hornet kezbanlarından inciler
az önce çığır açacak adeta deney niteliğinde bir ilk mesaj geldi : "sesin güzel mi?". s*kilmedik bir sesimiz kalmıştı, alın o da sizin olsun.
ultra skinny
tekrar ediyorum : giyecek fizige ve bacaga sahip olmayanların en çok bok attığı pantolon kalıbı ki yaygın kullanımı super skinny olup giyemeyenlerin iddiası gibi pasif pantolonu değildir.
kendine bağlatan erkek davranışları
bağlama büyüsü yaptırmak bir erkeğin özellikle bizim dünyamızda kendine bağlatan erkek olabilmesi için en garanti yoldur. öbür türlüsü beni bağlamaz.
tanrı kelimesinden korkan müminler
anlaşılmıyor olarak gördüğüm şey şu ki tanrı ile allah kelimesini kategorilere ayırmada problem yaşanıyor. her şeyi açıklayan isimler vardır. tanrı genel bir isimdir. inanışlar içerisindeki yaratıcıyı ifade eder. allah ise özel isimdir. arapça'da ilah yaratıcı demektir. önüne getirilen el eki ile (ki bu ek ingilizce'deki the eki ile aynıdır ve ismi daha spesifik hale getirir.) allah haline dönüşür. yani el ilah tamlamasindan ibarettir. bu kelimelerin kökenleri ve hangi dilden geldiğine daha fazla girmeden basit bir örnekle açıklayayım. patlıcan yemeği yapıp sebze yemeği yaptım derseniz yanlış bir şey söylemiş olamazsınız ancak yaptığınız yemeğin patlıcandan yapıldığı ise önemli olan patlıcan yemeği demek gerekir. ayrımı bu kadar basit aslında. ikisinden de korkulacak veya çekinilecek bir durum göremiyorum.
ele alınan sıvı sabunun yarısının düşüp gitmesi
hadi sabuna alıştım da, duş jeli liften kayıp gidince yaşadığım acı kayıp hissiyatına bir türlü alışamadım. dur diyemedim o giden çikolata, lavanta, süt ve çilek kokan duş jellerine.
(bkz:
açeydim gollerimi, gitme diyeydim.)
profil sitelerinde gelen en saçma mesajlar
tanışmaya devam ederken " sana kanka diyebilir miyim?" sorusu en saçma şeylerin başında gelir. samimiyet sağlayabilmek içinmiş. madem kanka diyeceksin konustuklarimiz ne? madem başka bir yönde konuşuyoruz kanka niye? böyle böyle paradokslar.
cehenneme düşenin ilk cümlesi
bu şey değil mi ya? türkiye.
avatar: the last airbender
kimse konusundan bahsetmemiş, hemen özetleyeyim. abd yapımı bir çizgi dizi serisi. ateş hava su toprak elementlerini bükebilen bu 4 ulus barış ve uyum içinde yaşarken ateş ulusunun saldırısı ile dünya düzeni tehlikeye girer. 4 elementi de büküp ustalaşabilen ve sırasıyla birer ulustan bir bireye reenkarne olan avatar ki o dönemin hava bükücü avatarı olan ang'e normalde 16 yaşında bu bilgi verilmesi gerekirken ateş ulusunun sebep olduğu savaş sebebiyle daha erken söylenir. ang bunu kaldıramaz ve kaçar. fırtınada uçan bizonu appa ile denize düşer ve bir buz kütlesinin içine hapsolur. 100 yıl sonra güney kutbu su kabilesinden katara ve soka isimli iki kardeş onu bulup çıkarırlar. ang ateş ulusunun başındaki ateş lordunu yenip dünyayı bu tehditten kurtarabilecek tek kişidir. 4 elementte ustalaşıp bu savaşı bitirmek için macerasına katara ve soka ile başlar.
agni kai
avatar: the last airbender (son hava bükücü) adlı anime serisinin en egzotik ve insanın içine coşku veren arka plan müziğidir. ilk agni kai yani ateş düellosunun zuko ile amiral zhao arasında yapıldığı sahnede arka planda çalarken o düellonun heyecanını size yaşatan muazzam bir parçadır. tekrar açıklamaya gerek var mı bilmiyorum ama anlamışsınızdır ki aynı zamanda ateş bükücülerin düellosudur.
sertab erener
31 temmuz tarihinde sertab'ın oda müziğinden müzikale adlı konserine gittim. üç bölümden oluşan 3 saatlik bir konserdi ve muazzamdı. ilk bölüm ağlatmaya yeminli bir tavırla akustik bir bölümdü sonra coşturdu ve son bölümde profesyonel dansçılarla beraber hem söyleyip hem dans etti ve müzikal bir performans sergiledi. kapanışta ise keşke yapsa diye konserin başından beri dua ettiğim şeyi yaptı ve eurovision kostumu ve sahnesiyle every way that ı can parçasını aynı sahneleme ile gerçekleştirdi. harika bir geceydi sertab, teşekkürler.
liseli eşcinsellere tavsiyeler
kendini herkesten dört adım öne geçirecek şekilde çalış ve eğit. çünkü sorun eşcinsel olmak değil, insanların seni bununla alakalı açıkça eleştirebilecekleri kadar zayıf bir noktada olmak ya da kalmak. lise dönemi ise senin ilk dönüm noktan. bu fırsatı değerlendir.
yeni yazılım sonrası ayı sözlük
değişim yoksa gelişim de yoktur. bakıyorum da buralar epey bi değişmiş.
her yeni fotoğrafçının çektiği klişe kareler
anlaşılmayan şudur ki her işin klasikleri vardır ve temel alınan nokta budur. yukarıda sayılanların tamamı bilinenden yola çıkarak ileride kendini bulmaya giden tek yoldur. hiçbir fotoğrafçı kendi kendine birden ortaya çıkıp muazzam ve hiç kimsenin görmediği tekniklerle çekilmiş fotoğraflar ortaya koyamaz. kedi ile çiçek ile başlar sonra bir bakmışsınız hiç kimsenin dikkat etmediği detayları görüp fotoğraflarıyla değerli hale getirmeye başlar.klişeler orijinalliğe açılan yegane kapıdır.
yalnızlık
çok abartılmış bir olgu değil de nedir? yalnızlık tam anlamıyla keşfedilmemis bir kitadir. orada istediğiniz dünyayı kurma şansına sahipsinizdir. değerini bilin artık. iyi ya da kötü olması kişiye bağlı. yalnızlık bir sıfır noktasıdır. yeniden başlama çizgisi...
toplu taşıma araçlarındaki geveze teyze
doğadaki örneği : televizyona konup duran sinek
cinsiyetçilik
adam gibi yerine insan gibi, insanoğlu yerine insanlık gibi söylemlerimize dikkat etmekle bir an evvel aşmaya başlamamız gereken zihniyet hastalığıdır.
ciddi ilişki
aslında hepimizin içten içe istediği bir yaşam şekli, ama sonra bir gülme falan geliyor galiba, bir bakıyorsun ciddi sıfatı uçmuş gitmiş.
sense8
evdeki abur cuburun ben farketmeden bitmesi gibi bir hüsranı bitisiyle bana yaşatan dizi.
göbek üstü tişört
özellikle yağsız karna sahip olup taşımasini bilen kızlara çok yakışan ve birazcık özgüven ile de inanılmaz havalı duran, türkçesi bildiğim kadarıyla olmayıp adı crop top olan üst beden giysisidir.
türkiye'de bilim
ne bileyim? ne biliyim? biliyim... biliim.. bilim.