019 ayı sözlük eurovision zirvesi

kızlaaaar yeni bir zirve ile yine karşınızdayım. kesin katılacağını bildirenlerin sayısına göre olur diyorum. kalabalık bir sayıya ulaşırsak bir mekan belirlenir şuan için neresi bilemiyorum ama halledilir. üç beş kişiyle kalırsak da birimizin evinde falan olur en kötü ihtimal. benim kapılar sonuna kadar açık. evin kapıları yani. bence bi düşünün ona göre hareket edelim derim.

(bkz:eurovision 2019)

kesinleşmiş mekan: rosso cafe ve karaoke bar
katip mustafa çelebi mahallesi, ayhan ışık sk. no:8, 34435 beyoğlu/istanbul

saat :19:00'da orada olalım, 20:00 da başlıyor diye biliyorum. netlesince yine guncellerim bakarak olun.

9 şubat istanbul ayı sözlük zirvesi

bir kaç fire dışında herkes geldi hatta yazmayıp gelenler ayrıca sevindirdi. kalp kalp kalp. gelmeyenler kudursun.

ayı sözlük'te yaşanan kutuplaşma

içi boş, çürük girdilere sahip yazarlık kariyerine sahip yazar arkadaşların sıkan paylaşımları beğenilmeyince, dışlandıklarını düşünerek kutuplaşma savlarıyla duyar kastıkları durumdur. bi sakin olup "ben ne yaptım da bir kutuplaşma meydana geldi?" diye düşünmeleri tavsiye olunur. yazdıklarınızın anlamı olmalı ki zıtlaştığınız düşündüğünüz kişilerle bir şeyler konuşabilesiniz ve ortak bir paydada buluşabilesiniz. karşısında boş ve anlamsız şeyler gören bir insan sizinle tartışıp haklı çıkmaya değer görecek bir şey bulmadıkça niye sizi taksın ki? hal böyleyken tabiki aynı değil zıt kutuplarda bulursunuz birbirinizi.

18 mayıs 2019 ayı sözlük eurovision zirvesi

kızlaaaar yeni bir zirve ile yine karşınızdayım. kesin katılacağını bildirenlerin sayısına göre olur diyorum. kalabalık bir sayıya ulaşırsak bir mekan belirlenir şuan için neresi bilemiyorum ama halledilir. üç beş kişiyle kalırsak da birimizin evinde falan olur en kötü ihtimal. benim kapılar sonuna kadar açık. evin kapıları yani. bence bi düşünün ona göre hareket edelim derim.

(bkz:eurovision 2019)

kesinleşmiş mekan: rosso cafe ve karaoke bar
katip mustafa çelebi mahallesi, ayhan ışık sk. no:8, 34435 beyoğlu/istanbul

saat :19:00'da orada olalım, 20:00 da başlıyor diye biliyorum. netlesince yine guncellerim bakarak olun.

pasif bir direnis

yukarıdakilerin tamamına ters düşecek ama ben yazar arkadaşımıza nedense kayıt olduğum günden beri en çok önyargı topladığım kişi diyerek başlayacağım. altını çiziyorum kendisini tanımadan bende oluşan önyargılar yığını var bunlar sadece teorik iddialar olarak sıralanacak. dolu dolu yazdığını düşünmüyorum bu yüzden fırtına öncesi sessizlik savının üzerini çizdim, çok aktif olduğu doğru ama sürekli kendi açtığı başlıklarda yazıyor gibi geliyor, başlıklara bakıyorum devamını getiren kimse yine çoğu zaman yok, getiren üç beş kişi de yine karşılıklı pohpohlaştığına inandığım sabit yazarlar. alternatif yazdığı çok şey göremedim çünkü yazdıkları hep aynı tonda ilerliyor ve çizgi olarak çoktan tekrara düşmüş gibi geliyor. girdisini görünce kesin yine okunacak bir şey yazdı demeyi çok istiyorum ama şimdilik bu sefer önyargılarım yıkılacak mi acaba diye okuyorum ki bu negatif bir yaklaşım dahi olsa sonuç olarak merakla takip ediyorum. bu kesinlikle karalama kampanyası değil dediğim gibi kim olduğuna dair hiçbir fikrim yok. iletişim dahi kurmadık, bu yazdıklarım belki çok eksi tepki alacak bilemiyorum ama dediğim gibi bende istemsiz oluşan önyargıları belirtmek istedim ki içimde kalmasın. nefret etmediğim ama sevmeyi çok istediğim bri yazar. başarılar diler saygılar sunarım.

ürkek

ay korkarım ben diye iki adımı gelmeye erinen yazarlara rağmen, urkmezsem gelicem dedi ve taaaa zonguldaklardan kalkıp geldi sağolsun zirveye. başta biraz ürkütüydü ama sohbetimizle biz oksaya oksaya sakinlestirdik. sempatik sessiz sakin yazar.

edit : sabaha karşı dönerken usudum diye verdiği boyunluk bende kaldı. emanetin ben de ürkek, bir sonraki görüşmede teslim edeceğim.

ayı sözlük itiraf

bir anka kuşu misali, duygularımın sönen ateşinin ardında bıraktığı küllerinden yeniden doğmasına vesile olan biriyle tanıştım.

duygusuzluk içinden geçen tam üç koca yılın ardından...

9 şubat istanbul ayı sözlük zirvesi

bir kaç fire dışında herkes geldi hatta yazmayıp gelenler ayrıca sevindirdi. kalp kalp kalp. gelmeyenler kudursun.

başlıklara ben benimdir o ben oluyorum diye yazıp duran yazar

bir özellik belirten her başlığa, kendi cümlelerini kullanarak özgün anlatımıyla tanım girmek veya konuyu yorumlamak yerine kendini dünyaya tanıtmaya ant içmişçesine o başlıkta bahsi geçen özelliğin onda da olduğunu herkes bilsin isteyen yazardır. üç girdisinden birisi içinde "ben de bu kişilerden biriyim, biliyor muydunuz?" anlamı taşıyan"ben","bkz:ben","ben oluyorum", "bu benim" benzeri bilumum örneklere denk geleceğiniz, dolayısıyla ben merkezli, muhtemelen de ilgi orospusu olan yazardır.

berber dayaması

oldukca hoş olan berberimin, traşı gereğinden fazla uzatarak elimin olduğu yeri hizalayarak alenen bastırarak yaptığı eylemdir. elim koltukla berberin bastırdığı yerinin arasında baya baya sıkıştığı için çekemediğim ama çekmeyi de beğenim doğrultusunda istemediğim için hoşuma giden küçük aksiyondur.

bir bear'la sevişirken altında kalarak can vermek

döl-le-ri-nin akışına ööööölürüm bearım, öööölürüm bearım, öööölürüm bearım oyh.

salaş meyhanedeki yorgo

açtığı başlıkların aşırı spesifik konular olmasının inanilmaz hoşuma gittiği yazardir. her gün yeni bir bilgi sayfaları gibidir adeta. yazdıkları da fena değil. okunur bu okunur.

evli bir erkekle ilişki yaşamak

kalede kaleci var diye gol atmayacak mıyız?